Başbakan Yardımcısı Bekir Bozdağ, NTV Ankara Temsilcisi Nilgün Balkaç'ın sorularını yanıtladı.

Bozdağ, Şırnak’ın Beytüşşebap ilçesindeki 10 askerin şehit olmasına neden olan terör saldırısını değerlendirdi.

Konuşmasına “Şehitlerimize Allah’tan rahmet, ailelerine, yakınlarına ve milletimize başsağlığı diliyorum” diyerek başlayan Bozdağ, şöyle konuştu:

“Terörü şiddetle ve nefretle lanetliyorum. Terörle mücadele bütün yollarıyla devam edecektir. Terör örgütü sıkıştı. 2012’yi final yılı olarak değerlendirdi ve bu yönde eylemler yapmaya başladı. Terör örgütü her yerde hezimete uğradı, psikolojileri bozuldu. Kamuoyunu etkileyecek eylemlere ağırlık verdiler. Bunlar terör örgütünün sıkıştığı ve çöküntü içinde olduğunun göstergesidir.”

‘PKK’NIN DENETİMİNDE OLAN BÖLGE YOK’
Bozdağ, BDP Eşbaşkanı Selahattin Demirtaş’ın “400 kilometre PKK’nın denetiminde” şeklindeki sözlerini “kuyruklu yalan” olarak nitelendirdi.

Bekir Bozdağ, sözlerini şöyle sürdürdü:

“CHP’nin bazı üyeleri de BDP’yle eş parti gibi bu yönde ifadeler kullandı. Devlet, ülkenin her yerine hakimdir. Devletin hakimiyetinin olmadığı iğne ucu kadar bir toprak parçası söz konusu değildir. Bu kuyruklu bir yalandır.”

‘TUTUKLU VEKİLLERİ TAHLİYE EDER’
Bozdağ, MHP’nin, PKK’lılar ile kucaklaşan BDP’li milletvekillerin dokunulmazlığının kaldırılması için yaptığı çalışmanın “iyi niyetle” hazırlandığını ifade etti.

Çalışmayla ilgili iki önemli öneride bulunan Bozdağ, şöyle konuştu:

''Öneriye bakıldığında esasen dokunulmazlığın bir yandan kapsamını daraltır gibi gösterirken, öte yandan da kapsam genişletmesi gibi yapıyor. Örneğin, 'milletvekillerine ilişkin arama yapılamaz' hükmü mevcut metin de yok. O ilave yapılıyor. Yeni olan tek şey, ağır cezayı gerektiren suç üstü hali, doğrudan soruşturma ve kovuşturma kapsamında. Ama Anayasa'nın 14. maddesi kapsamına giren durumlar, ancak seçimden önce soruşturma başlamak kaydıyla soruşturma ve kovuşturma kapsamında oluyordu. Şimdi seçimden önce soruşturulmasına başlanılmış olma kaydı madde metninden çıkarılmış oldu. Ağır cezayı gerektiren suç üstü haller gibi doğrudan soruşturma ve kovuşturma kapsamına alınıyor. Yeni olan şey bu. Yoksa terör eylemlerine katılma ve destekleme yeni bir şey değil, o esasında Anayasa'nın 14. maddesi kapsamındaki durumların içerisinde var, bunların tamamı terör suçlarını da kapsıyor. Bu bir nevi konjektöre de uygun bir şekilde onu görünür hale getirmekten başka bir şey değil.''

MHP'nin önerisinde ''Soruşturma ve yargılama milletvekilinin, meclis çalışmalarına engel olmayacak şekilde sürdürülür'' şeklinde ifade kullandığına da değinen Bozdağ, ''Bir yandan bunlar soruşturulsun, yargılansın, tutuklanması gereken haller varsa tutuklansın derken öte yandan terör suçlarına karışanlar dahil, bunların tamamı için yargılama süreci içerisinde Meclis çalışmalarına katılmasını engellemeyecek bir yargılama süreci öngörüyor. Bunun anlamı, bir yandan tutuklu olan milletvekillerinin zorunlu tahliyesi sonucu doğuracağı gibi bundan sonraki süreçte de teröre fiilen katılmış olsa dahi bir milletvekilinin tutuklanması sonucunu ortadan kaldırıyor. Teröre katıldı, eylem yaptı veya ağır ceza gerektiren bir suç işledi, bir cinayet işledi, bir milletvekili yargılaması ve soruşturması, Meclis çalışmalarına katılmayı engellemeyecek şekilde düzenlenmesi gerektiğine dair hüküm koyduğu için onlara ilişkin bir tutuklama kararı verilemeyecek. Bu cümle, bundan önceki 2 cümlenin istisnası olarak kurulduğu için hepsini kapsıyor. O nedenle bu öneri, kamuoyunda beklenen amacı hasıl etmekten uzak'' diye konuştu.

Bozdağ, önerinin kamuoyunda konuşulup, tartışıldığına işaret ederek, TBMM'nin Anayasa'nın öngördüğü usulde milletvekilleriyle ilgili dokunulmazlık dosyalarının her zaman görüşebileceğine dikkat çekti.

Anayasa değişikliği olduğu zaman genel bir düzenleme yapılarak, herkes için uygulanacağını dile getiren Bozdağ, TBMM herhangi bir milletvekilinin dokunulmazlık dosyası kendisine geldiği zaman, karma komisyonun rapor hazırladığını ve bu rapor çerçevesinde Genel Kurul'un milletvekilinin dokunulmazlığının kaldırılması ya da kaldırılmamasına karar verebileceğini söyledi.

''MHP'nin önerisindeki açık nokta, dikkat çekici. Bu Anayasa değişikliği gündeme geldiği takdirde, tutuklu olan MHP, BDP ve CHP'nin milletvekillerinin direkt tahliyesi söz konusu olabilir mi?'' şeklideki soru üzerine Bozdağ, ''Direkt tahliye olur. Bundan sonra da terör suçuna katılmış bir milletvekilinin de bir fiil, hatta ağır cezayı gerektiren bir suç işlemiş, örneğin cinayet işlemiş birinin de tutuklanması, milletvekili olduğu süre içinde mümkün olmaktan çıkıyor. Yani belki onların düşünceleri bu değil. Öyle tahmin ediyorum. Çalışma hızlı yapıldığından gözden kaçmış olabilir. Bu öneri yasalaştığında bir milletvekilinin ağır cezayı gerektiren suç işlese veya terör eylemine bizzat ve bir fiil iştirak etse ve silah kullansa veya başka bir şekilde terör suçu işlemiş olsa dahi tutuklanma imkanı ortadan kaldırılıyor. Bu halde Meclis çalışmalarına katılabilecek, kürsüde konuşabilecek eylem yapmış birisi. Öte yandan da yargılanmasına devam edilebilecek. Hedeflenen amacı tam anlamıyla gerçekleştiren bir öneri olarak gözükmüyor. Ama bunun tartışılmasında fayda var'' şeklinde konuştu.

Bekir Bozdağ, yeni Anayasa çalışmalarının devam ettiğini, MHP'nin önerisinin, dokunulmazlıkla ilgili Anayasa Uzlaşma Komisyonu'nun görüşmeleri sırasında da konuşulabileceğini bildirdi. Bozdağ, milletvekilliğinin Anayasa'nın koyduğu esaslar ve milletin talepleri çerçevesinde yapılacağını belirtti.

‘BDP PKK’NIN TEMSİLCİSİ GİBİ’
BDP'nin milletvekillerinin terör örgütleri üyeleriyle, teröristlerle kucak kucağa fotoğraflarının bulunduğuna dikkati çeken Bozdağ, şunları kaydetti:

''Milletvekilleri, terör örgütlerinin, suç örgütlerinin değil, milletin temsilcisi olmalıdır. Ama baktığınızda milletin temsilcisi olduğunu söyleyen BDP'lilerin maalesef milletin temsilcisi gibi hareket etmekten öte, adeta terör örgütünün birer temsilcisi gibi eylem ve söylemler ortaya koyduğunu görüyoruz.

Dokunulmazlık konusunda karar verici olan yer TBMM'dir. Savcılar dokunulmazlığın kaldırılmasına ilişkin fezleke düzenlendiğinde bu fezlekeler, TBMM'ye gelir, Anayasa Komisyonu bir değerlendirme yapar. Ondan sonra Meclis bu noktada bir karar alır ya da almaz. Bu tamamen Meclis'in takdirindedir. Toptan bir dokunulmazlık kaldırılma usulü Meclis'te yok. Her kişi için ayrı, her dosya için ayrı olur. TBMM, bu noktada bir değerlendirme yapmak istediği zaman Anayasa ve yasa bu imkanı veriyor.''

'BDP'YLE GÖRÜŞMENİN FAYDASI YOK'
BDP'yle görüşmeyeceklerini dile getiren Bozdağ, "BDP milletvekilleri milletin temsilcisi olma özelliğini belki kanunlara göre taşıyorlar, ama esasında mana itibarıyla o özelliği taşımıyorlar. Taşımadıkları için, milletin temsilcileriyle görüşülebilir, konuşulabilir. Onu söyledik. BDP'li milletvekilleri de ortaya koydukları şeylerle terör örgütünün adeta temsilcisi gibi görünüyor. Ortaya çıkan davranış, eylem ve söylemlerden sonra BDP ile bu anlamda bir görüşme, konuşmanın faydası ortadan kalkmıştır" dedi.

BDP'nin bölgenin temsilcisi olmadığını, bölgede kanaat önderleri, sivil toplum kuruluşları bulunduğunu, AK Parti'nin bölgede en fazla oyu alan parti olduğunu vurgulayan Bozdağ, ''Bu da büyük bir yalan. BDP kürtlerin temsilcisi değil'' dedi.

Bölgede yaşayan halkın sorunlarını iyi bildiklerini ve bunları çözmek için uğraştıklarını ifade eden Bozdağ, ''Bunlar ise ekmek gelmesin, yatırım olmasın diye uğraşıyor. Devlet buralarda hizmet vermesin diye uğraşıyor'' şeklinde konuştu.

İDAM TARTIŞMALARI
Bir soru üzerine idamla ilgili tartışmalara da değinen Bozdağ, “İdam cezaları zaten kaldırıldı. Bu tartışmaları yapanların geçmişe de bakması lazım. PKK terör örgütü kurulduğundan beri Türkiye'de terör eylemleri gerçekleştiriyor.

Bizden önce idam cezası vardı. Kaç tane terörist idam edilmiş? Geriye dönüp baktığınızda, terör suçları ve bazı suçlarda idam cezası varken terör suçlarında bir azalma olmuş mu? Olmamış. Bir defa şunu görmek lazım, teröristler, terör örgütleri ceza hesabı yaparak eylem yapmıyor. Çıkar amaçlı suç örgütleri bunu yapıyor. Ama terör eylemi yapanlar ceza hesabı yapmıyor.

Dünyanın hiçbir yerinde de yaptıkları yok. Bugün Türkiye'nin geçmişinde bu uygulandı, uygulandığı dönemde de bölücü başı dahil bu lafı söyleyenler, kendi dönemlerinde bölücü başının idam cezasını infaz etmediler. Vardı uygulamadılar. O dönemde terör eylemleri oldu mu, oldu. O yüzden orada cezaları artırmakla bu meselenin çözülmediğini Türkiye geçmiş uygulamalarıyla da gördü" dedi.

GÜL'ÜN GÖREV SÜRESİ
Bozdağ, Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'ün görev süresi konusundaki tartışmalar sırasında adının geçtiğinin hatırlatılması üzerine, ''Sayın Cumhurbaşkanımızın şahsına dönük bizim bir değerlendirmemiz olmadı. O zaman da olmadı. Esasında değerlendirmeye baktığınız zaman biz Anayasa Mahkemesi'nin verdiği bir karar üzerine yaptığımız hukuki bir değerlendirmedir. Ama bunu siyasal olarak bazıları değerlendirdi yorumlandı. Ben hukukçuyum, mahkeme kararları üzerinde de değerlendirmelerimi kamuoyu bilir, o zaman da hukuki değerlendirme yaptım. Değerlendirmemizde yanlış bir yanlış yoktu" dedi.

‘ESAD’IN AÇIKLAMALARINA BENZİYOR’
CHP’nin Suriye konusundaki tavrının “manidar” olduğunu belirten Bekir Bozdağ, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu ile Suriye Devlet Başkanı Beşar Esad ya da ekibinin açıklamalarının birbirine benzediğini savundu.

Bozdağ, şunları söyledi:

''Ben bazen konuşmaları alt alta koyup okuduğum zaman şaşırıyorum. Esad veya Esad'ın adamlarının yaptığı açıklamalara bakıyorum, Sayın Kılıçdaroğlu'nun veya CHP'li başka konuşan arkadaşların yaptığı açıklamalara bakıyorum, çok benzeşiyorlar. Bazen diyorlar ki; 'Bu isim hanelerine açıklamayı yapanların kapatsak da bu açıklamalardan hangisi CHP'ye aittir, hangisi Esad'a aittir' diye sorsak, eminim çoğu kimse bunu karıştıracak, ayıramayacak. Böyle bir şey olmaz, doğru bir şey de değil. Bugün Suriye'de insanlar zalim bir yönetim tarafından katlediliyor. Şu anda 20 binden fazla insan öldürülmüş durumda, memleketlerini yuvalarını bırakıp başka ülkelere sığınmak için insanlar her türlü riski tehlikeyi göze alıyor ve CHP bu noktada durduğu yer Türkiye'nin çıkarları açısından da doğru değildir.'

Birileri Hatay'da ve bölgede bir takım kötü senaryolar ortaya koymak istiyorlar. Bugün de var, valinin açıklamaları var ve bütün bunların karşısında sağduyunun her yerde hakim olması lazım. Türkiye'nin Anamuhalefetinin de sağduyunun sesi olması lazım ama maalesef CHP, sağduyunun sesi olmaktan ziyade Suriye'de olan bitenlere karşı insani ve hukuki bir tavır koymak yerine bu politikadan AK Parti'nin zarar göreceği bir sonuç çıksın diye büyük emek veriyor. Orada insanlar ölüyor, burada AK Parti hükümetinin ortaya koyduğu politika başarıyla sonuçlanmazsa işte AK Parti buradan zarar görür, bunun hesabında. Halbuki böylesi bir noktada insanlar ölürken öldürülürken hesap yapılmaz, doğru olan yerde durmak lazım. Biz doğru olan yerde duruyoruz, doğru çalışmalar yapıyoruz umarız ki CHP de ülkesinin çıkarları doğrultusunda doğru olan yerde bundan sonra hiç olmazsa vaziyet alır.''