Yarın 10 Kasım... Büyük Öder Atatürk'ün yoğun tedaviye rağmen sağlık durumunun gittikçe bozulması üzerine hastalığıyla ilgili ilk açıklama 31 Mart 1938'de yayımlandı.

Ata'nın sağlık durumu giderek kötüleşiyordu. 15 Eylül 1938'de vasiyetini hazırlattı. Atatürk'ün hastalığının giderek ilerlediği Kasım ayının ilk günleri Dolmabahçe Sarayı'nın önü, Ulu Önder'in sağlık haberini almak için her gün demir kapının parmaklıklarına sarılan genç, yaşlı, kadın, erkek vatandaşlarla doluydu.

8 Kasım Salı günü saat 18.30'da ikinci koma başladı. Bu sırada Atatürk gözlerini açıyor ve yavaşça soruyordu: ''Saat kaç?...''

Atatürk'e cevap verdiler. Sustu ve bir daha konuşmadı. Son sözleri bunlar olmuştu...

10 Kasım 1938 sabahı acı haber tüm yurda yayıldı. Aradan tam 72 yıl geçti ve Türkiye yarın Atatürk'ü anacak.

Artvin'de yaşayan Şakir Kara, dükkanına astığı 22 saati Atatürk'ün ebediyete intikal ettiği 09.05'e ayarladı.

Atatürk'ü çok sevdiğini belirten Kara, ''Öğretmenlerim ve ailem beni Atatürk sevgisiyle büyüttüler. Atatürk'e olan sevgimi bir saniye bile unutmayayım diye iş yerime astığım saatleri 09.05'e ayarladım ve pillerini çıkararak durdurdum'' dedi.

Kara, şunları söyledi:

''Sabah iş yerini açtığımda duvardaki saatleri görüyorum ve güne Atatürk'ü hatırlayarak başlıyorum. Atatürk'ün ölümünü hatırladığımda tüylerim diken diken oluyor."

GÜL: EŞSİZ BİR LİDER
Atatürk'ün 72. ölüm yıldönümü nedeniyle Cumhurbaşkanı Abdullah Gül de bir mesaj yayınladı.

Gül, mesajında şu ifadelere yer verdi:

"Atatürk, eşsiz bir komutan ve lider, gerçekçi bir devlet adamı, büyük bir fikir ve aksiyon insanı olarak, sadece Türk tarihini şekillendirmekle kalmamış, dünya tarihine de damgasını vurmuştur. Barışçı kimliği, tarihi kişiliği, başarıları ve eserleriyle, tüm insanlığın saygı duyduğu bir lider olmuştur.

Büyük Atatürk, olağanüstü şartlara rağmen, üstlendiği tarihi sorumluluğu başarıyla yerine getirmiştir. Türk milletinden aldığı güç ve destekle, vatanın kurtarılmasına öncülük etmiş, halk egemenliğine dayanan, yeni ve modern bir devlet kurarak, güzel yarınların temellerini atmıştır.

Milletimiz için en doğru hedefi seçen Atatürk, bu sürecin gerektirdiği reformları, zamanın önünde giden bir anlayışla hayata geçirmiştir. O'nun önderliğinde başlatılan ve günümüzde de sürdürülen ilerici hamlelerle Türkiye, büyük bir değişim ve dönüşüm süreci yaşamıştır.

Şüphesiz, yokluklar içerisindeki bir ülkenin, birlik ve beraberlik içinde yürütülen milli mücadele sonucunda bağımsızlığını ilan etmesi ve tüm yaralarını sararak modern bir Cumhuriyete dönüşmesi hiç de kolay olmamıştır.

87. kuruluş yıldönümünü kutladığımız Cumhuriyetimizin elde ettiği muazzam başarılar, Atatürk'ün bıraktığı eserin büyüklüğünü ortaya koymaktadır.

Ülke ve millet olarak, Atatürk'ün gösterdiği hedefler doğrultusunda daima ileriye bakıyoruz. O'nun dünyaya ilham vermeyi sürdüren mirasına sahip çıkma kararlılığıyla yolumuza devam ediyoruz. Daha müreffeh bir geleceği inşa etmek için azimle çalışıyoruz. Türkiye'nin yeni uluslararası düzende hak ettiği yeri alması için üstün bir gayret gösteriyoruz.

Bu vesileyle bir kez daha vurgulamak isterim ki her zamankinden daha güçlü bir konuma ulaşan devletimiz ve milletimiz, ebediyen refah içerisinde, hür ve bağımsız yaşayacaktır. Ve Türkiye Cumhuriyeti, Atatürk'ün de vurguladığı gibi, ilelebet payidar kalacaktır. Bunu sağlayacak imkan ve kaynaklara sahip olduğumuzdan asla şüphe duymuyorum. Bu düşüncelerle, Cumhuriyetimizin kurucusu, Büyük Önder Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ü, O'nun şahsında dava ve silah arkadaşlarını, istiklal mücadelemizin tüm kahramanlarını bir kez daha sevgi, saygı, rahmet ve şükranla anıyorum.''