DP: ‘Var mısın yok musun?’

2002’den beri oyu sürekli düşen Kırat’ın yeni süvarisi; yolu MHP, ANAP, DYP ve BBP’den geçmiş Namık Kemal Zeybek. 12 Haziran’da alacağı oy, DP’nin her şeye rağmen toplumsal köklerine tutunmayı başarmış bir parti mi yoksa artık tabela partisi mi olduğunu gösterecek.

26.05.2011 - 12:57

DP: ‘Var mısın yok musun?’

‘Demokrat Parti’ büyülü bir isim, Türk sağının efsane partisinin adı (1946-1960). 12 Eylül sonrası mirası iki parti tarafından paylaşıldı, tabii sayının 2 olması askeri rejimin (1980-1983) bir icraatıydı: Asli varis DYP ve dolaylı varis ANAP… Her iki parti de çeşitli koalisyonların üyesi olarak 1990’lar boyunca iktidara ortak oldular.

Aynı dönemde, yani 90’larda adı Demokrat Parti (DP) olan bir parti de kuruldu. Çıkış noktasında amacı 1946 ruhuna sahip çıkmak, onun temsilcisi olmaktı ama siyasi arenada güdük kaldı. Bir ara Melih Gökçek’in bile eline düştü (2002). Bu tabela partisi 2005 yılında ANAP’a katıldı ve hukuki varlığı son buldu.

12 Haziran’da seçimlere katılacak olan DP ise 2007’de doğdu. 1990’lardaki ‘DP’ ile karşılaştırınca çok daha derli toplu bir parti, üstelik 2007 seçimleri arefesinde vücuda gelirken iddialı ve umutluydu da. Ancak son 4 yılda sürekli zayıfladı ve bugün gene bir tabela partisi olmanın eşiğine geldi. Oy oranı ne kadar azalırsa azalsın hâlâ organik, sahici bir partiden söz edebilir miyiz (Saadet Partisi gibi), yoksa DP tabela partisi olmaya tenzil mi etti, bunu 12 Haziran’daki oy oranı gösterecek.

2005-2007 arası, AKP’yi iktidara getiren 2002 seçimlerinde büyük hayal kırıklığı yaşayan ve meclis dışı kalan iki merkez sağ partinin bir derlenme toparlanma umudu yaşadığı dönem oldu. AKP’den ayrılan Kültür Bakanı Erkan Mumcu ile beraber epey sayıda AKP milletvekili partilerinden istifa edip ANAP’a katıldı ve bu parti TBMM’de grup kurdu. Beri yanda DYP Çiller sonrası Mehmet Ağar’ın liderliği altına girmişti ve profilini olabildiğince yüksek tutmayı başarmıştı.

22 Temmuz 2007 seçimlerine giden süreçte Türkiye siyaseti son derece gergindi. Anayasa Mahkemesi’nin meşhur “367” kararı sonucu Cumhurbaşkanlığı seçimi çıkmaza girmişti. Nisan ayında başlayan Cumhuriyet Mitingleri ise, AKP’ye karşı sağda ve “solda” bir derleniş ihtiyacı havası doğurmuştu. “Soldaki” derleniş CHP çatısı altında başarıldı, 13 DSP’li milletvekili CHP’den meclise girdi, karşılığında da DSP seçimlere katılmadı.

Gözler sağa da çevrilmişti elbet. DYP lideri Ağar ve ANAP lideri Mumcu arasında birlik görüşmeleri başladı. Bu iki partiden ilkinin toplumsal tabanı vardı, ikincisinin ise TBMM’de grubu (ve tabii ne olursa olsun bir miktar da oyu). Proje, efsanevi ‘DP’ ismi altında iki partinin birleşmesiydi.

ANLAŞMA SAĞLANAMAYINCA…
Ancak ne olduysa oldu ve anlaşma sağlanamadı. Bir iddiaya göre ANAP DYP’ye nazaran daha çok gayrimenkule sahipti ve bunların yeni partiye aktarımı hususunda bir anlaşmazlık yaşanmıştı. Belki de Mumcu ile Ağar kimin lider olması gerektiği konusunda anlaşamamıştı. Hasılı, AKP’ye soğuk sağ seçmen (hatta genel olarak AKP karşıtı seçmen kitlesi) böylesine kritik ve “birlik ve beraberliğe her zamankinden daha çok ihtiyaç duyulan” bir dönemde önemsiz meselelerden dolayı iki partinin birleşememesine tepki gösterdi.

Birleşme son anda yatmış, ancak DYP binalarına da DP tabelası asılmıştı bir kere. ANAP seçimlere katılmama kararı aldı. DYP de yeni adıyla, Demokrat Parti olarak 2007 seçimlerine girdi. Seçim sonuçları DP ve Ağar için hüsran oldu, parti yüzde 5.4 civarında bir oy oranı elde etti. Ağar parti liderliğinden istifa etti ve yerini tanınmamış bir isme, Süleyman Soylu’ya bıraktı.

ANAP ise artık ömrünün “bitkisel hayat” safhasına geçmişti. 2009 yerel seçimlerinde il genel meclisi seçiminde Türkiye genelinde oyların yüzde 0.76’sını almış, 2004’te kazandığı 27 ilçe belediye başkanlığına karşılık bu sefer yalnızca 4 ilçe belediyesini elde etmişti. ANAP yıl sonunda DP’ye katıldı. Arzu edilen birleşme iki buçuk yıl sonra gerçekleşti. Ancak artık çok geçti.

SOYLU’NUN “SOYLU” HAMLESİ
Süleyman Soylu kamuoyunca tanınmayan bir isim olmasına rağmen Ağar’ın istifasından beri geçen zamanda partisinin tabanını iyi kötü elde tutmuş gibiydi. 2009 yerel seçimlerinde DP il genel meclisi seçiminde ülke genelinde oyların yüzde 4’üne yakın bir oranını almış, Yalova ili belediye başkanlığının yanı sıra yurdun çeşitli yerlerinde 39 ilçenin belediyesini kazanmıştı. Ancak Soylu Türkiye siyasetinde az yapılan bir şeyi yaptı ve bir önceki genel seçimdekinden daha az oy alındığı gerekçesiyle parti liderliğinden ayrıldı. DP’nin başına Hüsamettin Cindoruk geçti.

Tecrübeli ancak yaşlı siyasetçi Cindoruk da DP’nin profilini yükseltemedi ve bu sene 15 Ocak’ta yerini Namık Kemal Zeybek’e bıraktı. MHP kökenli, milliyetçi bir isim olan Zeybek ANAP ve DYP’den milletvekili seçilmiş, 2002 seçimlerinde yuvasına dönerek MHP’den milletvekili adayı olmuş ama partisi baraj altında kalmış, 2007’de ise yedi aylık bir BBP deneyimi yaşamıştı. Son durağı DP idi.

ZEYBEK’İN İŞİ ZOR
Bu seçimlerde Zeybek’in işi kolay görünmüyor. CHP listelerinde pek çok merkez sağ kökenli isim var (gerçi 2007’de de listelerini sağa açmıştı CHP) ve Başbakan Erdoğan’ın meydanlarda sürekli, haklı veya haksız biçimde, Süleyman Demirel’i CHP’yi desteklemekle suçlaması yıllar boyu merkez sağa oy vermiş ve kendini AKP ile özdeşleştiremeyen seçmeni CHP’ye yönlendirebilir. CHP oylarındaki artış da bu bağlamda Zeybek’in DP’si için bir dezavantaj teşkil ediyor.

Önümüzdeki seçimler öncesi Türkiye Partisi, Saadet Partisi ve DP arasında olası bir ittifak için görüşmeler yürütüldü. Bu görüşmelerde anlaşmaya varılamadı. Bir iddiaya göre bunun sebebi Namık Kemal Zeybek’in, ittifakın DP çatısı altında olması konusundaki ısrarıydı.

DP’YE HAYDAR BAŞ DOPİNGİ
Yukarıda anılan partilerle anlaşamasa da DP seçimlere gene bir ittifakla giriyor. Kadiri şeyhi Haydar Baş’ın Bağımsız Türkiye Partisi seçimlere DP çatısı altında katılıyor. DP’nin Bursa 1. sıradan Milletvekili Adayı Haydar Baş, siyasette enteresan bir figür. Kullandığı “Prof. Dr.” ünvanının sahte olduğuna dair kimi iddialar var. Haydar Baş kapitalizme ve sosyalizme alternatif bir 3. yol olarak “Milli Ekonomi Modeli”ni geliştirdiğini öne sürüyor. Bu “model”in tanıtımında ise şunlar söyleniyor:

“Son çağın bilgesi Prof. Dr. Haydar Baş’ın iktisat tarihini temellerinden sarsan Milli Ekonomi Modeli kitabı çıktı. Dünya çapında yüzlerce bilimadamının Uluslararası Milli Ekonomi Kongresi’nde onayladığı, ekonomi literatürünü tersyüz eden, manifesto niteliğindeki bu tarihi kitaba ulaşmak artık çok kolay (…)”. Partisi BTP katıldığı seçimlerde yüzde 0.5 oranında oy alan Haydar Baş’ın “renkli” kişiliğini merak eden okurlarımız Ekşi Sözlük’e girip ‘Haydar Baş’ ve ‘Eric Shaydullin’i aratabilirler.

DP Genel Başkanı Zeybek İstanbul 2. bölgeden aday. Yüzde yarımlık BTP katkısıyla beraber partisinin alacağı oy, DP’nin hâlâ toplumsal temeli olan, organik bir parti mi yoksa artık bir tabela partisi mi olduğunu ortaya koyacak.

  • Etiketler :

Sayfa Yükleniyor...