Sürece Rusya da katılmalı

Dış politika yazarları Ermenistan'la gelinen süreci NTV'ye değerlendirdi. Etyen Mahçupyan ve Erdal Güven sürece Rusya'nın etkin olarak katılmasının süreci hızlandıracağını belirtiyor.

Etyen Mahçupyan NTV canlı yayınında şunları söyledi:

"Bunların her birinin ayrı zamanlaması var tabi. Dünya son birbuçuk yüzyıldır özellikle soğuk savaş etkisi ile de çok fazla içe kapanmacı politikalara saplanmış durumdaydı ve bu bölgede ondan nasibini aldı.

Dolayısıyla ülkeler arasında da konuşmayı pek bilmiyoruz biz. O yeni yeni başlıyor şimdi. Klasik diplomasi ile ya da şimdi alışık olduğumuz diplomasi ile çok fazla bir ilerleme kaydedilemeyeceği belli çünkü birbirini tıkıyor konular. Dolayısıyla daha büyük,daha geniş bir vizyon ve irade gerekiyordu. Şimdi gözüken onu ortaya koymaya niyetli iki taraf da. Dolayısıyla bunu görmemiz lazım.

Gerçekten bu iradenin arkasında durabilirlerse sonuç olarak her şey insanlar için ve her şey insanlar tarafından yapılıyor ve bozuluyor. Bunu da insanlar bozmuştu tekrar insanlar tamir edebilir. Yani önü açık bence. Bu ilişkilerin ama her iki tarafında iç siyasetinin birer ayak bağı olma ihtimali var bu süreçte. Tabi büyük güçler de var dünyada. Özellikle Rusya etkili olabilir Ermenistan üzerinde. Diğer taraftan Obama’nın seçilmesi ile beraber gelen bir Ortadoğu yeni politikası söz konusu Amerika açısından ve burada da Türkiye'nin rolü var. Bütün bunlar sınırın açılmasını ima ediyor adım adım. Ve oraya gidecektir diye düşünüyorum ben.

-İç siyasette her iki tarafta ayak bağı ihtimali Ermenistan’da biraz daha ağır basıyor gibi. Hem Karabağ sorununda bir geri adım, ardından parlamentonun 1991 yılında ilan ettiği 'Türkiye sınırını tanımıyorum' açıklamasının bir anlamda geri alınması...Ne dersiniz?

Etyen Mahçupyan: Bunlar bir diplomatik magazin olarak tartışılan konular ama işin esasına bakılırsa ikisi de BM üyesi olan iki ülke birbirlerinin sınırlarını tanımış durumdalar. Ne derlerse desinler bu sınırlar orada duruyor. Yani bunun hiç değişecek hali yok. Bu iç siyaset malzemesi ve bir anlamda polemik malzemesi olarak kullanılıyor iki tarafta da. Ama çok etkili olmayacak diye düşünüyorum.

-1915 meselesine gelince; bir komisyon kuruluyor anladığımız kadarı ile. Uzun bir süreç olsa da önemli bir adım gibi görünebilir mi?

Etyen Mahçupyan:1915’i çok değişik yanlardan algılıyorlar taraflar ve bir de dünya kamuoyu var. Dünya kamuoyu da bu konuda epeyce Ermenistan’ın yanında. Çünkü tarih araştırmaları şu ana kadar onları o noktaya getirmiş durumda. Ama bunlar önemli değil, şu noktada burada bir konuşmanın başlayabilmesi önemli. Dolayısıyla bu tür komisyonun yapabileceği şey budur.

Bu komisyonun varlığı bile bir şeyin konuşuluyor olduğu, bir şeyin normalleşiyor olduğunu söyleyecek insanlara. Bu da bir katkı... Yoksa ben insanların kendi kanaatlerini değiştireceğini sanmıyorum. Bu kanaatler ancak zaman içinde herkesin kendi iradesi ile değişecek olan kanaatler. Dolayısıyla komisyon bir şey buldu diye birden bire 'soykırım oldu veya olmadı' demeyeceğiz. Herkes kendi kanaatini devam ettirecek ama önemli olan 'oldu' diyenin de, 'olmadı' diyenin de mümkün olabildiği bir dünyada bu konuşmanın devam etmesi.

- Ermenistan anayasasında var bildiğim kadarı ile soykırım meselesi, uluslararası camia da soykırım için çaba sarf edilmesini destekliyor. 

Etyen Mahçupyan: Bunu anayasaya koymamak mümkün müydü? Bence değildi. Çünkü Ermenistan durumunda olan herhangi bir ülke, kendi kuruluşunda o tarihten gelen benzer bir maddeyi oraya koyacaktı. Çünkü zaten ulus devletler milliyetçilik üzerinden kuruluyorlar. Bir milliyetçilik bakışı ile kendilerine ve tarihlerine bakıyorlar. Tarihsel gerçekler zaten orada ama üstüne gelen bu milliyetçilik onu siyasallaştırıyor da.

Dolayısıyla da ben Ermenistan türü küçük bir ülkenin anayasasında bu tür maddelerin olmasını hiç yadırgamıyorum. Bugün Romanya’nın Bulgaristan’ın şu andaki politikalarına baktığımız zaman orada yeşermekte olan ırkçılığı gördüğümüz zaman oradaki anayasa değişikliği tekliflere baktığımız zaman -ki bunlar Avrupa Birliği üyesi- insanlığın hala epeyce gidecek yolu olduğunu düşündürtüyor insana doğrusu.

-Bizim iç politikamızda gürültü bekliyor musunuz?

Etyen Mahçupyan: AK Parti’nin yalnız bırakılabileceği her noktada bu tantananın abartılarak yükseleceğini düşünüyorum. Çünkü hala Türkiye'deki en önemli konu AK Parti’nin iktidardan indirilmesi meselesi. Hiç bir mesele Kürt meselesi dahi bundan daha önemli görünmüyor muhalefet nezdinde. Dolayısıyla AK Parti’nin laik kesimden sivil toplumdan destek alması koşulu ile ancak bunların çözebileceğini düşünüyorum. Yoksa çok zorda kalır ve zorda kaldığı her noktada da muhalefetin sesi çok daha güçlü ve polemiksel olacaktır.

GÜVEN: SÜRECE RUSYA DA KATILMALI
Radikal Gazetesi Yazarı Erdal Güven ise Ermenistan'la süreci şöyle değerlendirdi: “Nisan’daki ilk protokolün ardından geçen sürede o protokolün havada kaldığına kanaat getirdik. Bu dönemde karşılıklı hayal kırıklığı yaşandı. Sarkisyan’ın demeçleri, Erdoğan’ın Bakü’deki Meclis’te yaptığı konuşma, Türkiye’de de aslında yeni bir şeyler de yok şeklinde bir intiba doğdu. Davutoğlu’nun açıklamalarından bu işin derinleştirip somutlaştırılması yönünde bir çaba olduğunu anlıyorum. Bu süreç protokolün altını doldurmaya yönelik karşılıklı bir girişimse, somutlaşmasını beklemek gerekecek.

Bu tek bir ayağı olan bir süreç değil. Soykırım iddiası, Karabağ sorunu, Kars-Gümrü anlaşması var. Kapsamlı bir çerçevede ele alınması gerekiyor. Sadece Ermeni soykırımı iddialarıyla ilgili komisyonun kurulması yeterli olmayacak, problemi çözmeyecek.

15 yıldır faaliyette olan Minsk Grubu, hiçbir ilerleme sağlayamadı. Türkiye, bu grubun işlevsizliğinden şikayet eder oldu. Bu, çok zor bir süreç ama ilk protokolün içinin doldurulmasına yönelik, tartışılmasını sağlayacak bir süreç başlıyorsa olumlu bir işarettir.

Sürecin, sorunun bütün taraflarına işlemesi gerekir. Davutoğlu, buradaki statükonun hiçbir ülkenin yararına olmadığını söyledi. Bölge ülkelerinden bahsediyorsa doğrudur. Ama Rusya için bu işleri kendisinin kotarması en iyi durum. Rusya için en iyi ikinci durum ise mevcut durum. Rusya’nın da bu sürece de mutlaka katılması gerektiğini düşünüyorum. “

  • Etiketler :

Sayfa Yükleniyor...