Amerikan Enerji Veri İdaresi'nin karbon salımlarıyla ilgili yeni raporuna göre ekonomide 1930'lardan sonra görülen en büyük resesyon bile, küresel ölçekte karbon salımlarını azaltamadı.

Amerikan Enerji Veri İdaresi bu listeyi sadece enerji üretimini yani termik ve doğalgazla çalışan santrallerden ve otomobillerden kaynaklanan salımları inceleyerek hazırlıyor.

Listede, 7 milyar 711 milyon ton'luk salımla birinci sırada olan Çin'i, 5 milyar 425 milyon ton'la ABD izliyor.

Türkiye'nin yıllık karbon salımı ise 253 milyon ton.

Türkiye’de ilk defa karbon ayak izi ölçüm sonuçlarını alan ve açıklayan ilk yayın kuruluşu olan Yayın Grubu Pazarlama ve Kurumsal İletişim Direktörü Siren Uludağ bu konuyla ilgili Biz’D dergisine bir röportaj vererek şunları anlattı;

Doğuş Yayın Grubu, ülkemizde, karbon ayak izi ölçümünün sonuçlarını alan ilk yayın kuruluşu. Öncelikle, alınan raporun niteliğini ve Yayın Grubu açısından taşıdığı önemi öğrenebilir miyiz?

Doğuş Yayın Grubu (DYG) olarak karbon ayak izi ölçüm sonuçlarını alan ilk yayın kuruluşu olmanın ötesinde, sonuçları açıklayan ilk kuruluş olduk. Raporda Ocak-Aralık 2009 döneminde DYG markalarının İstanbul ve Ankara birimlerinin toplam sera etkili gaz emisyonları hesaplandı. Bu ayak izinin yüzde 86’lık kısmının da elektrik tüketiminden kaynaklandığı belirlendi. Bundan sonraki adımımız bu miktarı azaltmak yönünde olacak. Dolayısıyla rapor bizim için çok önemli.

Carbon Clear ile nasıl işbilirliği kuruldu? Sonuca varmak için hangi metodlar uygulandı; diğer bir ifadeyle ölçümler nasıl yapıldı?

DYG’nin çevre konusundaki duyarlılığı zaten biliniyor. 3 yıldır Yeşil Ekran’a devam ediyoruz. Bu konuda kamuoyunu bilgilendirici yayın yapmanın yanı sıra, daha yeşil bir şirket olmanın yollarını da arıyoruz. Tasarruflu ampül kullanmak, kağıtlarımız geri dönüşümlü kullanmak gibi. Bir noktadan sonra bunların tek başına yeterli olmadığını, karbon salınımımızı azaltma yönünde çalışmamız gerektiğini biliyorduk. Bu doğrultuda araştırmalarımız sürerken, Carbon Clear Türkiye Genel Müdürü Kumru Adanalı, Kopenhag İklim Zirvesi’ne haber desteği sağlamamız için bize geldi.

Kumru Hanımı bulunca bırakmadık, hemen çalışmalara başladık. Carbon Clear ekibi DYG’de ilgili tüm birimlerle toplantılar yaparak ne tür bir çalışma olacağının ön bilgisini verdi. Sonrasında tüm birimlere özel hazırlanmış sorular gönderildi ve yöneticilerin dataları doldurmaları istendi. Teknik birimlerden, yayın ekibine, bina bakımdan, matbaa sorumlularına kadar her departmandan yıllık tüketim miktarları toplandı. Carbon Clear ekibi de bu verileri değerlendirerek detaylı raporu hazırladı.

NTV, son üç yıldır Yeşil Ekran ile daha yaşanılabilir bir dünya ve Türkiye için neler yapılması gerektiğine dikkat çekiyordu. Karbon ayak izi ölçümünü yaptırması, işe verdiği önemin, başka bir ifadeyle içselleştirdiğinin de ifadesi. Bu içselleştirme sürecinde Yayın Grubu tepe yöneticilerinin projeye yaklaşımlarıyla ilgili bilgi alabilir miyiz?

Tüm DYG yöneticileri bu projeye büyük destek veriyor. Sizin de belirttiğiniz gibi DYG yıllardır zaten çevre duyarlılığı ile biliniyor. O yüzden nihai varmamız gereken hedefin 'sıfır karbon' olması da kaçınılmazdı. Projeye başlarken yöneticilerimizden büyük destek aldık, raporu paylaştığımızda da projeye inançları kuvvetlendi. Karbon yönetimi uygulaması çerçevesinde enerji faturalarımız da azalacak. Bu amaçla yapılacak yatırım, birbuçuk yılda sağlanacak enerji tasarrufuyla kendini amorti edecek. Yönetimimizi ikna ederken bu nokta da çok önemli oldu.

Ölçümler 2009 yılı içerisinde yapıldı ve 14 bin 800 ton karbondioksit sanılımı olduğu sonucuna varıldı. Bu miktarı daha alt seviyelere çekmek için 2010 ve 2011 hedefleri nelerdir?

2010 yılının ilk yarısı verilerin toplanması ve raporun hazırlanması ile geçti. Dolayısıyla 2010 yılı içinde fazla bir azalma beklemiyoruz. 2011 için hedefimiz ise rakamı yüzde 10 azaltmak olacak. 2012 için ise yüzde 15-20 civarında bir azalma hedefliyoruz. Bunun için Carbon Clear’in bizlerle paylaştığı çözüm önerilerini ilgili teknik birimlerle paylaştık. Gerekli düzenlemelerin yapılabilmesi için çalışmalar sürüyor. Onun dışında tüm personelin projeye dahil olması ve kendi bireysel gayretleriyle katkı sağlaması gerekiyor. Bunun için tüm personelimize Carbon Clear tarafından eğitim verilecek. Herkes bireysel olarak neler yapabileceğini, küçük görünen önlemlerin, büyük resimde nasıl farklar yaratabileceğini görsün istiyoruz. Uzun vadede projenin başarısının en önemli bacaklarından biri ‘personeli eğitim programı’.

İki yıl sonra, gelişmiş ülkelerdeki firmalar sera gazı salınımları açıklamakla yükümlü olacak. Bu tarihe kadar karbon salınımını ölçtürmüş ve azaltmak için gerekli önlemleri almış Türkiye’deki şirketlerin (Yayın Grubu da dâhil), yurtdışı faaliyetlerinde sağlayacağı avantajlar neler? Projenin nihai hedefinin en az salınımı gerçekleştirmek, nötürlemek olduğunu belirtiyorsunuz. Bu hedefe nasıl ulaşılacak?

En az salınımı gerçekleştirmek için alınabilecek çeşitli önlemler var. Bazı teknik altyapıları değiştirmek, yeşil elektrik kullanmak, toplantıları telekonferans yöntemiyle yaparak araç kullanımını azaltmak, geri dönüşümlü kağıt kullanmak, çalışılmayan ekranları, monitörleri kapatmak gibi birçok farklı önlem var. Ancak tüm önlemler alınsa dahi 'sıfır karbon' olmak mümkün değil.

Burada da devreye yeşil sertifika satan kurumlar giriyor. Karbon salımınızı asgari seviyeye düşürdükten sonra, kalan kısmı telafi etmek üzere yeşil sertifika alarak ya da ağaçlandırma yapmak gibi karbon emilimine hizmet edecek projeler hayata geçirerek nötr noktasına ulaşıyorsunuz.

Son olarak, karbon ayak izini ölçtüren ilk şirket olması ve bu alanda çalışmalar yürütmesi Doğuş Yayın Grubu’nun hem faaliyet gösterdiği mecrada hem de kamuoyunda kurumsal itibarına neler kazandıracak?

Biz NTV olarak Yeşil Ekran’ı yapmaya başladığımızdan beri bu tarz yayınlar yapan kuruluşların sayısı da arttı. Yeşil Ekran’a ilk başladığımızda reklamveren sayısı oldukça azken, bu sene ‘Yeşil Ekran ne zaman başlıyor?’ diye sorup, yatırımlarını ona göre hareketlendirenlerin sayısı gözle görülür biçimde artış gösterdi. Bu anlamda karbon yönetimi çalışmamızın da örnek teşkil edeceğine inanıyoruz.

Artık tüketici de çok daha bilinçli. Sadece ‘söyleyen’ değil, ‘uygulayan’ bir kurum olduğumuzun görülmesi kurumsal itibarımıza büyük katkı sağlayacak elbette. Doğuş Yayın Grubu olarak kurulduğumuz günden beri birçok ilke imza attık. Bunun geri dönüşleri de hem kamuoyu, hem de reklamveren nezdinde çok olumlu oldu. Henüz hiçbir yasal zorunluluk yokken, karbon ayak izimizi ölçtürerek, ‘sıfır karbon’ yolunda adım atmış olmamızın da yine aynı şekilde karşılanacağına inancımız tam.”