New York Times: Uğur Şahin ve Özlem Türeci çiftinin başarısı adeta göçmen karşıtı düşüncelere karşı bir meydan okuma

New York Times'ta yayımlanan bir makalede, dünyayı ölümcül salgından kurtarabilecek aşıyı bulan Türk göçmelerin çocukları  Profesör Doktor Uğur Şahin ve Doktor Özlem Türeci’nin başarısının Avrupa’da sağın yükseldiği dönemde gelmesinin tam isabet olduğu belirtilerek, Almanya’da yıllardır azınlıklara uygulanan tutum eleştirildi. BioNTech’in kurucu ortağı olan Şahin ve Türeci çiftinin başarısının adeta göçmen karşıtı düşüncelere bir meydana okuma olduğunun ifade edildiği haberde, göçmenlerin Alman toplumunu zenginleştirdiğine dikkat çekildi.

ntv.com.tr 02.12.2020 - 17:38 | Son Güncelleme : 03.12.2020 - 09:51

New York Times: Uğur Şahin ve Özlem Türeci çiftinin başarısı adeta göçmen karşıtı düşüncelere karşı bir meydan okuma

NTV.COM.TR

Alman biyoteknoloji şirketi BioNTech’in ABD’li Pfizer ile birlikte geliştirdiği yeni tip corona virüs (Covid-19) aşısının yüzde 95 etkinlik gösterdiğinin duyurulmasının ardından haber tüm dünyada büyük bir mutlulukla karşılandı.

New York Times’dan Anna Saurbey, mutluluğun sadece yaklaşık 1.5 milyon kişinin hayatını kaybetmesine yol açan salgının durdurabileceğinden ilişkin bir sevinçten kaynaklanmadığını, aşının özel bir anlamını daha bulunduğunu yazdı. Çünkü aşıyı geliştiren ve Türkiye’den Almanya’ya göç eden ailelerin çocukları olan Uğur Şahin ve Özlem Türeci çiftinin hikayesi son on yılda Alman kamu yaşamında yaygınlaşan göçmenlere karşı duyulan öfkeye adeta meydan okudu.  

"İSTİSNAİ BİR GÖÇMEN BAŞARISI"

Ancak, Saurbrey, ikiliyi istisnai bir "göçmen başarı öyküsü" olarak niteleyen medya kuruluşlarının çoğunun farkında olarak ya da olmayarak göçmen karşıtı söylemi tekrar oluşturduğunu ifade etti. Saurbrey, göçmenlerin temelde Alman toplumunun geri kalanından ayrı, özel bir azınlık olarak yerini aldığını, Almanya’nın her zaman tedirgin olduğunu ifade etti.

GÖÇMEN KARŞITLIĞININ TEMELLLERİ NASIL OLUŞTU?

Bununla birlikte gazeteci, Türk çiftin aşı icat etmesinin, Avrupa’da aşırı sağın yükseldiği en doğru zamanda geldiğini vurguladı.

Surbrey, son yıllarda göçmen karşıtlığındaki yükselişe meydan veren olaylara da değindi. Buna göre on yıl önce, eskiden üst düzey bir Sosyal Demokrat olan Thilo Sarrazin, "Almanya Kendini Kaldırır" başlıklı bir kitapta, Müslümanların çoğunlukta olduğu ülkelerden gelen göçmenler ile Almanlar arasındaki eğitim uçurumunun genetik farklılıklardan ("entelektüel eksiklikler") kaynaklandığını iddia etmişti. Sarrazin bununla yetinmedi, göçmenlik bürosunun genel eğitim standartlarını düşürerek Almanya'nın ekonomisini tehdit ettiği konusunda uyardı. Kitap ülkede en çok satanlar listesine girdi ve hala birçok orta sınıf kitaplıkta duruyor.

Öte yandan, Almanya’da göçmen karşıtı duyguyu sömüren ve yoğunlaştıran aşırı sağcı parti Almanya için Alternatif (AfD) partisi göçmenleri ulusun kaynaklarını tehlikeli bir boşaltma olarak damgalamayı bırakmadı. Örneğin 2018'de, partinin eşbaşkanı Alice Weidel, Parlamento’da yaptığı konuşmada göçmenleri “Kopftuchmädchen (Başörtülü kızlar) ve “Messermänner” (Bıçaklı adamlar) olarak niteledi. Ardından ülkedeki siyasi tartışmalar, partinin ülkedeki etkisi nedeniyle genellikle göçle bağlantılı olduğu öne sürülen sorunlara odaklanmaya devam etti: Dinsel bağnazlık, suç, yoksulluk.

"ŞAHİN VE TÜRECİ'NİN BAŞARISI, GÖÇMENLERİN ALMAN TOPLUMUNU NASIL ZENGİNLEŞTİRDİĞİNİN FARK EDİLMESİ İÇİN ÖNEMLİ BİR FIRSAT"

Saurbrey, bu çerçevede, Şahin ve Türeci çiftinin başarısının, göçmenlerin Alman toplumunu nasıl zenginleştirdiğini ve derinleştirdiğini anlamak için iyi bir fırsat olduğunu belirtti.  İstanbul'dan taşınan bir Türk doktorun kızı olan Özlem Türeci'nin Almanya'da doğduğu sırada, Türk işçinin oğlu Şahin 4 yaşındayken İskenderun’dan Almanya’nın Köln şehrine geldi.

Almanya, 1950'lerden başlayarak, savaş sonrası yaşanan sanayi patlamasını beslemek çoğunlukla İtalya ve Türkiye'den işçi aldı. "Gastarbeiter" - "misafir işçiler" olarak adlandırılanların ülkede kalmaları amaçlanmadı. Ancak çoğu yaptı ve Saurbrey’in ifadesiyle, bugün çocukları ve torunları Alman toplumunun ayrılmaz bir parçası oldu. Fakat çoğunun başarısı hala gözden kaçırılıyor. Saubrey, özellikle bir Ford fabrikası işçisinin oğlu olan Doktor Şahin’in başarısının tüm ülkeye örnek teşkil ettiğini vurguladı.  

Öte yandan Saurbrey, medyanın göçmeleri temsil etmek için genelikle 2 seçenekten birini tercih ettiğini belirtti: Çok ihtiyaç duyulan takdiri sunabilir, ancak aynı zamanda göçmen başarısını bir istisna gibi gösterebilir ya da göçmenleri "bizden biri değil" diyerek dışlayabilir. Sarbrey, Türk kökenli birkaç Alman'ı aradığında, çoğu benzer bir kararsızlık dile getirdiğini ifade etti.

ALMANYA'DA YAŞAYAN TÜRK ASILLI GAZETECİ: TAKDİR EDİLMEYİ ÖZLEMİŞTİK

Der Tagesspiegel’de köşe yazarı olan Hatice Akyün, Şahin-Türeci çiftinin başarısına ilişkin yaptığı yorumda, “Sonunda, uzun zamandır özlediğimiz bir şey vardı: takdir. Bir göçmen işçi çocuğu olarak çiftle bağlantı hissettim. Ancak biyografilerine odaklanılmasından da rahatsız oldum. Uzun süredir başarılı bir entegrasyon için poster çocuk rolünü kendim oynadım. Ancak her zaman bu mercekten görülmek yorucu ve sinir bozucu olabilir” ifadelerini kullandı.

Berlin'deki Humboldt Üniversitesi'nde Profesör olan Naika Foroutan da, "Onların kökenlerinin vurgulanmasının doğru ve önemli olduğunu, aynı zamanda da sevindirici olduğunu düşünüyorum. Ama sadece başarılı bilim insanları olduklarına odaklanıldı. Bu tür bir çerçeveleme, istisnai olma fikrini yeniden üretiyor - göçmenler toplumda yükselip büyük bir şey başardığında bu her zaman sıradışı bir durum oluyor. Bu durum sadece göçmenlerin genel olarak toplumda oynadıkları temel rolü gözden kaçırmıyor; aynı zamanda gerçeklerden de uzak" dedi.

CEM ÖZDEMİR: BİR TÜRK OLARAK HER ZAMAN DAHA İYİSİNİ YAPMALISIN

Öte yandan Saurbrey, araştırmaların göçmenlerin zaman içinde sosyal tabakalarda yukarı çıkma eğiliminde olduklarını gösterdiğini açıkladı.  Ancak göçmenler, toplumun en üst kademelerinde yeterince temsil edilmiyorlar ve  ilerleme fırsatları ise oldukça sınırlı.

Şahin ve Türeci gibi bir göçmen ailenin çocuğu olan Yeşiller Partisi üyesi Cem Özdemir konuya ilişkin yaptığı açıklamada, "Geldiğiniz yer, Almanya'da nereye gideceğinizi belirlemede hala önemli bir rol oynuyor. Bu nedenle, Alman toplumunun zorluklarını aşmak için bir teşvik olarak ilham verici örnekleri öne çıkarmak özellikle önemlidir. Kendi tecrübelerimden biliyorum. Bir Türk olarak her zaman daha iyisini yapmalısın, daha yakından izlenmelisin" ifadelerini kullanarak, Almanya'daki göçmenlere uygulanan ayrımcılığa dikkat çekti. 

"EŞİMLE ÇAY İÇEREK KUTLADIK"

Sayfa Yükleniyor...