Modanın son gözdesi

Sienna Miller’la yemekte, Karl Lagerfeld’le partide, Alexa Chung’la Londra caddelerinde, Matthew Williamson’la Meksika’da. Tasarımcıların ilham perisi, moda dünyasının parlayan yıldızı. Poppy Delevingne Vogue Türkiye'nin son sayısına konuk oldu.

Modanın son gözdesi                 

26 yaşında, İngiliz sosyetisinden güzel mi güzel bir genç kadın. Ülkenin en prestijli kolejlerinden Hampshire’daki Bedales School’da okuduğu yıllarda, Storm Model Ajansı’nın kurucusu Sarah Doukas tarafından keşfedilip modelliğe başlamış.

Zira Doukas’ın kızı Poppy ile aynı sınıftaymış.

Doukas, Kate Moss’u henüz 14 yaşındayken keşfeden kadın. Poppy’ninki karakteristik bir yüz, doğalından saman sarısı saçlar, kusur bulması zor bir vücut.

Rahat bir beden dili, tükenmeyen enerjisi var. Haliyle, Louis Vuitton, Burberry, Valentino gibi markaların yüzü; Chanel ve İngiliz Moda Konseyi’nin elçisi olmasına kimse şaşmıyor.

Poppy Delevingne, bu yıl Vogue Türkiye Fashion’s Night Out’un da yüzüydü. İstanbul’da iki gün geçirdi.

Sabahın kör saatinde başlayıp geceyi bulan çekimlerde atom karınca misali çalışkanlığı, rahatlığı ve samimiyetiyle ekibimizin ağzını açık bırakmış, herkesi kendisiyle tanışmaktan mesut bahtiyar eyleyip memleketine dönmüştü.

Şimdi telefondaki buğulu bir ses, “İstanbul’a tapıyorum desem hiç abartmış olmam” diyordu. Poppy’le Türkiye’ye geldiğinde tanışamamıştım ama onu New York’ta bir kampanya çekiminde yakaladım.

“FNO çekimi harikaydı. İstanbul’un açıklayamadığım mistik bir yanı var. İki kıta arasındaki konumundan mıdır, havasından suyundan mı bilmiyorum. Ama sarsıcı bir güzelliği olduğunu düşünüyorum.

Çalıştığım en iyi, en parlak ekiplerden birisiniz. Seyahatimi güzel yapan şeylerden biri de buydu. Diğer şehirleri de keşfetmek için Türkiye’ye geri gelmem lazım.”

Ünlü tasarımcı Karl Lagerfeld, Poppy’i Chanel’in marka elçisi ünvanıyla kutsadığından beri defilelerin ön sırasında ışık saçıyor.

“Bence Karl bir dahi” diyor. “Öylesine söylemiyorum, gerçek bir dahi. Hayal gücü, benzersiz espri yeteneği, anormal şeylere dur durak bilmeyen merakı, tasarımları, fotoğrafları…

Bu adamın yapamadığı bir şey var mı? Cidden şüpheliyim.” Poppy üzerine en trendy giysilerini giyip ön sırada bir süs bebeği gibi oturmuyor. Herkese gülümsüyor, tanıdıklarını görünce önce bir sarılıyor.

Bu genç kadın bir süperkahraman olsa adını Gigi koyup dokunduğu herkesi kahkaya boğmak istermiş, şaşmıyorum. Zira Poppy’i gördüğümde, az sonra modellerin yüreyeceği platformda kelebek gibi bir oraya bir uçuyordu.

Kanadına dokunursanız kelebeğin sedefli pudrası elinize bulaşır ya hani, Poppy de pırıltısını dokunarak yayıyordu. Telefonda bile beni kahkaha boğmayı becerdi, komik kadın.

Hayatının sonuna dek tek bir tasarımcıdan giyinmek durumunda kalsan kimi seçersin?Cevabım Karl Lagerfeld olacak çünkü ne tasarlarsa tasarlasın, bir sihri var.

Bize modanın dahi listesini say.
Marc Jacobs, Peter Dundas, Stella McCartney, Christopher Bailey, Tom Ford. Hepsinin beynini istiyorum!

Yeni sezon alışveriş listeni alalım.
Louis Vuitton’un 60’lardan ilham alan 2013 İlkbahar/Yaz koleksiyonundan ne olursa. Erdem’den neon renkli dantel üst. Alexander Wang’den asi bir küçük siyah elbise. Chanel’in dev hulahop çantası (duvarıma asacağım), Chloé’den devetüyü palto, Isabel Marant’ın bilekte biten botları ve Alice Temperley’den 50’li yıllar eteği.

Kalbini hızla ne çarptırır?
Sevgilim James. Onu görünce hâlâ midemde kelebekler uçuşuyor. Bir de Alaia topuklu ayakkabılar.

Yazının tamamı Vogue Türkiye’nin Ocak sayısında.

  • Etiketler :

Sayfa Yükleniyor...