Sağlık Bakanı Mehmet Müezzinoğlu NTV'nin sorularını yanıtladı. Aylardır ilik beklenen Melis Akbaş'a uygun ilik bulunduğunun müjdesini veren Müezzinoğlu, öğrenci evleriyle ilgili de yorum yaptı.

Sağlık Bakanlığı Müşaviri Ahmet Özdinç'in “Saha araştırması yaptım, jinekologlarla konuştum. Kız öğrenciler arasında kürtaj patlaması var” tweeti nedeniyle disipline sevk edildiğini söyleyen Müezzinoğlu, "Böyle bir açıklamayı bu arkadaş neye göre yaptı, ama yanlış. Böyle bir veri varsa bakanlıkta vardır, ama bizde de yok. Kulaktan duyma bir bilgiyi de Sağlık Bakanlığı statüsünde olan birinin Twitter'da paylaşmasını doğru bulmuyorum. Biz bu anlamda iç hukuk anlamda yapabileceğimiz ne varsa yaparız.Bakanlığın adını kullanarak kendi verisini kullanma hakkı yok. Bakanlıkta böyle bir veri olsa bile onun açıklama hakkı yok" dedi.

"Görevden mi alacaksınız?" sorusuna Müezzinoğlu "Müşavir sıfatını taşıyna birini benim görevden alma hakkım yok. Ancak disiplin soruşturması başlatabiliriz. Başlattık da" diye yanıt verdi.

Sağlık Bakanı öğrenci evleriyle ilgili "Demokratik ülkelerde siyasi partilerin bütün konularda yol haritası vardır. Toplumsal huzur için bir yol haritası vardır ve bunu deklare eder. AK Parti de bunu yaptı. Gençlerimizin gerek evlerde, gerek yurtlarda yaşamlarını düzenleyen tedbirler alınması hukuk devletinin bir sorumluluğudur. Eğer halk bundan rahatsız olursa, bunun gereğini sandıkta yapar. Konut dokunulmazlığına müdahale yok. Olamaz da" şeklinde konuştu.

-7 yaşındaki, lösemi hastası Melis Akbaş'la ilgili aranan iliğin bulunduğu yönünde haberler var.

Mehmet Müezzinoğlu: İnşallah Amerika Birleşik Devletleri'ndeki ilik vericisinin dokusunda uyumlu bir veri tespit edildi. İstanbul Üniversitesi doku bankasına iletildi. Şimdi tedavisini yapan Ege Üniversitesi ile naklin zamanlaması planlaması yapılıyor. İnşallah Melis kızımız hayata tutunacak. Bu anlamda tıbbi şeyleri vericinin tıbbi kemik iliği hücreleri koordinasyonu İstanbul Üniversite sağlayarak süreci Ege Üniversitesi ile yürütecekler. Bizim için müjdeli haber bu tedaviden sonra hayata tutunması ama alternatifin doğması da bizim için müjdedir.

-İlik nakli ile ilgili uzun zamandır yürütülen bir proje var Türk Kök. Projenin tam olarak hayata geçmesi ne zaman gerçekleşecek?

Mehmet Müezzinoğlu: Burada en önemli partnerimiz olan Türk Kızılay'ı ile ilk imzayı attık. Gönüllü vericilerin havuzunu sağlayacak. Bugünkü protokoller Türk Kızılay'ına kan bağışında bulunan vatandaşımızı kemik ililiği verici olmak ister misiniz diye sorulacak. Kan bağışı yapan vatandaşımız birinin kurtarıcı olmak yardımcısı olmak istiyor. Burada da yine yanı duygularla verici olmak isteyeceklerdir. Verici olmak isteyen vatandaşlarımızı Türk Kök projesinin aşamasına alacağız. Verici olma kriterlerine uygunsa kanı yine burada testlerden geçmiş olacak. Bunlardan sonra kemik illiği vericisi olabilir olan vatandaşlarımızın kan numunesini göndereceğiz laboratuvara.

Vatandaşımızın ismi gitmeyecek isme ait kodu gidecek oraya ve doku tiplemesi yapılacak o koda dair. O doku tiplemesinin sonucu bizim Türk Kök bankamızın hafızasına buradan da isim gidecek. Laboratuvar hangi hastamızın olduğunu bilmeyecek. Sonra bizim bankamızda bu sayının 200 binlere ulaşmasını hedefliyoruz. 2-3 yıl içinde de 500 bin ilik bankası verimizin olmasını arzu ediyoruz. Kızılay'ın 12 farklı bölgede bu kanları alacak ve bankamızın havuzunda bizim kodlama ile birlikte ve her geçen gün bu havuz genişleyecek. Projenin fiilen bankada kod birikimi safhasına geçmesi Mart sonu veya Nisan ayı itibari ile planlıyoruz. Çünkü bir taraftan Kızılay'la yaptığımız protokolün laboratuarlarına getirecekleri yeni çalışmalar 2-3 aynı alacak. Bizim Türk Kök laboratuvar ve merkez ihalesini şartnamesini hazırladık onu yıl sonu çıkıyoruz. Birde bununla ilgili bir program ihalesine çıkıyoruz. Bu program uluslar arası bankalar entegre olacak bir program olacak. Bütün bunları Mart sonuna kadar tamamlamayı hedefliyoruz.

-Türk Kök'ten sonra Türkiye'deki donörler dünyadaki diğer ilik arayanlara da…

Mehmet Müezzinoğlu: Dünyadaki bize gelecek bizde dünyadakilere. Biz dünyadaki yaklaşık 22 milyonluk havuza ilk hedefimiz 500 bin kişi sonradan da 1 milyonluk katkıyı sağlamayı düşünüyoruz.

-Organ bağışında bundan sonra ailelerin iznine gerek kalmayacak bununla ilgili bir yasal düzenleme hazırlığındayız dediniz.

Mehmet Müezzinoğlu: Bu hafta iki önemli hafta. 2-8 Kasım günleri dünya çocuk lösemi günleri. Duyarlılık oluşturanların buraya verici olmalarını da bekliyoruz. 3-9 Kasım tarihleri de organ bağışı haftası. Organ naklinde Türkiye dünyanın gelişmiş ülkeleri standardını yakalamış bir ülke. Yani hekimi uzmanı, tecrübesi, tıbbi donanımı, teknolojisi anlamında hiçbir sorunumuz yok. Dünya standartlarına organ nakli sonunda sağlıklı yaşam konusunda dünya istatistikleri ile paralel gidiyor. Ama organ bağışı konusunda ciddi bir eksiğimiz toplumsal duyarlılık. Organ bağışında bulunan kişiler beyin ölümü gerçekleştiği zaman muhatap oluyorlar. Bu yıl beyin ölümü gerçekleşen hasta sayısı 1477. Beyin ölümü oluştuktan sonra hasta yakınlarının 1136'sı rıza göstermemiş. Bağışçı olmasına rağmen o anda duygusallık yapan yakınları izin vermemişler. O zaman organ bağışında bulunanında önünü kesmiş oluyoruz. Adalet bakanımızla bizzat ben görüştüm. Biz sağlığında bağıtla bulunmuş ve bu karta sahip olmuş vatandaşımızın hukukun kalıcı olmasını sağlayabilir miyiz ona bakıyoruz. Bunu tabi hukuk boyutuna benim hüküm vermem mümkün değil ama bizim ihtiyacımız bu. Bu sağlığında bağışını geri çekme hakkı vardır ama beyin ölümü gerçekleştiği anda yakınlarının rızası o duygusallıkta bizim yüzde 70 negatif etkiliyor. Bunu toplumsal bilinci arttırarak azaltabiliriz ama hukuk yoluyla çözersek daha güçlü bir veri olacak.

-Kornea nakli artık kişinin aykırı yönde bir talebi olmadığı sürece kornea alınabilecek.

Mehmet Müezzinoğlu: Kornea bir organ değil göz bir organ. Kornea gözün önündeki saydam tabaka. Dolayısıyla bizde görme duyusunu kazanabilecek vatandaşlarımız için biz bu yıl 1500 adet kornea ithal ettik. Dünyanın bu anlamda kurduğu hukuku Türkiye'ye getirmeyi düşünüyoruz. Uygun olan kadavralardan aksine beyanı olmayan vatandaşlarımızdan doku şekliden kornea alımını meclisimizde uygun görürse önümüzdeki haftalarda genel kurula getireceğiz. Toplumun ihtiyacı olan görme yetisini kaybetmiş vatandaşlarımız için büyük bir kazanım olacak.

-Varislerin bununla ilgili bir itirazı söz konusu olursa bu devam edecek mi bu tartışma yaratmaz mı?

Mehmet Müezzinoğlu: bir tartışma olacağını zannetmiyorum ama varislerinde bir itirazları olursa bu hukuk yine görüşülebilir. Ama burada esas konumuz organ değil doku. Varisleri bütün buna rağmen veya kişi hayır bana dokunamazsın veya varisleri bu hakkı vermiyorum diyorsa bu yine hukuken geçerli olabilir.

-Başbakanın öğrenci evleri ile açıklaması vardı. Bu açıklamasından kısa süre sonra bakanlığınızın müşavirinin yaptığı bir açıklama oldu. Bir saha araştırması yaptırdığını söyledi. 'Üniversitelerde kürtaj başvurusu patladı bunu görmezden mi gelecektik' dedi.

Mehmet Müezzinoğlu: Ben açıkçası böyle bir açıklamayı bu arkadaşımız neye göre yaptı bilmem. Ama yanlış olduğunu böyle bir veri sarsa bakanlıkta vardır ve bakanlık açıklar. Ama kendisinin verisi nedir bilmiyorum. Kulaktan duyma bir hadiseyi de sağlık bakanlığı danışmanı statüsü ile twit atmasını da kesinlikle yanlış buluyorum. Ama şahsi görüşünü yapabilir. Ama bir kurumsal yapının adını koyarak böyle bir şeyi, yapması asla doğru olmaz. Biz bu anlamda iç hukuk anlamında yapabileceğimiz ne varsa yaparız. Bakanlıkta böyle bir veri yok olsa bile onun açıklama hakkı yok. Biz o anlamda gerekli yapmaya başlattık. Benim görevden alma yetkim yok. Burada ancak disiplin soruşturması bağlatabiliriz ve başlattık biz. Demokratik ülkelerde siyasi partilerin bütün konularla ilgili yol haritaları vardır. AK Parti'nin topluma deklare ettiği ben muhafazakar demokrat bir partiyim, siyaseten ülkeyi karar aldığım konuları veya projeleri muhafazakar demokrat bir bakış açısıyla planlarım. Üniversitelere giden öğrencilerin eğitimleri ve iskanları ile ilgili tabiki düzenleme yapma hakkı vardır.

Sorun gördüğü alanlarla ilgili de yurtların bir yönetim anlayışı her alanda olduğu gibi, kalınacak evlerle ilgili sıkıntı olabilecek düzeydeyse toplumsal huzura, kişinin hak ve hukukun yarın zedelenmesine giden bir süreç varsa bununla ilgili her türlü tedbiri almak iktidar partisinin görevidir. Almıyorsa bu önlemleri muhalefetinde buna itiraz etme hakkı vardır. Veya iktidarın aldığı tedbirleri yanlış görüyorsa muhalefetinde onu eleştirme hakkı vardır. Ben gençlerimizin, öğrencilerimizin gerek evlerde gerek yurtlarda gerekse diğer ortak mekanlardaki yaşamlarını düzenleyen prensiplerin alınması hukuk devletlerinin bir görevi ve sorumluluğudur. Bu alınan tedbirler toplumu rahatsız ediyorsa en güçlü şikayeti sandıkta olur. Bana müdahale ediyorsun der ve sandıkta görevini yapar. Ama bizim görevimiz 75 milyonun yarınlara huzurla ve güvenle devam etmesi lazım. Gençlerimizin eğitimlerini sağlıkla almalı, eğitimdeki fiziki mekanlarının daha iyi olması, bugün ülkemizin tamamen çözemediği yurt hadisesi dışındaki ihtiyaçlarının da kurallarını koymak onları prensipleri belirli ortamda tutmak yöneticilerin en önemli sorumluluğudur. Yoksa başının çaresine baksın beni hiç ilgilendirmez yani devleti toplumsal olayların hepsi ilgilendirir. Anneyi babayı kendi evladı ile ilgili her konu nasıl ilgilendiriyorsa devletinde vatandaşı ile ilgili olan her hadise devleti ve yönetimleri ilgilendirir. O nedenler bizim üniversite öğrencileri ile ilgili yurtlar dışındaki meskun alanlarla ilgili düzenleme yapılmasında ben olağanüstü bir şey görmüyorum.

-Anayasada bununla ilgili madde de var fakat aynı anayasada konut dokunulmazlığı da var ve bahsettiğimiz kişiler 18 yaşın üstünde.

Mehmet Müezzinoğlu: Konut dokunulmazlığına müdahale yok burada. Kimsenin kapısı gece yarısı çalınıp aç kapıyı içerde kim var diye bir şey yok. Bir mahkeme kararı yoksa bunu kimse yapamaz. Ama bir evin ben burayı kiraladım 15 kişi burada kalıyorum 3 kişi kalıyorum kalanlar devleti de ilgilendirmez, mahalleyi de ilgilendirmez, muhtarı da, bu apartmanda oturanları da ilgilendirmez diye bir özel hukuk olabilir mi? Biz bir otele gittiğimizde veya yurtdışına gittiğimiz pasaportunu ver kimliğini ver diyor. Siz bu evde kalıcı olacaksanız burada kimler kalacak, kalanların statüsünü planlamak özel yaşama müdahale midir yoksa burada kalma koşullarını belirliyorum bu koşullara uyman gerek demek midir?

-Ama 5 öğrenci birleşip bir ev tuttular ve hepsi 18 yaşın üzerinde. Bunlara nasıl müdahale olacak?

Mehmet Müezzinoğlu: Şimdi 3 aile geldi biz bu dairede birlikte kalacağız ve komşularda şikayet de oldu.

-Mülkün sahibi razı olduysa?

Mehmet Müezzinoğlu: Peki komşuluk hukuku yok mudur? Bu bir apartmanın huzur sorunu, bu binaya giren çıkandan rahatsızlığı huzursuzluğu, esas, fuhuş bunların hiçbiri kimseyi ilgilendirmez diyen bir yönetim anlayışı olabilir mi? Siz düşünün 4 dairesi olan bir apartmanda oturuyorsunuz. Komşularınızın da bu anlamda serbestliği var. Siz orada kendinizi güvende hissederek yaşayabilir misiniz? 15 kişi girip çıkıyor gece ikide giriyor her türlü meşruiyet dışı şeyler olabilir.

-Peki yasal düzenleme nasıl yapılacak?

Mehmet Müezzinoğlu: Yasal düzenleme yok başbakanımızın 'gerekirse' dedi. Şu anda bizim bir yeri kiralama şartnamesi her kaldığınız yerde bir kira sözleşmesi getiriyor musunuz? Kira sözleşmesinde bu kuralların ne olacağını belirlersiniz o kurallar yeterliyse hiç zaten kanuni düzenlemeye gerek yok. bizim kira sözleşmemizde 8 genç 3 kız 5 erkek ortaklaşa ev kiralayabiliyor. Bu anlamda bir serbestlik varsa başbakan diyor ki bu anlamdaki bir serbestliği ben doğru bulmuyorum. 5 erkek genç bir ev tutabilir 3 genç kız bir ev tutabilir. Ama hepsi ortaklaşa bir evde yaşam sürecek bir tarzı benim siyaset anlayışım muhafazakar demokrat kimliğim kabul etmez. Bunu kamuoyuna karşıda yasal düzenleme gerekiyorsa onu da yaparım şayet toplum reaksiyon gösteriyorsa seçimde de alır beni iktidardan bütün anneler babalar kamuoyu bu koşullara razıysa bunu da özel yaşam müdahale kabul ediyorsa eyvallah iktidardan gideriz.

Ama şimdi yüzbinlerce aile evlatları okusun diye güvenli bir ortamda devletim var dediği bir ortamda gençleri zaman zaman koşullara gereği zor koşullara veya çevrenin baskısı ile veya çevrenin ona sunduğu oltalarla diyelim onu yanlışlarının içinde devlette bunu görmesin diyemez bizim muhafazakar kimliğimiz. Benim siyaset anlayışımla muhafazakar kimliğimde siyaset yaptığımda bunun kuralını koyarım. 3 aile toplandı bizim ekonomik koşullarımızda 3 aile oturacağız devlet buna karışamaz. Bunu normal görelim diyorsak ben iktidarsam muhafazakar kimliğimde bu ülkenin vatandaşlarına bana iktidar gücü verdiyse sandıkta bu şekilde bir şey olamaz. Benim evime misafir olarak gelir aylarca kalır onu ben bilirim. Ama birlikte kiralayıp birlikte yaşamayı hukukunu meşrulaştıramama ben muhafazakar demokrat bir anlayışla. Ama çok liberal bir anlayış toplumda ben bunu meşrulaştıracağım kanununu çıkaracağım herkes istediği gibi ailelerde ortak yaşar gençlerde ortak yaşar diye bir siyaset yapıp iktidar oluyorsa sandıkta meclis orada onu da çıkarır.

-Sigara ile ilgili ikinci bir eylem planı başlattığınız yönünde bir takım söylentiler var.

Mehmet Müezzinoğlu: Bizim mevcut yaptığımız düzenlemelerin dinamiklerini iyi yönetmenin dışında ilave bir şeyimiz yok. Ama tütünle mücadele eylem planımızı kesintisiz olarak ilk hedefimiz 2018'e kadar devam edecek muhtemelen o zaman bir daha güncelleyeceğiz. Ama bu güncellemelerde kamuoyuna şunu güncelledik deklare edelim, çocuk parklarında, AVM'lerde şunlar olacak sigara satışı 100 metre mesafede yasaklanacak gibi çalışmalarımız söz konusu değil.

-Peki sigara paketlerinin hiç üzerinde marka yazmaması tamamen siyah kaplı kutular olacak Avustralya'daki gibi daha öncede gündeme gelmişti. Böyle bir çalışma var mı?

Mehmet Müezzinoğlu: Yok. Bu şekilde kendi aramızda da bunları konuşmuyoruz dersek yalan olur. Bunların hepsini tartışıyoruz biz kendi aramızda. Ama bakanlığımızda bu yeni öneri diye bana bilgi gelmiş değil böyle bir çalışma da yok.