NTV

Kadın evden çıkıp iş hayatına katılamıyor

Türkiye

Türkiye'de kadınların istihdama katılmalarının en büyük engeli; ''ev işleri'', ''çocuk ve yaşlı bakımı'' gibi işleri üstlenmek durumunda kalmaları...

Kasım 2010 TÜİK verilerine göre Türkiye, kadınların istihdama katılımında yüzde 27,5'lik oranla AB ülkeleri arasında son sırada yer alırken, 1990'lardan bu yana kadınların işgücüne katılımı sürekli düşüyor. 

Online kariyer sitesi Monster'ın ''Türkiye'de kadınların istihdama katılımda yaşadıkları sorunlar''a ilişkin araştırmasına göre, Türkiye'de kadınların istihdama katılımının önündeki en büyük engel ''ev işleri'', ''çocuk ve yaşlı bakımı'' gibi işleri üstlenmek durumunda kalmaları. Araştırmaya katılanların yüzde 74'ü bu görüşü desteklerken, ikinci sırada yüzde 64 ile ''kadınların evlendikten sonra kendi rızaları ya da baskı ile işten ayrılmaları'' geliyor. 

Katılımcıların yüzde 54'ü işe alımlarda ''ayrımcılık, işyerinde cinsel taciz ve mobbing'' nedeniyle kadınların iş hayatından ayrılmak zorunda kaldığını düşünüyor. Kadınların yüzde 68'i, işe alımda ''cinsiyet ayrımcılığı'', ''işyerinde mobbing'' ve ''cinsel taciz''in kadın istihdamını engellediğini düşünürken, erkeklerde bu oran yüzde 39'da kalıyor. 

Kadınların yüzde 41'i, erkeklerin yüzde 29'u şirketlerde kreş, emzirme odası gibi uygulamalar olmamasının, kadın istihdamını olumsuz etkilediğini söylüyor. Erkeklerin yüzde 79'u, kadınların yüzde 71'i, ev işleri, çocuk ve yaşlı bakımını üstlenmeleri nedeniyle iş dünyasında kadın sayısının olumsuz etkilendiğini belirtiyor.
 
HER 4 KADIN KATILIMCILARDAN 3'Ü ''FIRSAT EŞİTLİĞİ OLMADIĞINI'' KAYDEDİYOR
Dünya Ekonomik Forumu'nun 2010'da 20 ülkede yaptığı araştırmaya göre, Türkiye'de üst düzey yöneticilerin yüzde 12'sini kadınlar oluşturuyor. Kadın istihdamında 20 ülke arasında sondan 3'üncü olan Türkiye, yönetici kademesindeki kadınların ''görece yüksek oranıyla'' ikinci sırada yer alıyor. 

Monster'ın araştırmasına göre, Türkiye'de kadınların üst düzey yönetici kadrolarına çıkmasını engelleyen nedenler arasında ilk sırayı yüzde 64 ile ''ev ve çocuk bakımının 'kadın işi' olduğunun, yöneticiliğe engel olacağının düşünülmesi'', ikinci sırayı yüzde 60 ile cinsiyet ayrımcılığı (üst düzey pozisyonlara erkeklerin tercih edilmesi) alıyor. 

Kadınların yüzde 73'ü üst düzey pozisyonlarda kadınlara dönük cinsiyet ayrımcılığı yapıldığını söylerken, erkeklerde bu oran yüzde 39'da kalıyor. Erkeklerin yüzde 57'si kadınların ''aile''yi ''iş''e tercih ettiğini düşünürken, kadınlarda bu oran yüzde 31'de bulunuyor. Kadınların yüzde 51'i ''kadınların birlikte hareket eden erkek yönetici grubuna dahil edilmek istenmediğini'' söylerken, erkeklerde bu oran yüzde 26'da kalıyor. 

Araştırmaya katılanların yüzde 51'i, iş ilanlarında cinsiyet belirtilmesinin doğru olup olmadığı konusunda sorulan soruya ''Evet belirtilmeli, bazı işleri yalnızca erkekler (ya da kadınlar) yapabilir'' yanıtını verirken, yüzde 45'i ''Hayır belirtilmemeli, işi yapanın cinsiyeti değil, yetkinlikleri önemlidir'' diyor. 

Bu soruya yanıt veren kadınlar, erkeklere oranla daha yüksek oranda ''yetkinliklerin cinsiyetten daha önemli olduğunu'' belirtirken, bu sonuç, ayrımcılık konusunda kadınların daha duyarlı olduğunu gösteriyor. 

Katılımcıların yüzde 63'ü fırsat eşitliğini olmadığını söylerken, her 4 kadın katılımcılardan 3'ü ''fırsat eşitliği olmadığını'' kaydediyor. Erkeklerde bu oran yüzde 26'da bulunuyor. Erkeklerin yüzde 55'i kadın ve erkeklerin iş hayatında eşit fırsatlara sahip olduğunu düşünüyor. 

Monster'ın Amerika'daki araştırmasına göre kadınların yüzde 17'si işyerlerinde çalışan erkeklerle aynı haklara sahip olduklarını düşünürken, yüzde 43'ü aynı olanakların kendilerine tanınmadığından şikayet ediyor. 

Araştırmaya katılan erkeklerin yüzde 29'u kadınların işyerlerinde kendileriyle aynı olanaklara sahip olduklarını, yüzde 10'u kadınlara aynı hakların tanınmadığını söylüyor.
 
''EN ÇARPICI SONUÇLARDAN BİRİ, 'KADIN İŞİ-ERKEK İŞİ' KAVRAMLARININ OLDUĞUNUN DÜŞÜNÜLMESİ''
Monster Pazarlama Direktörü Seden Gürcü, araştırmaya ilişkin olarak şu değerlendirmede bulundu: 

''Sürdürülebilir kalkınmanın en önemli unsurlarından biri kadınların işgücüne katılımı. Kanunlardaki eşitlik, kültürel, toplumsal ve ekonomik nedenlerle istihdam rakamlarına yansımıyor. Kadınların iş hayatına girişini sağlayacak önlemlerin alınması, kadınların niteliksel gelişimini destekleyecek uygulamalar gerekiyor. Kadınlar iş hayatına katılmadan toplumsal kalkınmanın gerçekleşmesi mümkün değil. Gelişmekte olan ülke statüsünden gelişmiş ülke statüsüne geçmenin en önemli şartı kadın istihdamının artması. Araştırmamıza katılan kadınlar, eğitim ve sağlık hizmetlerinden erkekler kadar yararlandıklarını düşünmüyorlar. Kadınların büyük bölümü işe alımda ayrımcılık, işyerinde mobbing ve cinsel taciz olduğunu belirtiyor. Şirketlerde kreş, emzirme odası gibi uygulamalar olmamasının iş hayatındaki kadın sayısını azalttığını söylüyorlar. 

En çarpıcı sonuçlardan biri ise toplumun hala 'kadın işi-erkek işi' kavramlarının olduğunu düşünmesi. İş ilanlarında cinsiyet belirtilmesi erkeklerin yüzde 59'u, kadınların yüzde 45'i tarafından destekleniyor. Kadınlar ilanlarda cinsiyet belirtilmesine erkeklerden daha yüksek oranda karşı çıkıyor. Kadınlar ve erkeklerin araştırma sorularına verdikleri yanıtlarda belirgin farklılıklar olması, kadınların 'iş hayatında kadının konumu ve kadın istihdamının önündeki engeller'' konusunda farkındalıklarının yüksek olduğunu gösteriyor.''