Genelkurmay Başkanı Orgeneral Başbuğ konuşmasında gazetecilerin Ergenekon davasına yönelik sorularına yanıt verdi.

İlişkili Haberler


Başbuğ “Ergenekon soruşturması ve eski komutanların bunun içinde bulunması konusunda yaklaşımınız nedir?” sorusuna şu yanıtı verdi:

BU DAVA ÖZEL BİR İSİMLE ANILAMAZ
“Öncelikle bu soruşturma ve davaya özel isim koyma, özel bir isimle zikretme yanlış. Davayla ilgli özel isim olmayacağına ilişkin mahkeme kararı var. Özel isim zikrediyorsunuz. Bu davanın özel isimle zikredilmeyeceğine ilişkin mahkeme kararı var mı, yok mu? Var. Buna saygı göstereceğiz. Bu noktanın altını çizmek isterim. Hepimizin buna saygı göstermesi lazım.

TSK OLARAK DEMOKRATİK REJİME BAĞLIYIZ
14 Nisan’da Harp Akademileri’nde yaptığım konuşmada dedim ki; TSK olarak demokratik rejime bağlıyız ve saygılıyız. Bunda da kimsenin tereddütü olmaması lazım. Demakrasinin en vazgeçilmez temel noktası da yargı bağımsızlığı ve hukukun üstünlüğüdür. Her ülke için anayasal düzen ve hukuk düzeni çok önemlidir. Burada zafiyet varsa durum zor demektir. Bir kere her şeyden evvel herkesin mevcut yargı sistemine zarar verecek davranışlardan kaçınılması lazım. Çok dikkatli olunması lazım. Biz TSK olarak yargıya, hukuk sürecine azami şekilde dikkat ediyoruz.

MASUMİYET KARİNESİNE UYULUYOR MU?
1- Biz dedik ki mahkemeler kesin karar verinceye kadar herkes suçsuzdur. Uluslararası hukuk kuralı. Bu yürütülen soruşturma kapsamında masumiyet karinesine uyuluyor mu? Cevap da vermeyeceğim. Daha kesin karar ulaşmadan, iddialar üzerine bunları baştan itibaren suçu ilan etmeye kimsenin hakkı yok. Kişisel haklarını da zedeliyoruz. Yarın temenni ederim o kişiler beraat ederse kişisel zararları kim kapatacak? Burada medyaya da büyük görev düşüyor. Medya sağlıklı hareket etse bu sorun olmaz. Medya olarak da siz de kendinizi sorgulayın.

HABERLER KARAMSARLIK KÖTÜMSERLİK YARATMIYOR MU?
2- Soruşturmanın gizliliği ilkesi. Bu gerçekten var mı yok mu? En önemli noktalardan biri soruşturmaların ve yargılamaların yapılırken kurumların saygınlığına ve güvenilirliğine zarar verilmemesi lazım. Bu Poyrazköy’deki mühimmat ve silahlar bir televizyonda 50 dakika gösterildi. 50 dakika. Gösterilen bandın süresi 6-7 dakika. 10 sefer haberi geçiyorsunuz. Poyrazköy’de bulunduğu için bir SAT ilişkisi kuruluyor. Bu bir haberdir elbette. Kamuoyunda verilmelidir. Ama bunun 50 dakika defalarca verilmesinin amacı nedir. Haklıyım da burada. Kurumlara acaba zarar vermiyor mu? 50 dakika bu kazıların gösterilmesi acaba bir habercilik midir? Yoksa kamuoyuna ve korku karamsarlık vermek midir? Biz böyle bir karamsarlık kötümserlik yaratmıyor muyuz? Bir itirafçı çıkıyor. 5 gün yayınlanıyor. Bu gerçekten haber midir. Nedir? Maalesef kurumsal ilişki kurulmaya çalışılıyor. Bunlar bizi rahatsız ediyor.

SES BANTLARI KANUNİ YOLLARLA MI ALINIYOR?
Diğer konu her sabah kalktığımız zaman kimin ses bandıyla karşılaşılacağı ortama gelindi. Ses bantları kanuni yollarla mı alınıyor. Bunlar gerçekten doğru mu? Bir kısmı doğru bir kısmı değil. İçine eklenmiş konular. Bununla nereye gideceğiz. Bunlar bizi çok rahatsız ediyor.

İTİRAFÇI VE GİZLİ TANIK İFADELERİ
İddianamelere bakıyoruz. İkinci iddianamede 1993 yılında Bingöl’de meydana gelen olayla ilgili gizli tanığın ifadesi var. Gizli tanık kimdir? Ne kadar güvenilir? Bu beyanı iddianamede yer almış. Alabilir mi? Alabilir ama şunu beklemek, şunu sormak da bizim hakkımız. Bu gizli tanığın vermiş olduğu ifade ile o iddianamede geçen kişiler arasında bağ kurmanız lazım. Olay var ama olayın o iddianamede suçlanan kişilerle olan organik ilişkisi yok. O zaman niçin koydunuz? Sormaya hakkımız yok mu? Onu destekleyen delil de yok. İlişki de kurulmamış?

İddianamelerde bazı olayların sadece gizli tanık ve itirafçılara dayandığını görüyoruz. Bütün yan dosyalarına bakmadık ama gizli tanık ve itiraçılara dayanmış olması bir noktada düşündürüyor.

Yargı süreci sürüyor. TSK olarak sürece saygılıyız. Bu süreci takip ediyoruz. Sonuçlarını hep birlikte göreceğiz.

SAVCILIK SORUŞTURMAYI SÜRDÜRMEK İSTİYOR
Eğer ikinci iddianameyi incelediyseniz. Bu konu ayrıldı. Ancak İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, eski Genelkurmay Başkanı Hilmi Özkök’ün tanık olarak ifadesine başvurma ihtiyacını duydu. Savcılığın, bu konudaki soruşturmaya devam etme niyetinde olduğunu gösteriyor. Soruşturmanın devam edeceği anlamına geliyor. Hepimize düşen, soruşturmanın sonucunu beklemektir. Özkök, ‘Hukuk boyutuyla bilgi istediler. Danışmanlık görevimizi yerine getirdik’ dedi.

TSK'DA FARKLI DÜŞÜNCEDE OLAN KİMSE BARINAMAZ
Türk Silahlı Kuvvetleri olarak demokrasiye bağlıyız. Mevcut demokratik rejime, hukuk devletine bağlı ve saygılıyız. TSK bünyesinde farklı düşüncede olan kimse barınamaz. Böyle bir durum da söz konusu değil. TSK'da böyle bir sorun yok. Bu konuda araştırma ve inceleme ihtiyacı da yoktur.

GÜNLÜKLERLE İLGİLİ BELGE YOK
Günlükler konusu 2007 yılında dönemin Genelkurmay Başkanı Yaşar Büyükanıt’a soruldu. ‘Genelkurmay Başkanlığı’nın elinde bir belge yoktur’ dedi. Bende bugün aynen tekrarlıyorum; ‘Genelkurmay Başkanlığı’nın elinde herhangi bir belge yoktur’. Resmi bir belge bizde mevcut değil. İkinci iddianamede bu konu ayrıldı ve soruşturma devam ediliyor. O süreci bekliyoruz. Özden Örnek, günlüklerin kendisine ait olmadığını iddia ediyor. Soruşturmanın neticesini beklemek durumundayız.

PKK ile bağ konusu, gizli tanık ve itirafçıların beyanları şeklindedir. O konuda benim yorum yapmam zor. 1993 yılında olan bir olayı, bu olayla nasıl bağlayacaksınız anlamakta güçlük çekerim.

SORUŞTURMAYA DESTEĞİMİZ YOK
‘Soruşturma Genelkurmay’ın desteğiyle yapılıyor’ deniyor. Bir hukuk devletinde bir yargı sürecinde destek vermek ya da vermemek olur mu? Ayıptır. Ama malesef bu söyleniyor. Önemli olan bu sürecin yasalar çerçevesinde yürütülüp, yürütülmediğidir.

İlgili madde diyor ki, ‘Askeri mahallerde yapılan arama, Cumhuriyet Savcılarının istem ve katılımıyla askeri makamlarca yapılır’. Efendim, ‘Arama askerin izniyle yapıldı’ deniyor. Bu maddeden böyle anlayamazsınız.

GATA'YA SEVKLER
Çok rahatsız olduğumuz bir konu GATA’yla ilgili. Tutuklu statüsünde olan muvazzaf askerlerin sevkiyle ilgili olarak hiçbir ilgimiz ve dahlimiz yoktur. Sayın Adalet Bakanı da bu konuda birkaç açıklama yaptı. Mevzuata uygun yapıldığını ifade etti. Bu konudaki iddialar yalan ve çirkin bir iftira.

Tabip Odası ‘Sevk ve hekimlik uygulamalarında sorun yoktur’ dedi. ‘GATA’ya usülsüz sevk’ dediler. Nereden biliyorsunuz? Böyle tutukluluktan tahliye edilen bir kişi gösteremezsiniz. GATA’da yapılanlar hukuka uygun yapılmaktadır. Bu konuyu gündeme getirmek ahlaksızlıktır.”