Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, AK Parti grup toplantısında yaptığı konuşmada basın özgürlüğünden ve son dönemde yaşanan tutuklamalardan bahsetti.

Erdoğan kendilerinin yürütme organı olarak hiçbir yargı sürecine karışamayacaklarını belirtti.

Erdoğan konuşmasında şunları söyledi;

“Muhalefetin belli medya ile birlikte son tutuklamları hükümet alehine bir duruma dönüştürmeye çalıştığını görünüyoruz.

Şiir okuduğu için hapsedilmiş bir Başbakan olarak ifade özgürlüğünü sonuna kadar savunuyoruz. Hak ve özgürlükleri geliştirmeyi varlık sebebi olarak görüyoruz.

Senaryoyu tersine çevirmeye, bizi özgürlük karşıtı gibi göstermeye çalışıyorlar. 28 Şubat öncesi ve sonrasında nasıl başlıklar attıklarını, köşe yazarlarının neler yazdığını, bunların hükümetin yıkılması için neler yaptıklarını çok iyi biliriz. Biz dışlamanın, yok sayılmanın ne demek olduğunu çok iyi biliriz.

‘GÖZALTILAR YARGININ TAKDİRİ’
Son yaşanan gözaltılar ve devam eden dava süreci kendi mecrasında devam etmektedir. Yürütmenin değil, yargının elindedir. İçinde olmadığımız bir yargı olayında bizden yorum istenmesi son derece yanlıştır. Bu olayla ilgili bizim ve AK Partinin hedef gösterilmesi son derece yanlıştır.

Hükümet durulması gereken yerde durmaktadır. Biz davaya karışmayız.

‘BASIN ÖZGÜRLÜĞÜ DEMOKRASİ İÇİNDE OLUR’
Basın özgürlüğü sadece demokrasi içinde olur. Demokrasinin olmadığı, siyasetin vesayet altında olduğu yerlerde kimse basın özgürlüğü, ifade özgürlüğünden bahsedemez.

Biz bir takım medya organlarının demokrasiyi rafa kaldırmak için nasıl çalıştığını çok iyi biliyoruz. 1960’da darbe öncesi nasıl çalıştıklarını ve durumdan vazife çıkardıklarını çok iyi biliyoruz. 28 Şubat’ta nasıl ısmarlama manşetler atıldığını, nasıl köşe yazarlarına ısmarlama yazılar yazdırıldığıı çok iyi biliyoruz.

‘BATI’DA MEDYA ÇETELERLE ÇALIŞMAZ’
Yargının bağımsızlığını vurgulayan Batılı basın kuruluşlarını da anlamakta şimdi biz zorluk çekiyoruz. Onların Türkiye konusunda anlama sorunu çekmesini normal karşılamak lazım. O ülkelerde medya çetelerle işbirliği yapmaz, hükümeti devirmeye uğraşmaz, demokrasiden yanadır.

Basın özgürlüğü üzerinden hükümet yıpratma çalışmasına son verilmelidir.

28 Şubat sürecinde üzerlerinde yaşanan baskıdan sonra, çetelere karşı son senelerde verilen mücadeleye en çok desteği basın vermelidir. İfade ve basın özgürlüğüne yönelik bir kısıtlama görürsek bunun karşısında ilk olarak AK Parti durur.

‘GAZETELERİN MAŞETLERİNE KARIŞMADIK’
Her gazeteci ve her medya kuruluşu elini vicdanına koyarak, 28 Şubat ile bu dönemi bir karşılaştırsın. 8 yıl boyunca manşetine karıştığımız bir gazete var mı?

Bazı haberlerden rahatsız olduğumuz oldu ama giderek hakkımızı yargıda aradık.

Bana siz siyasetçisiniz dediler, bu beni hedef tahtası yapmaz. Dillerinden kalemlerinden ne gelirse yazacaklar, biz de buna katlanacağız. Yok öyle şey.

Şu an hükümeti eleştiren bir çok gazete ve köşe yazarı var. Hükümete karşı olmak kimi zaman siyasi bir duruma da dönüşüyor. Bize yönelik iyi niyetli eleştirileri özellikle okuyoruz ve buna göre davanıyoruz.

Bizim, kendisini muhalefet partisi gibi gören medya ile karşı durabilecek gücümüz var. Biz, ‘Muhtar bile olamaz’ diyen medya ile çarpışa çarpışa iktidara geldik. Siyasi gücümüzü de medyadan değil sadece milletimizden aldık.

‘MUHALİF YAZARLARI SUSTURMUYORUZ’
Onun için ne kimseye minnet ederiz, kimseyi susturmaya çalışırız. AK Parti’nin muhalif yazarları susturduğu düşüncesini kabul etmeyiz. Yarası olan gocunur, bizim böyle bir yaramız yok.

İnancımıza güvendiğimizden inanç özgürlüğümüzden korkmuyoruz. Biz milletimize inanıyor ve güveniyoruz.

‘HÜKÜMETİ ELEŞTİREN HANGİ GAZETECİ TUTUKLANDI’
Tutuklanan ve gözaltına alınan gazeteciler üzerineden hükümetin eleştiriye tahammülü yok diyenlere de buradan açık açık soruyorum, hangi gazeteci hükümeti eleştirdiği için, gazeteci faliyetinden dolayı tutukludur?

Şu an tutuklu 27 gazeteci var, bu 27 gazeteciden hiçbiri gazetecilik faliyetinden içeride değil, Anayasal düzeni kaldırmak, cinsel istismar, ateşli silah bulundurmak, çete kurmak gibi suçlardan gazeteciler içerde. AK Parti’yi eleştirdiği için değil.

Şu anda Adalet Bakanlığımız basın yasasında yeni yasalar olsun diye uğraşıyor.

‘SON TUTUKLAMALAR YARGININ TASARRUFU’
Son tutuklamalar tamamen yargının tasarrufu ile olmuştur. Bizim isteğimizle olursa hukuka ve Anayasa’ya aykırı olur ve biz buna izin vermeyiz. Bizim için aksi ifade edilene kadar herkes masumdur. Yargılamada asıl olan adaletin gecikmeden tecil etmesidir. Biz bundan dertliyiz.

Dosyalar masaya gelsin ve karar verilsin. Biz bunun uzamasına karşı çıkıyoruz. Gerilim, kutuplaşmadan en çok biz şikayet ediyoruz. Kimse bizden yürütme olmaktan çıkıp duruma müdahale etmemizi beklemesin. Biz gidip de bu işlerin avukatlığına Silivri Cezaevi kapısında yapanlardan değiliz. Ergenekon’un avukatlığını yapmayız.

‘ERGENEKON SAVCISI DEĞİLİM’
Geçen ana muhalefet lideri savcılıktan bahsediyor. O size yakışır. Benim öyle bir durumum da yok.

Devam eden davalarda toplumda ayrışmalar olması normaldir.

Biz davalar neticeya ulaşsın diye elimizden gelen her şeyi yapıyoruz ancak yargı, dava dosyası ile karar verir, gazete başlığı ile değil.

Herkesi bir kere daha sorumlu davranmaya ve yargının çalışmasını kolaylaştırmaya çağrıyorum. Herkesi bu sürede süreci hızlandıracak şekilde davranmaya çağırıyorum.

‘YABANCILARA ÜLKELERİNİ ŞİKAYET EDİYORLAR’
Türkiye dışında da hükümeti yıpratma çalışması olduğunu görüyorum. Başta CHP olmak üzere yabancı basına ülkelerini şikayet ediyorlar.

Ülke içinde kasıtlı, planlı olarak mücadele ettiğimiz kadar, ülke içinde de bu karalama kampanyalarıyla hukuk yoluyla uğraşıyoruz.

TELEGRAPH’IN HABERİ
14 Eylül 2010 tarihinde İngiltere’nin Tha Daily Telegraph gazetesinde bir haber yayımlandı. Haberde ‘İran Türkiye’deki AK Parti’ye 25 milyon Dolar bağışladı’ deniyordu. Bu başlığın hemen altındaki spotta da ‘İran, Başbakan Erdoğan’ın ülkenin laik anayasayı terk etmeye hazırlayacak korkularını arttıracak bir şekilde AK Parti’ye 25 milyon dolar bağışladı’ yazılmıştı.

Bu haber 15 dakika sonra İsrail’in Haaretz gazetesinde yayınlandı. İlişkiye dikkat edin.

Ardından CHP’li bir milletvekili, aslını araştırmadan, bir soru önergesi vererek şahsımı suçluyor. YARSAV Başkanı bu haberin kapatma konusu olacağını söylüyor. CHP Başkan Yardımcısı kapatma nedeni olacağını söylüyor.

Sorsan kapatma nedir bilmez. Yine bir CHP milletvekili hukuçu bu iddianın doğru olduğuna inanıyorum diyor. Ancak bunu kanıtlamıyor.

Biz çok sert tepki verdik. İngiltere’de de dava açtık ve nihayet yargı kararını verdi ve gerçek açığa çıktı. Söz konusu gazete 28 Şubat’ta bir açıklama ve düzeltme yayımladı ve manevi tazminat ödemeye mahkum oldu.

Şimdi de bu haberin istihbarat isteğiyle yazıldığı iddia ediliyor. Independent gazetesinde bu haberin yazarının Irak savaşında yaptığı gibi istihbarat bilgisi dahilinde yazdığı ve özeleştiri yapması çağrısında bulunuldu.

Dünya’nın pek çok ülkesinde gazeteciler bilerek ya da bilmeyerek bazı çevreler tarafından kullanılabiliyor.

‘ÖZÜR DİLEYECEKLER Mİ’
İngiliz gazetesi özrü dilemiştir ancak iki haftadır tüm isteklerimize rağmen bunu kapatma davası nedeni olarak gören CHP Genel Başkan Yardımcısı, milletvekilleri ve YARSAV Başkanı özür dilemedi. Buradan özür dileyip dilemeyeceklerini sormak istiyorum.

Siyasi ahlak öz eleştiriyi ve özür dilemeyi gerektirir. CHP lideri ve milletvekillerini buradan özür dilemeye çağrıyorum. Yabancı bir gazeteye inanarak bizi töhmet altında bırakan CHP lideri sonra giderek Türkiye’yi İngiltere’de şikayet ediyor.

Ayrıca İsrail’e de mesaj gönderiyor. ‘CHP iktidarda olsa Mavi Marmara’ya izin vermezdik’ diyor. Biz bunu Mavi Marmara şehitlerine ve Filistinlilere büyük bir ayıp olarak görüyoruz.

Sayın Kılıçdaroğlu’nun bu hakareti millete sahip çıkmak değildir, siz Gazze’ye susabilirsiniz, ilişkiler bozulmasın diye susabilirsiniz. Biz haksızlık karşısına çıkmaya ve milletimizle birlikte dünyanın heryerinde haksızlıklara karşı çıkmaya devam edeceğiz.”