Ulusal Araştırma Kurulu'nun (National Research Council) NASA'nın talebi üzerine hazırladığı raporda, 2013 ve 2022 arasında güneş sisteminde önemli yeni buluşlar sağlayabilecek değişik gezegenlere gidilmesi çağrısı yapıldı.

Geçmişte olduğu gibi insanlı uçuş programlarının uzayın bilimsel keşif programlarını ortadan kaldırması olasılığından endişe ettiğini belirten kurul, bilimsel ve insanlı uçuş programları için bütçelerin ayrılması önerisinde bulundu.

Amerikalı bilimadamları, NASA'ya amacı Kızıl Gezegen'de yaşamın mümkün olup olmadığını anlamaya yönelik ve NASA ile Avrupa Uzay Ajansı (ESA) işbirliğiyle 2018'de yapılması öngörülen "MAX-C" (Mars Astrobiology Explorer-Cacher) projesine öncelik vermesi tavsiyesinde bulunarak, Mars yüzeyinin Dünya'da yaşamın ortaya çıktığı koşullara benzer bir şekilde güneş sisteminin başlangıcını yansıttığına işaret edildi.

Ancak raporda, örnek toplamak için tekerlekli bir robotun kullanılmasını öngören bu projenin bedelinin çok yüksek olduğu ve 3,5 milyar dolar olarak tahmin edilen bu projenin bir milyar dolar tasarruf yapılması için gözden geçirilmesi gerektiği belirtildi.

Uzman raporunda, NASA için ikinci önceliğin yaşama ev sahipliği yapabilmesi olasılığını görmek için Jüpiter'in buzlu uydusu Avrupa'nın keşfi olduğu belirtilerek, aynı şekilde 4,7 milyar dolar tutarındaki bu projede de tasarrufa gidilmesi gerektiğinin altı çizildi.

NASA'DAN DESTEK YOK
Öte yandan, NASA'da görevli bilimadamları, kurumda çalışan ve bir göktaşı parçalarında fosilleşmiş dünya dışı yaşam bulduğunu açıklayan meslektaşlarının bu açıklamasının hiçbir bilimsel kanıta dayanmadığını bildirdiler.

NASA'nın astrobiyoloji enstitüsü ve diğer uzmanları, Richard Hoover'ın bilim dünyasında heyecan ve şüphe yaratan açıklamalarına destek vermediklerini belirttiler.

Çalışmasını Amerikan Journal of Cosmology dergisinde yayınlayan NASA'nın Marshal Uzay Uçuş Merkezi'nde çalışan astrobiyolog Dr Richard B. Hoover, içinde su ve organik madde bulundurduğu düşünülen değişik tiplerdeki meteorit (göktaşı) parçalarını kesip ayırarak, bunları laboratuvar ortamında elektron mikroskobuyla taradı.

"Yerli fosiller" adını verdiği ve Dünya'daki mikro-organizmalara benzediğini söylediği bakteriler bulduğunu belirten Hoover, bunların göktaşı Dünya'ya çarptığında bulaşmış değil, kuyruklu yıldız, göktaşı veya başka gök cisimlerinde organizmalardan kaynaklandığını ileri sürdü.

Uzaydaki yaşamın, Dünya'da bilinen yaşamla benzer özelliklere sahip olabileceğini iddia eden Hoover, "büyük bir göktaşının parçası olabilen ve çoğunlukla taş ile demirden oluşan meteoritlerdeki, su ve ev sahipliği yapan kuyruklu yıldız veya asteroidin yarattığı ısı gibi koşulların bakterinin gelişimi için uygun bir yer sağladığını" savundu.