Denize mi atsak, uzaya mı fırlatsak?

Dünyanın nükleer atığı nereye gidiyor? Nükleer atık yönetiminde nasıl yöntemler uygulanıyor?

Haberler 20.11.2009 - 16:46

Nükleer enerjinin kuşkusuz en büyük sorununu atıkların depolanması oluşturuyor. Bu atıklar radyoaktif ışımaya devam ettiği için, nerelerde depolanacağı sadece doğa için değil insan sağlığı için de büyük önem taşıyor. Nükleer atıkların yarılanma ömürlerinin birkaç bin yıldan iki milyon yıla kadar değiştiğini söylemek, durumun ciddiyetini anlatıyor.

Bu atıkların doğaya zarar vermeyecek şekilde muhafaza edilmesi nükleer enerji kullanan hükümetlerin önünde çözülmeyi bekleyen en büyük sorunlardan biri olarak duruyor. Ve atıkların uzun dönemde zararsız bir şekilde depolanması konusunda pek de ilerleme kaydedilebilmiş değil.

Günümüzde nükleer atıkların yönetiminde depolama ve daha az zehirli veya hacimli hallere dönüştürmek en bilinen yöntemler.

En önemli nükleer artık depolama yöntemlerinden biri transmutasyon. Yani nükleer atığın daha az zararlı başka bir atığa dönüştürülmesi. Ancak bu yöntem 1977’de ABD’de plutonyumun artmasına sebep olduğu gerekçesiyle yasaklandı. Yasak 1981’de Ronald Reagan tarafından kaldırıldı. 2007’de ise AB Başkanı Bush, transmutasyon konusundaki araştırmaları teşvik ettiklerini açıkladı.

FRANSA VE JAPONYA YENİDEN KULLANIYOR
Atıkların izotoplarından faydalanarak tekrar kullanılmalarını sağlamak, bir başka atık yönetim yolu. Bu yöntem atıkları tamamen etkisiz yapmamakla beraber, en azından atık hacmini azaltıyor.

Fransa başta olmak üzere bazı Avrupa ülkeleri ve Japonya kullanılmış nükleer yakıtları işletiyor ve geri kazandıkları uranyum ve plütonyumu tekrar reaktörlerde yakıt olarak kullanıyor.

İNGİLİZLER CAMA ÇEVİRİP GÖMÜYOR
Nükleer atık depolamanın yollarından biri de atığı camlaştırma. Bu yöntem İngiltere’deki Sellafield nükleer tesisinde uygulanıyor. Atık, şekerle karıştırılıp toz haline getirilerek, cam parçaları ile ısıtılıyor. Ortaya çıkan yeni madde katılaştığında nükleer atık da bu maddeye hapsedilmiş oluyor. Bu oluşan madde silindir şeklindeki çelik konteynerlere konuyor ve bu silindirler genellikle yeraltı depolarında tutuluyor.

DENİZE Mİ ATSAK, UZAYA MI FIRLATSAK
Nükleer atıkların günümüzdeki son durağı ise genellikle yer altı depoları oluyor. Ancak atıkların ne kadar derinliğe gömüleceği birçok ülkede hala tartışma konusu. Amaç nükleer atıkların tamamen izole edilmesi olsa da, depoların sızdırmanın önüne ne kadar geçebileceği tartışma konusu.

Atıkları denize gömmek ise üzerinde konuşulan bir başka alternatif. Bu yöntemde atığın gömüldüğü yerin denizin özellikle derin bir bölgesi olması, böylelikle atıkların yavaşça dünyanın kabuğuna taşınması önemli. Seçilen bölge genellikle doğal veya insan eliyle yapılmış bir ada yakınında olmalı deniyor. Ancak bu yöntem doğaya verebileceği geniş zararlar nedeniyle şu an ciddi olarak düşünülmüyor.

Atıkların uzayda depolanması da üzerinde konuşulan bir başka yöntem. Ancak bu yöntem de günümüzde ekonomik ve teknolojik olarak zor görünüyor. Bu yüzden nükleer atıkların kara üzerinde gömülmesi hala en popüler saklanma yöntemini oluşturuyor.

Nükleer atıkların yönetimi konusunda birçok ülkenin ABD’den daha ileri olduğu söyleniyor. Bu konuda en ileri olan ve birçok araştırma yapan ülkeler ise İsveç ve Finlanda olarak biliniyor.

Sayfa Yükleniyor...