Ulusal Zeytin ve Zeytinyağı Konseyi Yönetim Kurulu Başkanı Dr. Mustafa Tan, yaptığı açıklamada şu sözlere yer verdi:

Kamuoyunun ve basınımızın bildiği gibi 3573 Sayılı Zeytinciliğin Islahı, Yabanilerin Aşılattırlması Hakkındaki Kanunumuz (kısaca Zeytincilik Kanunu), yaklaşık 10 yıldır başta maden kanunu değişikliği çerçevesinde olmak üzere birçok kez değiştirilmek üzere girişimde bulunulmuş, her defasında ülkemiz bütün zeytincileri ile kamuoyunun tepkileri ve milli iradenin kararı ile değişiklik girişimleri gerçekleştirilememiştir....

...3573 Sayılı Zeytin Kanunumuz, anavatanı Anadolu olan zeytin ağacının korunması, gelişerek yaygınlaşması için dünyaya örnek nitelikteki yasamızdır.

...Zeytincilik Yasamızın değiştirilme girişimleri ve önerileri, demokrasinin, ulusal iradenin temel kurumu olan yasama organı TBMM’nde her defasında oy birliği ile reddedilmişken, şimdi de Zeytincilik Kanunu Yönetmeliğinde idare tarafından değişiklik yapılarak Zeytincilik Kanunu işlevsiz hale getirilmek istenmektedir.... 

...Zeytinliklerin ve Zeytincilerin yok edilmesi anlamına gelecek Zeytincilik Kanunu Yönetmeliğinin değiştirilmesinin gerçekleşmesi durumunda gelinen nokta, zeytinciliğimizin ve sözün bittiği yer olacaktır. Oysa;

Konseyimizce Tarım ve Köyişleri Bakanlığı ile ortak bir hedef doğrultusunda hareket edilerek, anavatanı Anadolu olan zeytini, gelecek altı yıl içinde öncelikle halihazırda dünya beşinciliği konumundan İspanya’nın ardından ikinci sıraya taşımak, 21’nci yüzyılın nihai hedefi olarak da dünyada söz sahibi lider bir ülke olmasını sağlamak olarak belirlenmiştir....

.....Zeytincilik, Türkiye’ de yaklaşık 500 bin ailenin geçim kaynağını, işlenen tarım alanlarının % 3,5’unu oluşturan bir sektördür. Zeytin üretimi tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de sağlıklı beslenmede, istihdam sağlanmasında ve diğer sanayi kollarına pazar yaratmada, yüksek katma değeriyle doğrudan ve dolaylı yoldan 10 milyon kişinin geçimini sağlamada, tarımsal ve sosyo ekonomik yönden ciddi bir önem taşımaktadır...

.... Zeytin ağaçların ilki ve ölümsüzdür. Bütün dinlerin kutsal kitaplarında bahse konu edilen kutsal zeytin ağacının doğumu 6000 yıl önce anavatanı Anadolu gerçekleşmiştir. Tarihte zeytincilikle ilgili ilk kanunlar olan Solon Kanunlarında zeytinliklerin düzenlenmesine ilişkin kararlar yer almış ve zeytin ağacını kesenlerin ölümle cezalandırılmasına karar verilmiştir. Üyelik yolunda çalışmalar içinde bulunduğumuz Avrupa Birliğinde ise zeytin ve zeytinyağı 136/66 EEC tüzüğü ile 1966 yılından itibaren başlayan ve AB toplam mevzuatının yaklaşık %3 üne tekabül eden ve 5000 sayfayı bulan tüzüklerle düzenlenmiştir. Buna göre zeytin üreticisi başta olmak üzere tüm sektör, zeytin ve zeytinyağı üretimi desteklenmiş, köyden kenti önlemek üzere daha az kayırılmış yöreler başta olmak üzere ilave destekler verilmiştir. Ayrıca Avrupa Birliğinde (EEC) 2019/93 sayılı Tüzük ile geleneksel zeytin sahalarında zeytinliklerin muhafaza edilmesi için yardım verilmektedir. Dünyanın en büyük zeytin üreticisi olan İspanya’ da uçsuz bucaksız zeytinlikler hiçbir surette madencilik veya sanayi tehdidi altında değildir. Başta maden olmak üzere kimyasalların kısıtlanması ile zeytin ağacı yaban hayvanları özellikle tavşan ve keklikler için adeta doğal bir barınak haline dönüşmektedir.

AB Zeytin ve Zeytinyağı Mevzuatının tüm içeriği incelendiğinde ülkemizdeki zeytin ağacı sayımızın AB’ ye giriş sürecine kadar mümkün olan en üst sayıda arttırılmasının icap ettiği ulusal menfaatlerimiz açısından önemlidir. AB ulusal garantilenmiş miktara konu olan zeytinyağı miktarını ve bu oranda yardımlarını belirli sayıda ağaca ve bunlardan elde edilen ürüne vermektedir. Bu anlamda AB Üyeliğimiz gerçekleşinceye kadar geçen sürede mevcut ağaç sayımız ulusal garanti miktarı ve üretim yardımlarına esas tutarları oluşturacaktır. Dolayısıyla nedeni ne olursa olsun zeytin ağaçlarının kesilmesine, alanlarının daraltılmasına neden olabilecek bu tür teklifler ya da girişimler ne ulusal çıkarlarımız ne de AB politikamız ile bağdaşmayacaktır.

Zeytincilik Kanunun 20 nci maddesinin 1nci fıkrasında “zeytinlik sahaları içinde ve bu sahalara 3 km mesafe”….. hususu gelişigüzel değil bilimsel gerekçelerle hazırlanmıştır. Zira, herdem yeşil bir bitki olan zeytinde fotosentez üniteleri olan yaprakların herhangi bir madde ile güneş ışığını geçirmeye engel film tabakası halinde kaplanması ile bitkinin fotosentez aktivitesinin azalması, vejetatif gelişmesi için kullanacağı bitki besin maddeleri üretimindeki azalış nedeni ile gelişmesinin gerileyeceği, ayrıca çiçeklenme döneminde polen tozunun tutunarak çimlenmesine yarayan özel sıvı ile nemli bulunan dişicik tepesinin dışarıdan herhangi bir su çekici madde ile kaplanması halinde polen tozunun çimlemeyeceği ve yumurtalığın döllenememesi sonucu meyve tutumu olmayacağı bilinmektedir. Ayrıca toz, duman gibi unsurların meteorolojik olaylarla ve hava akımıyla oldukça uzak mesafelere taşındığı da bilinmektedir. Örneğin, 2007/2008 üretim sezonunda Suriye üzerinden gelen tozlu ve sıcak hava akımının atmosferde değişimi ile havadan çaur şeklinde yağması ile Antakya, Kilis, Nizip vb gibi yöre zeytinlerinin çiçeklenme döneminde döllenmeyi olumsuz etkileyerek verimsiz bir yıl yaşanmasına neden olmuştur. Bu duruma zaman zaman daha uzak ülkelerden (Sahra Çölü) kalkan toz bulutları da neden olabilmektedir. Bu örnekle madenlerin neden olacağı toz veya duman ile kirli atıkların rüzgarın ve yer altı sularının taşıma etkisi ile Km’ lerce taşınabileceği ve bu nedenle 3 km sınırının keyfi olmayıp mesafenin daha da arttırılması gerektiği bilimsel olarak görülmektedir.

...Zeytincilik Yasası’nın 20. Maddesi yasanın omurgası niteliğindedir. Böylesi bir değişiklikte yasa bütünüyle hükümsüz hale dönüştürülmek istenmektedir. Bu teklifin Madencilik Sektörü Başkanlar Konseyi Birliği tarafından verilen değişiklik talebi ile neredeyse bire bir örtüşmesi ve TBMM’ de milli irade tarafından oy birliği ile red edilmesine rağmen değiştirilmeksizin aynen getirilmesi sektörümüzce endişe verici olarak algılanmakta ve infial yaratmaktadır.

...Türkiye zeytin ağacının genetik anavatanıdır, zeytinin tüm dünyaya yürüyüşünün başlangıç noktasını teşkil etmektedir ve zeytin bu anlamda dünya mirasıdır. Değişiklik, bu potansiyel ve değerin ortadan kaldırılması anlamına da gelecektir.

...Bugüne kadar zeytincilik yasasında yapılmak istenen değişiklik girişimlerine, başta sektör olmak üzere bilim dünyası da karşı çıkmıştır. Zeytinci yörelerdeki bütün siyasi partiler, ortak bildiri ile Zeytincilik Yasasında değişiklik yapılmaması istemini TBMM’ne başvurusu ile bildirmiştir. İçinde bulunduğumuz günlerde zeytinci bölgeler ve Ülkemizin diğer yörelerinde yaşayan 100 bini aşkın kişinin imzalı dilekçesinin TBMM Başkanlığına verilmiş olması da bu konudaki toplumsal duyarlılığın en yakın örneğini göstermektedir.

Sonuç olarak, Ülkemiz, Zeytinlikler ve Zeytincilerimiz açısından son derece önem talıyan mevcut Zeytincilik Yasası Yönetmeliğimizin değiştirilmeksizin mevcut haliyle bırakılması, sektörünün tamamının ortak görüşüdür.