Baykal ilk kez meydana çıktı

İlk seçim mitingine Adana’yla başlayan CHP lideri Deniz Baykal, hükümete yönelik sert eleştirilerde bulundu. Baykal, “Seçim öncesinde buzdolabı dağıtarak oy almak demokrasi mi yoksullukla mücadele mi? Demokrasi yozlaşıyor” dedi.

Haberler 21.02.2009 - 19:17

Baykal ilk kez meydana çıktı

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın meydana çıkmıyor diye eleştirdiği CHP Genel Başkanı Deniz Baykal, seçim mitinglerine Adana’dan başladı. Uğur Mumcu Meydanı’nda yaklaşık 10 bin kişiye seslenen Baykal, ağırlıklı olarak Deniz Feneri dosyası, bir medya grubuna kesilen vergi cezası, dokunulmazlıkların kaldırılması, işsizlik ve yoksulluk konuları üzerinde durdu.

Vatandaşlara, “Halinizden memnun musunuz? Gece evinizde rahat uyuyor musunuz? İşiniz gücünüz var mı? Aldığınız sattığınız birbirini karşılıyor mu? Geçinebiliyor musunuz?” diye sorarak başladığı konuşmasında, Başbakan Erdoğan’ı açık oturuma davet eden Baykal, şöyle devam etti: “Gel başbakan televizyona çıkalım ben sorayım sen cevap ver, sen sor ben cevap vereyim. Ama kaçıyorsun, çünkü senin korktuğun sorular bende. İstersen tek çıkalım, istersen tarafsız gazetecilerle birlikte çıkıp onların sorularını cevaplayalım. İstersen her görüşten gazetecileri çağıralım, soruları onlar sorsun. Kim doğru söylüyor, kim kıvırıyor millet görsün. Medyayı ağır para cezasıyla susturmaya çalışıyor. Bazı gazetecilerin Başbakanlığa girişini yasaklıyor, bazı gazetecilerin mitinge katılmasını önlüyor. Bu mu demokrasi anlayışı?”

Baykal, Başbakan Erdoğan’ın seçim mitinglerinde halka hitap ederken işsizlikten, yoksulluktan bahsetmediğini belirterek, “Diyojenleri karıştırıyor, Ziya Paşa’dan deyişler aktarmaya çalışırken eline yüzüne bulaştırıyor. Palavrayla milletin karnı doymuyor” dedi.

DENİZ FENERİ'NDEN AKP TELEVİZYONUNA
Yolsuzluğu bir kişinin yapmadığını savunan Baykal, “Deniz Feneri Derneği”yle ilgili şunları söyledi: “Dernek kuruluyor, dernek, şirket kuruyor yolsuzluk yapılıyor. Niye dernek kuruyorsun, hayır için mi? Adam derneği kurmuş Almanya’da. Orada vatan hasretiyle yüreği yanan, Ramazanda ‘vatan’ diyen, ‘millet’ diyen, ‘işsiz kalmış hemşehrilerim’ diyen insanlara gidiyor, ‘yapacağın hayrı gel bize ver, biz en iyi şekilde yerine ulaştırırız’ diyor. Onlar da ellerindeki, avuçlarındaki kaynakları bunlara veriyorlar. Sonra ne oluyor? Oradan alıyorlar, ’ye kurye ile taşıyorlar. Teşkilat var ya, herkesin görevi var, kurye alıyor parayı getiriyor. Nereye getiriyor? İstanbul’a, Ankara’ya, orada şirket kuruluyor, başka ne kuruluyor? Televizyon kuruluyor, televizyon...”

Kurulan televizyonun iktidara destek olduğunu öne süren Baykal, “O televizyon kimin televizyonu oluyor. Ergenekon’un televizyonu mu oluyor, kimin televizyonu oluyor? AKP’nin televizyonu oluyor” dedi.

Baykal, sözlerini şöyle sürdürdü: “Aradan aylar geçti halen dosyanın gelmediğini söylüyorlar. Biz ‘ne oldu bu iş’ diyoruz ‘Almanya’dan dosyayı istedik’ diyorlar. Allah aşkına elinizi vicdanınıza koyun Almanya’da dosya olmasa, Almanya’da bu insanlar yargılanıp mahkemeye çıkmasa biz bir şey yapmayacak mıyız, bizim bir şey yapmamız gerekmiyor mu? Yani biz Almanya’ya bağımlı mıyız? Orada yolsuzluğu yapanlar, yolsuzluğa para kaptıranlar bizim vatandaşlar, Türkiye’nin vatandaşları. Buraya getiren kuryeler Türkiye’nin vatandaşları. Üstelik önemli devlet noktalarında, RTÜK’ün başında. Yolsuzluğu yapan vatandaş, parası çalınan vatandaş, aracılık yapan vatandaş, buraya getirenler vatandaş, burada kullanılan şirketler Türk şirketleri, kurulan Türk televizyonu. ‘Almanya’dan dosya bekliyoruz, gelsin bakacağız’ diyorlar. Almanya’dan dosya gelmese bu yolsuzluğun karşısında gerekeni yapman gerekmiyor mu? Senin kanunun, senin emniyet güçlerin yok mu, savcın yok mu, yargın yok mu, adaletin yok mu, kanunun yok mu? Almanya’dan dosya bekliyormuş, Deniz Feneri dosyasını Almanya’dan kaplumbağanın sırtına koysalar gelirdi. Yılın yarısı geçti hala dosya yok. Aslında yok olan dosya değil, yok olan niyettir, niyet.”



AL SANA DOSYA
Baykal, konuşma yaptığı kürsünün üzerinde duran kırmızı klasörü mitinge katılanlara göstererek, “Bunun üzerine dosyayı Cumhuriyet Halk Partisi getirdi. Geçenlerde Meclis’te gösterdik, al sana dosya” dedi.

Deniz Feneri dosyasını yakından takip ettiklerini ifade eden Baykal, konuşmasını şöyle sürdürdü: “Bu yolsuzluk yapanları başbakan tanıyor mu? Tanımıyorum der gibi oldu, sonra fotoğraflar çıktı, tanıyor. Peki bu yolsuzluk yapanların faaliyetlerine himaye getirmiş mi başbakan? Evet getirmiş. Bunlara bir kanun çıkarmış, demiş ki ‘siz devlete, millete yararlı derneksiniz’. Öyle deyince devlet teşkilatı bunlara açılıyor. Çünkü, başbakan önce bunlara rütbeyi vermiş. Sonra demiş ki ‘vergiden de muaf ediyorum, vergi vermeyeceksiniz’ demiş. Bu vatanın huzuru ve barışı için sınırda canını veren Mehmetçik’e yardım etmek için kurulmuş dernek vergi veriyor, bu sahtekarlar vergi vermiyor AKP sayesinde.”

Baykal, “Türkiye’de her yerde yolsuzluk olduğunu, üstelik resmi himaye altında yapıldığını” savunarak, “Bu nedenle, bu seçimlerin sadece yerel değil, genel seçimler olduğunu söylerken bunları kastediyoruz. Bütün bunları bilin ve seçimde oyunuzu kullanırken dürüst, namuslu olanları bulun” diye konuştu.

OY KULLANIRKEN DENİZ FENERİ'NİN HESABINI SORUN
Seçimde oy kullanırken Deniz Feneri’nin de hesabının sorulmasını isteyen Baykal, şöyle dedi: “Bu yolsuzluğu yapanlar bir de dinden, imandan bahsediyorlar. Allah, peygamber, din, iman diyorlar. Peki yaptığın ne senin? Bu sahtekarlara hak ettiği şamarı vuracak mısınız? Buna mecburuz. Türkiye’de bu kadar olay yaşanıyor, Türkiye’de bir başbakan var, hükümet var, ekonomi yangın yeri, işsiz sayısı patlamış, fabrikalar kapanmış, iş yerleri dükkanlar kapanmış, halk ızdırap içinde. Başbakan bu konuları konuşuyor mu? meydana çaktığında bir gün işsizlikten bahsettiğini görüyor musunuz? Onun için varsa yoksa Cumhuriyet Halk Partisi, varsa yoksa medya.”

“Ergenekon’un kasası”nın arandığını ifade eden Baykal, şöyle devam etti: “Araya araya bulamadılar. Birisini buldular, ‘işte kasa bu’ dediler. Adam vefat etti, cenazesini belediye kaldırdı. Şimdi bir sendikacıyı bulmuşlar. Türk Metal Sendikasının sayın başkanını. ‘Kasadır’ diye onun üzerine gidiyorlar. Sen işçiden kasa çıkarmayı bırak, sen kasa arıyorsan etrafına bir bakıver, etrafında çok kasa var senin, çok kasa var. İşte o kasalardan birisi de Deniz Feneri kasası. Televizyon kanalı kurulmuş, AKP’ye destek oluyor, vatan adına, millet adına, ahlak adına, din adına iş yaptıklarını söylüyorlar. Oysa dibinde ne var? Dibinde yetimin hakkı var, haram var haram? Şimdi bu millet bunu görecek o kanalı dinleyecek bunlara oy verecek, bunlar da millete hizmet edecek, hayırlı çalışmalar yapacak, Türkiye kalkınacak, olur mu böyle bir şey? Sen de akıl yok mu, sen de zeka yok mu, sen de vicdan yok mu?”

Baykal, “Yolsuzluklar yaygınlaşıyor. Bunun adı demokrasi öyle mi? Seçim öncesinde buzdolabı dağıtarak oy almak demokrasi, yoksullukla mücadele mi? Bu yozlaşma çürüme... Demokrasi yozlaşıyor. Bu gidişe durmak milletin elindedir” diye konuştu.

Sayfa Yükleniyor...