Bozdağ: Yeniden aday olur mu bilemiyoruz

Adalet Bakanı Bekir Bozdağ, Abdullah Gül’ün cumhurbaşkanlığı adaylığı konusundaki kararı kendisinin vereceğini belirterek, “Yeniden aday olur mu, olmaz mı bilemiyoruz” dedi.

22.04.2014 - 15:18

Bozdağ: Yeniden aday olur mu bilemiyoruz

Adalet Bakanı Bekir Bozdağ, NTV canlı yayınında Funda Görey'in sorularını yanıtladı.

Cumhurbaşkanlığı seçimleriyle ilgili değerlendirmelerde bulunan Bekir Bozdağ, dar ve daraltılmış bölge tartışmalarına da değindi.

Bozdağ, Funda Görey'in soruları üzerine YSK Tasarısı, Anayasa Mahkemesi ve İmralı ziyaretleri konusunda da yorumlarda bulundu.

Adalet Bakanı Bekir Bozdağ'a yöneltilen sorular ve verdiği yanıtlar şöyle;

‘PARTİDE HİÇBİR SORUN OLMAZ’
Cumhurbaşkanı ve başbakanın kim olacağı tartışmaları gündemin ilk sırasında. AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Mehmet Ali Şahin, ‘Başbakan Köşk’e çıkarsa yardımcılarından biri başbakanlık görevini üstlenebilir, bu mümkün’ dedi. İlk kez adres gösteren, böyle net bir açıklama geldi. Siz buna ne diyorsunuz?
Cumhurbaşkanlığı seçimi, tarihi bir seçim. Doğrudan halk seçecek ve tarihimizde bir örneği yok. Tüm partiler gibi, AK Parti bu konuda istişare yapıyor. En nihayetinde bir karar verilecektir. Büyük ihtimalle Mayıs-Haziran gibi kamuoyu öğrenmiş olacaktır. Genel başkanımız ve başbakanımız Sayın Erdoğan’ın cumhurbaşkanı olması halinde kim başbakan olacak, partiyi götürecek tartışmaları da aynı hararette yapılıyor. Birtakım tahminler üzerinde duruluyor. Adı üzerinde, bir tahmin, bir değerlendirmedir. Eğer Sayın Başbakanımız kara verirse adaylığı konusunda bütün AK Parti onun arkasında saf tutar ve onun Türkiye'nin ilk seçilmiş cumhurbaşkanı olması için çalışır. Ve ben ilk turda da seçileceğine inanıyorum. Parti içinde de bence hiçbir sorun olmaz. AK Parti 13 yıldır bütün mekanizmalarını en sağlıklı işleten bir parti. Kim olur, nasıl olur; bütün bunlar bir istişare sonucunda ortaya çıkacaktır.

‘YENİDEN ADAY OLUR MU BİLEMİYORUZ’
Sayın Başbakan ile Sayın Cumhurbaşkanı arasında bir görüşme olacak ama onun öncesinde Sayın Gül’ün ‘Bu şartlar altında siyasete dönmeyi düşünmüyorum’ ifadesini nasıl değerlendiriyorsunuz?
Sayın Gül hepimizin cumhurbaşkanı ama ondan önce AK Parti’nin kurucu 70 kişisinden birisi. AK Parti’nin seçimden sonra kurduğu hükümetin ilk başbakanı. Dolayısıyla AK Parti’den çok uzakta düşünmek yanlış olur. Bu ailenin içinden çıkmış bir aile büyüğüdür ve bu aile onun cumhurbaşkanı olması için ter dökmüştür, mücadele etmiştir. Sayın Cumhurbaşkanımız çok başarılı bir cumhurbaşkanlığı görevini yerine getirdi ve getiriyor da. Yeniden aday olur mu olmaz mı bunu bilmiyoruz. Bunu zaman gösterecektir. Şu anda Başbakanımız ile Sayın Cumhurbaşkanımızın bunu konuşmaları kadar doğal bir şey olamaz. Elbette en önemli yol arkadaşlarından biriyle istişare yapacaktır. Sayın Cumhurbaşkanımızın kendi değerlendirmeleri istişareleri sonucunda vereceği bir karardır adaylık konusu. Sayın Başbakanımızın seçilemediği dönemde AK Parti hükümetinin ilk başbakanı oldu. Siirt’ten milletvekili seçildiği zaman sonuçlar kesinleşmeden daha istifa etti ve Sayın Başbakanımızın önünü açtı. Cumhurbaşkanlığı seçimlerine baktığınızda da Sayın Başbakanımızın cumhurbaşkanı olacağını konuşurken herkes orada da Sayın Başbakanımız, Sayın Cumhurbaşkanımızı aday olarak gösterdi. İkisinin de büyük bir feragat örneğini görüyoruz. Dolayısıyla böylesi büyük bir ahlak örneği koyan birisi cumhurbaşkanı, biri başbakan olan iki önemli şahsiyet var. Dolayısıyla ben yine Türkiye'ye örnek olacak bir uygulama çıkacağına inanıyorum.

‘TECRÜBEYİ İYİ OKUMALIYIZ’
Sayın Başbakan cumhurbaşkanı olursa parti bundan olumsuz etkilenir mi tartışması yapılıyor mu? Bundan endişe duyuyor musunuz?
Bu tartışmalar yapılıyor. Rahmetli Özal Çankaya’ya çıktığı zaman parti ile arasında bir sürtüşme oldu sonuçta kaybeden Anavatan Partisi oldu, rahmetli Özal’da yıprandı, sonuçta Türkiye kaybetti. Arkasından Sayın Demirel çıkınca Çankaya’ya Tansu Hanım’ı desteklemişti. Ama daha sonra aralarında ihtilaflar çıktı. Doğru Yol Partisi bir erime sürecine girdi, hem de Sayın Demirel toplumdaki ağırlığını kaybetmeye başladı. Sonuçta tartışma ve kavga olduğu zaman iki tarafında kaybettiğini görüyoruz. Biz bu geçmiş tecrübeyi görüyoruz. Yeni dönemde bu tecrübeyi iyi okur, analiz edersek bu tartışmaların içine sokmadan yoluna devam eder Türkiye. Ben bu tartışmaların için Türkiye'yi sokmak isteyenlerin çok olacağını düşünüyorum ama bu çabalarının sonuç vermeyeceğini tahmine diyorum.

‘İKİ AYRI İSİM OLABİLİR Mİ?’
Sayın Başbakan, Köşk’e çıkarsa genel başkan ve başbakan iki ayrı isim olabilir mi sizce?
Somut cevaplar vermek için çok erken.

DAR MI, DARALTILMIŞ MI?
Dar bölge mi daraltılmış bölge mi konusundaki tartışmalar sürüyor. Ama ibre daha çok dar bölge ve sıfır barajı mı gösteriyor?

Seçim barajı Türk siyasetinde sürekli eleştiri konusu oldu. AK Parti olarak biz muhalefet partileri hepimiz bunu eleştirdik ve makul bir noktaya çekilmesi gerektiğine hep vurgu yaptık. Ama bunun zamanlaması konusunda bir mutabakatı aramızda bir türlü oluşturamadık. Türkiye bu konuda Avrupa Birliği’nden ve pek çok uluslararası örgütten de eleştiri aldı. 30 Eylül’de sayın bakanımızın açıkladığı demokratikleşme paketinin içinde bir husus vardı. O da dar bölge seçim sistemi sıfır baraj, daraltılmış bölge seçim sistemi yüzde 5 baraj veya mevcut sistemle devam. Türkiye kamuoyuna ve siyasi partilere dendi ki ‘biz bu üçüne de varız’.

‘BARAJSIZ BİR SİSTEM İSTİYORSAK…’
Cumhuriyet Halk Partisi bugün bir kanun teklifi verdi, mevcut sistemde barajın yüzde 3’e düşürülmesi ile ilgili.


Muhalefet partileri bugüne kadar bu sistemlerle ilgili ortaya somut bir şey koymadılar. İşte daraltışmış bölge olursa şuna yarar, dar bölge olursa buna yarar. Ama sizin tercihiniz ne? Türkiye'de eğer barajsız bir seçim sistemi istiyorsak, dar bölge bunu temin eder. Milletvekillerini güçlendirir. ‘Milletvekili olmak genel başkanının iki dudağı arasında’ deniyor. Vatandaşın atacağı oya dayalı bir sistem kurmak lazım. Dar bölge bunu temin ediyor. Sıfır baraj olduğu içinde Türkiye'de ne kadar parti varsa bir vekille iki vekille parlamentoda temsiline de izin verir.

‘YASAL DÜZENLEME ŞART’
Ne zaman netleşir?
Daraltılmış bölge de son derece önemli. Şu anda İstanbul’da bir seçim çevresinde 30 milletvekili çıkıyor. 30 vekilin milyonlarca seçmeni tanıması onların sorunları bilme imkanı yok. Ama benim ilim Yozgat, 4 milletvekili çıkıyor. Bir nevi daraltılmış bir bölge. Milletvekilleri oy aldığı insanları daha yakından tanıyabiliyor sorunlarla daha yakından ilgilenebiliyor. Partilere de güç katacaktır tabii. Milletvekili çıkarmak için bugünkünden daha çok çalışmaya ihtiyaç duyacaklardır. Barajı geçen bir parti İstanbul’da bir milletvekili çıkartır. Ama daraltılmış bölge olduğu zaman bir milletvekili çıkarmak için bütün partilerin ve adayların ter dökmesi lazım. Dar bölge veya daraltılmış bölge bunların hangisini tercih edecek AK Parti bunların çalışmaları yapılıyor. Bunun artıları eksileri Türkiye için faydaları zararları değerlendiriliyor. Yasal düzenleme şarttır. Bir dahaki seçimde uygulanabilmesi için Haziran’dan önce Resmi Gazete’de yayınlanacak şekilde bu sürecin işlemesi gerekiyor. Ama şu anda bunun hazırlıkları bitmiş değil. Önümüzdeki günler içinde hep birlikte göreceğiz.

‘CHP NİYE KAÇIYOR ANLAMIYORUM’
Cumhuriyet Halk Partisi’nin kanun teklifi konusunda seçim bölgeleri değiştirilmeden barajın düşürülmesi gibi bir fikriniz yok o halde.
Benim kanaatim biz bu işi ele alacaksak doğru ele almamız lazım. Doğrusu da barajla milletvekili sayısını birlikte düşürmemiz lazım. Eğer CHP bu işte samimiyse barajı aşağı çeken, aynı zamanda dar bölgeden madem kaçıyor. Halk partisi ama halktan kaçıyor. Ankara’da oturup senin vekilin şu olacak seninki şu olacak, dönemi bitmiş oluyor halkın dediği oluyor. Cumhuriyet Halk Partisi bundan niye kaçıyor anlamış değilim. Barajı üçe indirmek için önerge veriyor. Dar bölgede sıfır baraj var, bunu niye tercih etmiyor? Üçe indirmeyi demokratik görüyor da, sıfırı demokratik görmüyorsa; o ayrı bir şey.

‘İKİ SİSTEMDE DE EN ÇOK OYU ALIRIZ'
Muhalefet bu noktada siyaseti ve seçim çevreleri dizayn etme girişimi olarak bakıyor. Adalet ve Kalkınma Partisi daha fazla oyunu artırmak, Anayasa’yı değiştirecek çoğunlukla Meclis’te sandalye sayısına sahip olabilmek, bir sonraki adım olarak Başbakan Köşk’e çıkarsa yarı başkanlık sistemini getirebilecek sandalye sayısına ulaşmak için bunu yapmak istiyor diye düşünüyor muhalefet. Büyük plan bu mu?
AK Parti’nin kendi siyasal geleceği için plan yapması hesap yapması normaldir. Onlar da desin ki ‘iktidar olmak için benim seçim planım bu sistem dair şu, dar bölgeye dair şu’ desin. Milliyetçi Hareket Partisi desin ki; ‘benim planım da bu’. Ama muhalefet maalesef kendi planlarını ortaya koymak yerine AK Parti’ye karşı ortaya koyduğu iradeyi engellemek üzerine bir siyaset dizayn ediyor. Biz bir sıfır barajlı bir sistem öneriyoruz. Bu niye bana daha fazla diğer partiye daha az yarasın. Sonuçta bu halk oy verecek. Esasında bugün belediye seçimi dar bölgedir. Türkiye'nin seçim sistemine baktığınızda dar bölgede var, daraltılmış bölgede var. Şu andaki mevcut sistem partileri güçlendirmiyor, vekil sayısı olarak güçlendirmiyor. Partiler yatıyor şu anda, ‘Nasıl olsa ben Türkiye barajını aşarım, bir hazır oyum var’ diyor. ‘İstanbul’dan bana iki üç tane düşer’ diyor. Dar bölgede böyle bir şey olmuyor. Milletvekili çıkarmak yatan, bir partinin çalışmayan adayın kazanması kolay olmuyor. Çalışanlar daha çok kazanacaktır. AK Parti daha çok çalıştığı için, her iki sistemde de en çok milletvekili çıkaracak parti olacaktır.

‘YENİ PAKET VAR MI?’
Meclis gündemin yeni bir demokratikleşme adımı, bir yargı paketi var mı?
Adalet Bakanlığı’nda çalışması yürüyen pek çok konu var. Örneğin Avukatlık Kanunu üzerinde bir çalışma yürüyor. Biz hazırlattığımız alt komisyon taslağını görüşe gönderdik. Bu konu üzerinde duracağız. Pek çok konuda da ayrı ayrı çalışmalar yürüyor.

‘YSK TASARISI HAZIR’
YSK ile ilgili bir çalışmanız var mı?
YSK şu anda Türkiye'de en kritik görevi ifa eden bir kurum. Ama maalesef YSK’nın hala bir Teşkilat Kanunu bulunmamaktadır. Bakanımızla görüştük, üyelerle çalıştılar. Şu anda Teşkilat Yasa Tasarısı Taslağı hazırlanmış durumda. Önümüzdeki günlerde TBMM’ye sevk edeceğiz.

YSK’nın karar alma mekanizmalarını etkileyecek bir düzenleme mi, yoksa sadece teşkilat yapılanmasıyla mı ilgili?
Karar alma mekanizmalarıyla ilgili bir kanun değil. YSK’nın kurulu dışında genel müdürlükleri ihdas ediliyor, daire başkanlıkları ihdas ediliyor, il seçim müdürlükleri kuruluyor. Zaten ilçe seçim müdürlükleri var ve buraya atanacak kişilerin nitelikleri belirleniyor ve görev süreleri de tayin ediliyor. Güveni sürekli koruyabilecek bir güce sahip olmasını sağlayacak bir tasarı şu anda hazır.

‘SON SÖZÜ YSK SÖYLER’
YSK bu seçimlerden sonra en çok ismi geçen yargı kurumlarından da biri oldu. En son Yalova’da iptal kararı verildi, Ankara için bu başvuru kabul edilmedi ama CHP’nin Ankara adayı dün Anayasa Mahkemesi’ne başvurdu. Ankaralının iradesinin sandığa yansımadığı gerekçesiyle bir başvuru yapıldı.
Bizim anayasamız bütün seçim ihtilaflarını kesin olarak karara bağlama görev ve yetkisini YSK’ya vermiş. YSK son sözü söyleme hakkına sahiptir. YSK’nın sözü üzerine ne Anayasa Mahkemesi’nin ne de başka mahkemenin Türkiye'de söz söyleme hakkı da yok, yetkisi de yok. Eğer YSK kararlarını siz yargıya açarsanız o zaman seçimleri kesinleştirme ihtimaliniz ortadan kalkar. Bütün belediye ihtilaflarını, muhtarlık, il genel meclisi, vekil o zaman mahkemelerde bunun altında kalkamaz.

‘REDDETMESİ GEREKİR’
Bireysel başvuru ile ilgili bir engellemeyi, kısıtlamayı düşünmediğinizi açıklamıştınız ama ‘O zaman bu başvuruların reddedilmesi gerekir yoksa bunun önünü alamaz mıyız’ mı diyorsunuz?
Anayasa buna izin vermiyor öncelikle. İkincisi, Anayasa Mahkemesi’nin Kuruluş ve Yargılama Usulleri Hakkındaki Kanunu’nun 45. Maddesi’nde ‘Yargı yolu kapalı olan konularında bireysel başvuruya konu edilemeyeceği’ yazıyor. Yasak olan bir konuda da bir kişi bireysel başvurusunu yapabilir anacak ön inceleme sırasında mahkeme bu müracaatı kabul edilemez görerek reddetmesi gerekir. Çok açık ve net, anayasa ve yasaya aykırılık vardır.

‘FARKLI NOKTALARA ÇEKİLMESİN’
Başbakan bugün grup toplantısında ‘paralel yapıyla mücadele alt yapı hazırlanıyor, sonuna kadar da gidilecek’ dedi. Daha öncede bu yönde açıklamaları vardı. Gözler HSYK’nın yaz kararnamesine çevriliyor. 3000 kişilik bir yer değişikliğinden söz ediliyor. Bunun hazırlıkları sürüyor mu?
Hakim ve savcıların tayinleri HSYK 1. Dairesi tarafından yapılmaktadır. 1. Daire her sene Haziran ayında büyük bir kararname yayınlar, her yıl rutindir. Şimdi yine aynıdır. Rutin olan işlemi farklı noktalara çekilmesi doğru değildir. Burada bir husus devletin içinde görev yapan kamu görevlileri kim olursa olsun anayasa, yasalar ve resmi amirleri kimse onlarla birlikte ve ona göre görevini ifa etmeliler. Yasaların dışında başka yerden emir alırsa, kanuna uymuyor, başka birilerinin sözüne uyuyorsa orada hukuk devletinden söz edemeyiz. Hukukun dışına kim çıkıyorsa başka yerlere bağlılıkla hareket ediyorsa onlar herkes için büyük bir sıkıntıdır. Sevebilir, sayabilir o ayrı ama görevini yasalar çerçevesinde yapmak zorunda.

‘BU ÜSLUP BİR HAKİME YAKIŞIR MI?’
Adana’da tahliye kararlarını veren ve tepkinizi de çeken hakimle ilgili HSYK nezdinde bir girişimde bulunuldu mu?
Hakimle alakalı bir bilgim yok ama söylediği ifadeyle alakalı geçmiş günlerde de ifade ettim. Hakimler kararlarıyla konuşması lazım. Kararı verdikten sonra eğer bir hakim bu kararı savunma gereği duyuyorsa o zaman yanlış yaptı demektir. Kararını verdikten sonra gerekçesini yazıyor neden bunu verdiğini açık açık anlatıyor. Tabii insanlar bunu okuyacak değerlendirecekler, kimi bunun aleyhinde kimileri lehinde görüş ifade edecektir. Hakimler kara verdikten sonra bir de bunu neden, niçin verdiğini, ne kadar doğru karar verdiğini medyayla konuşmaya başlarlarsa kararlarına da güven kalmaz kendilerine de güven kalmaz. Burada bu var. İkincisi konuşurken herkes bir edeple bir ahlakla, bir üslupla konuşması lazım. Orada bir değerlendirme yapıyor başbakanımızın bir açıklaması olmuş, eleştirisi olmuş. ‘Torba değil ki ağzını büzesin’ şeklinde konuşuyor. Bir hakime böyle bir üslup yakışır mı? Sizi eleştiren bu ülkenin başbakanı. Kararımı verdim herkes konuşabilir eleştirebilir diyebilirsiniz. Başbakanımıza hakaret eden bir ifadeyle cevap veriyor. Bu açıklamayı yapan ‘Ben tarafım, kararım da bu taraflılığım gereğidir’ diyor. Bu yargıya olan güveni de zedeliyor. Bu hakim başbakan bunu söylüyorsa, ‘Benim davam buna düşerse bana neler yapar’ diyor insan.

İMRALI ZİYARETİ
İmralı’ya gazeteci heyetlerinin gideceği şeklinde haberler vardı doğru mu? Geçen hafta yapılacak ziyaretin ertelenmesine de BDP’den tepki geldi. Onun bir gerekçesi var mıydı?
Geçen hafta ziyaretin yapılmasına yönelik takvim bir defa yoktu. Belli aralıklarla ziyaretler oluyor. Onların talepleri oldu bizden, biz bu hafta Cumartesi günü gidebilecekleri söyledik. Dolayısıyla yaptığı açıklamalar bu bilgiye rağmen yapılmış açıklamalardır. Gazetecilerin veya başka birilerinin gitmesine ilişkin kamuoyunda yazılan tartışılan hususlar var. Bu konuda bazı kişiler yazarken beklentilerini esasında ifade ediyorlar. Ama gitme konuda verilmiş bir kararımız yok. Gitme konusunda bir karar olursa, isimler konusunda kara vermek o kadar zor değil.

  • Etiketler :

Sayfa Yükleniyor...