Georgetown Ünversitesinde öğrencilere hitap eden Davutoğlu, Türkiye analiz edilirken bazılarının "resmi" ve "süreci" analiz etmede hata yaptığını belirterek, kişilerin beyinlerinde, Türkiye'nin İran, Balkanlar ve Ortadoğu'ya yönelik tek bir resminin bulunmasının, olayları yanlış yorumlamalarına yol açabildiğini söyledi.

Konular hakkında birçok resme sahip olmak ve dış politikadaki değişimleri anlayabilmek gerektiğini belirten Davutoğlu, bu değişimleri anlamadan doğru analiz yapılamayacağına işaret etti.

Davutoğlu, "süreç" konusunda da, ekonomi veya sosyal hayattaki politik değişimleri anlamadan yapılan dış politika analizlerinin önemli bir ana unsurdan yoksun olacağına dikkati çekerek, Türkiye ve ABD'ye bakarken de bu unsurların gözetilmesi gerektiğini kaydetti.

Soğuk Savaş sonrası durum ve küresel krizden örnek vererek, yeni küresel "restorasyona" ihtiyaç olduğunu ifade eden Davutoğlu, bu ortamda Türkiye'nin ve AK Parti hükümetinin birçok krizin olduğu Ortadoğu, Balkan ve Kafkaslardaki zorluklarla mücadele etmeye, küresel ve bölgesel politikada herhangi bir tansiyonun oluşmasını engellemeye ve yeni Türk toplum, politika ve ekonomisini restore etmeye çalıştığını söyledi.

‘DEĞİŞİM TANZİMATLA BAŞLADI’
Türk politikasındaki bu değişim ve restorasyonların aslında Osmanlı döneminde Tanzimat fermanıyla başladığını, ikinci restorasyonun Cumhuriyetin kurulmasından sonra geldiğini, üçüncü restorasyonun İkinci Dünya Savaşından sonra çoğulcu demokrasiye ve serbest piyasa ekonomisine geçilmesi ve NATO'ya üye olunmasıyla yaşandığını anlatan Davutoğlu, Soğuk Savaşın ardından ihtiyaç duyulan yeni restorasyonun ise ülkenin içinde bulunduğu ekonomik krizler, terörist eylemler gibi nedenlerle uzun yıllar yapılamadığını kaydetti. Davutoğlu, "Biz Türkiye'nin toplumunda yeni bir restorasyon istiyoruz, güvenlik temelli değil, daha özgürlükçü bir demokrasi istiyoruz" dedi.

Bu demokratik ilerlemelerin ise AB standartlarına dayandığını belirten Davutoğlu, seçimlerden sonra daha kapsamlı Anayasa değişikliği yapmayı planladıklarını söyledi. Davutoğlu, Türk toplum ve siyasetinin demokratik değerlere dayanmasını istediklerini bildirdi.

Bakan Davutoğlu, Türkiye'nin bu restorasyon sürecinin, ancak bölgesindeki restorasyonla, komşular, çevre bölgeler ve Afrika ile Latin Amerika gibi yeni alanlarla ilişkilerin yeniden düzenlenmesiyle mümkün olduğunu belirterek, Türkiye'nin yeni dış politikasının buna dayandığını ifade etti.

Bir ülkenin başka hiçbir ülkeyle sorununun bulunmamasının mümkün olmadığını, böylesi bir durumun aile içinde bile oluşturulamayacağını dile getiren Davutoğlu, Türkiye'nin yeni dış politikasına "sıfır sorun politikası" adın ı vermesinin, Türkiye'nin geçmişte "tüm komşularını düşman görme" politikasına getirdiği "devrim niteliğindeki değişimi" vurgulama amaçlı olduğunu kaydetti.

KRİZLERİ ÇIKMADAN ÖNLEME POLİTİKASI
Davutoğlu, çevresinde istikrar, güvenlik ve refah isteyen Türkiye'nin bu kapsamda, "krizleri çıkmadan önleme" politikasıyla, bölgesinde birçok arabuluculuk rolleri üstlendiğini hatırlatarak, Türkiye'nin iddia edildiği gibi sadece komşusu Müslüman ülkelerle değil, "Rusya, Yunanistan gibi diğer komşu ve çevre ülkelerle de ilişkilerini aynı derecede artırdığını ve ilişkilerinin aynı derecede iyi olduğunu" ifade etti.

Türkiye'nin Afrika'ya açılımından da bahseden Davutoğlu, "Eğer, politik-küresel restorasyon için 3 kurum varsa, BM ana kurum, Türkiye de BM Güvenlik Konseyi'nin üyesi. Eğer ekonomik restorasyon için ana kurum G-20 ise, Türkiye G-20 üyesi. Küresel kültürel restorasyon için de Medeniyetler İttifakı girişimini başlattık. Bu küresel restorasyona, hem bölgesel restorasyonu hem de Türkiye'nin iç restorasyonunu güvenceye almak için yardım etmek istiyoruz" dedi.

ABD ile Türkiye'nin eşsiz özelliklerinden bahseden Davutoğlu, küresel aktör olan ve Afrika-Avrupa-Asya bölgesinden kilometrelerce uzakta bulunan ABD'nin bu bölge ile güçlü bağlara ihtiyacı olduğunu, Türkiye'nin ise bö lgesel güç olarak tam da bu bölgenin ortasında yer aldığını söyledi.

Küresel güç olan ABD'nin de benzer bir restorasyon sürecinden geçtiğini belirten Davutoğlu, şunları kaydetti:

"Türkiye ve ABD olarak birlikte düşünmemiz gereken şudur: Bölgesel düzenleri temel alan bir uluslararası düzenin yeniden nasıl onarılacağı. Bunun üzerinde düşünmeliyiz. Bu sadece ABD için değil dünyadaki tüm ülkeler için önemli bir roldür. Bu nedenle Obama'nın çok taraflı yeni uluslararası yaklaşımını destekledik. Bu sadece Amerikan stratejisinin bir restorasyonu değil, küresel siyasetin de bir restorasyonuydu ve bu ikisi birbiriyle uyumlu. Türk-Amerikan stratejik işbirliği, Afrika-Avrupa-Asya bölgesindeki, Balkanlardaki, Orta Asya'daki, Ortadoğu'daki çeşitli hassas bölgelere daha fazla barış, refah ve istikrar getirecek. Küresel kurumlara da, yeni girdiler, yeni boyutlar getirecek. Bu çok önemli."

WIKILEAKS BELGELERİ ÖNEMİMİZİ GÖSTERİYOR
Davutoğlu, Türk basınında Wikileaks belgeleriyle ilgili olarak, Ankara'nın Washington'dan sonra ikinci en en fazla belgenin yer aldığı başkent olmasının ele alındığını belirterek, bu durumun Türkiye'nin önemli rolünü gösterdiğini söyledi.

Gelecek 10 yıllarda Türkiye'nin tüm stratejik konularda en önemli ana oyunculardan biri olmaya devam edeceğini kaydeden Davutoğlu, "Evimizde güçlü, kapsamlı restorasyon istiyoruz. Türkiye'nin çevresinde bölgede düzen ve restorasyonlar istiyoruz. Küresel ekonomi, kültür ve siyasette restorasyonlar istiyoruz" dedi.

Davutoğlu, bir üniversitede öğrencisinin kendisini karşıladıktan sonra, uluslararası ilişkiler bölümünü okuduğunu ve bakan olmak istediğini anlattığını belirten Davutoğlu, kendisinin de ona yer değiştirmeyi teklif ettiğini, öğrenci olmayı bakan olmaya tercih edeceğini söyledi.

Sanıldığı gibi "daha fazla gücün daha fazla özgürlük" anlamına gelmediğini dile getiren ve öğretim üyesi ve bakan olmanın farklarını anlatan Davutoğlu, Wikileaks belgelerinden örnek vererek, bakan olarak kendi kendilerine daha çok sansür koyma zorunluluğu olduğu esprisini yaptı. Davutoğlu, "Georgetown Üniversitesinde, hiçbir konuşma sınırlılığım olmadan çalışan öğretim üyesi olmak isterdim" dedi.

Bir soru üzerine, kitabını yazarken bakan olacağını hiç hayal etmediğini ve istemediğini belirten Davutoğlu, sadece dış politika konusuyla ilgilenenlere rehberlik edecek bir entelektüel çalışma amaçladığını anlattı. Ancak ülkesine hizmet etmenin ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ile çalışmanın kendisi için büyük bir onur olduğunu belirten Davutoğlu, hala akademik yönü ile uygulamadaki yönünü dengede tutmaya çalıştığını söyledi. Davutoğlu, "Stratejik Derinlik kitabımdaki yaklaşımım ile bunun uygulanmasında herhangi bir zorluk veya tutarsızlık yok" dedi.

'EGE BARIŞ DENİZİ OLABİLİR'
Davutoğlu, bir soru üzerine, Türkiye ile Yunanistan arasında son yıllarda artan ilişkilere dikkati çekerek, Ege'nin barış denizi olabileceğini, bunu da yapacaklarını söyledi. Türkiye'nin ekonomik krizde Yunanistan'ın yanında olduğunu hatırlatan Davutoğlu, ilişkilerde, iki ülke arasındaki krizlerden çok, ortak yapılabileceklere odaklanmanın daha iyi bir yaklaşım olduğunu ifade etti.

Davutoğlu, iki ülke arasındaki hava sahası sorunuyla ilgili olarak da, bu alanın ortak hava sahası olabileceğini belirterek, "Burayı, istikrar ve barış bölgesi yapalım" dedi.

Bir soru üzerine, AB'nin geçmişte Türkiye'yi komşularıyla sorunlu ilişkileri bulunmakla eleştirdiğini, şimdi de bazı AB üyelerinin kendilerini komşularıyla yakın olup, eksen değiştirmekle itham ettiğini belirterek, bunun objektif bir davranış olmadığını dile getirdi.

Bakan Davutoğlu, anti-semitizm iddiaları ile ilgili olarak da Türkiye'nin tarihinde hiçbir zaman Yahudi karşıtı olmadığını ve olmayacağını belirterek, "Anti-semitizm bir insanlık suçu. Ne anti-semitizmi ne de İslamafobiyi kabul ediyoruz" dedi.

İsrail'i, hata yapması durumunda eleştirmekten çekinmeyeceklerini belirten Davutoğlu, Gazze ve Mavi Marmara gemisine saldırıları hatırlattı. Bakan Davutoğlu, bölgelerinde barış ve istikrar istediklerini, ama adaletsizlik ve baskıyı da hoş göremeyeceklerini dile getirdi.

Davutoğlu, İran hakkında bir soru üzerine, her ülkenin barışçı l amaçlı nükleer teknoloji kullanmaya hakkı olduğunu, ama nerede olursa ve kimde bulunursa bulunsun nükleer silaha karşı olduklarını dile getirerek, dünyada "sıfır nükleer silah" istediklerini kaydetti. Sorunların çözülmesinde diplomasinin tek yol olduğunu belirten Davutoğlu, İran konusunda diplomatik çabaların olumlu sonuçlar vermesini umduklarını söyledi.

Davutoğlu son olarak Türkiye'nin AB'ye katılmasının Müslüman dünyası için de önemli olduğunu ifade etti.