Tayland’dan "körili kek", Karpatlar'dan “mantarlı ayı eti”, İsveç’ten “geyik içkisi”, Avustralya’dan “timsah-burger". Bu lezzetler, tarım ve gıda fuarı Yeşil Hafta'da sunulan 100 binden fazla yiyecekten birkaçı.

Resmi açılış törenimden Alman Federal Tarım Bakanı Ilse Aigner Bakan, yaptığı konuşmada kalkınmakta olan ülkelerde açlıkla mücadelenin temel görev olduğunu belirtti.

26 sergi salonunda düzenlenecek olan Yeşil Hafta’da 59 ülkeden bin 600 stant yer alacak. 10 gün sürecek olan fuarı yaklaşık 400 bin kişinin ziyaret etmesi bekleniyor.

Fuar, gıda sanayinin göz alıcı vitrini olmasının yanı sıra küresel tarım politikaları ve tüketiciyi korumak üzerine sayısız konferans ve seminere de ev sahipliği yapıyor. “Sürekli daha ucuz gıda temin etme arzusu hayvanların ve doğanın zarar görmesine mi neden oluyor?” sorusu bu yıl fuarda yoğun olarak tartışılan gündemlerden biri.Hiç kuşkusuz bunun en önemli nedeni kısa süre önce besicilikte kanatlı hayvanlara yüksek dozlarda antibiyotik verildiğinin ortaya çıkması oldu. Federal Tarım Bakanı Ilse Aigner bir zihniyet değişikliğine gidilmesi gerektiğini söyledi.

Aigner, tarımda ve gıda sanayinde uzun vadede başarılı olunabilmesi için sürdürülebilirlilik prensibinin tüm branşlarda uygulanması gerektiğine dikkat çekti. Bakan Aigner, “Gelecek kuşaklar için ekolojik açıdan kaldırılabilir, ekonomik açıdan ayakta durabilir, sosyal sorumluluk sahibi ve kaynakları koruyan bir ekonomi tarzını temel almamız gerekiyor” diye konuştu.

Sürdürülebilir tarım masraflı, ayrıca Alman tüketicilerin büyük bir çoğunluğu ucuz gıda ürünlerine yönelme alışkanlığını sürdürüyor. Alman Çiftçiler Birliği Başkanı Gerd Sonnleitner, çiftçiler açısından sürdürülebilir tarımın zorluklarına işaret ediyor. Alman çiftçilerin sürdürülebilir tarımın gereklerini yerine getirse bile hayvan sahipleri açısından bunun “ağır masraflar” yaratacağını belirtiyor.

Hayvancılıkta uygulanan yöntemler de fuarda tartışılan konulardan biri. Eskiden olduğu gibi domuz yavruları uyuşturulmadan kısırlaştırılıyor ve domuzlar sadece birkaç santimetre kendilerini oynatabilecekleri kadar dar kafeslerde tutuluyor. Binlerce tavuk ve hindi de yan yana diziliyor ve bu ortamda hastalıkların ortaya çıkması kaçınılmaz. Ve bir tanesi hastalandığında, hastalanan hayvanı karantinaya almak yerine kural olarak tüm gruba antibiyotik veriliyor.

Tedavi operasyonu denilen bu yöntemi Alman Çiftçiler Birliği Başkanı Sonnleitner savunuyor. “Gıda sağlayan hayvanlarda, özellikle kanatlılarda, direnç gücünü ölçmek geleneksel bir yöntem, yani tedaviye geçilmeden önce, hastalıkla belli bir antibiyotik ile mücadele edilip edilemeyeceği tetkik ediliyor” diyen Sonnleiter, birliğin bunun her yerde yapılması ve deneme amaçlı antibiyotik verilmemesi için çaba gösterdiğini vurguluyor.

Hayvancılıkta antibiyotik kullanımının asgariye düşürülmesi için yasal düzenlemelerin yanı sıra, Bakan Aigner tıpkı organik ürünler gibi, iyi muamele gören hayvanlardan üretilen gıda maddelerine bir etiket getirilmesini istiyor.

Bu etiketi hayata geçirmenin kolay olmadığını vurgulayan Tarım Bakanı, “Etiket yükümlülüğü Avrupa çapında bir düzenlemeyle gerçekleşebilir, zira biz bir iç pazarız. Gönüllü olarak taşınabilecek bazı etiketleri ulusal çapta geliştirmek teorik olarak mümkün ama organik sertifika konusunda olduğu gibi tek tip asgari standartlarda uzlaşmanın çok daha anlamlı olduğunu düşünüyorum” diyor.

Sürekli artan dünya nüfusunun beslenme sorununun nasıl çözüleceği sorusu da yakıcılık kazanıyor. Yeşil Hafta’da tüm dünyadan 75 tarım bakanı bir araya gelerek sürekli azalan kaynaklarla ileride 9 milyar insanın nasıl doyurabileceğini de masaya yatıracak. Alternatif 24 tarım örgütü de zirve sırasında “Artık Gına Geldi- Tarım Endüstrisine Karşı Çiftlikler” sloganıyla bir protesto gösterisi düzenlemeyi hedefliyor.

Öte yandan son açıklanan bir rapor bu konuda çarpıcı veriler ortaya koydu. Almanya’da kişi başına yılda 80 kilogram gıda maddesi çöpe gidiyor. Doğal Hayatı Koruma Vakfı tarafından yapılan güncel bir çalışmanın sonuçlarına göre bu israfın önlenmesi durumunda dünya üzerinde 2,4 milyon hektarlık bir alan kazanılabiliyor.

Vakfın verilerine göre Almanya beslenme amacıyla yılda 18,8 milyon hektarlık bir alanı işletiyor. Buna göre aşırı et tüketimi ve gıda maddesi kaybı birlikte 4 milyon hektar yani Almanya’nın ihtiyaç duyduğu alanın yüzde 20’sine denk geliyor.