Baykal: Başbakan olduğunu hatırlattım

Başbakan Erdoğan’ın maganda sözü için kendisine dava açmasını değerlendiren CHP lideri Deniz Baykal, “Üslup ayarlaması yapmasını istedim, yararlı oldu. Başbakan olduğunu hatırlama fırsatı buldu" dedi.

03.03.2009 - 17:13

Baykal: Başbakan olduğunu hatırlattım

CHP Genel Başkanı Deniz Baykal, partisinin TBMM grup toplantısında yaptığı konuşmada, geçen hafta açıkladığı 7 maddelik ekonomiye yönelik önlem paketini kamuoyunun ilgiyle karşıladığını, ancak Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın, birdenbire üslubunu bozduğunu, çok sinirli, asabi şekilde, Mardin'de ''Ne biliyorsanız söyleyin, uygulamazsam siyaseti bırakırım'' dediğini anımsattı.


"SAYGI GÖRMEK İSTİYORSAN, SAYGI GÖSTER"
Başbakan, bize çok saygısız, kırıcı üslupla, içindeki nefreti, kızgınlığı, olumsuzluğu yansıtan bir anlayışla hakaretamiz şekilde cevap vermeye kalkıyor. Ciddi konuşuyor, ben görevimi yapıyorum. Sen de görevini yap. Topluma karşı sorumluyuz; ciddi, sorumlu ol. Bu kızgın üslubunu kimse dinlemek zorunda değil. Saygı görmek istiyorsan, saygı göstereceksin.''

''Maganda üslubu Başbakan'a yakışmıyor'' dediğini anımsatan Baykal, Başbakan'ın kişiliğiyle ilgili bir nitelemede bulunmadığını ancak hareketleri, sözleri ve üslubuyla ilgili değerlendirme yaptığını, yapacağını dile getirdi.

"BANA NELER SÖYLEDİ, KILIMI KIPIRDATMADIM"
Baykal, ''Yanlış yaptı mı cevabını alır. O bize neler söyledi, ben hiç kılımı bile kıpırdatmadım'' dedi.

Baykal, Erdoğan'ın, ''CHP'nin cibilliyeti yok'' dediğini, tespih çeker gibi, ''alçaktır, şerefsizdir'' laflarını diline pelesenk ettiğini, kendisine ''40 fırın ekmek ye, öğren de gel'' söylemini kullandığını belirtti.

Erdoğan'ın, CHP'lilerin bir kanun maddesinde çok önerge vermesi üzerine, ''Siyasi ahlak ve etikten uzak bunlar'', Sinop Boyat Tüneli'nin açılışında AK Parti'li bir görevliye, ''Beni şimdi küfrettireceksiniz'' dediğini iddia eden Baykal, şöyle konuştu: ''Vatandaşlara, 'Askerlik yan gelip yatma yeri değildir' dedi, Mersin'deki çiftçiye, 'Lan terbiyesizlik yapma, ananı da al git'' dedi, 'Satılık böbrek' diye pankart açan vatandaşa, 'Burası sakatatçı değil' dedi, çiftçinin durumunu soran bir vatandaşa, 'Bu millet yatıp kalkıp size mi çalışacak' dedi, bir gazeteciye, 'Ya sev ya terk et', 'Bunlar kedileriyle, köpekleriyle yatar, kalkar' dedi. Bir Başbakan'ın üslubundan örnekler... 'Oraya üç nokta koyuyorum' dedi. Bu üsluba, -kendisine demiyorum, ben demiyorum, diyen der- maganda üslubu demekten daha doğal ne olabilir? Almanya'da, yanında Büyükelçi, herkesin bağrı yanmış, paraları kaptırmışlar, şikayet eden birisini duyunca, 'Söyleyin şu sahtekara ne istiyormuş' dedi, Büyükelçi'yi de yuhalattırdı. Şimdi, böyle bir üsluba yönelik yaptığım değerlendirmenin haklılığından zerrece kuşku duymuyorum.''

"MAHKEMEYE HİÇ GİTMEDİM"
CHP Genel Başkanı Baykal, Erdoğan'ın, ''sonuncusuyla birlikte kendisini 5 kez mahkemeye verdiğini" söyledi.

Deniz Baykal, bu davalardan 4'ünü mahkemelerin reddettiğini, bunun üzerine Yargıtay'a gidildiğini, Yargıtay'ın da bu davaların 3'ünü onadığını, 4'üncüsünün de henüz karar aşamasında bulunduğunu'' anımsattı.

Erdoğan'ın, ''Başbakan, yalan söylüyor'', ''Sahtekarlık yapıyor'' dediği için kendisini mahkemeye verdiğini, mahkemenin ise reddettiğini ifade eden Baykal, Erdoğan'ın kendisine yönelik sözlerine rağmen bir kez dahi mahkemeye gitmediğini kaydetti.

Baykal, ''Başbakan, umarım bundan sonra üslubuna da dikkat etme ihtiyacını hisseder. Daha sorumlu davranma gereğini duyar. Umarım ona, bizim bu yaklaşımımız bir ders olur. Daha nazik, daha başbakanlığa yakışan bir anlayışın, üslubun içine girer'' görüşünü savundu.

"AĞAÇ KESMEKTEN MAHKUM OLDU"
Baykal, Başbakan Erdoğan'ın dün, ''Biz, ağaç kesenin başı kesilir anlayışı içinde yetiştik'' dediğine işaret ederek, Erdoğan'ın ağaç kesmekten 10 ay mahkum olduğunu ifade etti.




CHP Genel Başkanı Deniz Baykal, CHP TBMM grup toplantısında yaptığı konuşmada, işsizlikle mücadele konusunda muhalefetin önerilerini soran Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'a, ''Git öğren de gel. IMF'ye sor, özelleştirmeden vazgeç'' demediklerini ifade ederek, ''Denilmeyeceği için değil, Türkiye yanıyor. Pratiği olan, uygulanabilir çare söylemek lazım. 7 çare söyledik'' dedi.

Deniz Baykal, her gün ekonominin gidişiyle ilgili herkesi üzen, kaygılandıran yeni açıklamalar yapıldığını ifade ederek, ''Ekonomik kriz diye nitelenen sürecin, gelip geçici, sıradan, bize teğet geçecek, bizi etkilemeyecek, en dip noktasına ulaşılmış, artık düzelmeye başlamış olan bir geçici sıkıntı dönemi olmadığı, tam tersine giderek daha derinleşen, nihai noktasına henüz ulaşamadığımız yeni yeni gelişmelerle insanları daha da kaygılandıran bir ekonomik kriz tablosuyla karşı karşıya olduğumuz artık açıkça anlaşılmıştır'' dedi.

İHRACAT RAKAMLARI
İhracatın Şubat ayında yüzde 35 azaldığını hatırlatan Baykal, ''Bunun, övünülen ihracatın artışının ne kadar temelsiz ve yapay koşullara bağlı bir tablo olduğunu gösterdiğini'' söyledi.

Baykal, TL'nin çok ciddi şekilde değer kaybı içine sürüklendiğini, doların 1.70'e, Avronun 2.17'ye çıktığını ifade ederek, iş çevreleri ile sendikaların ''kaygı verici'' gelişmelere dikkati çeken açıklamalar yaptıklarını anlattı.

''ÇOK ACI TABLOLAR"
''Çok acı tablolarla, olaylarla karşı karşıyayız'' diyen Baykal, Başbakanlık Merkez Binası önünde, borçlarını ödeyemez duruma gelen emekli polis memurunun eylem yaparak, kamuoyunun dikkatini çekmeye çalıştığını anımsattı. Baykal, ''2001 krizinde yaşadığımız yazar kasa atma olayına paralel şekilde, şimdi devletin emekli polisinin, güvencesi olan bir polisin ne hale düştüğünü dramatik şekilde görme durumunda kaldık'' dedi.

''50 KURUŞLUK ÇAY, VERESİYE YAZDIRILIR HALDE''
Güneydoğu Anadolu'ya giden milletvekillerinden raporlar aldığını ifade eden Baykal, milletin artık çay parası ödeyemez halde olduğunu, veresiye yazdırdığını iddia etti. Baykal, ''50 kuruşluk çay, Türkiye'de veresiye yazdırılır haldedir'' diye konuştu.

Türkiye'deki ekonomik kriz sonucu ortaya çıkan manzaralardan örnekler veren Baykal, Diyarbakır Organize Sanayi Bölgesinde fabrikaların yarısının kapandığını, bir vatandaşın oyunu satılığa çıkardığını söyledi. Baykal, bu manzaraların arkasında, Hükümetin uyguladığı yanlış ekonomi politikası, krizden sonra da tedbirler paketi arama ihtiyacı hissetmeyen iktidarın sorumsuzluluğu bulunduğu iddia etti.

''FABRİKALAR KAPATAN İKTİDAR''
Baykal, ''Yıllarca yanlış ekonomi politikası uygulandı. Bunun Türkiye'yi getirdiği yer, işte burasıdır. Bu ekonomi politikasında, Türkiye'de fabrikalar açmak amaçlanmadı. İçinde bulunduğumuz dönem bizi gerçeği görme noktasına daha iyi getirmiştir. AKP iktidarının fabrikalar açan bir iktidar olmadığı, tam tersine fabrikaları kapatan bir iktidar olduğu yaşanan gerçeklerle ortaya çıktı. AKP iktidarının borç ödeyen değil, borç yapan bir iktidar olduğu anlaşılmıştır. AKP iktidarının işsizliği yenen değil, işsizliği artıran bir iktidar olduğu net bir şekilde ortaya çıkmıştır. AKP iktidarının gelir dağılımını düzelten değil, bozan, yoksulluğu yaygınlaştıran bir ekonomi politikası uyguladığı ortaya çıkmıştır. AKP iktidarının vergi adaletini sağlayan değil, vergi adaletsizliğini artıran, gücü az olandan daha az vergi alan bir iktidar değil, gücü az olandan daha fazla vergi aldığı ortaya çıkmıştır. Bölgesel adaletsizlik, AKP iktidarıyla azalmamış, artmıştır... Bu tablo, sürdürülemez. Uluslararası sıkıntı ortaya çıktıktan sonra Hükümet, 'bizim yapmamız gereken hiçbir şey yok' anlayışı içinde ortaya çıktı. Bunun sonucunda da Türkiye uluslararası sorunların en ağır yaşandığı ülke haline geldi'' şeklinde konuştu.

''GARABET, SIKINTI, RAHATSIZLIK VAR''
Hükümetin, ekonomik kriz karşısında hiçbir tedbir almadığını, her şeyin kendi haline bırakıldığını iddia eden Baykal, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın ''Eğer bildikleri bir çözüm varsa çıksınlar, söylesinler. Onları çözümlerini söylemeye davet ediyorum. Eğer çözüm söylerler, ben de uygulamazsam siyasi hayatımı noktalamaya hazırım'' dediğini anımsattı. Demokratik bir ülkede iktidarla muhalefetin tartışacağını, bunun doğal olduğunu belirten Baykal, ''Ama sen söyle, 'uygulamazsam siyaseti bırakırım.' Bu, nereden icap ediyor? Sana, 'siyaseti bırak' diyen yok. Sana, 'tedbir al' diyoruz... 'Ne tedbir biliyorsan söyle' dersin. Ben de tedbirimi söylerim. 'Ne tedbir biliyorsan söyle, uygulamazsam siyasi hayatımı bitiririm...' Burada bir garabet, sıkıntı, rahatsızlık, huzursuzluk var. Tedbiri dinlemekle meşgul değil. Tedbiri uygulama niyetinde mi, değil mi kuşkulu. Meydan okumak, kavga çıkarmak... Biz, şikayet ediyoruz. Tedbirimizi sor, söyleyelim. Uygularsın uygulamazsın, beğenirsin beğenmezsin. Sana, 'siyaseti hayatını bitir' diyen de yok. Kendisi söylüyor. Bu garabeti gördük ama görmemezlikten geldik. İktidar bizi çağırmış, çare söylememizi istiyor. Çaremiz de var. Söylemeyelim mi? En doğal görevimiz değil mi? Dünyanın her yerinde iktidar muhalefet el ele verip çare aramıyor mu? ABD'de Kongresinde Demokratlar ile Cumhuriyetçiler biraraya gelmediler mi? Böyle bir çare aranacaksa, elbette iktidar ve muhalefet bir araya gelecek, düşündüklerini söyleyecek'' dedi.

Baykal, bu sorumluluk duygusu içerisinde, uzun süredir üzerinde durdukları ve defalarca söyledikleri önerileri, 7 madde halinde tekrar ortaya koyduklarını anımsattı. Baykal, 22 Ekim 2008 tarihinde yapılan CHP grup toplantısında da ''Türkiye olarak hemen şunları yapalım'' diye 9 maddelik çözüm paketini önerdiklerini hatırlattı.

''POLEMİK YAPMADIK''
Deniz Baykal, önerilerini söylediklerini belirterek, ''Siyasetçiler arasında böyle bir meydan okuma olduğu zaman, genellikle küçümsenir. Başbakan, çıkar 'Bildiğin çareyi söyle' der. Öbürü de 'çare bilmiyorsan, orada oturmaya ne hakkın var. İktidar acizlik yeri değildir. Bilmiyorsan, başbakanım diye ne dolaşıyorsun. Geldiğim zaman gösteririm' der. Böyle polemikler yapılır. Biz, bunu yapmadık. Yapılamaz olduğu için değil, Türkiye'nin şartları çok ciddi olduğu için. 'Buna gerek yok' dedik ve o üsluba girmedik. Ya da ne denir? 'Yıllardır izlediğin politikanın doğal sonucudur. 'Özelleştirme yapar mısın, işte böyle olur. IMF ile kol kola girer misin, işte böyle olur' denilir. Pratiği, uygulaması olmayan, genel siyasi cevap verilir. Biz, bunu yapmadık. Bu söylediğim yanlış olduğu için değil. Şu anda Türkiye, kritik bir noktada. İktidarın uygulayabileceği, pratiği, uygulanabilirliği, geçerliği, anlamı olan somut öneriler söylemek lazım. Buna inandığımız için işi yokuşa sürmedik, çıkmaza sokmadık. 'Git öğrende gel' demedik. 'Yıllardan beri aklın başına gelmedi de bugün mü geldi' demedik. 'IMF'ye sor' demedik. 'Özelleştirmeden vazgeç' demedik. Denilmeyeceği için değil, Türkiye yanıyor, yangın yerine dönmüş Türkiye... Pratiği olan çare söylemek lazım, uygulanabilir çare söylemek lazım. 7 tane çare söyledik. İyi niyetle, ciddiyetle, yapıcı bir anlayışla söyledik'' ifadelerini kullandı.

1 MART TEZKERESİ
Baykal, ABD'nin Irak'a karşı gerçekleştirdiği askeri harekata destek vermeyi, Türkiye topraklarının yabancı askerlere açılmasını öngören tezkerenin, CHP'nin öncülüğünde 1 Mart 2003 tarihinde Mecliste reddedilmesine de değindi.

Türkiye'nin, Irak'a yönelik askeri harekatın bir parçası, tarafı olmasının yanlış olduğunu ifade ettiklerini, CHP'nin haklılığının ortaya çıktığını anlatan Baykal, bugün ABD'de yeni yönetiminin tezinin de Irak'taki askerlerin geri çekilmesi olduğunu söyledi. Baykal, ''Bir kez daha CHP haklı çıkmıştır'' diyerek, CHP?nin ortaya attığı düşüncelere, tezlere, AK Parti içinden destek geldiğini ve Türkiye'nin ciddi bir tehlikeden arındırılmış olduğunu öne sürdü.

Baykal, askeri harekata katılmadığı için Türkiye'nin bugün bölgede, barışın sağlanması, istikrarın gerçekleştirilmesi açısından çok daha etkili bir konumda olduğunu kaydetti.

İsrail'in saldırıları sonucu, Gazze'de 1300 kişinin katledildiğini, herkesin vicdanının sızladığını belirten Baykal, ''Gazze'deki haksızlıklar karşısında Aslan kesilenlerin, Irak'ta 1 milyon insanın öldürülmesini görmemezlikten gelmelerinin, kabul edilemeyeceğini'' söyledi.

''VATANDAŞLIK NUMARASINI İŞLETİN''
CHP'nin yerel yönetimlere ilişkin temel yaklaşım ve hedeflerini ortaya koyan yerel seçim bildirgesi hakkında bilgi veren Baykal, vatandaşları da 29 Martta sandık başlarında sorun yaşamamaları için nüfus cüzdanlarına Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlık numaralarını mutlaka işletmeleri konusunda uyardı.

Grup toplantısına, CHP Ankara Büyükşehir Belediye Başkan adayı Murat Karayalçın da katıldı. Karayalçın'ı, grup toplantısında görmekten duyduğu mutluluğu dile getiren Baykal, Karayalçın ve ekibinin çok başarılı bir kampanya yürüttüklerini söyledi. Baykal, ''Karayalçın, Ankara için yeni umut ışığı yaktı'' dedi.

  • Etiketler :

Sayfa Yükleniyor...