Türkiye bu konser salonunu bekliyor!

"Maslak'ta bir kültür merkezi yapılacak. Çok büyük bir yapı olacak. İstanbul hatta Türkiye ondan bahsedecek..." derken temeli atılan hatta inşaatının yüzde 80'i tamamlanan yapı şimdi yıkılıyor ve yerine "Ayazağa Kültür ve Kongre Merkezi" yapılıyor. Birçok tartışmayı da beraberinde getiren bu yapı, çok amaçlı salonuyla da gündemde... Çünkü salon, Türkiye'nin hiç de alışık olmadığı bir modelde, yerin tam 14 metre altında!

Haberler 24.12.2009 - 12:11

Türkiye bu konser salonunu bekliyor!

1990 yılında İstanbul Kültür Sanat Vakfı'na (İKSV) Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından tahsis edilen Maslak'taki bu arazi üzerinde, 1995 yılında bir "kültür ve kongre merkezi" yapılması amacı ile bir inşaat başladı. Fakat projedeki büyük konser salonunun arsa üzerinde yer alan tarihi ve tescilli köşklerden birisi olan Süvari Köşkü'nün saçak kotunu geçmesi ve onaylanan projeye gore inşaatın mevcutta büyük yapılması nedeniyle; inşaat Anıtlar Kurulu ve Belediye tarafından durduruldu.

Uzun yıllar tek bir çivi bile çakılmadı ve takvim 2006 yılını gösterdiğinde inşaat alanının tahsisi İKSV'den Kültür ve Turizm Bakanlığı'na geçti. Kültür ve Turizm Bakanı Ertuğrul Günay, projenin tamamlanmasını için bazı yatırımcılara gidildiğini ancak kimsenin bu topa girmek istemediğini söyledi. Daha sonra Multi Turkmall ile el sıkışıldı.

Turkmall 2008 yılında söz konusu projeyi tamamlamak üzere arsayı devraldı; Kültür ve Turizm Bakanlığı, Anıtlar Kurulu ve belediyenin de görüşleri doğrultusunda yeni bir proje için kolları sıvadı.

Günay, yıkımın neden gerçekleşeceğini ve işleyen süreci şöyle anlatıyor:

"2008'in Haziran ayında ön izin aşamasına geldik. Önceki uygulama projeye aykırı olduğu ve kurul tarafından da durdurulduğu için yeni bir proje yapma ihtiyacı ortaya çıktı. Eski proje, çevresindeki köşkleri neredeyse görünmez hale getirmişti. Beton yığını haline gelmişti. Şimdi doğayı daha koruyan, tarihi dokuyu daha çok ortaya çıkaran yeni bir proje yapıldı ve yeni proje kurullardan geçti."

Şimdi yaklaşık 60 milyon TL harcanan eski inşaat yıkılacak, yerine Türkiye'nin hiç de alışık olmadığı konseptte bir kültür merkezi yapılacak.

Projede tarihsel dokunun ortaya çıkarılacağı, hem köşkler hem de yeşil alanın daha fazla görüleceği düşüncesi mevcut. Günay, 65 bin metrekarelik bu alanın her gün açık olması ve hizmet vermesini istediklerini söylüyor:

"3 bin kişinin oturabileceği, 5 bine yakın kişinin de ayakta farklı konseptlerde kültürel etkinlikler izleyebileceği büyük bir etkinlik salonu olacak. Ayrıca, bin 200 kişilik bir senfoni salonu, 500 kişilik bir oditoryum da bu projede yer alacak. Buranın bir yaşayan kültür merkezi olmasını arzu ettiğimiz için kitaplık, kafeler, sinema salonları da bu merkezde bulunacak. Çünkü haftada bir gün konser olacağı zaman kapının açılacağı, öteki günler kapanacak bir yer istemiyoruz. 65 bin metre karelik bir alanda bir çalışma yapacaksak her gün, her saat kullanılabilsin."

KONSER SALONU YERİN 14 METRE ALTINDA
Projenin en dikkat çeken noktası ise konser salonunun yerin 14 metre altına yapılacak olması. Söz konusu salon, toprak altına yerleştirilerek, arsa üzerinde yer alan tescilli ve tarihi köşklerle birlikte doğal şev (kot farkı bulunan yüzeyleri birleştirmek için düzeltilmiş meyilli kısım) ortaya çıkarıldı. Projede yer alan çok amaçlı salon, konser salonu ve oda müziği konser salonu ile her türlü müzik konseri verilmesine olanak sağlayan bir yapı oluşturuldu.

Mimar Ertun Hızıroğlu’nun geliştirdiği, 2 bin 650 kişinin oturarak, bin 566 kişinin ise ayakta katılabileceği 4 bin 200 kişi kapasiteli bu proje "black box" yani "kara kutu" diye tabir ediliyor. Yerin altındaki sahnesi sabit değil, istenilen her yerde kurulabilecek şekilde tasarlandı.

Burası sade bir kültür merkezinden öte daha canlı bir konseptle hizmet verecek. Proje kapsamında sergi salonları, dans stüdyoları, yoga, sanat atölyeleri, eğitim alanları ile restoranlar yer alacak.

ÜÇ TARİHİ YAPI İLE ÇEVRİLİ
Şişli sınırları içerisinde Maslak’tan Ayazağa’ya giden yol üzerinde, 3. Kolordu Komutanlığı arazisi yanında yer alan kültür merkezi, ulaşım ve konum bakımından da oldukça hareketli bir bölgede bulunuyor. İstanbul Teknik Üniversitesi Ayazağa Yerleşkesi, Giz 2000 Plaza, Sun Plaza, Maslak Park Plaza, Doğuş Plaza gibi iş merkezleri; Atatürk Sanayi Sitesi ve İstinyepark'a yakın... Çevresinde ise tarihî Ayazağa Kasrı, Çinili Köşk ve Süvari Alayı bulunuyor.

Arsa üzerinde yer alan kaba inşaatın yıkımı Ocak ayı itibariyle başlayacak ve yeni kültür merkezi 2011 yılının sonlarında bitmiş olacak. Projenin tahmini bütçesi ise 35-40 milyon dolar civarında. Ayrıca merkez, yılın 52 günü bakanlık etkinliklerinde kullanılacak.

KÜLTÜR MERKEZİNDE NELER OLACAK?
4200 seyirci kapasiteli çok amaçlı salon
1200 koltuklu konser salonu
450 koltuklu oda müziği salonu
600 kişilik toplantı salonu
400 kişilik sinema
550 kişilik seyir terasları
900 araç kapasiteli otopark

İşte Ayazağa Kültür ve Kongre Merkezi... İşte Ayazağa Kültür ve Kongre Merkezi...

ULUÇ: "KÜLTÜR BAKANI'NI KANDIRDILAR!"
Geçtiğimiz günlerde Hıncal Uluç'ta bu projeyi kaleme aldı. "Kültür Bakanı'nı kandırdılar" diyen Uluç, yazsına şöyle devam etti:

"Yabancı kökenli bir alışveriş şirketi, Kültür Bakanı Ertuğrul Günay`ı kandırdı ve Ayazağa Kültür Merkezi'ni bir rantiyeye çevirmek için gereken izni kopardı. Bakanlık bir özel firma ile anlaşmıştı. Bir alışveriş merkezi firması Ayazağa'yı tamamlayacaktı. Ama şimdi öğreniyoruz ki, 'Tamamlama' diye bir şey yok.. Nerdeyse bitmiş ana bina ve dünya çapındaki bir mimari ve akustik harikası senfonik konser salonu temelinden dinamitlenecek ve yerine, insanların ayakta konser izleyecekleri bir hangar yapılacak..."

Uluç, Günay'ın bu ihaneti farkında olmadığını söylüyor ve eski projenin uygulama mimarı Doğan Tekeli'nin süreç hakkındaki açıklamasını şöyle anlatıyor:

"Kültür Bakanlığı`nın açıklama yazısında; 2000 yılında yapının durdurulmasının 'Protokola ve plan kararlarına aykırı uygulamalar' nedeniyle olduğu söyleniyor. Gerçekte; ilk protokolda sadece konser salonu yapılması öngürülüyorken, yapı, Sayın Özal ve Demirel'in teşvikleri ve bilgileri sonucu, kongre merkezi olarak genişletilmiş ve yeni projeler hem hükümetler, hem Anıtlar Kurulu`nca onaylanmıştır.

Ancak Sayın Şakir Eczacıbaşı'nın bir açılış konuşmasında Bülent Ecevit`e sitemi üzerine zamanın Kültür Bakanı İstemihan Talay müfettişler göndermiş, Şişli Belediyesi de haksız olarak yapıyı mühürlemiştir.

Yapı için daha önce Özal ve Mesut Yılmaz hükümetleri tarafından yapılan yardım da durdurulmuştur. Bunun üzerine yapıyı tamamlayacak kaynağı olmayan vakıf, hükümetle çatışmak yerine; kendisine tahsis edilen arsayı ve yapıyı Kültür Bakanlığı'na devretmeyi kabul etmiştir.

Ancak bu devir muamelesi, geçirilen uzun teftişler, Kültür Bakanlığı`nın vakfı ibra ederek yapıyı devralmakta gecikmesi nedeniyle üç yıl sürmüş. Vakıf teftişlerden açık alınla çıkmıştır. Mühür kaldırılmıştır.

Bu yapının tamamlanması için yılda 5-10 milyon lira ödenek vermeyen hükümetler, Sütlüce Kültür Merkezi'ne 200 milyon, yeni Kültür merkezine 200 milyon, yeni kongre merkezine 300 milyon lira ödeyebilmiş, ama Ayazağa'daki yapıyı çürümeye terk etmiştir.

Bu yapı 60-70 milyon dolara en yüksek çağdaş standartlarda İstanbul'a ve Türkiye'ye onur verecek bir kültür ve kongre merkezi olabilecekti.

Sayın Uluç, bu arada yapının projesinin benim değil, açtığımız uluslararası yarışmayı kazanan İngiliz OVE ARUP firmasının olduğunu hatırlatmalıyım. Benim katkım ise vakıf adına, yapı programını yapmak, yarışmayı açmak, seçici kurulun başkanı olarak çalışmaları yönlendirmek daha sonra da uygulama projelerinde ve yapı aşamasında vakıf yetkilisi olarak görev almak olmuştur.

Şu anda Türkmall'ın hazırladığı ve onayladığı belirtilen projeyi görmediğim gibi; mevcut yapının yıkılıp yıkılmayacağını da bilemiyorum. Açıklamada bu konuda da bilgi yok.

Türkmall kaç metrekare yapı inşa edecektir. Açık değildir. Çok amaçlı salonlar ve sanata tahsis edilecek alanlar büyüklükleri açıkça belirtilmedikçe, istenen her boyutta yapılabilir.

Adı söylenen salonların kapasiteleri, mevcut yapıdaki kapasiteleri ne oranda karşılıyor, açık değildir. Bence maalesef; Kültür Bakanlığı ikna edici bir açıklama yapamamıştır."

Hıncal Uluç, diğer yazısında ise Ayazağa'nın gidişatının hâlâ karanlık olduğunu belirtiyor.

Kültür Bakanı Günay onayı mimar Tekeli'nin verdiğini; Tekeli ise onayının olmadığını ifade ediyor. Bu noktada kim haklı bilinmez ama yazıda geçen Tekeli'nin  "Bu alışverişçiler bana bir kez geldiler, sonra kayboldular.. Bizim yaptığımız her şeyi yıkıyorlar. Ne yapıyorlar bilmiyorum" sözleri dikkati çekiyor.

Uluç, söz konusu karmaşıklığı şöyle aktarıyor:

"Bakana demişler ki.. 'Bu inşaatta projeye aykırı işler yapıldı. O yüzden durduruldu.. Bu sebeple yıkmak zorundayız.'

Doğan Hoca diyor ki.. 'Külliyen yalan. Durdurma işini yapan zamanın Kültür Bakanı İstemihan Talay. Emri veren de Şakir Bey`e kızan Başbakan Bülent Ecevit...'

Açılan bir uluslararası yarışma sonunda dünya çapında bir mimari şirketinin hazırladığı proje ve gene dünya çapında üç akustik uzmanının planladığı konser salonu, milyonlarca dolar harcanmışken ve bitimi için çok az işi kalmışken yıkılıyor..

Efendim 'Köhneleşmiş bu tür konser salonları..' Alış veriş şirketi sahiplerinin bakana söyledikleri bu..

Tabii.. Milletin ayakta ve belediye otobüsünde gibi birbiri üstünde rock konseri izleyeceği bir alan çok daha sık dolar ve çok daha fazla para kazanır.. Senfoni salonu ne ola ki.. Yık gitsin.."

AKP İKTİDARI İLE BİRLİKTE KÜLTÜR-SANATA İLGİ AZALDI!
"Sanata en çok yatırım yapan ülke Kanada. ‘Statistics Canada’ya göre; geçen yıl sahne sanatlarını izlemek için toplam 980 milyon dolar harcamış. Calgary ve Banff şehirlerinin bulunduğu Alberta eyaleti ise, sanat etkinlikleri ve ürünlerine yönelik yapılan kişi başı 800 dolar harcamayla ülke lideri..."

Bu sözler Serhan Bali'ye ait...

Bali, İstanbul Kültür ve Sanat Vakfı’nın düzenlediği Uluslararası İstanbul Müzik Festivali’nin danışma kurulunun sürekli üyesi aynı zamanda köşe yazarı... Kendisinin engin müzik bilgisi ve eleştirileri Türkiye'ye yeni bir boyut kazandıracağa benziyor.

Ayazağa Kültür Sanat Merkezi hakkında da görüşüne başvurduğumuz Bali, yıkılacak olan senfoni salonunun çok daha görkemli olacağını ama şimdiki projenin de gayet olumlu çizgilerde içerisinde bulunduğunu; Bakan Günay'ın da oldukça özverili çalıştığının altını çiziyor.

KANGREN OLARAK KALMASINDANSA BU ŞEKİLDE SONUÇLANMASI OLUMLU
"Ayazağa’da yıllar süren çözümsüzlük ortamında yeni proje bence kabul edilebilir bir kültür sanat seçeneği önümüze sunuyor. Yıkılacak olan büyük senfoni salonu çok daha görkemli olacaktı belki ama izin verilenden daha büyük yapıldığı ve tarihi dokuyu bozduğu gerekçesiyle yapımı durdurulmuştu. Kültür Bakanı’nın burada özverili çalışmasını not etmek lazım. Bu kriz ortamında bu devasa kültür sanat yatırımını üstlenecek kimseyi bulamayınca o da çareyi anlaşılan kaliteli alışveriş mekanları inşa eden bir firmaya kompleksi bir kültür-sanat-alışveriş projesi olarak yeniden kurgulatmakta bulmuş. Kangren olarak kalmasındansa bu şekilde bitirilmesini yine de olumlu karşılıyorum."


Bali, kültür merkezinin üstün bir akustik projelendirmeyle inşa edildiği takdirde, konser salonunun yerin 14 metre altında yapılacak olmasının herhangi kötü bir sonuç doğurmayacağı düşüncesinde...

"Sonuçta konser salonları zaten her tarafı kapalı kutu gibi mekanlardır. Salona girmek için merdiven inmişsiniz veya çıkmışsınız fazla önemi yok. Eski projede toplam kapasite 2 bin 500’dü şimdi bin 200 kişiye indirilmiş. Yüklenicinin kar da etmeyi planladığı bir projede zaten bundan büyük bir senfoni salonu inşa edilmesini bekleyemeyiz. Ben bir sorunun çözülmesi anlamında gelinen bu noktayı olumlu buldum."

Türkiye'de son on yıldır özellikle AKP iktidarı ile birlikte kültür ve sanat devletin ilgisinden çıktığını, özel sektör ve vakıflar sayesinde bütçe ayrıldığını söylüyor.

'DEVLETİN 2010'DA İSTANBUL'U SALONSUZ BIRAKMASI EN BÜYÜK KUSUR'
"Devletin boşalttığı bu alan bugün kısmen sosyal demokrat belediyeler ama ağırlıklı olarak kültür sanat yatırımlarıyla öne çıkan özel sermaye ve yine onların inisiyatifiyle kurulan vakıflar tarafından doldurulmaya çalışılıyor. Devletin sanat müziği icrası alanında son yedi yıl içinde yaptığı en önemli iki hamle, Samsun Operası’nı en sonunda açmak ve Cumhurbaşkanlığı SO başta olmak üzere önde gelen devlet senfoni orkestraları ve devlet operalarına kadro vermek oldu. Böylece hem bu kurumlar gençleşti hem de yeni mezun genç müzisyenler iş güç sahibi oldu. Ama AKM’nin üzerine düşmemesi ve 2010’da İstanbul’u salonsuz bırakması en büyük kusurudur." 


'KONSER SALONLARI, TIPKI HAVAALANLARI GİBİ ÇOK PRESTİJLİ'
Dünyada konser salonu izleyicisi belki azalıyor, yaşlanıyor ama konser ve opera salonları hala pek çok gelişmiş ve gelişmekte olan ülkenin en önemli prestij göstergelerinden biri olmayı sürdürüyor. Bir şehir nasıl gurur duyacağı bir havaalanına sahip olmak istiyorsa dünyada adından söz ettirecek o şehrin simge yapılarından birine dönüşecek konser-opera salonu yaptırmayı da o denli önemsiyor.

Bali, Dubai, Abu Dabi, Doha gibi Arap şehirlerinin de bu trene dahil olduğunu söylüyor. "Konser ve opera salonları gelişmiş bir şehrin dediğim gibi tıpkı havaalanı gibi prestij binalarıdır." diyen Bali, şehrin çağdaş ve modern olduğunu göstermek isteyen yöneticilerin, en kısa zamanda bir fon oluşturup şehre böyle bir yapı kazandırmak istediklerini vurguluyor.

Sayfa Yükleniyor...