Gazeteci Twitter’da hür mü?

Haberci ve köşeyazarları, Twitter’ı haber kaynağı olarak kullanıyor. Peki ya kendilerini haber kaynağı olarak kullanan kamuoyu, onların her yazdığına inanıyor mu, inanmalı mı?

11.08.2011 - 17:08

Gazeteci Twitter’da hür mü?

Birçok olayı önce Twitter’dan öğrendiğimiz su götürmez bir gerçek. Hal böyle olunca gazeteciler de Twitter’ı çoktan haber kaynağı olarak bellemişlerdi. Hatta Twitter, geçtiğimiz aylarda gazeteciler için bir kılavuz bile yayınladı.

Fakat geçtiğimiz günlerde İngiltere’de bazı gazetecilerin karıştığı olaylar sonucu akla şu soru geldi: “Gazeteciler Twitter’da dilediğini yazabilir mi, yazmalı mı?” Bu soruyu akla getiren olaylar ise şöyle gelişti: İngiliz gazeteci Dan Wootton Twitter hesabından televizyoncu Piers Morgan’ın CNN’deki programının askıya alındığını yazdı. İşte her şey bu tweet’ten sonra başladı. İngiliz Channel 4 spikeri Jon Snow iddianın doğru olup olmadığını araştırmadı ve iletiyi retweet etti. Tahmin edersiniz ki, dedikodu birçok retweet alarak hızla yayıldı.

İşte bu noktada bir gazetecinin doğruluğundan emin olmadığı bir duyumu yayması tartışma yarattı. Bu tartışmadan sonra da gazeteciler ikiye bölündü: Bir taraf Twitter’da yazılanların gazeteciyi bağlamayacağını savunurken, diğer taraf gazetecinin normal bir vatandaş gibi davranamayacağını söyledi.

Biz de gazeteci ve akademisyenlere “Gazeteci Twitter kullanırken yazdıklarına dikkat etmeli mi?” diye sorduk.

Nazlı ILICAK - Sabah Gazetesi Köşe Yazarı
Gazeteciler, kanaat önderi oldukları için, twitter’ı daha sorumlu bir biçimde kullanmak mecburiyetinde. Sadece gazeteciler değil, maalesef. Türkiye’de twitter, muhatabına hakaret etme imkânı olarak da kullanılıyor. Bilinmeyen ve uydurma nike name’ler altında, kişiler hoşlarına gitmeyen düşünceleri ifade edenlere anında tepki veriyor; hem de ağır sözlerle. Twitter adeta öfkeleri boşaltma mekânı haline gelmiş.

Tabii bazen gazetecilerin katıldığı sanal kavgalar da oluyor, daha seviyeli tartışmalar da. Ben, twitter’dan insanların sorunlarını öğrenmek için de yararlanıyorum, güncel konular hakkında düşüncelerimi iletmek için de. Twitter faydalı bir araç. Zaten, hakaretin dozu çizmeyi aşarsa, herkesin engelleme imkânı da mevcut.

Serdar TURGUT - Habertürk Gazetesi Köşe Yazarı
Twitter’ı bir haber mecrası olarak görmüyorum. Eğlence olarak görüyorum. Çok fazla etiksel tartışmaların üzerinde dönmesini çok doğal karşılamıyorum. Eğlencedir benim için.

Haberin pratik yerlerden alınmasından yanayım. Dedikodu ve söylentiler olduğu için de eğlence mecrasıdır. Bazı yazılanları, resimleri eğlenerek okumak istiyorum.

Pınar Öğünç - Radikal Gazetesi Köşe Yazarı
Geç girdiğim Twitter âleminde yazıcı olarak öyle aktif, dinamik ve heyecanlı bir kullanıcı sayılmam. Fakat ‘pasif içiciliğin’ faydalarını keşfetmiş olsaydım daha erken girerdim bu işe. Günlük olarak bakmayı arzuladığım gazete/ dergi/ ajans/ site vs türü mecrayı tek adresten takip etmenin güzelliği dışında, bakışı, algısı, fikriyatı ilgimi çeken insanlardan akan malumat çok kıymetli.

Az yazıyorum. Çünkü bir, mizacen o kadar girişken değilim. Canlı insanlar arasında da daha çok dinleyen, bakan biriyimdir. İki, oraya yazdığım bir cümleyi ertesi gün konuyla alakalı bir haberin ‘Twitter’da ne demişler?’ kutusunda görmek istemiyorum. ‘Ama ben onu Twitter’ı düşünerek yazdım’ gerçekçi bir savunma değil. Yazdığım bir yazı, yaptığım bir haber üzerine konuşurken rahatım. Ama onun dışında birisine, bir duruma dair laf etmek istediğimde sonradan baş ağrıtmayacak bir ayar olsun istiyorum. Esprinin şehveti, gıybetin cazibesi tehlikeli olabilir. Böyle bir sürü Twitter kazası biliyoruz. Çeşit çeşit gazeteci ve gazetecilik var. ‘Şu doğrudur’ diyemem ama şahsen hiç bir de bunlarla uğraşmak istemiyorum.

Sonuçta öyle haber falan twitleyen, arada gördüğü saçma tabelaları, birtakım absürt halleri yazan sıkıcı bir insanım. Ama zaten beni yazdıklarımdan dolayı takip edenler için çok şaşırtıcı değildir bu.

Doç. Dr. Aslı TUNÇ - Bilgi Üniversitesi Öğretim Üyesi
Twitter gazeteciler için adeta mayınlı bir tarla çünkü dedikodu, söylenti ve haber kırıntıları bu ortamda birbirine karışıveriyor. Örneğin Twitter üzerinden kişisel politik görüşünü paylaşan bir gazeteci çalıştığı kurumdan atılabiliyor. Geçen yıl bu zamanlarda CNN'den atılan Octavia Nasr'ı anımsayalım. Twitter'a yazdığı bir yorumdan sonra Hizbullah sempatizanı diye işten atılmıştı.

Buna benzer örnekler gittikçe çoğalıyor. Twitter dedikoduyla gerçek haberin sınırının hızla flulaştığı bir alan. Gazeteciler doğruluğunu kontrol etmeden, anlık heyecanla gördükleri mesajları tekrar dolaşıma sokuveriyorlar. Re-tweet'le dedikodunun oradan oraya hızla gidip gelmesine engel olmak çok zor. Twitter gazeteciler için çok etkin bir araç olabilir kuşkusuz. Twitter'ı iyi kullanan bir gazeteci, anaakım medyanın es geçtiği, görmezden geldiği ayrıntıları, kişisel gözlemlerini de katarak paylaşmalı.

Sosyal medya ne yazık ki gazetecinin kamusal sorumluluğu ve etik gibi kavramları daha kaygan bir zemine taşıyor. Haber atlatma ve hız uğruna yine de bu kavramlar feda edilmemeli.

Yurtsan ATAKAN – Akşam Gazetesi Köşe Yazarı
Twitter, Facebook gibi sosyal paylaşım ortamlarında paylaştıkları gazeteciyi, kurumsal kimliği adına bağlamaz. Ancak gazeteci tanınmış ve kamuya mal olmuş bir isimse, paylaştıklarından kurumsal kimliği yine dışarıda kalmak üzere kişisel ve kamusal kimliği adına sorumludur. Örneğin Hıncal Uluç, Twitter'da bir yorum ya da haber paylaşırsa bundan sadece kişisel olarak sorumludur. Sosyal paylaşım sitesinde belirttiği görüşlerden ne gazetesi Sabah kendisini sorumlu tutabilir, ne de yazdıklarından dolayı gazetesi Sabah sorumlu tutulabilir. Ancak paylaştığı enformasyon yanlışsa, bu yanlışı tabii ki kamusal kimliğine zarara verecektir. Bunun istisnası, gazetecinin sosyal paylaşım ortamında çalıştığı kurumu temsilen bulunduğu durumlardır.

Sosyal paylaşım ortamlarının, kişilerin günlük yaşamlarında girip çıktıkları mekanlardan farklı bir yönü yok. Bir gazetecinin ya da herhangi birinin bir restoranda masasındakilerle yaptığı sohbet nasıl ki kurumunu bağlamazsa, Twitter'da yaptığı sohbet de bağlamaz. Tabi o masada kurumunu temsilen bulunmuyorsa...

Noyan AYAN - ntvmsnbc Teknoloji Editörü
İlkesel olarak herkesin internette istediği gibi içerik üretmeye ve bunu yaymaya hakkı var. Twitter gibi bir mecraı haber yaymak için de eğlenmek için de rahatlıkla kullanırsınız, buna kimsenin diyecek bir şeyi olamaz, olmamalı. Ancak eylem ve sözlerinde daha sorumlu davranması gereken meslek gruplarının da olduğu yadsınamaz. Bir habercinin kaynak ve doğruluk kontrolü yapmadan bir dedikoduyu Twitter’dan yayması, bir cerrahın ‘ben kansere çare buldum’ diye ortaya fırlamasından farklı değil. Elbette burada ‘ideal’ bir durumdan bahsediyoruz. Yoksa iş Twitter’da bitmiyor. Orada çokça rastlanan boşboğazlığın, gevezeliğin, saldırganlığı, amigoluğun bugün Türkiye basınındaki pek çok köşeye zaten hakim olduğunu biliyoruz.

Dolayısıyla yukarıdaki tartışma yeni değil, temel basın ilkelerini tartışmakla aynı şey. Bu da coğrafyamızda sancılı bir mesele olduğundan iş asıl sosyal medyayı takip edenlerin seçici davranmayı öğrenip öğrenmemesinde düğümleniyor. Sonuçta ‘gazeteci Twitter’da diline haklim olmalı’ diyemiyorum, çünkü bunu demeye başlarsak mevcut koşullarda başka yerlere sürüklenebilir, sonumuz filtrelik olur. Ama şunu rahatlıkla diyebiliyorum: ‘izleyici okuduğuna hakim olmalı’.

Bunu becerebilirsek, sosyal ağların bugüne dek hiç olmadığı kadar ‘kişiselleştirilmiş’ bir gazete haline dönüştüğünü görürüz. Gazeteci/köşeyazarı da Twitter’da farklılaşmak istiyorsa, sosyal medyayı bir ‘iletişim’ aracı olarak kullanıp okuyucuya elinden geldiğinde ‘geri dönüş’ yapsın. O zaman konvansiyonel medyadakinden farklı bir şey yapmış olur.

  • Etiketler :

Sayfa Yükleniyor...