Milliyet gazetesi yazarı Fikret Bila ve Star gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Mustafa Karalioğlu, eski Başbakan Necmettin Erbakan’ın hayatını kaybetmesini NTV’nin canlı yayınında değerlendirdi.

Fikret Bila şunları şöyledi:

“O zamanın (28 Şubat) koşulları içinde dönemin Genelkurmay Başkanı Hüseyin Kıvrıkoğlu’nun 29 Ekim resepsiyonunda söylediği bir sözdür. ‘Türkiye Cumhuriyeti’nin laik rejimine yönelik hareketler olursa, TSK’nın tavrı bu olur’ demeye getirdi.

28 Şubat’tan sonra çok hızlı bir değişim sürecini yaşadık. Bugün o sürecin geçerliliği, ona yönelik girişimler olduğu artık söylenemez. O, TSK’nın rejime bakışını anlatan bir ifadeydi. Onun sonrasında Erbakan ve onun yetiştirdiği kadro tek başına iktidara geldi.

REFAHYOL döneminde ciddi şekilde problem haline getirilen bazı projelerin çok rahat bir şekilde uygulandığını görüyoruz. Büyük tartışmalara yol açan girişimler geride kalmış gibi görünüyor. 28 Şubat anlayışının bugün bir etkisi olduğunu söylemek çok zor.

‘GENELKURMAY İNCE MESAJ VERDİ’
Genelkurmay Başkanlığı’nın Erbakan için yayımladığı mesaj, başsağlığı maiyetinde bir mesajdır. Hangi Genelkurmay Başkanı olsaydı Sayın Erbakan’ın vefatıyla ilgili bir başsağlığı mesajı yayınlardı. Orada bir cümle önemli; ‘Sayın Erbakan’ın büyük hizmetleri hep hatırlanacaktır” gibi bir ifade var.

Bunun Sayın Koşaner’in Genelkurmay Başkanlığı dönemindeki önemli sinyallerden biri diye düşünüyorum. O dönemde var olan gerginliğin artık geçerli olmadığını, Erbakan’a bakışın böyle olmadığını ya da değiştiğini ifade ediyor diye düşünüyorum. Genelkurmay açıklamasında cümleler özenle seçilir. Ben ince bir mesaj verildiğini düşünüyorum.

'KILIÇDAROĞLU İMAJI SİLMEYE ÇALIŞIYOR'
CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu göreve geldikten sonra askeri müdahalelere karşı sorulara aynı cevaba verdi. CHP askerden medet umduğu, darbelere teşvik ettiği suçlamasıyla karşı karşıya kaldı. Sayın Kılıçdaroğlu, bu imajı silmeye çalışıyor. Daha önceki müdahaleleri lanetleyen bir açıklama yapmıştı. Son olarak da ‘TSK’nın asli görevi kışlasındadır’ ifadesiyle tamamen sivil siyasetin hakimiyetinden yana tavır koyuyor.”

KARAALİOĞLU: ABD'NİN İTTİFAKIYLA DEVRİLDİ
Mustafa Karalioğlu ise şöyle konuştu:

“Necmettin Erbakan, Türk siyasetine damga vuran ve vurduğu damga Türk siyasi akımlarını derinden etkileyen ve etkilemeye devam edecek bir liderdir.

28 Şubat meselesi Erbakan’ın siyasi hayatındaki en keskin vakalardan biridir. O zaman Başbakan ve birinci partiydi. Başbakan olduğu dönem bir darbe ile karşı karşıya kaldı. Necmettin Erbakan hükümetine REFAHYOL hükümetine karşı sistematik ve hemen hemen her gün bir baskı döneminin adıdır 28 Şubat.

O dönem askeri muhaliflerine en az malzeme vererek bu dönemi geçirdi. Bir kaç sembolik olay dışında Erbakan’ın şeriat kaygılarına örnek sayılacak bir hareketi olmamıştı. Ancak Erbakan’ın varlığı ve hükümet oluşu başlı başına bir sebepti. Erbakan, asker, siyaset, iş dünyası, medya ve bugün görüyoruz ki ABD’nin ittifakıyla alaşağı edildi.

'KİMSENİN BURNUNUN KANAMAMASINI İSTEDİ'
Erbakan 28 Şubat’ta hem maddeleri indirdi hem de o bildiriyi imzalamadı. Bir süre direndi. Dönemin önemli partilerinden ANAP’ın lideri Mesut Yılmaz’dan ve kamuoyundan destek istedi ama bunu başaramadı. O zamanın şartlarını hatırlarsak ‘Gerekirse 300 bin kişi ölür ve Türkiye yoluna devam eder’ diyen kontrolden çıkmış bir askeri vesayet vardı.

O dönem biz de Sayın Erbakan’ı eleştirdik ve daha keskin bir söylem içinde olmasını istedik. Fakat Erbakan bu yolu tercih etmedi. Erbakan’ın Meclis grubundaki tarihi konuşmasında Refah Partisi’nin kapatılması, 28 Şubat’ın en önemli etkilerinden biri Refah Partisi’nin kapatılması ve Necmettin Erbakan’ın siyasi yasaklı hale getirilmesiydi, tarihin akışı içinde bir zerre değerindeydi. Bir kişinin dahi burnunun kanamasını istemedi.

'FAZLA SEÇENEĞİ YOKTU'
Eğer Erbakan o dönem bir direnç gösterse, halkı sokağa dökse Türkiye büyük bir istikrarsızlığa girerdi. Erbakan büyük bir devlet adamlığı gösterdi ve iktidarından oldu. 1997 şartları 2011 şartları değil. O dönem askerin öfkesi ve reaksiyonu, ittifaklarıyla daha yüksek olduğu bir dönemdi. Erbakan, Tansu Çiller’in başbakan oluşuyla krizin aşılacağını düşündü. Ancak bunu başaramadı.

Erbakan’ın siyasi anlayışı geçiştirmek, zaman yaymak, ülkenin istikrarsızlığa uğramadan demokrasinin ayakta kalmasıydı. Bugünün şartları olsaydı farklı davranabilirdi. Ancak o dönem fazla seçeneği yoktu.

‘UZUN CÜMLEYE İZİN VERİLMEDİ’
O akıma karşı durmak ve iktidarı koumak imkansızdı. DYP parça parça edildi. Erbakan kendi grubunu koruyabildi. Erbakan’ın verdiği sınav kendi alehine ama ülke lehine oldu. 1969’dan beri Erbakan’ın önü sistemce kesildi.

Sistem uzun cümleler kurmasına izin vermedi. Uzun soluklu siyaset yapmasına da izin verilmedi. Ne zaman partisi büyüyecek olsa partileri kapatıldı. Kendisi yasaklı hale getirildi.

‘KÂRLI ÇIKTI’
Aslolan şu; Erbakan’nın siyasi yaklaşımları, Türkiye’de bir siyasi akım yaratan, bunu siyasi hayata, iktidara taşıyan sonrasında bu akım şekil değiştirse de bir başarı öyküsünü adı oldu. Tarihi perspektiften bakınca Erbakan kârlı çıkmıştır.

‘KILIÇDAROĞLU BEKLENTİ YARATTI’
CHP lideri Kılıçdaroğlu’nun cümlelerini olumlu buluyorum. Bir beklenti doğruyor. 28 Şubat, 27 Nisan gibi olaylarda gerçek zamanlı tepkiler bekliyorum CHP’den. CHP çok parçalı bir yapı. Tabii Kılıçdaroğlu’nun açıklamasını partinin ne kadarı kabul etti bilemiyorum.

‘İLK OLMANIN ZORLUĞUNU YAŞADI’
Erbakan’ın zamanın da dile getirdiği projelerin, kendi alehine kullanılan çıkışların bugün daha iyi anlaşıldığını; bu bakışın, Türkiye’nin ihtiyacı olan perspektifi olduğunu gördük.

Erbakan bir üçüncü yol yaratırken ilk olmanın zorluklarını yaşadı. Ancak siyaset adamı olarak çok hizmet verdi.”