Barack Obama’nın ABD başkanı olarak seçilmesinin boşuna olmadığı, bunun ABD’nin hiçbir değişime gitmeden dünyayı kontrol altında tutma hedeflerinin varlığıyla birlikte yüzeysel değişim taşıyan siyasetin bir yansıması haline geldiği açık. ABD başkanının hali hazırdaki veya gelecekteki Amerikan politikasını belirlediğini düşünmek yanlış olur. Zira başkanın ve yönetiminin rolü Amerikan bakış açısını hayata geçirmek ve Amerikan hedeflerini gerçekleştirmekle sınırlıdır. Değişen ise şekil ve üsluptur. ABD yönetimi, Baba ve oğul Bush’un yaptığı gibi kutsal ruhtan desteksiz şiddete başvurmak yerine önceden kararlaştırılmış hedeflerini gerçekleştirmek için sakin diplomasiye başvurmayı kararlaştırdı. Obama’nın seçilmesi ABD’den ırkçı ayrımcılığı yalanlama ve birçok Truva atıyla İslam dünyasına nüfuz etmek için gerçekleşti. Bu ise Obama’nın Müslüman bir aileden geldiği iddiasıyla yapıldı. İş, Obama’nın Nakap Çölü’ndeki kabilelerden birinin soyundan geldiği iddiasına kadar vardı. Obama konuşmasında Müslüman olduğunu yalanladı, Müslüman köklere sahip aileden gelen bir Hıristiyan olduğunu, bazı İslam ülkelerinde yaşadığını, Müslüman ailelerin geleneklerini ve hoşgörülerini bildiğini açıkça ifade etti. Konuşması ve politikasındaki can alıcı nokta da bu. Bütün haklardan ödün vermek anlamında hoşgörü, Müslümanların kendilerine zulmedenlerle yaşama hakkından fazlasını elde etmeksizin ve bu hakkın da mahiyetini belirlemeksizin birlikte yaşamaları…

Obama konuşmasının başında şiddetten konuştu ve şiddetin sebeplerini Müslümanlara birçok hakkı ve fırsatı mahrum eden sömürgecilik, birçok İslam ülkesini bir tarafa bağlı ülkeler haline getiren soğuk savaş olarak belirledi. Ayrıca modernlik ve küreselleşme, Batının İslam ve Müslümanlara düşman olarak görmesinin arkasındaki sebepti. Buna karşın 11 Eylül olayları Amerikalıları İslam’ı, ABD, Batı ve İnsan haklarının düşmanı olarak görmeye sevk eden sebepti. Obama 4 binden fazla Yahudi çalışanın 11 Eylül’de işlerine gitmediklerini ve bunun tehlikeli ve dikkat çekici anlamını görmezlikten geldi.

Amerikalı Müslümanlarla ilgili konuşmasında onların ABD’nin savaşlarında yer aldıkklarını ifade etti ve Bush’un Müslümanlara yönelik yeni haçlı savaşının etkilerini ortadan kaldırmaya çalıştı. Dünyanın gelecek birlikteliğini teyit ederek ulusal mali kriz, domuz gribi, nükleer silahlara sahip olunması, Bosna ve Darfur’da masumların öldürülmesi olaylarından saygıyla bahsetti. İsrail’in Gazze’ye saldırısının durdurması sonrası görevine geldiği için Gazze’de yaşananları duymamış gibiydi. Yine Gazze ablukasını ve Küba’da kapatmayı düşündüğünün alternatifi bir başka Guantanamo’ya çevrilmesini duymamış gibiydi.

Obama çözüm yerine mücadele etme çağrısı yaptığını gözlemlediğimiz ortak çabaya ihtiyaç duyan birçok sorun tanımladı:

1-Aşırılıkçılık sorunu: Obama ABD’nin şiddeti köklü şekilde çözmek yerine aşırılıkçılara karşı koymakta tereddüt etmeyeceğini teyit etti. Şiddete şiddet ve güçle karşı koymak geçici olarak şiddeti durdurabilir ancak bu şiddet, adaletin yokluğu, fırsat eşitsizliği, Amerikan uşaklarının farklı ülkelerde halkların mukadderatlarına hükmetmesi gibi sebepler ortadayken yeniden başını uzatmaktadır. Halkların servetlerine yönelik Amerikan yağmalaması insanın yaşama hakkını minimum düzeyde dikkate almaksızın sürüyor. Obama şiddetle mücadele yolu içinde ılımlı Müslümanlarla ortaklık çağrısı yaptı. Böylece çatışma Müslümanların arasında olacak ve bu savaşın olası en uzun süre devam etmesi için taraflara silah vermesinde bir engel bulunmamakta.

2-Filistin sorunu: Obama ABD ile İsrail arasındaki ilişkinin gücüne vurgu yaptı ve sonrasında Filistinlilerin kendileri için bir vatan kurma çabası içindeki sıkıntılarına işaret etti. Sanki Filistinlilervatansız idiler de Obama’nın Balfour deklarasyonu veya vaatlerini gerçekleştirme cesaretinde bulunmaksızın iki devletli çözüm vaat eden selefi Bush yöntemiyle bu vatanı kurma vaadine ihtiyaç duyuyorlarmış gibi… Filistinlilerin isteklerini saygınlıkla, iş fırsatları ve kendilerine ait bir devletle sınırladı ancak Filistinlilerin şiddeti bırakması gerektiğini teyit etti. Zira şiddet yöntemlerinden olan direniş ona göre yanlış bir üsluptu. Örnek olarak siyahi Amerikalıları ve haklarını almak için barışçıl direnişlerini verdi ancak köleliğin kaldırılması ve Abraham Lincoln’un kölelerin eşitlik hakkını itiraf etmesiyle son bulan Amerikan iç savaşını unuttu. Ayrıca Martin Luther King’in siyahların haklarını savunduğunda maruz kaldıklarını, ABD’de bazı lokantaların siyahların ve köpeklerin girişini yasakladıklarını unuttu. Yine İsrail’deki Filistinli Arapların haklarını almak, kendileri ile Yahudiler arasında eşitliği sağlamak için yaptıkları barışçıl direnişini unuttu.

Filistin yönetiminden halkın ihtiyaçlarına karşılık veren kurumlarla iktidarını güçlendirmesini, Hamas’tan şiddete son vermesini, önceki anlaşmaları kabul etmesini, İsrail’in meşruluğunu ve var olma hakkını tanımasını istedi. Bu ise Filistinlilerin toprak üzerinde bir şeyler elde etmeden önce istenen bütün ödünleri vermeleri anlamına geliyor.

3- Nükleer silah sorunu: Obama ‘ bizler netleşmesi istenen noktaya vardık. Bu nokta Amerikan çıkarlarıyla değil nükleer silahlanma yarışının engellenmesiyle irtibatlıdır’ diyerek birden fazla taraf adına konuşuyor gibiydi. Bu ise İran’a saldırının yaklaştığı anlamına geliyor.

4- Demokrasi sorunu: Obama ABD’nin seçim sonuçlarının kendi eğilimi doğrultusunda olmasını öngörmediğini teyit etti ancak ABD ve Batı 2006’ta yapılan Filistin seçim sonuçlarını reddetmekte, halkının ölümüne ve saygınlıklarının ayaklar altına alınmasına yol açan Gazze’ye abluka dayatmakta ısrar ediyor. Obama azınlıkların haklarına saygı üzerinde durdu ve rejimleri halkın çıkarlarına öncelik vermeleri çağrısı yaptı.

5- Dini özgürlük: Lübnan’da Marunileri ve Mısır’da Kıptileri kapsıyor. Acaba Obama bu iki ülkede din fitnesi mi istiyor? Müslümanlar arasında ayrılık hatlarının düzeltilmesi çağrısı yaptı ve Kral Abdullah’ın dinler arasında diyalogunu olumlu karşıladı ancak İslam’ın demokrasi ve ifade özgürlüğü adıyla Batı medya organlarında maruz kaldığı kasıtlı hakaretlere değinmedi. Bir insan holokostla ilgili Yahudilerin tekrarladıklarından farklı bir yöntemle konuşsa dünya ayaklanıyor.

6- Kadın hakları: Obama ABD’nin kızların okuma yazma bilmemelerini ortadan kaldıracak programı genişletmeye çalışacağını ve kadına iş sağlayan küçük projeleri finanse edeceğini açıkladı. Eğitimin ve yeniliğin 21’inci yüzyılda zenginliğin anahtarı olduğunu, ABD’nin karşılıklı programları genişleteceğini, Amerikalıların İslam toplumlarında araştırmaları teşvik edeceğini belirtti ve internet ortamında öğretmenlere ve öğrencilere öğrenim alanını genişletme üzerinde yoğunlaştı.

Obama’nın konuşmasında dile getirmedi konular ise şunlardı:

1- Obama Filistinli mültecilerin kendi ülkelerine dönme hakkını görmezlikte geldi. Sanki Araplardan dönüş hakkı konusunu dikkate almamalarını isteyecek gibiydi. Ancak esasında hiç yokmuş gibi bu hakkı görmezlikten gelmeyi yeğledi.

2- Arapları tamamen görmezlikten geldi ve onları Arap barış girişimiyle ve Filistinlilere İsrail’in meşruluğunu tanımaya destek olacak rollerinden bahsederken zikretti. Konuşmalarında sanki Araplar ile ABD arasında hiçbir sorun yokmuş gibi ve Araplar Amerikan çöp sepetinde hiçbir değerleri ve etkileri olmayan bir konumdaymış gibi Müslümanlara yoğunlaştı

3- Konuşmadan ve Hillary Clinton’un İran hakkındaki açıklamalarından anlaşılıyor ki ABD, Netanyahu’ya İran’ı vurması için yeşil ışık yaktı ve konuşma Arapları aldatıcı vaatlerle sakinleştirici bir nevi uyuşturucuydu.

4- Konuşma birçok Arap ülkesine yönelik gizli bir tehdit taşımaktadır. Petrolüyle zengin güneyi ve uranyumuyla zengin Darfur’u ayırmak suretiyle Sudan’ı, Müslümanlar ile Hıristiyanlar arasında fitneyi körükleyerek Mısır’ı ve Marunileri kullanarak Lübnan’ı tehdit etmektedir.

5- ABD İslam ülkelerini eğitim, hükümet dışındaki kurumlar, Batının şu günlerde dikkat çekici şekilde yoğunlaştığı Müslüman kadın, ılımlı diye nitelenen İslamcı gruplar yoluyla İslam ülkelerine girmek için Truva atları hazırlamaktadır. Böylelikle yakıtı Müslüman halkların evlatları ve kaynakları olan iç savaşlara sürükleyerek İslami saygınlığı kırmak istemekteler. Bu kaynaklar İslam toplumlarının gelişimi yerine silah alımına harcanmaktadır.

Sonuç itibariyle Obama’nın konuşmasından umutlu olanlara diyorum ki sözler fiiliyata ve belirli bir zaman takvimiyle pratik adımlara dönüşmedikçe bu konuşma, Arapların, Filistinlilerin ve tüm Müslümanlara gülen medya gürültüsünden ibaret kalacaktır.