Ortadoğu belki de hiç olmadığı kadar sıcak günler yaşayor. Tunus’ta ilk gösteriler başladığında kimse bunun tüm bölgeye yayılacak bir isyan ateşinin fitilini yaktığını düşünmemişti. Ancak Tunus’un ardından Ortadoğu’nun en önemli ülkesi Mısır’da da halk ayakalanmaları sonucunda onyıllardır hüküm süren iktidar devrildi. Mısır’ı Libya’nın, nahreyn’in, yemen’in ve belki başka ülkelerin izlemesi de muhtemel görünüyor.

Tüm bu süreci yakındanizleyen bir ülke var; İsrail... Yıllardır Türkiye ile yakın ilişkiler kuran ve güvenliği için buna büyük bir önem atfeden İsrail, son zamanlarda Türkiye ile arasında yaşanan gerilimler henüz soğumadan, Ortadoğu’daki fırtınanın ortasında kaldı.

Yaşananlar konusunda bugüne kadar sessiz kalan İsrail, yaşananları nasıl değerlendiriyor? Bundan sonrasında nasıl hareket edecek? Ortadoğu’da yaşanan fırtına Türkiye-İsrail ilişkilerinde neleri, nasıl değiştirecek? Tüm bu soruların yanıtlarını, başrolü oynadığı ‘koltuk krizi’ ile Türkiye’de tanınan İsrail Dışişleri bakanı Dani Ayalon ntvmsnbc’ye anlattı.

'UMARIM TÜRKİYE VE İSRAİL GİBİ OLURLAR'
Güldener Sonumut: Orta Doğu’daki demokratikleşme süreci ve halk ayaklanmalarını nasıl değerlendiriyorsunuz?


Dani Ayalon: Ortadoğu çok önemli ve tarihi bir değişikliğe şahit oluyoruz. Temennimiz demokrasiye yönelik olarak barışcıl bir dönüşümün yaşanması.Ve hakikaten Ortadoğuki gelişmeler ışığında halkların demokrasi insan haklarından faydalanmalarını diliyorum. Türkiye ve İsrail gibi tüm demokratik ülkelerde olduğu üzere.

Bu demokratikleşme süreci nasıl sonuçlanacak henüz bilmiyoruz. Her ülke kendine özgü özelliklere sahip. Ancak uluslararası topluluğun demokratikleşme sürecine destek vermesi de son derece önemli. Daha da önemlisi, demokratik kuvvetlerin demokrasi dışı örgütler ve siyasi yapılar tarafından manipüle edilmemeleri de gerekiyor.

Ayalon, başrolü oynadığı 'koltuk krizi' ile Türkiye gündemine oturmuştu.
Ayalon, başrolü oynadığı 'koltuk krizi' ile Türkiye gündemine oturmuştu.

'HERŞEY HALKLARIN ELİNDE'
G S: Batı topluluğun da bir kaygısı bu. Zira sürgündeki kökten dinci siyasiler demokratik ayaklanmaların ardından ülkelerine geri dönüyorlar. Bu çerçevede demokratikleşme sürecinin demokrasi karşıtı güçler tarafından “kaçırılması” el konulmasını nasıl engelleyebilirsiniz?


D A: Herşeyden önce bu halklara bağlı bir husus. Yerel halklar da uluslarası topluluğun desteğini hissetmeleri gerekiyor. Bu destek de hem siyasi hem manevi hem de ekonomik açıdan olması gerekiyor. Her ne kadar demokratikleşme sürecini yaşayan ülkelerin hepsinin istisnai durumları olsa bile örneğin Libya’da kabileler arasında bir savaş sürüyor, Mısır’da nesiller arasında bir farklılık yaşanıyor, Bahrein’de ise Şiiler ile Sunni’ler arasında bir gerginlik yaşanıyor ancak hepsinin ortak bir noktası da var. O da halklara yönelik hak eksikliği demokratik mahrumiyet ve dikta rejimlerinin süre gelmes ve serbest Pazar ekonomisinden mahsunlar. İşsizlik çok yüksek ve ekonomik fırsatları yok.

'BARIŞÇIL REJİMLERİN GELMESİNİ İSTİYORUZ'
G S: Bütün bu halk ayaklanmaları İsrail’i düşman ülkeler ile kuşatmış oluyor. Kuzey’de Lübnan, Kuzey Doğu’da Suriye, Ürdün bir istisna teşkil ediyor. Batı’da Mısır. Bu şartlarda İsrail’in güvenliğini nasıl sağlayacaksınız?


D A: İsrail hiçbir zaman hiçkimseye savaş açmamıştır. Biz her zman İsrail’e yönelik bir saldırıya tepki göstermişizdir nefsi müdafa çerçevesinde. Bir Filistin dahil çevredeki tüm komşu ülkeler için barışı temenni etmişizdir. Ve bunu sağlamaya ve yapmaya devam edeceğiz. Ancak aynı zamanda temenni ederiz ki Ortadoğu’daki değişim süreci ülkelere demokratik rejimlerin yerleşmesine ve hakiki anlamda demorkatik olan siyasi yapıların oluşmasını sağlayacaktır. Ve aynı zamanda barışcıl rejimlerin iktidara gelmesini temenni ediyoruz.

'ORTADOĞU'YA BİR MARSHALL PLANI GEREKLİ'
G S: Sizce AB, İsrail’in güvenliğini manevi açıdan sağlamak için Ortadoğu’da ağırlığını koyuyor mu yeterince?


D A: AB, Ortadoğu’ya bir Marshall planı uygulaması gerekiyor çünkü bölge ile ilgili olarak manevi bir yükümlülüğü bulunuyor. Ortadoğu barış sürecinde de keza öyle. Ancak hemen şunu da söyleyeyim. İsrail-Filistin sorunu, Ortadoğu’daki diğer sorunlar ile bir bağlantısı yoktur. Ortadoğu’daki halk ayaklanmaları ile Filistin-İsrail sorunu arasında da hiçbir bağlantı yok. İsrail-Filistin sorunu konusunda hepimiz bir çözüme doğru gitmek istiyoruz.

'İRAN'IN İZALASYONU DEVAM ETMELİ'
G S: Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi İran’a yönelik olarak yaptırım uygulama kararı aldı. Ancak bunu bir etkisi görünmüyor. Yaptırım ve diplomasi yoluyla İran’da bir neticeye ulaşmak hala mümkün mü?


D A: Evet kesinlikle mümkün. İran çok hassas kırılgan bir ülke. Siyasi açıdan, ekonomik ve sosyal açıdan çok kırılgan bir ülke oldu. Yaptırımlar acı veriyor. Halk da uzlaşmaz ve saldırgan bir tutum sergileyen İran yönetiminin davranışının bedelini ödediklerini bilincindeler.

Yasadışı nükleer programı için harcanan milyar dolarlar ile Hizbullah ve Hamas gibi terörist faaliyetlerin finansmanı için harcanan paralar fakir halktan alınan ve ulaşmayan paralar ile finanse ediliyor. İran’ın diplomatik ekonomik ve sosyal olarak izolasyonu devam etmesi gerekiyor.

'TÜRKİYE-İSRAİL İLİŞKİLERİNİN İYİLEŞECEĞİNE İNANIYORUM'
G S: İsrail ve Türkiye ilişkileri de hala herkesin aklında kalbinde. İki ülke arasındaki ilişkileri nasıl yeniden sağlayabiliriz? Yani iki ülkedeki iktidar ne olursa olsun kurumsal bir ilişki.


D A: İki ülke doğalk müttefiktir. Geçmişte çok önemli ilişkilerimiz vardı. İnanıyorum ki gelecekte de ortak çıkarlara dayalı olarak iyi ilişkilerimiz olacaktır. Bu çerçevede insanlar arasında iletişimi, turizmin teşvikini sağlamamız son derece önemli. İsaillerin Türkiye’ye Türklerin İsrail’e gitmesini sağlamamız gerekiyor.Kültürel değişim programları ile ticaret ve yatırımların devam etmesi gerekiyor. İnanıyorum ki bu sayede siyasi ilişkiler de düzene girer.

G S: Ortadoğu’da halk ayaklanmaları ile demokratik sürecin gerçekleştiği bir dönemde İsrail ile Türkiye arasında daha sıkı bir ilişkinin ihtiyaç duyulduğu bir döneme girmiyor muyuz?

D A: Kesinlikle. Etrafımızda gördüğümüz değişikliklerle İsrail Türkiye ilişkileri istikrar için bir mihenk taşı oluşturabilir.