İsrail'in Jerusalem Post gazetesinde yayımlanan bir yorumda, "İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu'nun, Mayıs ayında 9 Türk'ün öldüğü Mavi Marmara baskınından sonra Türkiye'nin talebi doğrultusunda şimdi özür dilemesinin, Türkiye-İsrail ilişkilerindeki krizi daha da derinleştireceği" iddia edildi.

İlişkili Haberler


Demokrasileri Savunma Vakfı Başkan Yardımcısı Jonathan Schanzer imzalı yorumda, "Netanyahu'nun özür konusunda ısrarlı olması halinde, AK Parti'nin dilenecek özürden daha az avantaj sağlaması için, Haziran 2011'de Türkiye'de yapılacak genel seçimlerin geçmesini beklemesi" tavsiye edildi. İsrail'in özür dileyeceğine, hatta kurbanlara 100'er bin dolar tazminat ödeyeceğine ilişkin haberlerin hatırlatıldığı yorumda, bu fikrin eleştirilmesinin sürpriz olmadığı" ifade edildi.

"İsrail Dışişleri Bakanı Avigdor Lieberman'ın böyle bir anlaşmaya karşı olduğu, Savunma Bakanı Ehud Barak'ın ve İsrail ordusunun üst düzey komutanlarının da bundan hoşlanmadığı" kaydedilen yorumda, "Peki bunu gerçekte kim destekliyor? Üst düzey bir İsrailli diplomata göre, tersi yöndeki sözlere rağmen Netanyahu ve danışmanları... İsrail Başbakanı bu hikayeyi medyaya, Türk ve İsrail kamuoyunun buna nasıl tepki vereceğini görmek için bir 'deney balonu' olarak bıraktı" denildi.

Yorumda, şu görüş öne sürüldü:

"Karmel dağlarındaki yangın, bu yangına Türkiye'nin, pek çok kişiyi şaşırtarak, iki uçak göndermesi ve Türk halkının ifade ettiği dayanışma duyguları üzerine şimdi Netanyahu ve yakın çevresi, Türk Hükümeti'nin Hamas'ı desteklemesine karşılık Türk halkının İsrail'in yanında yer aldığına inanıyor. Belirtildiğine göre Netanyahu, bir özürle hem Türklerin kalbinin kazanılabileceğini, hem de (Başbakan) Recep Tayyip Erdoğan ile Adalet ve Kalkınma Partisi'nin İsrail karşıtı söylemlerinin bir şekilde yumuşatılabileceğini düşünüyor."

"Özür ve tazminat fikrinin Netanyahu'ya ait olmadığı, bu isteğin, Cenevre'de Türk ve İsrailli yetkililer arasında yapılan görüşmelerde Türk tarafından geldiği" belirtilen yorumda, "AK Parti Türkiye'de yönetimin başında durmaya devam ederse yakınlaşma olanaksızdır. Erdoğan'ın İran, Suriye ve Suudi Arabistan ile olan sıcak bağları giderek daha da sıcaklaşıyor. İsrail'in ise böyle bir denklemde yeri olamaz. Türkiye'nin önümüzde salladığı havuç, 2011 yazındaki seçimlere kadar ilişkilerin normale dönmesi ki, Washington da bunun iyi bir fikir olduğuna güçlü biçimde inanıyor" denildi. "Netanyahu'nun, oltaya takılmaya yakın göründüğü" kaydedilen yorumda, "Netanyahu'nun özür dilemesi halinde bunun, Türkiye-İsrail ilişkilerinde derinleşen bir krize yol açabileceği, özrün, yaklaşan seçimlerde AK Parti'nin yeni bir zafer kazanmasını garantileyebileceği" belirtildi.

"Ilımlı Türkler hatalı olarak Ankara'nın sonunda önemli bir bölgesel müttefik olan İsrail'le ilişkileri tamir ettiği düşüncesine kapılacaklardır. Buna karşılık İslamcı kesim de hatalı olarak Erdoğan'ın İsrail'i dize getirdiğini düşünecek" görüşü dile getirilen yorumda, "Bu da Türkiye'nin İslamcılık bayrağı ile baskın bir bölgesel güç haline gelebileceği sanısını güçlendirecektir" iddiası yer aldı.

"AK Parti'nin, 2002'de iktidara gelmesinden bu yana sürekli ve metodik şekilde Türkiye'yi İsrail ile on yıllardır devam eden ittifakından uzaklaştırdığı" öne sürülen yorumda, şu görüş dile getirildi: "Netanyahu'nun kumar hamlesi, en iyi tanımla zayıf bir açılım. Ama eğer özür konusunda ısrarlı olacaksa yapacağı en iyi şey, artık bir özrün AK Parti'ye fazla bir şey kazandıramayacağı Haziran 2011 seçimlerinin ertesine kadar beklemektir. Olası en iyi senaryo da bu seçimler sonunda AK Parti'nin siyasi olarak zayıflamasıdır. Ancak seçimlere kadar beklemeyecek olursa Netanyahu İslamcı partiye yardım etmiş olacak ve bunun sorumlusu da yalnızca kendisi olacaktır."