Erdoğan'dan yeni KKTC Cumhurbaşkanı'na sert tepki

Cumhurbaşkanı Erdoğan, KKTC'deki seçimlerde cumhurbaşkanı seçilen Mustafa Akıncı'nın açıklamalarına sert tepki gösterdi.

ntv.com.tr - Anadolu Ajansı 27.04.2015 - 17:56

Erdoğan'dan yeni KKTC Cumhurbaşkanı'na sert tepki

Akıncı seçilmesinin ardından Kıbrıs sorununa insan hakları temelinde, siyasi eşitliğe dayalı bir çözüm bulunmasını ve Türkiye ile anavatan-yavruvatan ilişkisinin değişmesini istemiş ve 'Kıbrıslı Türklerin kendi ayakları üzerinde durabilmesi ve kendi kendilerini yönetebilmesi gerektiğini' söylemişti.

Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan, Kuveyt'e gitmeden yaptığı açıklamaların hedefinde 'paralel yapı' ve KKTC Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı vardı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Mustafa Akıncı'yı kastederek, "Ağzından çıkanı kulağı duyması lazım" dedi.

Erdoğan, şöyle konuştu: 

"Bu ifadeler bir sıcaklığın gereğidir. Sayın Akıncı şu anda Kuzey Kıbrıs halkı tarafından seçilmiş bir cumhurbaşkanıdır. Yazılı mesajımı gönderdim, arkadaşlarıma telefonla bağlamalarını söyledim. Kendisini telefonla tebrik edeceğim.

'İki kardeş ülkeyiz' dediğiniz zaman, orada çok farklı tablolar ortaya çıkar. Sayın Cumhurbaşkanının ağzından çıkanı kulağının duyması lazım. Bakın, burada Türkiye, Kuzey Kıbrıs'ı bugüne kadar niye, niçin sahipleniyor ? Bunun bir esbabımucibesi var. Bu esbabımucibeyi burada dillendirmemize gerek yok. Dolayısıyla da kardeş olarak çalışmanın bile şüphesiz şartları vardır. Kardeş olarak çalışmanın ötesinde, yavru vatan, ana vatan olarak çalışmanın da bir bedeli vardır. Bu ülke, Kuzey Kıbrıs'ta bir bedel ödemiştir. Hala bu bedeli ödemeye devam etmektedir. Biz şehitler vermişiz, niye? Çünkü yavru vatan böyle bir bedeli ödemeyi gerektiriyor diye bu adımlar atılmıştır.

Ondan sonra buranın imarı için, bugünlere gelebilmesi için hala bu süreci devam ettirirken, şu anda bizim yıllık oraya yaptığımız ödeme, son olarak aklımda kalan, 1 milyar dolar civarındadır. Fazlası vardır azı yoktur. Bu rakamlar ciddi noktalarda ve hiçbir zaman burayı görmemezlikten gelmedik.

Oraya karşı olan bizim dayanışmamız, farklılığımız, şu anda uluslararası camiada Kuzey Kıbrıs'ın kavgasını veren kim? Acaba Sayın Akıncı, bu kavgayı tek başına verebileceğini mi zannediyor, böyle bir şey mi var? Orayla ilgili, onların baktığı açıdan biz Kuzey Kıbrıs'a bakamayız.

Türkiye'nin Kuzey Kıbrıs'a bakışı, evet yavru vatandır. Bundan sonra da yavru vatan olarak bakmaya devam edecektir. Bir ananın yavruya olan ilgisi, alakası neyse, bundan sonra da yine bu o ananın yavruya olan ilgisi aynen devam edecektir.

Kendi bu tür ifade edebilir. Ben, bu şekilde ifade etmesini de hoşgörüyle karşılarım ama burada hassas olmak lazım, dikkatli olmak gerekir diye düşünürüm. Çünkü sonra bunlardan safi zarar edebilirler, o zaman da yazık olur."

YARGI KRİZİ

Bur soru üzerine yargıda tahliye tartışmasını da değerlendiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Yetki gaspı yapan bir yargı merci var” diye konuştu.

Erdoğan, şu ifadeleri kullandı: 

"Öncelikle, yetki kullanımı açısından, şu anda kendilerine ait olmayan bir yetkiyi kullanmak suretiyle, yetki gasbı yapan bir yargı merci var. Bir defa, şu anda HSYK'nın saat 14.00'te başlattığı toplantı, bana göre geç kalmış bir toplantı. Bunlar, 23 Nisan tatil gününde bu işi başlattılar ve ardından cumartesi, pazar tatil, aynı şeklide bu tatilde de bunu sürdürdüler ve çok daha ilginci, gece sabaha kadar odasında çalışma yürüten bir hakim ve oda kilitli, kimseye bu odayı açmayacak derecede de bu işi anlaşılmayacak şekilde sürdüren bir veya iki hakim.

Bu tabii Türkiye'de bu ilişkilerin nerelere geldiğini göstermesi bakımından çok çok tehlikeli, çok çok sıkıntılı bir süreç. Nitekim şu anda gönderilen başmüfettişlerin, rapor olarak hazırladıkları raporu biliyoruz. Öyle zannediyorum ki, HSYK da bu raporlar istikametinde kararını verecektir. Dolayısıyla bu karar verilmeden, şu anda, benim burada herhangi bir açıklama yapmam doğru olmaz.

Bazı milletvekilleri adliye sarayına gidiyor. Anayasamızın 138. maddesinde, bir defa yargı esnasında, ister milletvekili olun, ne olursanız olun, yargıyı baskı altına alamazsınız. Bunlar oraya geliyorlar ve adalet sarayına giriyorlar. Adalet sarayına bu milletvekillerinin sokulması yanlış bir olay, onlar yanlış olduğu kadar aynı şekilde avukatların belli saatten sonra, oraya girmek suretiyle onların da orada bir baskı oluşturma gayretleri, onlar da ayrı bir sorun.

"PENSILVANYA'DAN TALİMAT ALIYORLAR"

Bunların hukukla falan alakası yok, tamamen hukuk dışı ve Pensilvanya'dan alınan talimatla, orada yapılmış olan dualarla, vesairelerle bir yönlendirme söz konusu. Temenni ederim ki bugün HSYK'nın alacağı kararla ideal netice yakalanmış olur ve tahliye kararı, bu tahliye kararıyla bir taraftan sosyal medyada bir algı operasyonu sürdürülmesi, bu algı operasyonuyla dikkat edilirse arşiv resimleriyle adeta cezaevinden çıkmışlar, artık dışarıdalar gibi bir şeyi yayımlamak, bunları göstermek... Gerçekten bunlar çok çok çirkin. Nasıl bir örgüt çalışması olduğunu göstermesi bakımından çok çok önemli.

"BEDEL ÖDEMELERİ LAZIM"

Şimdi bu örgütün içerisinde yer alanların hepsinin, A'dan Z'ye tabii ki bedelini ödemesi lazım. Bu ülke rastgele bir ülke değil. Bu ülkede artık demokrasi egemen olacak, hukuk, adalet yerini bulacak. Öyle isteyenin istediği gibi adaleti tanzim etme, şekillendirme yetkisi de yoktur, hakkı da yoktur, daha da ileri gitmek istemiyorum, daha farklı şeyler anlatmak istemiyorum."

"ÇANAKKALE'YE BİR KEZ GELDİLER Mİ?"

Erdoğan, muhalefetin Çanakkale’deki törenlere davet edilmedikleri şeklindeki açıklamalarının hatırlatılması üzerine "Ben davet edilip edilmediklerini bilmiyorum. Başbakanlığım sürecinde ne Sayın Kılıçdaroğlu’nu, ne Sayın Baykal’ı, ne Bahçeli’yi ben Çanakkale’de görmedim. Her yıl 18 Mart’ta ben orada olmuşumdur ama onlar hiçbir törene katılmadılar. Bunu da bir siyasi spekülasyon malzemesi yapmak istiyorlar. Kendilerine genel başkan olduktan sonra bir kez Çanakkale’ye anma törenlerine geldiler mi? Bir kez gelmediler, ben görmedim. Farklı yerlerde tören düzenlemişlerse onu bilemem" diye konuştu.

"PUTİN'E KIRGINIM"

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Erivan’daki törenlere katılan aralarında Rusya’nın da bulunduğu ülkelere yaptırım uygulanıp uygulanmacağı konusundaki bir soruya ise şu şekilde yanıt verdi:

“Rusya bu ifadeyi daha önce de kullandı. Benzer ifadeyi Fransa da kullandı. Tabii ben şahsen Putin'in böyle bir adımı atmasına üzgünüm, kırgınım. Bunu da söyledim ve şunu da çok açık, net söyledim. Yani eğer bu tür soykırımlar noktasında bazı adımlar atılıyorsa o zaman Rusya kendi tarihini bir defa masaya yatırması lazım. Fazla gerilere gitmeye gerek yok. Şu anda Ukrayna'da olanlar ortada, Kırım ortada, Donetsk ortada, Luhansk ortada, bütün bu yapılanlar ortada. Bunların da hesabını versinler.

Çok açık, net bir şey söylüyoruz. Diyoruz ki biz arşivlerimizi açıyoruz. Ermenistan da varsa arşivlerini açsın. Üçüncü ülkelerde varsa onlar da açsın. Otursun tarihçiler, komisyonlar oluşturulsun çalışmalarını yapsın. Bunu defaatle söylemimize rağmen Avrupa Birliği'nin aklı yeni başına geliyor, diyor ki 'Türkiye arşivlerini açması lazım.'
Biz çoktan bunu söyledik. Ama bu tek taraflı olmaz. Varsa Ermenistan'ın o da açsın. Biz zaten bu arşivlerimize dayanarak konuşuyoruz. 1 milyon 400 bin Ermeni'nin öldürüldüğünü söyleyenler hangi belgeye, hangi bilgiye dayanarak bunu söylüyorlar Neredeymiş bu kadar insan Bunları ortaya koysunlar. Aynı şekilde Fransa... Fransa neye dayanarak böyle bir şeyi söyleyebiliyor Şu anda Fransa'da 600 bin Türk var. Bunların içerisinde 200-250 bin Fransa vatandaşı olan Türk var. Onların bu noktadaki yaklaşımını, hiç kale almadan böyle bir adımı atmak bana göre Hollande açısından söylüyorum, yanlış yapmıştır ki kendilerine biz bugünü defaatle de söylememize rağmen bunlar bunu yapmışlardır.

Ama işte oraya gelen 2 tane devlet başkanı olmuştur. Çünkü onlar, Türkiye'ye saldırı için bunu bir plan şeklinde düzenlemişlerdi. Hamd olsun bize de 20 tane devlet başkanı geldi, başbakanlar geldi, bunun yanında hükümet başkanları geldi, bunun yanında bakanlar geldi 80'e yakın böyle bir katılım oldu. Bu da bizi ayrıca memnun etti, mutlu etti. Ama biz işi Ermenistan'a yönelik bir saldırı planı olarak düşünmedik. Tam aksine biz şehitlerimizi andık. Zaten bizim de Ermenistan halkıyla bir sorunumuz yok. Sorun, Ermeni yönetimidir, Ermeni diasporasıdır. Bunun da gayet iyi anlaşılması lazım, bilinmesi lazım."

Sayfa Yükleniyor...