İran’daki rejim baskısından kaçarak sığındığı Türkiye’de yaklaşık 10 yıldır ikamet eden Azeri kökenli müzisyen Cavit Murtezaoğlu, çok sevdiği yeni vatanında şu sıralar sıkıntılı günler geçiriyor.

Türkiye’ye ilk geldiğinde çocukları sayesinde refakatçi statüsünde oturma izni alan Cavit Murtezaoğlu, kısa bir süre önce tesadüfen gittiği emniyet müdürlüğünde izninin sona erdiğini öğrendi. Ansızın gelen bu haberle büyük şok yaşayan Murtezaoğlu ailesi için tehlike çanları bu gelişmeden sonra çalmaya başladı.

Eğer birkaç gün daha emniyete gitmeyip, kaçak durumuna düşseydi, ailesiyle birlikte İran’a geri gönderilmeleri gündeme gelecekti.

Bu da sanatçı Cavit Murtezaoğlu’nun sonu demek olacaktı. Zira, daha önce Devrimciler Mahkemesi’nde yargılanan ünlü müzisyen için idam kararı verilmesine kesin gözüyle bakılıyor.

Ancak, yıllardır büyük bir huzur ve güven içinde yaşadığı Türkiye’de aniden mülteci durumuna düşen Murtezaoğlu için başka bir kötü sürpriz daha vardır: İki haftaya kadar İstanbul’u terk edip Bolu’ya gitmek.

Bir film senaryosunu andıran hikayesini kendi ağzından dinleyebilmek için Cavit Murtezaoğlu’nun ses teknikleri ve şan eğitimi verdiği “Ses Atölyesi Derneği”nin yolunu tuttuk.

Cezayir Sokağı’ndaki bu mütevazı müzik merkezinin kapısını sanatçının bizzat kendisi açıyor.


Ve heybetli görüntüsüyle aynı oranda bizi büyük bir nezaketle karşılıyor.

Ünlü sanatçı Cavit Murtezaoğlu, kendisine özgü anlatışıyla yaşadıklarını ntvmsnbc’yle paylaştı.

‘GARANTİDEYİZ SANIYORDUK'
2004 yılında Türkiye’ye yerleştiklerini hatırlatan Murtezaoğlu, geçen onca yılın ardından hayatlarının bir anda alt üst olmasına bir türlü anlam veremiyor.

Türkiye’de en baştan yeni bir hayat kurduklarını vurgulayan Murtezaoğlu, “Çocuklarımdan biri eğitimine burada devam etti, diğeri de burada okumaya başladı. Büyük oğlum İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nde okuyor, küçük oğlum ise bu sene liseye girecek. Çocuklarımız burada okuduğu için kendimizi hep garanti altında hissediyorduk. Biz bu topraklara, halk da bize alışmıştı” diye konuşuyor.

EMNİYETTE DÖKÜLEN GÖZYAŞLARI
Başka bir işlem için gittiği emniyet müdürlüğünde “15 gün içinde İstanbul’u terk etmeniz gerekiyor” sözüyle şaşkına dönen Cavit Murtezaoğlu, o günü hiç unutamuyor: “Emniyette kararı öğrendiğimizde çok duygusal bir an yaşadık. Ben, ‘Büyük oğlum üniversitede okuyor, burada kalmak zorunda’ dedim. Oradaki bir polis memuru ‘İki ayda bir oğlunuzu gidip görebilirsiniz’ deyince, eşim birden ağlamaya başladı. Araya giren başka bir polis, bizi teselli etmeye çalışarak ‘Sizin için bir şeyler yapmaya çalışırız’ dedi.”

24 YILDA 23’ÜNCÜ EV
O anda döktüğü gözyaşlarına karşın, eşi San’ın çok güçlü bir kadın olduğunun altını çizen Cavit Murtezaoğlu, sürekli göç etmenin bir aile için getirdiği zorluğa da dikkat çekiyor: “Hani derler ya, 'Her başarılı erkeğin arkasında bir kadın vardır'. Geçmişte olduğu gibi bu süreçte de en büyük desteği eşimden aldım. Ama son yaşadıklarımızdan sonra duygusal olarak ailemde bardak taştı. Bize en azından bunu yapmayın. Düşünün, 24 senelik bir ailede bu 23’üncü ev taşımamız. Hep oradan oraya… Biri dönüp diyebilir ki, ‘Bunu sen istemişsin’. Acaba sen de ister miydin? Ben kendimce hakikati söylemekten sürgünüm. Acaba benim hakikatlerimi sen nasıl karşılıyorsun?”

'ÖNCEDEN HABER VERMEDİLER'
Kararın kendilerine önceden tebliğ edilmesi gerektiğini belirten Murtezaoğlu, “Emniyette sorduğunuzda ‘Ben memurum’ diyorlar. ‘Hesap vermek zorunda değilim’ durumu var. Elbette, kimse ‘Bu kararı niye verdin?’ diyemez ama birçok kişi bu durumda mağdur oluyor. Tamam, bana açıklama yapmayabilirsin ama insan hakları var. Modern ülkelerde bu durum daha yumuşatılabilir, daha saygılı bir çerçevede yürütülebilir” ifadesiyle tepkisini dile getiriyor.

‘İŞADAMLARI ANKARA’DAN ÇÖZEBİLİYOR AMA…’
Murtezaoğlu, kendi başına gelen bu alışılmadık durumla birlikte bir aksaklığın da su yüzüne çıktığını vurgulayarak, “İşadamları ülkelerine gidemedikleri durumlarda Ankara’dan bu sorunu çözebiliyorlar. Bana ‘Burada kalabilmeniz için İran’daki Türkiye Konsolosluğu’ndan bir kere vize alıp gelmeniz lazım ki oturum süreniz uzatılabilsin’ denildi. Ama benim gibi bazı insanlar siyasi ya da başka nedenlerden ötürü doğdukları ülkelere gidemiyorlar. Belki de, ek bir yasayla bu sorunun çözümü mümkün olabilir” şeklinde konuşuyor.

‘BU PÜRÜZÜ HAYAL BİLE ETMEMİŞTİK’
Oturum süresinin aslında bir yıl önce bittiğini söyleyen Cavit Murtezaoğlu, günün birinde bu gibi bir durumla karşılaşacaklarına hiç ihtimal vermemiş.

Yıllar sonra turist vizesi almak zorunda kaldığını üzülerek anlatan sanatçı, şu şekilde konuşuyor: “Her ay bu durumun çözüleceği umuduyla bekledik. Ancak daha sonra mecbur kalarak turist vizesi aldık. Altı ay sonra ise mülteci olmak için Birleşmiş Milletler’e başvurduk. 2014’te görüşme için tarih verdiler. Sağ olsunlar, randevuyu erkene aldılar; ilk görüşmeyi yaptık, şu an ikinci görüşmeyi bekliyoruz. Ben böyle olacağını bilseydim, 10 sene önce BM’ye başvururdum. Hatta oradaki görevliler bile sordular, ‘Cavit Bey, neden 10 yıldır başvurmadınız?’ diye. Çünkü biz Türkiye’yi kendi vatanımız bilmişiz, böyle bir pürüzün çıkmasını hayal bile edemezdik.”

‘İRAN’A DÖNMEK İNTİHAR OLUR’
“Eğer emniyete o gün gitmeseydim kaçak durumuna düşecektim” diyen Murtezaoğlu, yaşadığı tehlikeyi şu sözlerle anlatıyor: “Daha sonra yakalansaydım sınır dışı edilebilirdim. Ben İran Devrimciler Mahkemesi’nde yargılanmış bir 'Ehli Hakk' sanatçıyım. Orada hem halkın desteği hem de delil yetersizliğinden serbest bırakıldım. Ancak buraya geldikten sonra İran rejimi aleyhine bazı açıklamalarda bulundum. Bu da benim bir daha geri dönme şansımı imkânsız hale getirdi. Türkiye’de konuştuğumun yüzde 1’ini bile orada konuşmuş değilim. Bu koşulda İran’a dönmek benim için intihar olur. Ama mülteci olduğumuz için şu anda geri gönderilme durumumuz yok.”

‘ELDİVENİN RENGİNE DEĞİL, İÇİNDEKİ ELE BAKACAKSIN’
İran’dan konu açılmışken, reformcu aday Hasan Ruhani’nin geçtiğimiz günlerde yapılan cumhurbaşkanlığı seçimini kazandığını hatırlatıyorum.

“Reformcu” kelimesine itiraz eden Murtezaoğlu, şu ifadeleri kullanıyor: “İran’da reformcu diye bir şey yoktur, bunlar siyasi oyunlardır. İran’ın siyasetinin temeli yanlıştır. Bu yanlış zemin üzerinde ne yapabilirsin ki! Kim seçilirse seçilsin, oyuncak gibi sistemin elindedir. Gerçekten üzülüyorum, yeşili siyahtan daha iyi sanıyorlar. Bir eldivenin rengi ne olursa olsun -eğer sistemin elindeyse- o eldivene değil, içindeki ele bakacaksın. Halka tavsiyem şudur ki; kendilerini değiştirsinler ki camia da değişsin.”

O PUZZLE’I YAPMAYA NİYETİMİZ YOK’
Yıllar sonra bu durumun yaşanmasını pek anlayamadığım için “Bu karar peki neden 9 sene sonra çıktı?” şeklinde bir soru yöneltiyorum.

Murtezaoğlu’nun buna yanıtı şöyle oluyor: “Kardeş Türküler solisti Feryal Öney’le birlikte TRT’de yaptığımız Tebriz’den Toros’a programı iptal edildi. Bundan sonra bazı süreçler yaşadık, bazı fikir ayrılıkları oldu. Daha sonra belediye konserlerimizi iptal etti. Bazı ihtimalleri yan yana koyarsak ortaya bir puzzle çıkıyor. Ancak bizim bunu yapmaya niyetimiz yok."

YENİ ADRES: BOLU
Mültecilik başvurusundan sonra kendisine Bolu’nun adres olarak gösterilmesini “doğal bir süreç” olarak nitelendiren Azeri sanatçı, “Devletin bir yerleştirme planı var. Van’a da, Erzincan’a da, Karabük’e de gönderebilir. İnisiyatif devlettedir. İstanbul, Ankara, İzmir ve Bursa listede yok. Biz sadece diyoruz ki, bu ülkeden gidene kadar acaba İstanbul’da kalma şansımız var mı... Yoksa, Bolu da bizim şehrimizdir elbette” diyor.

‘İSTANBUL’A DA, BOLU’YA DA, NEW YORK’A DA SIĞMAM’
Araya girerek “İstanbul’a daha yakın bir kent olsaydı…” diyorum. Bu sözlerime şöyle yanıt veriyor;

“Sakarya da olsa, Tekirdağ da olsa yine sonuçta İstanbul’dan kopmak var, 9 yıllık bir düzenin bozulması var. Ben böyle bir sorunla karşılaştığımda hayatımı hep bir yumurtaya çevirerek duvara vurup gitmişim. Nesimi der ki; ‘Bende sığar iki cihan, ben bu cihana sığmazam’. Tabii ki; İstanbul’a da, Bolu’ya da, New York’a da sığmayabilirim. Ama nihai karar karşısında boynumuz kıldan incedir.”

‘GÖRELİM NE GÖSTERİR GERÇEKLERİN ZAMANESİ’
Bazı istisnai durumlarda İstanbul’da kalma kararı verildiğini öğrendiğini aktaran Murtezaoğlu, müracaatlarını sürdüreceklerini ifade ediyor:
“Güzel mektuplar hazırladık, İçişleri Bakanlığı ve ilgili makamlara göndereceğiz. ‘Hayır, olmaz, kararımızı değiştirmeyiz’ derlerse de, ‘Eyvallah der Bolu’ya gideriz.’ Hiçbir kaos yaratmadan, yaşamımızı orada sürdürürüz. Yunus Emre, ‘Ta görelim, ne gösterir gerçeklerin zamanesi’ der.”



‘FARKLILIKLARIMIZ GÜLİSTAN GİBİDİR’
Farklılıklara saygı gösterilmesinin önemine vurgu yapan Cavit Murtezaoğlu, çiçek bahçesini örnek olarak veriyor: “Bir ülkede sadece o prensipleri kabul edenlerin yaşam hakkı yoktur, herkesin yaşam hakkı vardır. Bu da Türkiye’nin güzelliğidir. Bir bağa girersin; her çiçeğin bir rengi, bir kokusu vardır. Onun için gözü okşar. Ama bir bağa girersin bütün çiçekler aynı renktedir, erken yorulursun. Farklı renklerin, seslerin olması bir gülistan gibidir. Eğer bir ülke özgürse insanların özgürlüğüyle özgürdür. Şu kelime bir devletin başucunda olmalıdır: saygı. Her şeye önce saygıyla bakmamız lazım.”

‘ORADAKİLERE MÜZİK ÖĞRETİRİM’
“Bolu’yu görmüş müydünüz?” soruma şu şekilde karşılık veriyor: “Hayır, daha önce hiç gitmemiştim ama çok beğendim. Orada yaşama ihtimalim nedeniyle alıcı gözüyle gittim. Kendimize Bolu’da bir ev tuttuk. Mülteci olduğumuz için bize para vermeyecekler. Ancak ben zaten maddi şeyleri önemseyen biri değilim. Orada müzik öğrenmek isteyenlere, sesini eğitmek isteyenlere yardım ederim. Şiir yazarım, kitap yazarım.”

SANATÇILARDAN BÜYÜK DESTEK
Aralarında Kardeş Türküler’in de bulunduğu çok sayıda ünlü sanatçı, Cavit Murtezaoğlu’yla birlikte çalışmış. “Bu durumu sanatçı dostlarınız nasıl karşıladı?” şeklindeki soruma Murtezaoğlu, “Birçok sanatçı destek verdi. ‘Basın açıklaması yapalım’, ‘imza kampanyası başlatalım’ dediler.

Ben cesur bir insanım, bunları yaparsak zor durumda kalırım diye hiçbir zaman düşünmedim. Ama olay daha yumuşak bir şekilde çözülebilecekse neden öyle olmasın ki? Neden bir devlet bir sanatçıya teveccüh göstermesin? Teveccüh etmek, çok memnuniyet doğurur.

Umarım bu isteğimizi tehdit değil, temenni olarak kaile alıp, bizi seven insanların kalbini okşayarak sorunu çözerler” diye yanıt veriyor.

‘MÜLTECİ DEĞİL, MUHACİR’
Müzisyenlerin “Cavit Hoca”sının şimdilerde yeni bir sıfatı daha var: mülteci.

Ancak bu kelimeye itirazı var Cavit Murtezaoğlu’nun: “Mültecilik zavallılık demek değildir. Mültecilik ile ilgili zihniyetin değişmesi lazım. Medya mülteci denildiğinde sürekli kötü giyimli, ayakkabıları yırtık insanları gösteriyor. Ama elinde çantası olan profesör, sanatçı ve doktorlar da var.”

Bu arada, “mülteci” kelimesi için alternatif bir önerisi de var: “Belki mülteciler yerine muhacirler demek daha güzel olur. Ben mülteci değil, muhacirim. Benim bir şeylere itirazım var, hicreti seçmişim. Sen de bu ülkede ensarsın. Ensarlar muhacirleri kendi değerleri için kabul ederler.”

MÜLTECİLER İÇİN SÖYLEYECEK
Mülteciler Haftası’nda düzenlenecek konserde sahne almak istediğini söyleyen Murtezaoğlu, “Eğer izin alabilirsem Kardeş Türküler, Brastam Acapella ve birçok sanatçıyla birlikte 29 Haziran’da sahneye çıkacağız. Bu konserin geliri mültecilere verilecek. Umarım kargaşa ortamında insanlar sanatı unutmaz ve konserimize gelirler” diyerek müzikseverlere çağrıda da bulunuyor.

‘HER YER HAKKIN YERİDİR’
Her koşulda mültecilere yardım etmeye çalışacağını ifade eden Murtezaoğlu, “Ben kimse yaşadığımız durumlara düşmesin diye çaba gösteriyorum. Her yer Hakkın yeridir, aldığımız nefes de Hak içindir. Bolu ya da İstanbul benim için hiç fark etmez. Gitsem de kalsam da mülteciler için elimden geleni yapacağım” diyerek bu konudaki kararlılığını gösteriyor.

EN BÜYÜK HAYALİ
“İstanbul’da kalabilme konusunda umutluyuz” diyen Murtezaoğlu’nun, bir de hayali var. Uzun yıllardır üzerinde çalıştığı, dünyada bir ilk olan ses metodu kitabını tamamlayabilmek.

Cavit Murtezaoğlu, “Umarım bu ses metodu dizisi Türkiye’de basılır. Bu eser dünyadaki diğer dillere neden Türkçe’den çevrilmesin ki?” diye de soruyor.

‘SÖYLEYİN BOLU BEYİ’NE KÖROĞLU GELİYOR’
“Cavit Hoca bizi bırakma”, “Seninleyiz can”, “Her zaman yanındayız”, “Evim evindir, canım canındır”, “Söyleyin Bolu Beyi’ne Köroğlu geliyor”.

Yukarıdaki mesajlar usta sanatçıya sosyal paylaşım siteleri üzerinden yağan destek mesajlarından sadece birkaçı…

Bu mesajları aktarırken gözleri buğulanan Murtezaoğlu, birçok sanatçıya örnek olması gereken mütevazı bir davranış sergiliyor: “O mesajların sayısı değil ama içeriğindeki derinlik, sevgi ve saygı çok önemli benim için. İnanın, bazı mesajları okuduğumda ağladım. Onların düşündüğü kadar büyük bir insan değilim, o övgülere layık değilim.”

‘BU GÜZEL HALKIN KARŞISINDA EĞİLİYORUM’
“Yanlış anlaşılmasın; kendi sorunumla ilgili sarfettiğim sözler itiraz değil, öneri anlamındadır. Ben kaos yaratmak istemiyorum. Sadece demokratik bir ülkede bu ve benzeri sorunların giderilmesini talep ediyorum” diyen Murtezaoğlu, sözlerini şöyle noktalıyor:

“Bu güzel Türkiye halkının bana karşı olan sevgi ve saygısına karşı dilim lâldır. Bu halka sonsuz minnettarlığımı sunuyor ve karşılarında baş eğiyorum.”

Not: Uluslararası Dünya Mülteciler Günü Özel Konseri, 29 Haziran günü saat 19.00’da Şişli Kent Kültür Merkezi’nde yapılacak.

Konserde Cavit Murtezaoğlu'nun yanı sıra Kardeş Türküler, Mustafa Avkıran, Brastam Acapella, Tebriz’den Toros’a, Luxus, Cümbür Cemaat ve Enzo sahne alacak.