'Hayatıma son verme hakkımı kullanabilirim'

Birinci Ergenekon davasının tutuklu sanıklarından emekli binbaşı Mehmet Zekeriya Öztürk isyan etti: "Onur ve şerefim için artık her türlü fiziksel karşı koymayı, birey hakkım olan hayatıma son vermeyi hiç tereddütsüz uygulayabilirim"

11.03.2011 - 13:15

Birinci Ergenekon davasının 177’nci duruşması tutuklu sanıkların taleplerinin alınmasıyla devam ediyor.

Davanın tutuklu sanıklarından eski binbaşı Mehmet Zekeriya Öztürk duruşmada söz alarak 28 Şubat tarihinde nakledildiği 1 nolu cezaevinden pazartesi günü başka bir koğuşa verileceğini belirterek "Her türlü bakım, onarım ve temizliğini yaptığım koğuş, benden sonra hangi ayrıcalıklı tutukluya verilecektir. Bu durum fiziki işkence ötesine geçerek psikolojik işkence halini almış ve onur kırıcı bir durum yaratmaktadır" dedi.

Bu noktanın kendisi için son nokta olduğunu ifade eden Öztürk, "Onur ve şerefim için artık her türlü fiziksel karşı koymayı, birey hakkım olan hayatıma son vermeyi hiç tereddütsüz uygulayabilirim. Bunun başlangıç noktasında açlık grevi gibi pozitif bir uygulama değil doğrudan ölümü gören bir oruç ve hayatıma son verme eylemidir" diye konuştu.

Davanın tutuklu sanığı Sevgi Erenerol’ün avukatı Vural Ergül de mahkemeye sunduğu dilekçesinde Cumhuriyet Gazetesi’nin 3 kez bombalanması eylemine ilişkin polisin ihmaller zinciri olduğunu öne sürerek, "Tüm bu ihmaller Cumhuriyet Gazetesi’ne atılan bombalara ilişkin gerçekleştirilen 3 ayrı eylemde polisin, Ergenekon soruşturmalarını başlatacak olaylar zincirine açıkça seyirci kaldığını ortaya koymaktadır. Mahkemenizden ilgili emniyet görevlileri hakkında suç duyurusunda bulunulmasını talep ediyorum" dedi. Avukat Ergül, suç duyurusu talebinin gerekçesini açıkladı.

9 GÜN BOYUNCA SİSTEMATİK İHMALLER ZİNCİRİ
Cumhuriyet Gazetesi'nin bombalanması eylemlerinin ardından Danıştay suikastine kadar geçen 9 günlük süreçte polisin sistematik ihmaller zincirinin suç ortaklığı boyutunda olduğunu öne süren avukat Ergül, "Soruşturmada kolluk olarak hizmet veren Sağ Büro Amirliği suç mahallinde sinyal veren telefonlardan abone kimlik bilgileri tespiti yöntemi ile olay mahallinde bulunanları tespit etmek amacıyla teknik istihbarat çalışması yapmamış, olay mahallinde bulunanları 8, 10 ve 11 mayıs 2006 tarihlerinde gerçekleşen 3 ayrı eyleme rağmen ancak 19 mayıs günü yani Danıştay cinayetinden 2 gün sonra belirleyebilmiştir" dedi.

'MOBESE VE KAMERA KAYDI İSTENMEDİ'
Cumhuriyet Gazetesi’ne 8-10 Mayıs tarihinde gerçekleştirilen ilk iki bombalama eylemine ilişkin polisin MOBESE kamera kaydı ve işyerlerinden kamera kaydı istemediğini savunan Ergül, "TEM Sağ Büro Amirliği, 11 Mayıs 2006 tarihli 3. bombalama eylemine ilişkin kayıtları da olaydan 3 gün sonra ve yalnızca kaçış güzergahına göre eksik olarak istedi. Gönderilen kamera kayıtları ise önce yanlışlıkla eylem sonrası saatlere ilişkin olarak gönderilmiş bilahare ancak 15 Mayıs günü gönderilmiş incelenmesi ise 16 Mayıs günü tamamlanabilmiştir" ifadesini kullandı.

'KAMERALARIN KAYITTA OLMADIĞINA İLİŞKİN RAPOR BİR NOT'
TEM Sağ Büro Amirliği’nin olay yerindeki işyerlerinde kameraların kayıtta olmadığına ilişkin hazırladığı raporun ise geriye dönük olarak tanzim edilebilir, sayı, imza yahut mühür barındırmayan bir bilgi notundan ibaret olduğunu söyledi. Ergül, "Hiçbir işyerinde kamera kaydı bulunmadığına ilişkin bilgi notu tanzim etmiş ama hiçbir işyerine ilişkin bir tek dahi tutanak ibraz edememektedir. Kaldı ki bizzat olay mahallinde ve civarda tarafımca yapılan araştırmalarda onlarca güvenlik kamerasının olay mahallinde olay tarihinde de mevcut olduğu ve üstelik söz konusu kayıt sistemlerinin, kurulu bulundukları yerden değil online olarak ilgili güvenlik şirketi merkezinden kayıt altında tutulduğu tespit olunmuştur" ifadelerine yer verdi.

'EVRAKLARDA TAHRİFAT YAPILDI' İDDİASI
TEM Sağ Büro Amirliği’nin Cumhuriyet Gazetesi’ne atılan bombalara ilişkin olarak yazışmalarında kimi evraklarda tahrifat yapmış kimi evraklarda ise aynı tarih ve sayıyı kullandığını iddia eden Ergül, "Tüm bu ihmaller Cumhuriyet Gazetesi’ne atılan bombalara ilişkin gerçekleştirilen 3 ayrı eylemde polisin, Ergenekon soruşturmalarını başlatacak olaylar zincirine açıkça seyirci kaldığını ortaya koymaktadır. Mahkemenizden ilgili emniyet görevlileri hakkında suç duyurusunda bulunulmasını talep ediyorum" dedi.

Duruşma tutuklu sanıkların taleplerinin alınmasıyla devam ediyor.

  • Etiketler :

Sayfa Yükleniyor...