Son buzul çağının sonunda deniz seviyesinin yükselip de Ege Denizi’ndeki adaların meydana gelmesiyle birlikte, serin ve nemli ormanlar da bölgeye hakim olmaya başlayan kuru iklime bağlı olarak azalmaya başladı. Bu da beraberinde, sürüngenleri etkileyen bir yokoluş dalgasını getirdi.

İklimsel değişimin geçmişteki yansımalarını daha iyi anlayabilmek için ekolog ve evrimsel biyolog Johannes Foufopoulos ile arkadaşları, 87 Yunan adasındaki içlerinde yılan, kertenkele ve kaplumbağaların bulunduğu 35 türe ait sürüngen popülasyonlarında görülen yokoluş oranlarını hesapladılar.

Karşılarına çıkan yokoluş desenine göre birçok durumda sürüngenler, yaşam alanı seçeneklerinin en kısıtlı olduğu küçük adalardan başlayarak ortadan kalkmışlar. En çok etkilenenlerse oldukça özel habitat koşullarına ihtiyaç duyan türler olmuş.

Bugün bir çok bölgedeki doğal yaşam alanları, tarımsal faaliyetlerin bir sonucu olarak oldukça büyük ve yaşanmaz topraklar tarafından parçalanmış ve çevrilmiş durumda. Bu habitat parçaları Ege Denizi’nde su seviyesinin yükselmesiyle ortaya çıkan suyla çevrilmiş adalarla neredeyse aynı akibeti paylaşıyor. Araştırmacılar günümüzdeki habitat parçalanmalarına bağlı olarak benzer bir yokoluş sürecinin, önümüzdeki birkaç on yıllık sürede, dünya çapındaki belirli alanlarda yinelenebileceği konusunda uyarıyorlar.

Michigan Üniversitesi’nden Foufopoulos, geniş ölçekli habitat parçalanmasının, iklimsel değişimlerin canlılar üzerinde yarattığı etkiyi güçlendirerek, uyum sürecinin çok daha zorlu bir hale gelmesine neden olduğunu söylüyor, “vahşi canlıların sığındıkları kısıtlı alanlar, mutlak suretle çeşitli koridorlarla birbirlerine bağlanmalı ve oluşan yaşam alanı ağı sayesinde türlerin göç hareketine imkan verilmeli.”

Geçtiğimiz birkaç on yıllık dönemde küresel ısınmaya bağlı olarak bir çok kuş, kelebek ve diğer hayvan türleri yaşam alanlarını, nem ve sıcaklığın kendilerine izin verdiği ölçüde kutuplara doğru kaydırdılar.

Özgün makaleye ulaşmak için tıklayın.