Başbakan Binali Yıldırım, Bosna Hersek Bakanlar Konseyi Başkanı Denis Zvizdic ile Bosna Hersek'in başkenti Saraybosna'da Türk girişimciler tarafından kurulan Uluslararası Saraybosna Üniversitesi'ni ziyaretinde akademisyen ve öğrencilere hitap etti.

Yıldırım, Balkanlar'ın kalbi, Türkiye'nin gönlünde büyük yeri olan dost ve kardeş Bosna Hersek'i ziyaret etmekten büyük bir memnuniyet ve mutluluk duyduğunu söyledi.

Uluslararası Saraybosna Üniversitesi'ne 8 Ekim 2013'te üniversitenin 10. yıl akademik açılışı dolayısıyla geldiğini anımsatan Yıldırım, "bilge kral", "büyük düşünce adamı" ve "devlet adamı" olarak nitelediği kurucu lider Aliya İzzetbegoviç'i de rahmet ve şükranla andığını kaydetti. Yıldırım, "O, düşünce dünyamızın kutup yıldızlarından biriydi" dedi.

"Yüzyıllarca birlikte yaşadığımız Balkanlar'ın güven, istikrarı esasında bizim dış politikamızın özünü oluşturdu" ifadesini kullanan Yıldırım, her zaman Balkanlar ile iç içe olunduğunu ve bundan sonra da çok yönlü, kapsamlı ilişkilerin artarak devam edeceğini vurguladı.

Bölge ülkeleriyle yakın ve dostane ilişkiler ile siyasi, ekonomik ve kültürel alanlardaki ilişkilerin derinleştirilmesi için bütün imkanları seferber ettiklerini belirten Yıldırım, "O anlamda Bosna Hersek bizim kalbimizin yarısıdır" diye konuştu.

Bütün Balkan coğrafyası için huzur, barış, ve esenlik dileyen Yıldırım, "Bosna Hersek'in gerek AB'ye gerekse NATO'ya üyeliği için Türkiye olarak her türlü katkıyı vermeye devam edeceğiz." dedi.

Türkiye ile Bosna Hersek arasındaki ilişkilerin daha da derinleştirilmesinin bilim insanlarının emek ve gayretleriyle mümkün hale geleceğini ifade eden Yıldırım, öğrencilerin de bir araya gelerek kaynaşmalarının, dostluklarını tesis etmelerinin iki ülke arasındaki kardeşliğin, dostluğun en güzel nişanesi olacağını söyledi.

Balkan ülkelerinin tamamıyla iyi ve dostane ilişkilerin her geçen gün arttığına işaret eden Yıldırım, son dönemde Bulgaristan Başbakanı'nın Türkiye'de misafir edildiğini, daha sonra Hırvatistan, Sırbistan, Makedonya cumhurbaşkanları ile Bosna Hersek Cumhurbaşkanlığı Konsey Üyesi Bakir İzzetbegoviç, Makedonya ve Arnavutluk başbakanlarının Türkiye'de ağırlandığını kaydetti.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın bu hafta başında Bulgaristan'ın Varna şehrinde Türkiye-AB Zirvesi'ne katıldığını anımsatan Yıldırım, şöyle devam etti:

"Türkiye-AB ilişkileri bütün yönleriyle ele alındı. Önümüzdeki dönemde de bütün bölge ülkeleriyle karşılıklı ziyaretlerimiz devam edecek. Bu yılın ortalarında Sayın Cumhurbaşkanımız Bosna Hersek'e bir resmi ziyaret gerçekleştirecek ve birçok anlaşmayı o ziyaret vesilesiyle imzalamış olacağız. Serbest Ticaret Anlaşması imzalayacağız. Havacılık anlaşması, eğitim anlaşması, daha birçok alanda, 10 civarında anlaşmayı dost ve kardeş Bosna Hersek ile imzalamış olacağız."

Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın selamını da ileten Yıldırım, Balkan ülkelerinin kendi aralarındaki ilişkilerin daha da geliştirmesi için Türkiye olarak ciddi bir gayret verildiğini söyledi.

Türkiye'nin, Bosna Hersek, Sırbistan ve Hırvatistan arasında 3'lü dayanışma mekanizması tesis ettiğini aktaran Yıldırım, bu çerçevede yıl içinde Bosna Hersek'te ikili zirve toplantısı yapılmasının öngörüldüğü bilgisini verdi.

"KENDİMİZLE İLGİLENMEK KADAR ÖNEMLİDİR"

Bunun çalışmalarının devam ettiğini kaydeden Yıldırım, şunları söyledi:

"Bölge, Balkanlar bizim için bir rekabet alanı değil. Türkiye olarak bu bölgeye ilgimiz, alakamız, kendimizle ilgilenmek kadar önemlidir. Aynı derecede ilgileniyoruz. Elbette bu ilginin gerçek anlamda derinleşmesi, kültürel ve akademik ilginin de aynı derecede yoğunlaşmasıyla mümkün. O yüzden Uluslararası Saraybosna Üniversitesi ciddi bir görev ifa ediyor. Büyük düşünür Aliya İzzetbegoviç'in bize işaret ettiği ve beklediği de ancak budur."

"ETKİN BİR ŞEKİLDE GÖREV ALMAYI ARZU EDİYORUZ"

Bosna Hersek'in Avrupa ve Avrupa Atlantik kuruluşlarıyla bütünleşme hedefini sonuna kadar desteklediklerini vurgulayan Yıldırım, şunları kaydetti:

"AB ve Avrupa ülkeleri en büyük ticaret ortaklarımızdan biridir. Bu bölgeyle ticaretimizin bir kısmı karayolu ile bu topraklar üzerinden yapılıyor. Bu nedenle AB'nin Balkanlar'daki yol ağlarının, ulaşım hatlarının daha da geliştirilmesi, alt yapının iyileştirilmesi konusunda Türkiye olarak etkin bir şekilde görev almayı arzu ediyoruz. Unutmayalım ki Türkiye Avrupa'nın en büyük kara ulaştırma filosuna sahiptir. Yine Türkiye 2018'in sonunda dünyanın en büyük havalimanını hizmete alacak bir ülkedir."

Türk yatırımcı ve iş adamlarının özellikle son yıllarda Balkan ülkelerindeki faaliyetlerine hız verdiğini, Bosna Hersek'te birçok Türk şirketinin faaliyet gösterdiğini ve 300-400 milyon dolar doğrudan yatırımları bulunduğunu ifade eden Yıldırım, Türk yatırımcılarının çalışmalarının Bosna Hersek'in ekonomisine de ciddi katkı sağladığına işaret etti.

Yıldırım, Zvizdic ile yaptıkları görüşmelerde, iki ülke arasındaki mevcut ekonomik ilişkilerin çok daha ileriye taşınması ve siyasi ilişkilere yaraşır bir şekilde potansiyelin tam olarak kullanılabilmesi amacıyla atılması gereken adımları kapsamlı şekilde ele aldıklarını bildirdi.

Geleceğe yönelik birçok konuda mutabakata vardıklarını anlatan Yıldırım, şöyle devam etti:

"Ziyaretin ağırlığını siyasi ilişkilerimizin yanı sıra ekonomik konular oluşturuyor. Turizm, tarım, enerji, altyapı gibi projeler müşterek yapabileceğimiz projeler olarak önümüzde duruyor. Bu bakımdan iki ülke arasındaki iş birliğini derinleştirecek o kadar fırsatlar, o kadar imkanlar var ki... Yeter ki biz ektin bir zaman planlamasıyla bu fırsatları gerçeğe dönüştürelim.

Son yıllarda turizmde gözle görülür bir canlanma var. Turist sayısı her iki ülkeye gidiş gelişler artmaya başladı. Her geçen yıl bir önceki yıla göre artıyor. Bu güzel bir şey. Hem buradan bir ekonomik fayda elde ediliyor ama ondan daha önemlisi bu gidiş gelişler dostlukları artırıyor. İki ülkenin birbirine daha çok yakınlaşmasına vesile oluyor. Dolayısıyla bu yaz sizleri Türkiye'de görmek, ağırlamak istiyoruz."

"TÜRKİYE AVRUPALI MI, ASYALI MI?"

Yıldırım, son dönemde gündeme gelen "Türkiye'nin yönünü AB'den çeviriyor" gibi eleştirileri de haksız, yanlı ve tutarsız olarak gördüklerini vurgulayarak, şunları söyledi:

"Sayın Cumhurbaşkanımız bu işin her zaman başında olmuştur ve Batı'ya olan ilgi, ilişkilerimizin kuralları bellidir. Dış politikadaki ana eksenimiz bellidir. Türkiye AB'ye üye olmak istiyor ancak bunu ne pahasına olursa olsun yapmak istemiyor. Müslüman kimliğimizi koruyarak, değerlerimizi koruyarak biz AB üyesi olabiliriz. Bize 'Bundan vazgeç' diyorlarsa o zaman böyle bir birliğin bize hiçbir faydası olmaz. Kimliğimizi, benliğimizi muhafaza etmek geleceği garanti alına almak demektir. Aksi halde bir sömürge anlayışının parçası olmaktan kurtulamazsınız.

'Türkiye Avrupalı mı, Türkiye Asyalı mı?' şeklinde zaman zaman yersiz, gereksiz sorulara da muhatap oluyoruz. Türkiye tarih boyunca medeniyetlerin buluştuğu coğrafya olarak hem Avrupa'nın hem de Asya'nın bir araya geldiği bir ülkedir. Türkiye aslında medeniyet çatışmasını sona erdiren değişik dinleri, inançları, kültürleri yüzyıllar boyunca birbiriyle kaynaştıran bir görev yapmıştır."

Osmanlı'nın 600 yıl bu topraklarda bulunduğunu anımsatan Yıldırım, "Asya'da da bulundu, Ortadoğu'da da bulundu, Afrika'da da bulundu ama hiçbir zaman Osmanlı bulunduğu topraklarda emperyalist bir emel, bir amaç uğrunda olmadı. 1900'lü yılların başında Fransa Kuzey Afrika'ya geldi, 50 yıl içinde orada yaşayan insanların dili, resmi dili Fransızca oldu ama 600 yıl bu topraklarda yaşayanlar ne dinlerinden ne dillerinden bir şey kaybetmediler." dedi.

Önemli olanın insanların değerlerini, kimliklerini koruyarak, asimile olmadan, kendilerini ifade ederek varlığını sürdürmesi olduğunun altını çizen Yıldırım, "Bizim inancımızın, bizim değerlerimizin gereği de budur." ifadesini kullandı.

"NATO'NUN SINIRLARINI KORUMAK İÇİN MÜCADELE VERİYOR"

Son zamanlarda AB ile yaşanılan sorunlar olduğunu belirten Yıldırım, konuşmasını şöyle sürdürdü:

"Bunun sebebi çok açık. Türkiye bulunduğu coğrafyada amansız bir mücadele veriyor. Neyin mücadelesini veriyor? Üyesi olduğu NATO'nun sınırlarını korumak için mücadele veriyor. Türkiye'nin güney sınırları NATO'nun sınırlarıdır. Türkiye aynı anda birkaç terör örgütünün tehditi altındadır. DEAŞ, PKK, FETÖ, PYD, YPG terör örgütlerinden ciddi bir sıkıntı yaşamakta, vatandaşlarımızın can ve mal güvenliğine büyük tehditler olmaktadır. Bunun yanı sıra tabii sadece ülkemize bu tehditler vaki olmayıp aynı zamanda Suriye'de, Irak'ta yaşayan, iç savaştan, karmaşadan, otorite boşluğundan büyük bedel ödeyen milyonlarca insan yerlerini, yurtlarını, vatanlarını terk edip ülkemize gelmek zorunda kalmıştır. Biz onlara kucak açtık, bağrımızı açtık, aşımızı paylaştık, evimizi paylaştık çünkü onlar bizim kardeşimiz. İnşallah orada şartlar düzelince hepsi dönüp gidecek çünkü hiç kimse ülkesinden dışarıda bir yerde yaşamak istemez. Ne kadar şartlar iyi olursa olsun boşuna dememişler, 'Bülbülü altın kafese koysanız ille de vatanım, ille de vatanım.' dermiş."

Türkiye'nin onların acılarını dindirmek ve uğradıkları zulmü hafifletmek için ev sahipliği yaptığına işaret eden Yıldırım, şunlar�� kaydetti:

"Aslında bizim orada verdiğimiz mücadele Avrupa'nın güvenlik mücadelesidir. Eğer Türkiye o terörle mücadeleyi vermemiş olsa, bu yerinden yurdundan edilen milyonlarca insana sahip çıkmamış olsaydı, emin olun ki terör ve göç, mülteci akını Balkanlar'ı da Avrupa'yı da istila eder ve buralarda hayat yaşanmaz hale gelirdi. Bütün bu fedakarlıklar ortadayken Avrupalı dostlarımızın bazı marjinal örgütlerin yönlendirmesiyle Türkiye'ye haksız bir şekilde bir tutum içerisine girmesi de doğrusu bizi üzüyor. Bunu kabul etmek mümkün değildir. 

Türkiye'nin Afrin'de de Fırat Kalkanı bölgesinde de Irak'ın kuzeyinde de verdiği mücadele insanlık onurunun mücadelesidir. O bakımdan marjinal terör örgütlerinin, FETÖ'nün, PKK bölücü örgütünün propagandasıyla, algı operasyonlarıyla Türkiye hakkında kanaat oluşturmak AB'ye yakışmıyor, dostluğu da yakışmıyor, müttefikliğe de yakışmıyor."

"EMPATİ YAPACAĞIZ"

Balkanlar'da huzur ve istikrar olduğunu ama bunun çok büyük bir bedelle elde edildiğinin asla unutulmaması gerektiğini ifade eden Yıldırım, bu toprakların son 100 yıl içerisinde 3 kez büyük yıkıma uğradığını söyledi.

Bunları, "Birinci ve İkinci Dünya Harbi ile 1991'li yılların başında yaşanan katliamlar" olarak sıralayan Yıldırım, bütün bunların çok büyük bedeli olduğunu yineledi ve bunun hasarlarının hala giderilemediğine dikkati çekti.

Yıldırım, bundan sonra yapılması gerekenin farklılıkları ayrıştıran değil, zenginleştiren bir özellik olarak ele almak ve geleceğe, ortak hedef ve refaha, kardeşliğe daha fazla fırsat tanımak olduğunu vurguladı. 

Başbakan Yıldırım, "Empati yapacağız. Dinimiz, dilimiz, renklerimiz farklı olabilir ama unutmayalım gözlerimizin rengi farklı olsa da gözlerimizden dökülen yaşların rengi hep aynıdır. Onun için insanlığa karşı görevimiz, sorumluluğumuz var. Torunlarımıza sorun bırakmak gibi bir lüksümüz de yok. Sorunları torunlara bırakmayacağız, çözmenin yollarını arayacağız." diye konuştu.

"AVRUPA'DA IRKÇILIK, İSLAM DÜŞMANLIĞI ALDI BAŞINI GİDİYOR"

Bosna Hersek'in bugünün ve yarının dünyası için çok mühim bir coğrafya olduğunu ifade eden Yıldırım, Bosna Hersek'in, "farklılığın, çeşitliliğin, çoğulculuğun, çokluk içerisinde birliğini gösteren en güzel örnek" olduğunu dile getirdi. 

"Avrupa'da ırkçılık, İslam düşmanlığı aldı başını gidiyor." değerlendirmesinde bulunan Yıldırım, şunları kaydetti:

"Böyle bir Avrupa'nın gelecek vizyonu olabilir mi? Nereye kadar bu vizyonu sürdürebilir? O yüzden biz dostlarımıza hep şunu söylüyoruz; Lütfen Türkiye, bizim coğrafyamızı değerlendirirken etrafımızda bulunan bölücü, FETÖ'cü terör örgütlerinin unsurlarının ağzıyla, onların görüşleriyle değerlendirmeyin. Gerçekleri bizatihi araştırın, soruşturun, ona göre kanaat edinin. Coğrafi, dini ve etnik farklılıkları aşan özgün bir medeni varoluşun mekanı aranıyorsa işte burasıdır. Bosna Hersek'tir."

Bölgede 90'lı yıllarda yaşanan acıların esasında çoğulcu ve medeni bir şekilde bir arada yaşamayı hedef aldığını dile getiren Yıldırım, buna karşı verilen mücadeleye önderlik eden kişinin merhum Aliya İzzetbegoviç olduğunu belirterek, onun sıkıntılı bir dönemde liderliğiyle yükselerek en zor zamanlarda halkına umut olduğunu söyledi. 

İzzetbegoviç'in geçmişte ülkesinde yaşanan acıları unutmadan kalıcı barışın sağlanması için "Geleceğimizi geçmişimizde aramayacağız, kin ve intikam peşinde koşmayacağız" diyerek ölçüyü koyduğunu vurgulayan Yıldırım, "Onca acıya, onca etnik temizliğe rağmen bütün acıları bağrına basmış ve gelecek nesillere kin, nefret değil kardeşlik, sevgi ve dostluk tavsiye etmiştir. Allah mekanını cennet eylesin." diye konuştu.

İzzetbegoviç'in adalet anlayışı, itidale verdiği önem ve siyasette saygınlığı gözetmesiyle insanlığın saygı duyduğu bir Müslüman olarak tarihe altın harflerle adını yazdırdığını dile getiren Yıldırım, "Ondan geriye bir devlet adamı, İslam kültür ve düşüncesine eserleriyle katkı sağlamış bir aydın, bir özgürlük savaşçısı olarak örnek alınacak bir miras vardır. O miras bugün bu coğrafyaya ışık tutmaya devam ediyor. Coğrafi, dini, etnik çatışmalarda değerler arasında gidip gelerek fakirleşen, medenilik vasfı aşınan dünya karşısında Bosna Hersek bir kutup yıldızı gibi durmakta ve bölgeye adeta yön vermektedir." değerlendirmesinde bulundu. 

Bosna'ya mündemiç medeniyet iddiasını, zenginliği, müsamahayı taşıyan, işleyen ve büyüten kurumlardan birinin Uluslararası Saraybosna Üniversitesi olduğunu dile getiren Yıldırım, üniversitenin mazisinin çok eski olmadığını ancak kısa sürede gurur duyulacak bir mesafe kat ettiğini bildirdi. 

Yıldırım, konuşmasını şöyle sürdürdü:

"Üniversite bir yere aittir fakat üniversite cihanşümul olanın peşindedir. Üniversite sadece içinde bulunduğu toplumla konuşmaz, evrensel kavramlar ve değerler üzerinden bütün dünyaya hitap eder. Uluslararası Saraybosna Üniversitesi, Bosna'nın sahip olduğu tarihi birikimi ve değerler manzumesini daha adil, daha barışçı bir dünya için milletlerarası camianın hizmetine sunmaya devam ediyor. Yabancı düşmanlığının açık hale geldigi, aşırı sağ, ırkçı partilerin gittikçe palazlandığı, başta hümanizm olmak üzere geçmişte sahiplenen bir çok değerin aşıldığı, göçmenlere dair risklerin arttığı bir Avrupa zemininde Bosna Hersek'in önemi ve değeri daha iyi anlaşılıyor."

"BU GÜZEL, HAYIRLI YOLDA HEP SİZLERİN YANINDA OLACAĞIZ"

Türkiye ve Bosna Hersek'in ortak bir medeniyet tasavvurunun paydaşları olarak hem bölgede hem dünyada barış ve adaletin tesisi için birlikte çalıştığına işaret eden Yıldırım, şunları söyledi:

"Uluslararası ilişkilerde olan biten her şey güç ve çıkar ile meşrulaştırılarak ahlaki ve adil bir dünya arayışı elde edilemez. Adalet, iyilik insani varoluşa dair en temel değerlerdir, bu değerlerin toplumlar arası ilişkilerde bir karşılığı yoksa insanlığımızı nasıl muhafaza edeceğiz. Değer eksenli bir dünya tasavvuru geliştirmeden, insani ve medeni varoluşumuzu öne çıkarmadan sorunlarımızı aşamayacağımız aşikardır. Bizim medeniyet birikimimizin değer ekseni bir dünya arayışına, adil ve barışçı bir dünya talebine en büyük katkıyı sizler yapıyorsunuz, yapmaya devam edeceksiniz. Bu güzel, hayırlı yolda hep sizlerin yanında olacağız." 

Türkiye ve Bosna Hersek'in köklü tarih ve kültürel bağlarla birbirine sıkı sıkıya bağlı olduğunu söyleyen Yıldırım, "Biz burada geldik, hiç yabancılık çekmedik. Kendimizi evimizde, şehrimizde gibi hissediyoruz. Bu çok önemli bir durumdur. Hani derler ya 'Evden uzakta, evinde olmak.' İşte biz onu burada gördük, burada yaşadık, Bosna Hersek üzülürse Türkiye üzülür, Bosna Hersek sevinirse Türkiye sevinir. Bosna Hersek'in barış, huzur, istikrar ve güven içinde yaşaması bizim en büyük emelimiz, en büyük isteğimizdir. Bizim aramızda çünkü gönül köprüleri var. Biz tarih boyunca olduğu gibi bugün de Bosna Hersekli kardeşlerimizle gönül diliyle konuşuyoruz." dedi. 

Yıldırım, 1530'lu yıllarda kurulan Gazi Hüsrev Paşa Vakfı'nın kuruluş felsefesini kaybetmeden gençlerin, insanların dinini ilmi öğrenmesi için gayret gösterdiğini ve büyük bir hizmet ifa ettiğini dile getirerek, "Bizim ecdadın özelliği bu. Bizim ecdat işini yaparken, yola çıkarken Şeyh Edebali'nin 'İnsanı yaşat ki devlet yaşasın, insanı yücelt ki devlet yücelsin' felsefesine göre yönetimini inşa etmiş ve biz o ecdadın torunları olarak aynı değerleri koruyarak, geleceği inşa etmeye çalışıyoruz." diye konuştu.

Türkiye ile Bosna Hersek arasında eğitim ve kültür alanında devam eden iş birliğine ilişkin de bilgi veren Yıldırım, ağırlığı Uluslararası Saraybosna Üniversitesinde olmak üzere çeşitli şehirlerde öğrenim gören Türkiye'den gelen bin 600 civarında öğrencinin bulunduğunu, aynı şekilde Türkiye'de öğrenim gören Bosna Hersekli öğrenciler olduğunu söyledi. 

Uluslararası Saraybosna Üniversitesi'nin kurucu vakfı olan SEDEF Vakfı'nın Bosna Hersek'te ilköğretim, ortaöğretim okulu ve lise ile hizmet vermeye devam ettiğini belirten Yıldırım, Türkiye Maarif Vakfı'nın da kuruluş sürecini tamamladığını, Bosna Herseklilere gerekli eğitim desteği vermek için faaliyetlerini yoğun bir şekilde sürdürdüğünü söyledi. 

"BUNLAR KENDİ AKLIYLA HAREKET ETMİYOR"

Türkiye'nin 15 Temmuz'da alçak bir darbe girişimiyle karşı karşıya kaldığını, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın dik duruşu, hükümetin kararlılığı ama en önemlisi milletin meydanlara inmesiyle etkisiz hale getirilerek darbecilere darbe vurulduğunu anlatan Yıldırım, "Ayyıldızlı bayrağımız inmedi, ezanlarımız dinmedi. Bu darbenin arkasında kim vardı? Alçak FETÖ vardı. Bu FETÖ'nün en önemli özelliği şudur. Ne kadar kutsal değeriniz varsa o değerleri en aymaz şekilde kullanan, kendi hedeflerine erişmek için her şeyi mübah sayan, daha da kötüsü akıllarını emperyalist emellere kiraya veren güruhlardır. Tam bir terör örgütü, sadece Türkiye'nin değil aslında dünyanın bir çok ülkesinin başına beladır. Biz, dost ve kardeş Bosna Hersek'teyiz görüşmelerimizde hep dile getirdik, bunların sakin gibi gözüktüklerine bakmayın. Bir gün farkedersiniz ama geç olabilir. Çünkü bunlar kendi aklıyla hareket etmiyor." değerlendirmesinde bulundu.

Yıldırım, FETÖ'nün bölge ve belirli ülkeler üzerinde hedefleri olan, projeleri olan bazı güçler tarafından yönlendirildiğini vurgulayarak, "O bakımdan gençler, siz siz olun özgür iradenizi, aklınızı, fikrinizi asla bu sapık emellere teslim etmeyin. Benim size söyleyeceğim budur. FETÖ, binlerce, hatta milyonlarca gencimizin geleceğini karartmıştır, onların güzel hayallerini yok etmiştir. Ne adına? Kendi karanlık emelleri adına. Eskiden değerlerimiz vardı. Hepimiz aynı safta namaz kılardık, ramazan orucumuzu tutardık, kutsal değerlerimizi hep beraber savunurduk ama bu değerlerimizi de yok ettiler. Temiz duyguları, Müslümanların iyilik etme, yardım etme, 'insanların en iyisi insanlara faydası, yararı olandır' hadisine göre yaptıkları her türlü güzel işi kendi alçak emelleri uğrunda maalesef kullandılar ve bir çok zarar verdiler." diye konuştu.

"FETÖ'NÜN EN FAZLA NÜFUZ ETTİĞİ ALAN EĞİTİM ALANI"

Yıldırım, 15 Temmuz darbe girişimi karşısında net duruş sergileyen Bosna Hersek hükümeti ve halkına teşekkür ederek, "Bosna Hersek Devlet Başkanlığı Konseyi Başkanı Sayın Bakir İzzetbegoviç'in de ifade ettiği 'FETÖ toplumun her alanına kollarını dolamış bir ahtapottur.' Aynen de böyledir." dedi.

FETÖ mensuplarının, her türlü melanete, yaptıkları alçaklığa rağmen takiyeyle, yalanla, dolanla varlıklarını başka kimlikler altında sürdürdüklerini belirten Yıldırım, şöyle konuştu:

"En fazla nüfuz ettikleri, sızdıkları alan da eğitim alanıdır. Bu alandaki mücadele bir gün, iki gün yapılacak bir mücadele değildir, yıllar alacaktır. Biz Bosna Hersekli kardeşlerimizden bu alçak örgütün okullarını kapatmalarını isterken aslında karşılıksız bırakmıyoruz, yerine alternatif de gösteriyoruz. İşte Türkiye Maarif Vakfı, SEDEF Vakfı ve buna benzer her yönüyle tescil olmuş, herhangi bir zararlı faaliyetten ari olmuş vakıfların, kuruluşların bu görevi pekala ifa edeceğini düşünüyoruz. FETÖ'nün Bosna Hersek'teki yapılanmasının gelecekte hem bu ülkeye hem de kardeşliğimize zarar vermemesi konusunda daha fazla hassasiyet gösterileceğine yürekten inanıyoruz."

Binali Yıldırım, 21'inci yüzyılın sınırların anlamını yitirmeye başladığı, küreselleşmeyle toplumların birbirine daha da yaklaştığı, bilginin, bilişimin, teknolojinin öneminin gittikçe arttığı bir dönem olarak akıllarda yer aldığını dile getirdi.

Uluslararası Saraybosna Üniversitesi'nde eğitim gören öğrencilere tavsiyelerde bulunan Yıldırım, "Bu dönemde böyle güzide bir kurumda ve Bosna Hersek gibi güzel bir ülkede eğitim görmekte olan sizlere önerim; Daha çok merak etmeniz, daha çok okumanız ve en az iki yabancı dil öğrenmeyi başarmanızdır. Ayrıca okulda ya da üniversitede öğrenilen derslerle yetinmeyin, ülkemizin ve insanlığın tarihini, dünyada olup biten olayları öğrenip ve irdelemenizi kanaatlerinizi daha geniş bir perspektifte, vizyonda oluşturmanızı öneririm." diye konuştu.

"ÇALIŞMAKTAN YILMAMAK, ÖĞRENMEKTEN USANMAMAK MECBURİYETİNDEYİZ"

Türkiye ve Bosna Hersek'in, pek çok ülkeden farklı olarak zor bir coğrafyada yer aldığına, bu ülkelerin gençlerinin ülke ve milletlerine yaraşır bilgilerle donanımlarla yetişmeleri durumunda geleceğin teminat altına alınacağına dikkati çeken Yıldırım, "Bu yetenekleri insanlığın huzuru, selameti, istikrarı için kullanmak üzerimize bir vecibedir, farzdır. Çalışmaktan yılmamak, öğrenmekten usanmamak, karşımızdakini anlamaya, empati yapmaya gayret etmek mecburiyetindeyiz. Bu vesileyle şu anlayışı da benimsemenizi özellikle istirham ederim; Bizim 15 yıldır Türkiye için, Türkiye'nin kalkınması, büyümesi için, alt yapısıyla üst yapısıyla ekonomisiyle çalışırken benimsediğimiz bir ilke var. O da şudur; Zor hemen yapılır, imkansız biraz zaman alır." ifadelerini kullandı.