Erdoğan'dan "seçim" mesajı

CHP İstanbul Milletvekili Akif Hamzaçebi, NTV canlı yayınında hükümet kurma sürecine ilişkin açıklamalarda bulundu.

Erdoğan'ın CHP lideri Kılıçdaroğlu'na hükümeti kurma görevi vermeyeceği şeklinde yorumlanan mesajını değerlendiren Hamzaçebi, bu durumda demokrasinin büyük zarar göreceğini söyledi.

Akif Hamzaçebi'nin kendisine yöneltilen sorulara verdiği yanıtlar şöyle:

Öncelikle bütün şehitlerimize Allahtan rahmet diliyorum ve terör örgütü PKK’yı bir kez daha kınıyorum. Türkiye hükümetini ararken bu sürece olumlu katkı vermeyenlerde var. Ana muhalefet partisi genel başkanı olarak sayın Kemal Kılıçdaroğlu sayın Ahmet Davutoğlu’dan sonra bu hükümeti kurmak üzere görev alması gereken kişidir. Hükümeti kurmakla görevlendirilen kişi yani sayın Ahmet Davutoğlu bu görevi yerine getirememişse görevi iade eder ve görev sırası bundan sonra sayın Kemal Kılıçdaroğlu’nundur. Sayın Cumhurbaşkanının bu görevi sayın Kemal Kılıçdaroğlu’na vermesi gerekir. Sayın Kemal Kılıçdaroğlu çalışmalarını yürütür ama başarılı olur veya olmaz ama görevi yürütecek olan siyasi partinin genel başkanıdır. Sayın Kemal Kılıçdaroğlu’na görev vermeyeceğim şeklindeki beyanlar demokratik teamüllere ve anayasamıza uygun olmadığı gibi şu yaşadığımız sürece de uygun değildir. Ülke yangın yerine dönmüş durumda. Ekonomi ciddi alarmlar veriyor. Son 24 saatte dolar 8 kuruş arttı. Bunun reel sektöre maliyeti 14.4 milyar TL’dir. İhracat durmuş durumda. Büyümemiz bunlardan daha endişe verici olmak üzere yüzde 2-3 bandına çakılmış durumda. Böyle bir tabloda Türkiye'nin güçlü yüksek profilli, geniş tabanlı bir hükümete ihtiyacı var. 4 yıllık ufku olan gerektiğinde her yıl sonunda genel başkanlar tarafından hükümet uygulamalarının gözden geçirilmesi suretiyle tamam mı devam mı kararının verilebileceği bir hükümet seçeneği hala Türkiye'nin önündedir. Bu gerçek ortadayken siyasi partilerin önündeki seçenekleri sadece 3 aylık geçici hükümete endeksleyip onunla sınırlayıp bu hükümete var mısınız yok musunuz demek demokrasi ile bağdaşmıyor. Biz sayın Cumhurbaşkanından daha yumuşak, saha kucaklayıcı bir dil bekliyoruz. Ben bildiğimi yaparım edası demokrasimize zarar vermektedir. Elbette sayın cumhurbaşkanı herkesle görüşebilir. Eğer seçimlerin yenilenmesi kararı verilecekse bu karar 45 günün dolmasından sonra yani Pazartesi günü bu yenileme kararı verilebilir ve sayın Cumhurbaşkanı o gün meclis başkanının görüşünü alabilir. Şimdiden seçimleri yenilemeye doğru gidiyorum mesajını vermek kesinlikle yanlıştır.

Eğer bu olursa bir koalisyon hükümeti çıkarılabileceğini düşünüyor musunuz?

Ben hala Türkiye'nin önünde ciddi ve güçlü bir koalisyon seçeneğinin olduğunu düşünüyorum. Yeter ki iktidarı paylaşmaktan çekinmeyelim. AKP ile Cumhuriyet Halk Partisi arasındaki ön görüşmeler dahi toplumda barış havasına neden oldu. İki farklı büyün siyasi parti bir araya geldi. Bu kadar olumlu bir hava doğmuşken ve toplantının bitiminde sayın Kemal Kılıçdaroğlu ben koalisyon hükümeti kurmak için anlaşamayacağımız hiçbir başlık görmüyorum açıklamasını yapmışken Türkiye'nin hükümet seçeneğinin olmadığını söylemek doğru değildir.

Herkesin kırmızı çizgileri varken nasıl olacak bu?

Sayın genel başkanımız, sayın Ahmet Davutoğlu ile olan görüşmesinden sonra bir basın toplantısı yaptı. Biz bütün o görüştüğümüz konuların hepsine uzlaşma sağlayabiliriz. Uzlaşma sağlayamayacağımız hiçbir başlık görmüyorum dedi. Bu kadar olumlu yaklaştık biz bu sürece. Ama bütün bu görüşmelerin sonucunda gelin kasımda seçim yapmak için 3 aylık bir hükümet kuralım derseniz bu samimiyetten uzak bir davranış olur. Bu teklifin tek nedeni sayın Cumhurbaşkanının TBMM seçimlerinin yenilenmesi kararını alması halinde Anayasa'nın 114.maddesine göre geçici Bakanlar Kurulu kuruluyor. Geçici Bakanlar Kurulu'na parlamentodaki bütün siyasi partiler üye veriyor. Parlamentodaki siyasi partilerin üye vereceği bir bakanlar kurulu yerine orada görevi veren makam tarafından istenmeyen bazı partilerin girmesini engellemek için gelin bu hükümeti Cumhuriyet Halk Partisi ile kuralım önerisi yapılmıştır.

Seçim hükümetini kurma görevini Cumhurbaşkanı sayın Davutoğlu’na verirse ona katkı verir misiniz?

Sayın Davutoğlu’na hangi şekilde olursa olsun bir hükümet görevi vermesi anayasamıza göre mümkün değildir. Sayın Davutoğlu görevi almış ve iade etmiştir. Bundan sonra yapılması gereken en çok oyu alan ikinci partinin genel başkanına görevi vermektir. Varsayalım Davutoğlu’na böyle bir görev verildi. Bu bir azınlık hükümeti olacaktır ve muhtemelen parlamentodan güvenoyu alamayacak bir hükümet olacaktır. Anayasanın seçimlerin yenilenmesine ilişkin karardan sonra kurulmasını öngördüğü hükümetten farklı bir hükümet olacaktır. Böyle bir şey doğru değil anayasaya uygun değil.

Cumhuriyet Halk Partisi dışında bir kişi veya partiye seçime götürecek hükümeti kurma görevi verilirse siz katkı verir misiniz vermez misiniz?

Anayasa'nın 116 ve 114.maddelerine göre kurulacak olan hükümetten söz ediyorsunuz sanıyorum. O ancak pazartesi gününden itibaren olabilecek bir şey. Sayın Cumhurbaşkanı vakit geçirmeye çalışamaz bu doğru değildir.

Beştepe’nin yerini bilmeyenlerle geçirecek vaktimiz yok dedi sayın Erdoğan. Bu söz Cumhuriyet Halk Partisi işaret ediliyor diye yorumlandı. Saraya gidip gitmeme konusu kapandı mı?

Şimdi genel başkanımız sayın Kemal Kılıçdaroğlu sorumlu bir devlet adamıdır. Saraya kokteyl için gitmeyiz ama devlet meselelerinin gerektirdiği her konuda Cumhuriyet Halk Partisi olarak biz gideriz. Ülke hükümet ihtiyacı duyarken elbette sayın Kemal Kılıçdaroğlu’da bu görevden kaçınmayacaktır. Sayın Kemal Kılıçdaroğlu devlet meseleleri gerektirmedikçe ben saraya gitmem demiştir.