Alman arkeologlar, arkeolojik eserlerin kime ait olduğu konusunda iki gruba ayrılıyorlar. Önemli bir kısmı bu eserlerin geldikleri yerde korunması gerektiğini savunurken, bir kısmı da en iyi muamele göreceği ülkelerde bulunmasını istiyorlar. Arkeolojinin bu bağlamda siyasetle ilgisi çok yakın ve bu yüzden sık sık devlet krizlerine neden olur.

Daha basit ve etkili formüle etmek gerekirse arkeolojik bulgular kültürler arası iktidar savaşlarının öldürücü olmayan tarihi silahlarıdır. Schliemann hazineleri ve Nefertiti büstü Almanya ile Rusya ve Mısır arasında bitmek bilmeyen bir paylaşım mücadelesinin en ünlü araçları mesela. Schliemann hazineleri kavgasına zaman zaman Türkiye de taraf oluyor. Ayrıca Berlin’de Bergama müzesindeki sunak da Almanya ve Türkiye arasında her an kriz yaratabilecek bir dinamit adeta.

Berlin’e gelen ve Bergama müzesini ziyaret eden her Türk turistin tepkisi de turnusol kağıdı gibi siyasi görüşlerini yansıtması açısından ilginçtir. En belirgin iki tür tepkiyle karşılaşırsınız. “Vay be nasıl da korumuşlar adamlar sunağı, Türkiye’de kalsa parçasını bulamazdın!” ya da “Nasıl çalıp getirmişler bizim tarihi eserleri hayret!” Yani müze ziyaretçileri de arkeologlar gibi iki gruba ayrılıyor, arkeolojik eserlerin bulunduğu yere ve en iyi korunduğu yere ait olduğunu düşünenler düşünmeyenler diye. Arkeologlar ve müze ziyaretçileri böyle düşünedursun arkeolojik bulguların yerlerini maalesef varolan ya da varolduğu iddia edilen uluslararası anlaşmalar belirliyor.

BU DA SFENSK KRİZİ
Bu anlaşmalar bugünlerde Türkiye’den yana işliyor. Berlin Eyaleti’nde kültürden sorumlu devlet sekreteri André Schmitz Kültür Bakanı Ertuğrul Günay’ın Hattuşaş Sfenksinin iadesi konusunda verdiği ültimatomu olumlu yanıtladı. Schmitz, sfenksin Almanya’ya 1915 yılında restore edilmek için ödünç verildiğini hatırlatarak Türkiye’ye ait olduğunu belirtti. Son kararı Schmitz’in yönetim kurulu başkan yardımcılığını yaptığı Prusya Kültür Vakfı verecek. Vakfın Başkanı Hermann Parzinger dostane bir çözümden yana olduğunu söylese de gönlü üç bin yıllık Sfenksi iade etmeye henüz el vermiyor. Ancak Kültür Bakanı Ertuğrul Günay’ın ültimatomu da yenilir yutulur gibi değil. Günay Almanya Haziran ayına kadar Sfenksi iade etmezse Alman Arkeoloji Enstitüsü’nün Hattuşaş’da kazı yapma iznini iptal edeceğini söyledi. Alman arkeologlar Hititlerin başkenti Hattuşaş’da tam 104 yıldır kazı yapıyorlar.

ALMAN ARKEOLOGLAR BİR ASIRDIR TÜRKİYE’DE
Hattuşaş'da ilk sistemli kazı çalışmaları 1906 yılında Alman Arkeoloji Enstitüsü ile Alman Şark Cemiyeti tarafından yapılmaya başlanmıştı. M.Ö. 1280'de Mısırlılar ile Hititler arasında imzalanan ve tarihin ilk yazılı barış antlaşması olan ''Kadeş'' de bu kazılarda gün ışığına çıkarılmıştı. Hattuşaş kazıları günümüze kadar Alman Arkeoloji Enstitüsü bünyesinde ve Doç. Dr. Andreas Schachner başkanlığında devam ediyor. Hattuşaş, 1986 yılından beri UNESCO'nun, Dünya Kültür Mirası Listesinde yer alıyor. Boğazköy’ün güney kapısında bulunan iki Hattuşaş Sfenksi birinci dünya savaşı sırasında restore edilmek ve bilimsel çalışmalarda kullanılmak üzere Almanya’ya gönderilmiş Berlin’deki Ön Asya Müzesi’nde sergilenmeye başlanmıştı. Sfenkslerden biri Türkiye’ye gönderilmiş, diğeri de 1930 yılında Berlin’deki Bergama müzesine nakledilmişti.

ERTUĞRUL GÜNAY HAKLI
Almanya’ya Sfenks konusunda ültimatom vermediği ama Türkiye'nin kararlılığını gösterdiğini söyleyen Kültür Bakanı Ertuğrul Günay, Almanya’dan bu konuda iyi niyet göstermesini bekliyor. Günay haklı. Çünkü Türkiye’de arkeolojik çalışmalara ve bulgulara yönelik tutumu değişeli yıllar oldu. Müzeler kadar kazı alanları da uluslararası standartlarda çalışıyor. Bunun en iyi farkında olanlar da Alman arkeologlar. Bu nedenle Hattuşaş Sfenksi’nin iadesi yakındır.