Cumhuriyet gazetesinde MİT'e ait yardım tırlarının durdurulması olayına ilişkin gizli kalması gereken bilgi ve fotoğraflara yer verdikleri gerekçesiyle tutuklanan gazetenin Genel Yayın Yönetmeni Can Dündar ve Ankara Temsilcisi Erdem Gül'ün tahliyeleri talep edildi.

Çağlayan'daki İstanbul Adalet Sarayı'na gelen Dündar ve Gül'ün avukatları, hazırladıkları tahliye talepli dilekçelerini, nöbetçi İstanbul 2. Sulh Ceza Hakimliği'ne sundu.

Dündar ve Gül'ün, Türk Ceza Kanunu'nun (TCK) 220/7. maddesinde yer bulan, "örgüt içinde hiyerarşik yapıya dahil olmamakla birlikte, örgüte bilerek ve isteyerek yardım etmek" suçundan tutuklandığı ve bu hükmün gerçeği yansıtmadığı ifade edilen dilekçede, şunlar kaydedildi:

"Hakimlik tutuklamayı bu maddeye dayandırdığını söylemekle, aynı zamanda müvekkillerin suç teşkil eden, örgüte yardım fiilinin bir yayın faaliyeti olduğunu da ifade etmiş olmaktadır. Hakimliğin bu saptamasına göre, müvekkiller söz konusu yayınları yapmasaydılar örgüte yardım da etmemiş olacaklardı. Bu mantığın iler tutar bir yanı bulunmamaktadır. Ayrıca müvekkillerin tutuklanmasına gerekçe gösterilen belgeleri yayınlanmak fiilinin ceza kanununda yer almış 'yardım' kavramı kapsamında olamayacağı açıktır. TCK'da 'yardım' kavramından, 'suça iştirak' bölümünde bahsedilmiş ve 39. maddede hangi hallerde, 'yardım eden' sıfatının olduğu açıklanmıştır."

"TUTUKLULUĞUN KALDIRILMASINDA KAMU YARARI VAR"

Tutuklama kararının yasaya aykırı olduğu iddia edilen dilekçede, Adana ve İstanbul Cumhuriyet Başsavcılıklarınca yürütülen soruşturmadaki fiillerin, TCK'da geçen "yardım" suçunu teşkil edemeyeceğine dikkat çekildi.

Tutuklamanın kaldırılmasında kamu yararı olacağı öne sürülen dilekçede, TCK'da basın yayın yoluyla işlenen suçlara ilişkin ceza sorumluluğunun kime ait olduğu, suçun ne zaman işlenmiş sayılacağı ve suçun basın yoluyla işlenmesi halinde dava süresini düzenleyen emredici nitelikte özel hükümlerin yer aldığı aktarıldı.

Dilekçede, Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (CMK) 104. maddesi uyarınca Dündar ve Gül'ün, haklarındaki tutuklama kararları kaldırılarak tahliye edilmeleri talep edildi.

DAHA ÖNCEDEN DE İTİRAZ EDİLMİŞTİ

Dündar ve Gül, 26 Kasım'da nöbetçi İstanbul 7. Sulh Ceza Hakimliği tarafından "silahlı terör örgütüne üye olma, devletin gizli kalması gereken bilgilerini siyasal ve askeri casusluk amacıyla temin etme ve devletin güvenliğine ilişkin gizli kalması gereken bilgileri casusluk maksadıyla açıklama" suçlarından tutuklanmıştı.

Şüphelilerin avukatlarınca 30 Kasım'da tutuklama kararı veren hakimliğe itirazda bulunulmuş, hakimlikçe yapılan değerlendirmede bu itiraz başvurusu reddedilerek, dosya, bir üst mahkeme olan İstanbul 8. Sulh Ceza Hakimliği'ne yönlendirilmişti.

İtiraz dilekçesinde, "Biz üzerimize düşeni yapıyor ve anayasaya, yasalara, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'ne ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararlarına aykırı tutuklama kararlarına itiraz ediyoruz. Gerisi sizin bileceğiniz iş. Tercih ve sorumluluk sizindir" denilmişti.

Talebi değerlendiren İstanbul 8. Sulh Ceza Hakimliği de "Basın Kanunu'nun 11. maddesinin cezai sorumluluğu düzenlediği ve gazetecilerin de haber yaparken içinde yaşadıkları ve vatandaşı oldukları devletin kanunlarına ve yargı kararlarına uymak zorunda bulundukları" ifadesine yer verdiği kararında, itiraz taleplerini reddetmişti.

Dündar ve Gül'ün avukatlarının, müvekkilleri hakkındaki tutukluluk kararının kaldırılarak tahliye edilmelerine ilişkin 7 Aralık'ta yaptıkları itiraz başvurusu da, nöbetçi İstanbul 7. Sulh Ceza Hakimliği tarafından, 11 Aralık'ta tutuklamayı sonlandıracak yeni delil olmadığı gerekçesiyle reddedilmişti.