Osmantan Erkır’ı televizyon yapımlarından tanıyoruz. Son projesi ASPAVA ise bir doğaçlama tiyatro projesi. Gösteride 5 oyuncu, bir moderatör ve bir de konuk var. Konuk, moderatör Osmantan Erkır’ın sorduğu sorulara verdiği cevaplarla hayatındaki ilginç anları anlatıyor. Oyuncular bu anıları, o sırada ortaya çıkan yaratıcı fikirlerle harmanlayarak canlandırıyor.

10 Ocak’tan beri sahnede olan oyun, Osmantan Erkır’ın 110 yıllık bir binayı restore ettirerek kurduğu çiçeği burnunda tiyatro ‘Sahne Beşiktaş’ta oynanıyor. Seyirci, ilk üç oyunda oyuncu Yeşim Ceren Bozoğlu, eski milletvekili Şükrü Babacan ve şarkıcı Seyyal Taner’in hikayelerini dinledi. Peki herşey gerçekten doğaçlama mıydı? Sahne Beşiktaş’ı açma fikri de nereden çıktı? Yeni televizyon projelerinden ne haber? Buyrun söyleşimize...

ASPAVA projesi sizin fikriniz. Bu projeyi yapmaya nasıl karar verdiniz? Üzerinde ne kadar zamandır çalışıyorsunuz?
Ben Londra’da Sinema-Televizyon , ardından da bir sene de oyunculuk okudum. Orada en sevdiğim ders doğaçlamaydı. İngiltere’de doğaçlamayla ilgili, ‘Who’s line is it anyway?’ gibi projeler vardır. Türkiye’de bir gün böyle birşey yapmak hayalimdi. 1999’da Türkiye’ye döndüğümden beri doğaçlama birşeyler yapmak aklımdaydı. 2005’te Anında Görüntü Show’u yaptık. O programla doğaçlama Türkiye’de daha sevilir bir hale geldi. 85 bölüm yaptık. Canlı yayın doğaçlama için bir çeşit rekor...

Sonrasında, daha uzun formda birşey izledim. Bir insan anılarını anlatıyor, onu uzun uzun oynuyorlardı.. Bir insanın hayatını baştan sona anlatmak, başka bir gözle görmek çok güzel olabilir diye düşündüm. Bu projeyi yapmaya 3 yıl evvel karar verdim. Değişik gruplarla çalıştık, geçen Şubat ayında bir çok gençle seçmeler yaptık, en sonunda şu anda çalıştığımız grubu belirledik. O gün bugündür haftada 2 gün çalışıyoruz. Daha da gelişiyor.

Doğaçlama tiyatro oyuncusunun ciddi bir pratik zeka ve kültürel altyapı sahibi olması gerekiyor anladığım kadarıyla?
Doğaçlama kas gibi birşey. Her iyi oyuncu iyi bir doğaçlamacıdır diye birşey yok. O kasın geliştirilmesi gerekiyor. Bu da ancak çok egzersizle, doğaçlamayı çok yapmış olmakla ve tabii ki keskin bir zekayla mümkün oluyor.

Kadronun konsepte bir katkısı oldu mu?
En büyük katkıları, beni çok iyi anlamalarıydı. Konseptin oyuncunun kafasında tam oturması, benim düşündüğümün hayata geçmesini kolaylaştırdı; ‘Evet, kafamdaki şey işte buydu’ dedim.

Gerçekten herşey doğaçlama mı? İlk 3 oyunda seçilen insanların tanınan kişiler olması ve oyunun hiç duraklamadan akıyor oluşu beni şüpheye düşürdü...
Örneğin ilk oyunda, Yeşim’in izlemeye geleceğini biliyordum. Kendi kafamda, ‘renkli bir hayatı vardır, ilgi çekici bir konuk, Yeşim’i alırız’ diye düşündüm. Ama onun dışında hiç bir ön hazırlığımız yoktu. Açıp hayatını sormadık, önceden Google araması yapmadık. Dünkü oyunda da Seyyal Taner’in geleceğini biliyorduk ama hikayelerini ilk kez sahnede duyduk. Bu tamamen oyuncularımzın doğaçlama konusuda çok deneyimli olmalarından kaynaklanıyor.

Doğaçlama hep ilgimi çekiyordu dediniz. Kişisel olarak ilginizi çeken kısmı nedir?
Çok yaratıcı ve sürprizli birşey. Her hafta yeni birşey izliyorsunuz. Hiç birimiz o gün sahnede ne olacağını bilemiyoruz, bu beni cezbediyor. Metin yok, ön hazırlık yok. Sadece bir takım egzersizler yapmışız.

Türkiye’de seyircinin katılımıyla olan yapımlar oldukça tutuluyor. Bunu neye bağlıyorsunuz?
Düşünecek olursak, örneğin orta oyunu da doğaçlamanın kökeni aslında. Evet, ana bir konu var, ama o gün sahnedeki oyuncunun söyledikleri tamamen doğaçlama. Bence Türk seyircisine çok uyan bir tarz. Bizim kültürümüzde var. Doğaçlama yaşamayı da seven insanlarız. Son dakikacıyızdır, çok plan yapmayız. Bu yüzden bize hitap ediyor olabilir.

Peki, ‘Anında Görüntü Show’un ardından, bu işi televizyonda yapmaya devam etmektense, tiyatro sahnesine taşımaya neden karar verdiniz? Sizce bu iş sahnede oynanmaya daha mı yatkın?
Aslında ben bunu televizyon için hazırladım. Ama televizyona hazır olması için sahnede pişirmenin gerekli olduğunu düşünüyorum. Anında Görüntü Show da uzun süre sahnede pişti, sonradan televizyona taşındı. Aynı şekilde ASPAVA da şu anda ağır ateşte pişiyor, tam kıvamına geldiğinde televizyona taşıyacağız.

Öngördüğünüz bir süreç, şimdiden görüşmeye başladığınız bir yer var mı?
Fikir olarak bir kaç kanala anlattım. Hoşlarına gitti. Yeni sezonda ekranda olmasını hedefliyorum.

Diğer televizyon projeleriniz devam ediyor mu?
Evet, Mart ayında Star TV’de Popstar başlayacak.

Sahne Beşiktaş’a gelelim. Burayı kurma fikri nasıl doğdu?
Ben tiyatro sahnesinde tanışmış bir ailenin çocuğuyum. Tiyatro hep hayatımızda vardı. Sahne benim için her zaman büyülüdür. Okul boyunca da hep tiyatro kollarında oldum. Ama çok utangaçtım, çıkamazdım, ışıkla, sesle uğraşırdım Sonra televizyon işleri gelişti, 1999’da ben İngiltere’den geldiğimde format işlerine girdik ama hep bir sahnemiz olsun istiyorduk. Televizyonda çok kişiye çok şey anlatmak, birilerini birşeylere ikna etmek zorundasınız. Oysa ki sahne daha özgür bir yer. Bazı çok iyi projeleri televizyon ekranına götüremediğiniz oluyor. Ayrıca sahne bence bütün show dünyasının özü. Sahne olmasa televizyon da, sinema da olmaz.

Sahne Beşiktaş’ın bulunduğu Leşker Sokak’taki meyhanelerde, ASPAVA’ya bileti olanlara oyun öncesinde % 15 indirim uygulanıyor.
Sahne Beşiktaş’ın bulunduğu Leşker Sokak’taki meyhanelerde, ASPAVA’ya bileti olanlara oyun öncesinde % 15 indirim uygulanıyor.

Neden Beşiktaş peki?
Daha çok Taksim civarında araştırdık. Tesadüfi olarak Beşiktaş’ta böyle bir yer var dediler, geldik, gördük. O sırada burası tam bir harabeydi. Bina 1903’te yapılmış. 1920’li yıllardan kalma bir haritamız var. Burası, onda Sine-Electra adında bir sinema olarak gözüküyor.Bu bina, Panagia Rum Ortadoks Kilisesi’ne ait. Bir süre oranın sosyal merkezi olarak kullanılmış. 6-7 Eylül olaylarında azınlıkların maalesef Türkiye’yi bırakmalarından sonra yeniden sinemaya dönüşmüş. En son ‘80’lerde DYP ilçe merkezi olmuş. Politik olarak da önemli bir merkezmiş. Bazı insanlar anlatıyor; teröristler burayı çevirmişler, 3 gün insanlar içeride mahsur kalmışlar...

Bina ne kadar sürede yenilendi? Dekorasyon için hangi mimarla çalıştınız?
Burayı 2010’un Şubat ayında tuttuk. Ancak gösterimler başladı.

Fuayeyi yeniden kurgularken geçmişi, sinemayken nasıl bir yer olabileceğini hayal ettik. Dekorasyonunu Selçuk Arıkan adında bir iç mimar yaptı. Logomuzu eski tabelacı tekniğiyle kendisi çizdi. Binanın orijinalini olabildiğince korumaya çalıştık.

Sahne Beşiktaş’ın fuayesi... Osmantan Erkır’ın kendi koleksiyonundan antika parçalar ile eski sinema ve konser afişleri ile donatılmış.
Sahne Beşiktaş’ın fuayesi... Osmantan Erkır’ın kendi koleksiyonundan antika parçalar ile eski sinema ve konser afişleri ile donatılmış.

Çevreden, esnaftan, Beşiktaş ahalisinden nasıl tepki aldınız?
Çok iyi. Ben Beşiktaş’ı çok bilmezdim. Muhteşem bir yermiş. Kozmopolit, ileri görüşlü, sanatsever. Esnafla aramız çok iyi. Aşağıdaki esnafta buradan bileti olanlara, %15 indirim var. İngiltere’de hep ‘tiyaro menüsü’ diye görürdüm; oyunlardan önce bir özel menü vardı. Şimdi bizim burada da benzer birşey olmuş oldu.

*ASPAVA’nın dışında, Uykusuz’dan tanıdığımız karikatürist Alpay Erdem’in ‘Komedyen’ adlı gösterisi, 2012 Mayıs ayında prömiyer yapan ‘Lulabay, Bir Cihangir Hikayesi’, iki meczubun hikayesini anlatan ‘Sarı Köpek’ Sahne Beşiktaş’ta halen izlenebilir.

*Arthur Miller’ın klasikleşmiş oyunu ‘Satıcının Ölümü’ ve genç yeteneklerin Türk Sanat Müziği eserlerini seslendireceği ‘Genç Sanat Müziği’ geceleri Sahne Beşiktaş’ın gelecek programları arasında.

*ASPAVA’nın oyuncuları kimler?
İsmail Nuri Bıçakçıgil
2003’te Yersiz Oyuncular’ın kuruluşunda yer aldı. Değişik sahnelerde tek kişilik oyunu ‘Beyaz Karga’yı sergiledi. 2005’te doğaçlama tiyatroya başladı. 2008 yılında Kanaltürk’te Depo adlı programı hazırlayıp sundu. Halen tiyatro ve doğaçlama atölyeleri yürütüyor.

Mutlunur Lafçı
Tiyatroya Ayla Algan, Neşe Erçetin Atakan, Erol Babaoğlu ile başladı. Yersiz Oyuncular’ın kuruluşunda yer aldı. 2005’te doğaçlama tiyatroya başladı. Müjdat Gezen Sanat Merkezi’nden mezun oldu. Depo adlı programda yer aldı. 2011’de Doğaçlama A.Ş. grubunun kuruluşunda yer aldı.

Sinan Mutlu
Lise yıllarından beri oyunculuk yapıyor. 2005’te Yersiz Oyuncular’la birlikte doğaçlama tiyatroya başladı.Radyoda bir doğaçlama tiyatro programı yaptı ve Depo adlı programda yer aldı. Senaryo çalışmaları da yapmakta.

Yılmaz Sütçü
Lise yıllarından beri bir çok topluluk ve projede vokalist, oyuncu, program yapımcısı ve sunucu olarak yer aldı. Müzdat Gezen Sanat Merkezi’nden mezun. Dizi ve reklam filmlerinde de yer aldı. Doğaçlama A.Ş.’yi kuran oyunculardan.

Burcu Tokuç
Kültür A.Ş. Gösteri Sanatları Merkezi’nde tiyatro eğitimi aldı. Kısa filmlerde ve çeşitli tiyatro oyunlarında oyunculuk ve yönetmen yardımcılığı yaptı. Çok sesli bir koroda yer aldı. Halen Haliç Üniversitesi’nde yüksek lisans yapıyor.