Bilge köyü raporu: Sosyal patlama

Mardin Artuklu Üniversitesi, Bilge köyündeki katliamın nedenlerini araştırdı. Ürkütücü raporu NTV'ye açıklayan rektör Prof. Omay, şiddete yönelik ağır bir şizofrenik yapı tespit ettiklerini ve yeni katliamların yaşanabileceğini belirtti.

20.05.2009 - 23:55

Bilge köyü raporu: Sosyal patlama

Mardin Artuklu Üniversitesi, Bilge köyünde yaşanan katlimanın nedenlerini araştırdı. Üniversitenin rektörü Prof. Dr. Serdar Bedii Omay, araştırmanın sonuçlarını Canlı Gaste'ye anlattı.


Omay olayı, "Çok katmanlı bir soyal problemin ve ağır bir şizofrenik yapının birikimlerinin patlaması... Kökenleri 16. yüzyıla kadar gidiyor" diye açıkladı ve "Önleyici sosyal hekimlik önemli. Benzer husumetler yaygın ve tekrar edebilir. Öncelikli konu husumetlerin saptanması olmalı" dedi.

Can Dündar'ın soruları ve Prof. Omay'ın açıklamaları şöyle:

Can Dündar: Köye en son ne zaman gittiniz ve gözlemleriniz nelerdi? Prof. Omay: Köyü en son geçtiğimiz hafta içinde ziyaret ettim. Karışık duygular vardı; hüzün, intikam, öfke, cehaletin farkındalığının meydana getirdiği pişmanlık... Bazı aileler köyden göç etti, bazı insanlar uzaklaştı. Bilge köyü artık 30-40 civarında insanın yaşadığı bir yer.

Böyle bir olayın şehrimizde meydana gelmesi, biz akademisyenleri de duygusal ve zihinsel şoka soktu. Artuklu Üniversitesi son kurulan üniversiteler grubundan. Sanki bu durumu hissetmişiz gibi, bir sosyal bilimler üniversitesi olma yolunda adımlar attık. Ağırlıklı olarak sosyoloji bölümünden ve çeşitli dallardan 50 kadar araştırma görevlisi üniversitemizde göreve başladı. Bu konuyla ilgili de genç öğretim görevlilerini ekip halinde görevlendirdik.

Bu arkadaşlar her gün, gece ve gündüz köyde kendilerini tanıttı ve herklesle görüştü. Anket çalışmaları yaptılar. Sosyoloji ve psikoloji biliminin usullerini kullanarak ön incelemelerini tamamladılar. Sonuç şöyle çıktı; Çok katmanlı bir sosyal problemin, buz dağının üzerindeki zirvesi gibi; şiddete endeksli, sosyo-psikolojik ağır bir şizofrenik yapıyla karşılaştık. Böyle olayların ardından klasik olan bir reddetmedir. Sosyal topluluklarda 'böyle bir katliamı yapanlar bizden değildir' mantığı çalışır ama burada böyle bir şey yok.

Bu katliamı köyün insanları birbirlerine yaptılar; bunu akademisyenler de ve Türkiye de kabul etmeli. Bunu yapmadan ne teşhis konulabilir ne de tedavi geliştirebilir.

Can Dündar: Şizofrenik yapı, hangi vesilieyle kendini gösterdi, hangi neden baskın oldu?
Prof. Omay: Son derece basit gibi görünüyor. Birkaç yüz metrekarelik arazi davası ya da verilmeyen bir kız davası gibi iddialar atılıyor ortaya. Adli soruşturma devam ediyor tabii... Yargıda bulunmak bana düşmez ama ama bu iddialar, bu olay üzerinde hiçbir zaman rasyonelize etme imkanı olmayan sebepler.

Can Dündar: O köyü bölgeden ayıran bir özellik var mı?
Prof. Omay: Hayır yok. Bu köyde vuku bulan bir olayla karşılaştık ama benim kanaatim bu örneğin bölgedeki birçok köyde de olabileceği. Sosyal psikoloji bilimi; raporda vurguladığımız gibi, örnekler bu gibi şiddet eylemlerinin tekrarlanacağını gösteriyor. Önleyici sosyal hekimlik etkili olur...

Can Dündar: Nedir bu çok katmanlı sosyal problemler. Nasıl fay hatları üzerinde oluştu bu cinayet?
Prof. Omay: Tarihi bir arka planı var. 15-16 yüzyıldan itibaren başlayan bir şey. Yavuz Sultan Selim'in Kürt bölgelerini Osmanlı'ya bağladığı döneme kadar derinlemesine gitmek gerekiyor. Osmanlı'nın Türk boyları üzerindeki politikası, devleti tehdit etmelerine mani olacak bir şekilde obaları ve boyları birbirinden ayırmak ve parçalamak şeklindeydi. Ama Kürt bölgelerinde bunu uygulamayıp mirlik sistemine geçmiş. Bu sistem ile bölgeyi idare etmiş ve aşiret yapısında herhangi bir dağılmaya yol açmamış. Bu sistem 400 yıl kadar bölgede adaletli, kendi gelenekleri içerisinde bir yapının Osmanlı'ya bağlı olarak sürmesini sağlamış.

Osmanlı'nın modernleşme ve batılılaşma süreciyle birlikte başlayan dönemde, merkezileşmenin ortaya çıkışı ve bu kaygısıyla mirlik sisteminin ortadan kaldırılması; sosyal kaosun ortaya çıkmasına neden oldu. Sonrasında biliyorsunuz Hamidiye Alayları meselesi... Belli aşiretlerin Sultan'a bağlı olarak öne çıkarılması ve araya nefretin girmesi. Koruculuk sistemi gibi ama orada dış tehdite karşı bir koruma duvarı var. Burada ise tamamen bir bölgede kendi içindeki bir tehdite karşı bir yapılanma söz konusu.

Can Dündar: Bu kadar birikmiş, üst üste binen katmanlarla oluşmuş bir sorun tekrar zuhur bulabilir. Bu açıdan ne öneriyorsunuz?
Prof. Omay: Öncelikle, saha araştırmalarını yoğunlaştırarak, halka halka bölgeye yayarak önleyici sosyal hekimlik tarzında, benzer korucu köylerindeki husumetleri herhangi bir hadiseye sebebiyet vermeden tespit edebilmeyi amaçlıyoruz. Sosyal sorumluk projesi saptamak gerekiyor.

Can Dündar: Benzer husumetlerin yaygın olduğuna dair bir saptama var mı?
Prof. Omay: Maalesef var. Kan davası demek zor. Kan davasının gelenekle ilişkisi var. Meydana gelen şiddet olaylarında kan davasının raconuna da uymayan bir yapılanma var. Daha önce de değinmiştim; Güneydoğu toplumunun kapalı aşiret yapısının gelenek ile modernleşme arasındaki sıkışıklığının meydana getirdiği bir sıkıntı bu. Araştırmamızda bu tekrar kendini gösterdi.

Can Dündar: Zamanlama olarak bir anlamı var mı bu katliamın? Mardin'in bunca yıl medeniyetler yatağı, uygar, çatışmasız bir kent olması... Şimdi böyle bir şeyin yanardağ gibi fışkırması... Zamanlamayla ilgili bir şey; neden şimdi?
Prof. Omay: Mutlak bir cevap vermek zor ama İbn-i Haldun'un tarih felsefesini işlediği Mukaddimesi'ne atıf yapmak lazım. Asabiyet kavramından bahseder ve nicel birikimlerin nitel patlamalara sebep olması; o meşhur diyalektik kaideyi ilk söyleyenlerden bir tanesidir. Modernitenin etik ilkelerinin kapalı aşiret yapılarına nüfus edememesi ile, nitel patlama noktasına gelindi diye yorumluyorum. Ama daha çok çalışmak gerekir.

Can Dündar: Mardin Valisi, çözüm önerisi olarak kızların okula gönderilmesi konusuna değindi. Ailelerin elini kolaylaştırması açısından kız okuları yararlı olacağını söyledi. Siz ne düşünüyorsunuz?
Prof. Omay: Vali Bey son derece özverili ve yoğun çalıştı. Yakın dostum ve çok uğraştığını biliyorum. Bunun da samimi bir öneri olduğunu düşünüyorum. Ama konunun üzerinde biraz daha ayrıntılı olarak durmak hatta 'çözümün yerelliği çözümün sürekliliğini getirir' sloganı içinden çözüm üretmek yararlı olur. Valimizin önerisini de yerel çözüm önerilerinden bir tanesi olarak görüyorum. Biraz daha çalışıp, sistemleştirerek düzenlemek gerekli.

  • Etiketler :

Sayfa Yükleniyor...