İstanbul’daki müdahale, polisin görev sınırlarını aşıp aşmadığı tartışmasını bir kez daha gündeme getirdi.

İlişkili Haberler


Başbakan Erdoğan’la rektörlerin buşluşmasını proteso eden öğrencilere yapılan bu müdahale NTV yayınında konuşuldu.

Yayına, Polis Akademisi’nde insan hakları dersi veren Prof. Vahit Bıçak ile CHP Milletvekili Muharrem İnce katılırken, Prof. Bıçak kamuoyunda sık sık duyulan ‘izinsiz gösteri’ kavramının kanunlarda yeri olmadığını ve polise öğretilenle uygulama arasında farklılıkar bulunduğunu belirtirken, İstanbul Emniyet Müdürü’nün görevden alınmasını isteyen CHP’i İnce de Hizbul Tahrir ve Hizbullah’ın düzenlediği gösterilerde takınılan tavırla, öğrencilere yapılan müdahale arasındaki farklılıklara dikkat çekti.

İstanbul polisinin hafta sonunda öğrencilere uyguladığı şiddet, aşina olunan ancak bir türlü sonuç alınamayan bir tartışmayı bir kez daha gündeme getirdi. Polisin orantısız güç kullanımı.

"Medyada da sık sık yazılır ama ‘izinsiz gösteri’ diye bir şey yoktur" diyen Polis Akademisi’nde insan hakları dersi veren Prof. Vahit Bıçak, "Bu görüntüler 21. yy Türkiye’sine yakışmıyor. İnsan hakları ve demokrasimizin geldiği evrede, bu tür görüntüleri artık görmememiz gerekiyor" dedi ve şunları aktardı:

"Çünkü gösteri ve yürüyüş yapma temel bir insan hakkıdır. İfade özgürlüğü sadece kitap yazarak, televizyonda konuşarak ve makale yazarak olmaz. Kişiler inandıklarını, düşüncelerini, seslerini duyurmak için bir araya gelip gösteri yapabilirler.

Barışçı bir gösteri yürüyüşü için izin de gerekmez. İzinsiz olarak gösteri yapılabilir. Madyada yanlış bir şekilde 'izinsiz gösteri' kavramı kullanılıyor. Anayasamıza göre yürüyüş izne tabi değildir. Sadece bildirme tabidir. Dolaysıyla izinsiz gösteri yapılıyor diye bir gruba müdahale söz konusu olamaz."

"VERİLEN EĞİTİM SOKAĞA YANSIMIYOR"
Prof. Bıçak, anayasa ile verilen bu hakka rağmen polisin neden bu tür müdahaleler yaptığıyla ilgili de, "Aslında Polis Akademisinde ve meslek yüksek okullarında güç kullanma konusunda polis çok iyi eğitiliyor; dünya standartlarında bir eğitim veriliyor. Gücün orantılı, kademeli kullanılması gerektiği, direnç olması durumunda gücün kullanılabileceği ve sadece direnci kırmak için kullanılabileceği eğitimlerde veriliyor.

Yaşananlara bakınca, eğitimde verilenlerin sokağa yansımadığı görülüyor. Bu durum, biz eğitimcileri için de üzüntü kaynağı..." şeklinde konuştu.

HİZB-UT TAHRİR VE HİZBULLAH
CHP Grup Başkanvekili Muharrem İnce de, 2005 ve 2009 yıllrında yapılan iki gösteriyi örnek vererek, polisin çifte standart uyguladığını belirtti.

Neden siyasilerden önce İstanbul Emniyet Müdürü’nü hedef aldığını ve Hüseyin Çapkın’ın görevden alınması gerektiğini de açıklayan İnce şunları söyledi:

"Polisin bir çifte standartı söz konusu. 2005 yılında Hizb-ut Tahrir bir Cuma Namazı çıkışında Fatih Cami'sinde gösteri yaptı. Burada ses düzeni de kuruldu. Buradan Atatürk’e ve Cumhuriyet’e ağır sözler söylediler ve polis sadece seyretti.

2009 yılında Hizbullah eylem yaptı ve polis yine seyretti. Polis, sendika, işçi, öğrenci yani sol içerik hissettiği an acımasız davranıyor. Polisin görevi kamu düzenini tesis etmektir; AKP düzenini korumak değildir.

Emniyet Müdür Hüseyin Çapkın 'polisin zor kullanma yetkisi var' diyor. Yasalar çerçevesinde bu var ama yapılan zor kullanma değil zorbalıktır. Ve onun için görevden alınmasını istiyoruz.

Ayrıca, polis kasklarında numara olmayacak mı? Müdahalede en öne geçenler, amirleri tarafından görevlendirilmiştir. ‘Sen bu işi yapacaksın’ diye görevlendirilmişlerdir. O Emniyet Müdürü görevden alınmalıdır. Yapılan müdahele değil işkencedir..."