Gül 29 Ekim mesajı yayınladı

Cumhurbaşkanı Abdullah Gül 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı mesajında türban tartışmaları ile siyasette yükselen tansiyona üstü kapalı dikkat çekerek sağduyu çağrısı yaptı. Gül, "Her sorun kendi mecrasında, demokratik zeminde çözüme kavuşacaktır" dedi.

Haberler 28.10.2010 - 16:54

Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, Cumhuriyetin ilanının yıldönümü dolayısıyla yayımladığı yazılı mesajına, ''Kıymetli Vatandaşlarım, Cumhuriyet'in kuruluşunun 87. yıl dönümünü kıvanç ve coşkuyla kutlarken, sizlere en derin sevgilerimi ve muhabbetlerimi sunuyorum'' diyerek başladı.

Cumhuriyeti'nin, aziz Türk milletinin Büyük Atatürk önderliğinde azim ve inançla yürüttüğü mücadele sonucunda, halkın iradesine dayalı, modern bir devlet olarak kurulduğunu vurgulayan Gül, Türk milleti Cumhuriyet'in ilanının ardından egemenlik hak ve yetkisini elde ederken, 'nin de, Atatürk'ün öncülüğünde, meclisin rehberliğinde her alanda büyük bir dönüşüm sürecine girdiğini belirtti. ''Cumhuriyet Bayramı vesilesiyle şunu ifade etmek isterim ki, 87 yılda büyük hamleler gerçekleştiren ve önemli başarılara ulaşan Türkiye, geleceğe umutla bakmaktadır'' diyen Gül, geçmişten gelen birikimiyle, son yıllarda muazzam bir gelişme ivmesi yakalayan Türkiye'nin, dünyanın saygın ve güçlü bir ülkesi olma yolunda yürüyüşüne kararlılıkla devam ettiğini bildirdi.

Önemli yapısal reformlar gerçekleştiren, demokrasisini olgunlaştıran, insan hak ve hürriyetleri konusunda ciddi mesafe alan Türkiye'nin, memnuniyet verici bir istikrar süreci yakaladığına işaret eden Gül, Türkiye'nin, potansiyeliyle, gerçekleştirdiği reformlarla, büyüyen ekonomisi, olgunlaşan demokrasisi, akılcı yapıcı ve çok boyutlu dış politikasıyla, dünyada dikkatleri üzerine topladığını ifade etti.

Uluslararası alandaki ağırlığı sürekli artan Türkiye'nin, çevresinde ve dünyada barış ve güvenliğin sağlanması için daha etkin rol üstlendiğinin altını çizmek istediğini belirten Gül, şöyle devam etti:

''Bunları söylerken, geçmişte 'Avrupa'nın hasta adamı' olarak görülen, ancak bugün dinamizmi ve başarısı tüm ülkeler tarafından kabul edilen, pek çok ülke ve bölge için ilham kaynağı haline gelen bir ülkeden söz ediyoruz.

Türkiye'nin geleceğinin çok parlak olduğunu hepimizin görmesi lazım. Ülkemizin bu konumunu korumak ve ağırlığını sürdürmek için, dünyanın yeni şartları doğrultusunda, hızlı hareket etmek zorundayız.

Bugün artık barış, istikrar, huzur ve refahın yolu, demokratik değerler ve insan hakları standartlarının yükseltilmesinden geçmektedir.

Bu nedenle yakaladığımız gelişme ivmesini koruyarak, yarının daha güçlü, daha huzurlu, daha müreffeh Türkiyesini el birliğiyle inşa etmek için çalışmaya devam edeceğiz.

Bu süreçte temel önceliğimizi, demokratik, özgürlükçü yeni bir anayasa yapılması başta olmak üzere; siyasi, ekonomik ve toplumsal alanlarda en ileri standartların Türk halkına sunulması oluşturmaktadır.

Ülkemizin mutluluğu ve refahı için, milletimizin her ferdinin eşit imkan ve fırsatlardan yararlanması için, anlayış birliği içinde gayret gösterilmesinin önemini vurgulamak istiyorum. Neticede Türkiye'nin; hukukun üstünlüğüne dayalı, hak ve özgürlüklerle ilgili sıkıntıların ortadan kalktığı, bireyin odakta olduğu birinci sınıf bir demokrasi olmasını istiyoruz. Gelecek nesillere mutlu, huzurlu, müreffeh bir ülke bırakmak istiyoruz.''

Daha gelişmiş bir demokrasi, özgürlüklerin en geniş manada kullanılması, insanların kendini ifade edebilmesinin içte birlik ve kardeşliği pekiştireceği gibi, dışta da Türkiye'nin itibarını yükselteceğini belirten Gül, ''Temel amacımız, Cumhuriyetimizi korumak ve yüceltmek, ülkemizi Atatürk?ün hedef gösterdiği muasır medeniyet seviyesine ulaştırmak ise, önümüzde başka bir yol veya seçenek yoktur'' dedi.

Türkiye'nin bu hedefleri yakalayacak güç, birikim ve potansiyele sahip olduğundan şüphe duymadığını ifade eden Gül, bunu yaparken en büyük kuvvet kaynağının millet ve muasır medeniyet hedefinin taşıyıcısı Yüce Meclis olacağını vurguladı.

Gül, şöyle devam etti:

''Kısır tartışmaların, gereksiz çekişmelerin enerjimizi nasıl heba ettiğini geçmişte hep gördük ve yaşadık. Sorunlarımızı, konuşarak, tartışarak, diyalogla, sağduyu içinde çözebiliriz. Şundan emin olunmalıdır ki, her sorun kendi mecrasında, demokratik bir zeminde çözüme kavuşacaktır. Bu vesileyle daha yapıcı, hoşgörülü ve bütünleştirici olunmasının önemini de bir kez daha hatırlatmakta yarar görüyorum.

Özgüvenimizi yüksek tutup, ortak hedeflerde buluşma başarısını gösterdiğimiz sürece, daha da kuvvetleneceğimize, büyüyeceğimize, gelişeceğimize samimiyetle inanıyorum. Büyük bir milletin fertleri olarak güzel bir geleceğe hep beraber yürüyoruz. Cumhuriyetimizi var eden değerlere daima sahip çıkacağız. Türkiye'yi evrensel değerlerin yol göstericiliğinde hep beraber yarınlara taşıyacağız. Esasen Büyük Atatürk'ün gösterdiği istikamet de budur. Bu duygularla, yurt içindeki ve dışındaki bütün vatandaşlarımızın, geleceğimizi emanet edeceğimiz sevgili çocuklarımızın ve gençlerimizin Cumhuriyet Bayramını kutluyorum.

Cumhuriyetimizin kurucusu Atatürk'ü, silah arkadaşlarını ve bu toprakları vatan yapan aziz şehitlerimizi saygı ve rahmetle, gazilerimizi minnetle anıyorum. Bütün vatandaşlarımıza bu büyük bayram gününde selam ve sevgilerimi sunuyorum.

Sayfa Yükleniyor...