Dünya basınında ABD Başkanı Barack Obama'nın Türkiye ziyareti ile ilgili haberler yer almaya devam ediyor.

İngiliz Independent gazetesinin Ortadoğu muhabiri Patrick Cocburn de bugün konu ile ilgili ilginç bir makale yazdı. Cockburn, Obama'nın buluştuğu gençler arasında yer alan mini etekli, modern kızlara aldanılmaması gerektiğini, Türkiye'de laikliğin aslında gerilediğini söyledi.

Cockburn, Barack Obama'nın Türkiye Büyük Millet Meclisi'ndeki "İslam dünyasıyla savaşta değiliz" sözlerine atıf yaparak "Obama, İslam dünyasıyla barış söylemini hayata geçirebilecek mi?" diye sordu:

“Obama'nın Bush'un başlattığı savaşları bitirmesi ve Amerikan karşıtlığını tersine çevirmesi kolay olmayacak. Bush'un Blair'in yaptığı gibi Obama'nın da Bağdat'a güvenlik nedenleriyle kimseye haber vermeden gitmek zorunda kalması, Irak'taki sorunun bitmediğine işaret ediyor. Obama'nın en büyük avantajı Amerikan basınının parasızlık nedeniyle Irak'a ilgisini kesmesi, Amerikalıların da Irak'taki savaşı kazandıklarına inanması.

Irak'ta şiddetin yeniden alevlenmesi, Obama'nın omuzlarına yıkılabilir. Obama Ankara'da İslam dünyasında savaşta olmadıklarını söyledi. Müslümanların çoğunlukta oldukları ülkelerin liderleri ABD'nin ton değişikliğini takdir ediyor, ama gerçekte bir şeylerin değişip değişmeyeceğini görmek istiyor.”

SADECE BİRKAÇ KASAP DOMUZ ETİ SATIYOR
Patrick Cockburn, Obama'nın dün Türk öğrencilerle yaptığı toplantıyla ilgili olarak da şunları söylüyor:

“Obama'ya iyi İngilizceleriyle soru soran türbansız, mini etekli öğrenciler, modern Türkiye'de laiklerle dinciler arasındaki dengeye dair yanıltıcı bir izlenim veriyor. Gerçek şu ki kırsal kesimde hatta İstanbul'da bile laiklik geriliyor. 20 yıl öncesiyle kıyaslanınca artık sadece birkaç kasap domuz eti satıyor."

“Yüksek vergiler ve ruhsat harçları nedeniyle alkollü içki almak zorlaşıyor. Konuştuğumuz bir uzman, 'Sosyal açıdan Türkiye artık çok daha İslami bir ülke oldu" diyor.

Obama'nın İslam dünyasında kalpleri kazanabilmesi İsrail ve Filistin, Irak, Suriye, İran ve Afganistan'daki politikalarını ne ölçüde değiştireceğine bağlı.”