NTV

'Ölen teröriste ağlamayız'

Türkiye
'Ölen teröriste ağlamayız'

Diyarbakır Emniyet Müdürü'nün sözlerini değerlendiren Başbakan Erdoğan, "Evlatlarımızı katleden ve ölen terörist için ağlamayız" dedi.

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, partisinin TBMM Grup Toplantısı’nda konuşma yaptı.

Başbakan Erdoğan’ın konuşmasından satır başları şöyle;

"Türkiye bölgesine ve dünyaya daha geniş bir vizyonla bakıyor. Dünyaya açılmakla değil, içine kapanmakla övünenler bizim dış politikamızı anlayamazlar. Sığ derede yüzmekten çekinenler engin denizlere açılmaya cesaret edemez. Türkiye Cumhuriyeti, yedi düvele meydan okuyanların omuzlarında yükseltmiştir.

Tezkere görüşmeleri sırasında yaşanan tartışmaların siyasetin kırılma noktalarından biri olarak yerini aldığına inanıyorum. Görüşmeler esnasında tarihe not düşünülmesi gereken ibretlik görüntüler ortaya çıkmıştır. Ana muhalefetin tezkereyi değerlendirme biçimlerinin çarpıklığı zaman geçtikçe anlaşılacaktır.

'O İŞİN PERDE ARKASI'
Türkiye’ye komşu bir ülkeden silah doğrultuluyor, ateşleniyor insanlar yaşamını yitiriyor. Zalimin ağzıyla konuşuyor, bu nasıl bir izansızlıktır. Hatay ve Şanlıurfa’yı vatan toprağı saymıyorlar mı?

5 canımız gitti. Biz şimdi buna da sessiz mi kalacaktık ey Kılıçdaroğlu? Senin kanın, canın buna müsaade edebilir ama bizim canımız, kanımız buna müsaade etmez. 'Efendim bu tezkereyle dünyaya savaş açabilirmişiz.' O işin perde arkası. Açılır, açılmaz. Onu yeri zamanı geldiğinde konuşuruz.

Buralara yapılan saldırılar tezkereye gerekçe oluşturmuyor mu? Blöfün ne olup olmadığını zamanı gelince görürsün.

'ABD'YE CANIN CEHENNEME DİYEBİLİYOR MUSUN?'
Sokak ağzıyla konuşuyorlar. Esad’a ‘canın cehenneme’ diyor. ABD’ye 'canı cehenneme' diyebiliyor musun? Ya siz ABD'nin karşısında el pençe divan duran adamlarsınız. Biz sizin cemaziyel evvelinizi biliyoruz. ABD'nin Başkanı affedersiniz, trabzanın üzerinde otururken, sizin takdir ettiğiniz, arkasından gittiğiniz liderler de el pençe divan duruyordu. Biz böyle bir tabloyu yaşamadık.

Biz milli marşımızda aldığımız ilhamla hareket ediyoruz. Siz destek verin, vermeyin bu milletin topraklarına, bayrağına, egemenliğine uzanacak her türlü tehdit karşısında bizi bulacaktır.

'KONUŞTUKÇA BATIYORSUN'
Böyle bir hadisede CHP bir kez daha BDP’nin kuyruğuna takılmıştır. Esad aşkının CHP’nin gözünü kör etmesini anlamak mümkün değildir. CHP sözcüleri tezkere konusunda yaptıkları açıklamalarla itibarlarını kaybediyorlar. Hiç değilse susma erdemini gösteriniz. Buyur devam et, konuştukça zaten batıyorsun. Tezkereyi destekleyerek bu milli meselede ortaya koyduğu ilkeli tutum için MHP’ye teşekkür ediyorum.

Suriye’deki gelişmelere sessiz kalmayız, tarihi bağlarımız var. Herkes 'haklısınız' diyor ama ana muhalefet partisi karşımıza çıkıyor. Türkiye’nin yanı başındaki yangına sessiz kalması söz konusu olamaz.

Rakam 100 bini buldu, biz bu 100 bin Suriyeli kardeşimize ev sahipliği yapıyoruz. Bir yerlerden destek gelmiyor, bütün mücadelemizi veriyoruz, vereceğiz.

Kendi halkını bombalayan Esad’a gösterdiğiniz empatiyi neden o insanlar için göstermiyorsunuz? Bu millet bir kişi için Hint Yarımadası’na donanma gönderen bir millettir. Türkiye gerekirse sıkıntı çeker ama mazlumun yanında olur. Suriye bizim için herhangi bir ülke değil. Suriye halkıyla akrabalığımız var. Suriye halkının tamamı bizim kardeşimizdir, onlar içinde bir ayrım söz konusu değildir.

Suriye’deki kardeşlerimiz bize ecdadımızın emanetidir. Osmanlı’yı, Osmanlarının eserlerini göreceksiniz. Biz böyle iç içe girmişiz. Aynı pınardan beslendiğimiz kardeşlerimize sırtımızı dönebilir miyiz?

'ESAD BABASININ REKORUNU KIRMAYA ÇALIŞIYOR'
Biz Suriye’de yönetim değiştiğinde, engeller gevşediğinde önce Suriye’ye koştuk. Orada yaşayan kardeşlerimizi bağrımıza bastık. Biz iyi niyetle Beşar Esad’a tavsiyelerde bulunduk, yol gösterdik. Bizi oyalama yöntemini tercih etti.

Baba Esad 30 bin insanı katletti, oğlu onun rekorunu kırma gayreti içindedir. Bizim asla kimsenin toprağında, egemenliğinde gözümüz yok. Suriye halkı bizim canımız ciğerimizdir. Bizim Suriye rejimiyle sorunumuz vardır. Bunu birbirinden kesin hatlarla ayıralım.

Suriye halkını düşman olarak görmüyoruz. Biz Suriye halkının yanındayız. Bizim anlayışımızda zulmü alkışlamak, zulmü sevmek yoktur. Türk dış politikasının belirlenmesinde mezhep konusu etkili olmamıştır. 'Arap Baharı' diye ifade edilen süreçte yönetimden düşenlerin çoğu Sünni.

Onlar sünni diye diktatörleri desteklemedik. Nükleer konusunda ABD’ye rağmen İran’ın yanında yer aldık. Önce aynaya bak; kimsin, nesin.

'KOLTUK DEĞNEKLERİYLE AYAKTA'
‘Esad’la kol kolaydınız, bugün düşmanlık yaşıyorsunuz’ diyorlar. Dün Suriye halkıyla kol kolaydık, bugün de kol kolayız. Bunu niye söylemiyorsunuz. Dün kol kola olduğumuz bize ihanet ediyorsa, bugün onu bırakırız. Esad yanlış yaptıkça, meşruiyetini kaybetmiştir. Esad bitmiştir. Şu an koltuk değnekleriyle ayakta duruyor. O koltuk değneklerin markasını siz biliyorsunuz. Onlar düştüğünde Esad da düşecektir. Duruşu bozulan Esad ve yönetimidir.

'AT GÖZLÜĞÜYLE BAKAN ANLAYAMAZ'
Türkiye ve dünyaya dar bir pencereden bakanların, gelişmeleri at gözlüğü ile takip edenlerin bizim dış politikamızı anlamasını, takdir etmesini elbette beklemiyoruz, Milletimiz bizi anlıyor, destekliyor.

'TERÖRİST İÇİN AĞLAMAYIZ'
Elinde silah olan, can alan hiç kimseye müsamahamız yoktur, olamaz. Terörü mazur gösteren anlayışa prim vermedik, vermeyiz. Onları savunamayız. Onlarla da el ele olamayız.

Biz evlatlarımızı katleden ve bu mücadele esnasında ölen terörist için ağlamadık, ağlamayız. Bunu da çok açık net söylüyoruz. Bu bizim hem insani hem vicdani görevimizdir. Bunu böyle bilmeye mecburuz.

Yerimizi iyi bileceğiz, bırakın siyaseti siyasetçiler yapsın. Analarımızın gözyaşına kimsenin gözyaşı ilave etme hakkı yoktur.

'BU MİLLİYETÇİLİKSE MİLLİYETÇİYİM'
İnkar politikalarını ortadan kaldırdık, Kürt ifadesini ağzımıza alan ilk iktidar biz olduk. İnsanımızın can güvenliğine kastedenlerle mücadele sürecek.

Bazı medya organları ‘Erdoğan’dan milliyetçi söylem’ diyecekler, eğer bu milliyetçi söylemse milliyetçiyim.

'BELEDİYE BAŞKANLIĞI YAPMIYORLAR'
Bölgedeki vatandaşlarıma soruyorum sizi insan yerine koyup bir yerel yönetim anlayışı var mı? Yapılan tahsislerin nasıl değerlendirildiğini biliyoruz. Belediye başkanları belediye başkanlıkları yapmıyor, yanlarına gönderilen elemanlarla başkanlık yapıyorlar.

BDP’nin bu oyunlarına gelmeyin. Biz yola çıkarken üç kırmızı çizgimiz var dedik.

'ANA DİLİN ÖĞRENİLMESİ BİR HAKTIR'
Ana dilde eğitim, yok böyle bir şey. Haktır deniliyor. Ana dilin öğrenilmesi bir haktır, bunu okullara getirdik. Müdür yerine Kürtçe müdür yazmanın bir anlamı yok.

DAHA ÇOK İSTİHDAM
8. Orta Vadeli Plan'ın temel felsefesi küresel ekonomik şartlara karşı ekonomimizin direncinin korunması, bununla birlikte bizi 2023 hedeflerine taşıyacak politikalardan feragat edilmemesidir. Türkiye'yi bir destekleyeceğiz ama pir destekleyeceğiz.

Daha çok vatandaşımıza istihdamı hedefliyoruz. Mali disiplin anlayışımızı uygulayamaya devam edeceğiz. Cari açık konusundaki hassasiyetimizi sürdürüyoruz. Koruyucu sağlık hizmetlerini geliştireceğiz. Önümüzdeki dönemde mücadelemizi kararlılıkla sürdüreceğiz."