Lütfen beni dinle...

İlişkili Haberler


Sen de benim gibi bir homo sapienssin... Akıllı insansın.

Kainatın mucizesi “yaşam” yaklaşık 4 milyar yıl önce ortaya çıktı.

Biz insanlar ise yalnızca iki yüz bin yıl önce. Yine de yaşam için temel olan dengeyi alt üst ettik. Bu sıradışı hikayeyi iyi dinle. Bu senin hikayen ve sonunu yazmak senin elinde...

Yuva belgeseli bu sözlerle başlıyor... Belgeselde “akıllı insansın” cümlesi dikkat çekiyor. Oysa ilerleyen dakikalarda karşımıza çıkanlar hiç de “akıllı” bir sahne çizmiyor.

BU EVRENDE “PAYLAŞMA” HER ŞEYDİR
Belgeselin ilk dakikalarında “Yuva”mızın mucizeleri gözlerimizin önünde... Dünyadaki yaşam hakkında ne kadar az şey biliyoruz. Yuva, anlatıyor:

- Dünyada hep aynı miktarda su vardı. Bugüne dek tüm canlılar hep aynı suyu içti.

- Ağaçların oluşması 4 milyar yılda gerçekleşti.... Yerçekimine meydan okuyan ağaçlar hiç durmadan göğe doğru hareket eden ve yapraklarını besleyecek olan güneşe doğru telaşsızca uzayan tek doğal varlık.

- Denizlerde alglerin deniz kabuklarıyla ilişkisinden mercanlar doğar. Mercan resifleri okyanus tabanının yüzde birinden daha azını kaplasa da binlerce balık, yumuşakça ve alg türünün doğal ortamı. Okyanuslardaki denge onlara bağlı.

- Toprak hareketlidir. Mikroorganizmalar sürekli beslenir, toprağı kazar, havalandırır ve dönüşüme uğratır. Nihayetinde humus adı verilen verimli bir toprak katmanı oluşturur.

- Doğada kaybeden olmaz.

- Dünyadaki bu büyük yaşam macerasında her canlının farklı bir yolu, her canlının özel bir yeri var. Doğada gereksiz ya da zararlı yoktur. Terazi daima dengededir.

Bu muhteşem dengeyi nasıl bozduk? Bugünlere nasıl geldik? Tarladaki insan gücü yerine makine gücüne bıraktı... Petrol hayatımıza girdi. Hayat hızlanmaya başladı... Yuva, anlatıyor....

Giderek hızlanıyoruz. Son 60 yılda dünya nüfusu neredeyse 3’e katlandı. 2 milyardan fazla insan şehirlere taşındı.

- Giderek hızlanıyoruz. Bugün yüzlerce gökdelene ve milyonlarca insana evsahipliği yapan Çni’ in Şenzen şehri bundan 40 yıl önce küçük bir balıkçı köyüydü.

- Giderek hızlanıyoruz. Son 20 yıl içinde Şangay’da 3 bin kule ve gökdelen inşa edildi. Yüzlercesi hala inşaat halinde. Bugün 7 milyarlık dünya nüfusunun yarısından çoğu şehirlerde yaşıyor.



Yuva’nın kamerası dünya üzerinde geziniyor... Giderek hızlanan yaşamımızın izlerini tepeden görüyoruz. Modern tarım dünyayı nasıl zehirledi? Haşare ilaçları, toprağa, bitkilere, hayvanlara, okyanuslara ve nihayetinde ana hücrelerimize karıştı... Gübre, toprağı zehirledi... Yuva, kamerası İspanya’nın Al Meyra kentindeki seraların üzerinde.

Burası Avrupa’nın sebze bahçesi. Her gün yüzlerce kamyon aynı boydaki muhtelif sebzeleri kıtanın farklı süper marketlerine taşıyor.

Eğer sizin için de “et” yemek vazgeçilmezler listesinde ise belgeselin bu bölümünde canınız daha fazla sıkılacak...

- Giderek hızlanıyoruz. Hayatında belki bir kez bile otlak görmeyecek olan hayvanlar daha günlük yaşama bile alışamadan et imalatının hedefi oluyor.

1 kilo patates üretmek için 100 litre

1 kilo pirinç üretmek için 4000 litre

1 kilo sığır eti için ise 13 bin litre su gerekiyor.

Üretim ve nakliye sürecinde harcanan petrol de cabası.

“Tamam o zaman et yerine balık yerim” diyenler için belgeselden bir not...

- Denizlerdeki balık avlanma bölgelerinin dörtte üçü ya yokoldu ya da tükenmek üzere. Büyük balıklarının çoğunun nesli tekrar üreyecek zaman bulamadıklarından tükendi.

Tüm bunlar bitmek bilmez “tüketim” çılgınlığının bir sonucu mu? Bu sorunun cevabını ararken “Yuva” kameraları Dubai’nin semalarında dolaşmaya başlıyor... Çölün içinde, doğanın tüm dengeleri “para”nın gücü ile nasıl değiştirilir? Yuva anlatıyor:

Az sayıda doğal kaynağa sahip. Ancak petrolden sağladıkları gelirle dünyanın istediği yerinden istediği kadar hammadde ve işçi satın alabilirler. Dubai de tarım alanı yok ancak yine de gıda ithal edebiliyor. Dubainin suyu yok. Ancak yine de deniz suyunu tuzundan arındırmak ve dünyanın en yüksek gökdelenlerini inşa etmek için yeterli paraya sahip. Dubai her mevsim güneşli ancak tek bir güneş paneli bile yok. Dubai kendine dünyayı hayran bırakan bir modernite beşiği. Burası tüm dünyayı uyaran bir tehlike işareti.Dubai’nin doğaya herşeyden çok ihtiyacı var. Ancak burada doğadan geriye pek birşey kalmadı. Dubai batının uyguladığı modelin zirvesini yaşıyor ve bizler hala doğayı tükettiğimizin farkında değiliz.

SU KITLIĞI 2025’TEN ÖNCE 2 MİLYAR İNSANI ETKİLEYEBİLİR
Peki ya içtiğimiz su? Haberler yine pek iç açıcı değil...

Hindistan gelecek yüzyılda su kıtlığından en çok zarar gören ulkelerden biri olabilir. Batı Hindistan da kuyuların yüzde 30 undan umut kesildi. Yeraltı su havzaları da koruyor.

Köylü kadınlar su depolarını elleriyle kazıyor....Binlerce kilometre ötede ise tek bir kişi günde 800 ila 1000 litre civarında su tüketiyor. Las Vegas’ta bir zamanlar çöldü. Las vegas sakinleri yeryüzündeki en büyük su tüketicilerinden biri.

ŞİMDİ GERÇEKLERLE YÜZLEŞME ZAMANI
Bugünkü yaşantımızın sonuçlarını sayılarla anlatılıyor:

Dünyada askeri giderlere yapılan harcamalar gelişmekte olan ülkelere yapılan yardımlardan 12 kat daha fazla.

Her gün 5000 insan kirli içme suyu nedeniyle ölüyor

1 milyar insanın ise temiz içme suyuna ulaşımı yok

1 milyara yakın insan aç geziyor

Dünya çapında yapılan tahıl ticaretinin yüzde 50 sinden çoğu hayvan yemi ya da biyolojik yakıt için yapılıyor.

Ekilebilir toprakların yüzde 40 ı uzun vadeli hasar gördü.

Her yıl 13 milyon hektar orman yokoluyor

Her dört memeliden biri her sekiz kuştan biri her üç amfiden biri yokolma tehlikesi altında. Balık avlanma alanlarının dörtte üçü ya tükendi ya da sayılarında tehlikeli bir düşüş gözlendi. Son 15 yılın ortalama sıcaklıkları bu zamana kadar kaydedilen en yüksek sıcaklıklar oldu.

Kıta buzulu 40 yıl öncesine oranla yüzde 40 inceldi.

2050 yılında 200 milyonu aşan sayıda iklim mültecisi ortaya çıkabilir

DAYANIŞMA BENCİLLİKTEN DAHA GÜÇLÜ
Tam bu noktada her şey değişiyor... Bütün bu sayılar ve gördüklerinizle içiniz kararırken “Yuva” bu kez “Karamsar olmak için çok geç. Bir insan tek başına duvarları yıkabilir.” diyerek çok daha farklı bir dünyaya giriyor ve orada gördüklerini şöyle anlatıyor:

Bangladeşli bir adam yalnızca yoksullara borç veren bir banka kurdu 30 yıl içinde 150 milyon insanın yaşamı değişti.

New York doğanın cömertliğini farketti. Şehrin içinde korunan orman ve göller şehrin ihtiyacını karşılıyor.

Güney Kore deki ormanlar savaştan tahrip oldu. Milli ağaçlandırma programıyla ormanların yüzde 65 ini geri döndürdüler. Kullandıkları kağıtların yüzde 75 i ise geri dönüşümlü.

Kosta Rika askeri harcamalarla topraklarının korunması arasında bir seçim yaptı. Ülkenin artık bir ordusu yok kaynaklarını eğitime, eko turizme ve ormanlara harcamaya karar verdi.

Yakaladıkları balık konusunda dikkatli olan balıkçılar var.

Kendi enerjisini üreten evler üreten evler gördük. Bugün 5000 kişi dünyanın ilk ve tek ekoloji dostu ilçesi olan Almanya’daki Fraugburg’ta oturuyor. Mumbai de bu projeye katılan bininci şehir oldu. Yeni Zellanda, İzlanda, Avusturya, İsveç yenilenebilir enerji meselesini öncelik listesine aldı.

Dalgaların enerjisini emerek elektrik üreten bir deniz yılanı gördük.

Danimarka da ülkedeki elektriğin yüzde 20 sini üreten rüzgar enerjisi santralleri gördük.

Amerika, Çin, Hindistan, Almanya ve İspanya yeninilebilir enerjinin en büyük yatırımcıları. Bu rüzgar dünyanın her yerinde esmeli....

TAŞIN ALTINA ELİNE KOYMA SIRASI BİZDE
Yuva’yı izlerken içiniz kararır, canınız sıkılırsa sabredin belgeseli sonuna kadar izleyin... Çünkü daha her şey bitmedi... Durdu��umuz noktayı “Yuva” şöyle anlatıyor:

Birlik olma vakti. Önemli olan kaybedilenler değil. Geriye kalanlar.

Değişmek için gereken güce sahibiz, öyleyse ne bekliyoruz?

Bir sonraki sahneyi yazmak bizim elimizde; hep birlikte.....

"YUVA" belgeseli bu akşam saat 20.00'de NTV'de....