NTV

Yüz nakline giden en zor 120 dakika

Anadolu Ajansı

Türkiye
Yüz nakline giden en zor 120 dakika

Dokuz Eylül Üniversitesi Organ Nakli Koordinatörü Pakize İstan, dün beyin ölümü gerçekleşen ve yüzü, kolları, bacakları, böbrekleri ile karaciğer ve korneaları bağışlanan donörün ailesi ile organ bağışı konusunda iki saat süren bir görüşme yaptıklarını bildirdi.

İzmir'in Çeşme ilçesinde geçirdiği trafik kazası sonrasında dün beyin ölümü gerçekleşen ve yüzü, kolları, bacakları, böbrekleri ile karaciğer ve korneaları bağışlanan 40 yaşındaki erkek donör, Alaçatı'da toprağa verildi.

İsmi ailesi tarafından açıklanmak istenmeyen donör için Alaçatı Pazaryeri Camisi'nde ikindi namazından sonra cenaze töreni düzenlendi. Törene, donörün eşi M.A, Alaçatı Belediye Başkanı Muhittin Dalgıç, çalışma arkadaşları ve akrabaları katıldı.

M.A, gazetecilere yaptığı açıklamada, kocası için çok iyi bir karar verdiklerini düşündüğünü söyledi. Karışık duygular içinde olduğunu ifade eden M.A, ''Eşimin yüzünü başka bir insanın yüzünde göreceğimiz için çok mutluyuz. Mutluluk ve acıyı aynı anda yaşıyoruz. Eşimin yüzünü görebilmek için de yetkililere müracaat ettim'' dedi.

40 yaşındaki donörün cenazesi, kılınan cenaze namazının ardından Alaçatı Yeni Mezarlığı'nda toprağa verildi.

Dokuz Eylül Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi Organ Nakli Koordinatörü Pakize İstan da gazetecilere yaptığı açıklamada, geçirdiği trafik kazası sonrasında hastanede tedavi gören kişinin beyin ölümünün gerçekleşmesi üzerine donörün ailesi ile organ bağışı konusunda iki saat süren bir görüşme yaptıklarını bildirdi.

Donörün babası, eşi ve arkadaşlarıyla görüştüklerini ifade eden İstan, zor kararın alındığı iki saati şöyle anlattı:

''Ailenin olumlu fikirleri bulunuyordu ancak kafalarında kaygı ve endişeler vardı. 'Acaba çevremiz bize ne der? Organları bağışlayacak olursak, çevremiz tarafından yadırganabilir miyiz?' endişesini taşıyorlardı. 'Organları bağışlarsak bunu bir müddet, sindirinceye kadar saklı tutabilir miyiz?' dediler. Doku ve organları alan kişilerle tanışmak istediklerini ve bir müddet sessiz kalmak istediklerini söylediler. Organ bağışında ailenin hiçbir tereddüdü yoktu. Babasına, 'Çocuğunuzun organlarını bağışlar mısınız?' sorusunu yönelttiğimde, 'Tabii ki bağışlarım, neden insanlara can olmayayım' yanıtını aldım. 'Oğlunuzun yüzünü, kolunu, bacağını bağışlamak ister misiniz?' diye sordum. 'Kızım, bir şey fark etmez. Ha organları, ha kolu, ha bacağı. Nasıl olsa hepsi toprak olup gidecek. Hiç yoktan insanlara hayat olsun. O insanlar sakat yaşamasın' dedi ve süreci başlattık.''