Ufak Tefek Cinayetler'in erkek başrolleri konuştu

'Ufak Tefek Cinayetler' dizisinin erkek başrol oyuncuları Ferit Aktuğ, Mert Fırat, Selim Bayraktar ve Yıldıray Şahinler konuştu. Bayraktar karakteri Edip hakkında, "Aşk ve sevgi temelli bir intikam olmalı” dedi.

  • 1

    Star TV’de yayınlanan 'Ufak Tefek Cinayetler'in erkek başrolleri Ferit Aktuğ (Taylan), Mert Fırat (Serhan), Selim Bayraktar (Edip) ve Yıldıray Şahinler (Mehmet) karakterlerini ve bilinmeyenlerini Milliyet'e anlattı.

    FERİT AKTUĞ

    Patavatsızlıklarını izlemeyi seviyoruz Taylan’ın. Siz nasıl değerlendiriyorsunuz?

    - Taylan sosyal çevresinde politik bir karakter değil. Ağzına geldiği gibi konuşan, kasmayan, rahat bir tip. Eğlenceli bir adam olma peşinde ama eşinin yanındayken tam tersi; her hareketini kontrol eden, eşinin dominantlığına sığınmış, zaman zaman bundan sıkılan ama keyfine de bakan bir adam. Çok severek oynuyorum açıkçası.
  • 2

    Oynarken onu bugüne getiren nasıl bir geçmiş kuruyorsunuz zihninizde?

    - Herkes beni sevsin, benden hoşlansın kafasında bir adam. Hâlâ Oya’nın ondan hoşlandığından neredeyse emin. Pelin’den ayrılsa nefis bir hayat yaşayacağını düşünüyor ama ayrılmaya cesareti yok, çünkü bir düzen oturtmuş ve bozulsun istemiyor. Yani çelişkilerle dolu, kafasında gelgiti bol bir karakter. Yıllar önce Oya tarafından aldatıldığını düşündüğü için ayrılamıyor olabilir. Pelin onu aldatmaz, çünkü çok seviyor. ‘96’daki aldatılma olayı Taylan’ı çok etkilemiş. Onun için en önemli şey erkeklik gururu, bunu eski sevgilisinin Serhan’la yakınlaşma ihtimali karşısında bile gördük. Ayıp Taylan ayıp....
  • 3

    - Lokmasına bile karışıyor eşi. Neden rahatsız olmuyor Taylan? “Düzenim bozulmasın, nasılsa beni bırakamaz” güveni mi bunun arkasındaki?
    Düzenini bozacak cesareti yok. Eşini seviyor, Pelin’in onu kıskanması, sahiplenmesi erkeklik gururunu okşuyor. Bu, Taylan tipi erkekler için yeterli bir mutluluk seviyesi. Sevildiğinden emin, çoçuğu, eşi ve işiyle kendini dört dörtlük görüyor. Evlilik kavramından sıkılmış, bu da onu sosyal ortamlarda daha eğlenceli olmaya, mutluluğu dışarıda aramaya itmiş. Evde bir tek oğluyla oynarken mutlu ama bunun pek farkında değil. Bu arada kendi söylevleri de hep lafta, icraatta bir şeyini göremiyoruz.
  • 4

    YILDIRAY ŞAHİNLER

    YILDIRAY ŞAHİNLER
    Mehmet eşini genç bir kadınla aldatıyor. Ama boşanma sonrasında pişmanlıklar yaşadığını görüyoruz.

    - Mehmet bir seçim yapmıyor aslında, sadece bir heyecana kapılıp sürükleniyor. Ruh eşini bulduğu falan yok. Bu sürüklenme hali o konuda ilkelerini oturtmamış olduğundan. Hayatını bir düzene koymanın yeterli olduğunu sanmış. Bence eşiyle ilişkisini oturup eni konu konuşmuşluğu bile yok. O yüzden ezberini bozan en küçük bir cazibe onu kolayca sürükleyebilmiş. Bir erkek olarak kadınında aradığının ne olduğunu kendine sormamış, eşiyle de paylaşmamışken bir heyecana yakalanıyor ve sürükleniyor.
  • 5

    Erkekler için bir ders niteliği taşıyor mu sizce Mehmet’in yaşadıkları? Bu tip yorumlar aldınız mı?


    - Ben sadakat gibi, hayat yoldaşlığı gibi kavramlara inanırım ve bunlara bağlıyım. Bu konuda bana benzeyen ve benzemeyen çok erkek tanıdım. Bence esas sorun toplumda “ilke (prensip)” denen şeyin ne kadar önemli ve anlamlı bulunduğu. Eğer insan trafikte ilkesizse, aile yaşamında da ilkesiz olması şaşırtıcı değil.

    Sizce Mehmet nasıl kurtulur?

    - Bence Mehmet’in yaptığı büyük hata, her trajedi kahramanı gibi onu da değiştirdi. Bu büyük değişimin bedelleri de çok büyük ama yine de Mehmet’i olgunlaştırdığını, dünyayı daha derin bir yerden algılamaya başlamasına neden olduğunu söyleyebilirim. Dolayısıyla bir oyuncu olarak hayatı yolunda giden mutlu aile babasını oynamaktan da aptal aşığı oynamaktan da daha cazip hale geldi. O yüzden kurtulmasın, çatışsın, bocalasın dursun bence...

  • 6

    MERT FIRAT

    MERT FIRAT
    Aslında Mehmet’ten çok farklı değil durumu. Serhan’a neden daha toleranslı seyirci?

    - Serhan, Mehmet’e göre daha şeffaf bir karakter. Merve’ye mutsuzluğunu belli ediyor, herhangi bir şey saklamıyor. Bir baba ve eş olarak, onlarla geçirebileceği zamandan çalıp bu anları Oya’yla geçirmiyor. Oya, aslında Serhan’ın biraz da “keşke”si. Değerli bir yerde duruyor ama sınırını çok iyi biliyor. Mehmet adeta ikinci bir hayat kuruyor ve bunu bir, bir buçuk yıl sürdürüyor. Bunların ışığında yine de Serhan’ı da savunmuyorum, ama dediğiniz gibi izleyici ona bir tık daha toleranslı.

    Sevgiden yoksun büyümüş Serhan. Sevgisizlik sizce nelere sebep oluyor günümüzde?

    - Aslında her gün isyan ettiğimiz tüm olayların kaynağı sevgisizlik. Kadın cinayetleri, trafikte cinnet anı, iletişimsizlikten kaynaklanan kavgalar ve diğer tüm şiddet olayları sevgisizlik yüzünden gerçekleşiyor. Yalnız sevgisizliği, yeri geldiğinde bağlılık olarak algılıyoruz. Bu da insanı uç noktalara götürebiliyor. İnsanlar sevgi zannettikleri alışkanlıkları koyuyorlar sevgisizliklerin yerine. Bazıları işlerini, bazıları da aşkını koyuyor. Ben de işkoliğim ama bir kaçış değil bu benim için. Planlı bir tercih. Bence öncelikli şey, mutlu ve sevgi dolu insanlar yetiştirmek.
  • 7

    SELİM BAYRAKTAR

    SELİM BAYRAKTAR
     Edip bu kadınlar dolayısıyla işinden, düzeninden olmuş. Oya’ya uzak durmasını söylese de o da kopamıyor, daha da içlerine karışıyor üstelik. Edip’i düşündüğünüzde siz nasıl görüyorsunuz bu çıkmazı?

    - İktidardan pay almak değil elbet Edip’in derdi. Onun tek çıkmazı Oya. Her zorluğa ve sıkıntıya ya da bir çatışmaya ancak Oya için girebileceğini biliyor. Edip; Oya’ya verdiği emeğin, ona duyduğu karşılıksız aşkın çaresiz savaşçısı. Belki de aşkın kandırmacalarının aşkın kendisiyle pek ilgisi yoktur. Belki de bu, insanın kendi iç mücadelelerinden kurtulmak için bir başkasının sevgisini zorlama girişimidir...
  • 8

    İntikam almak hafifletir mi sizce bu durumdaki insanı? Nasıl mutlu olur Edip’in yerindeki biri?

    - Kendi içine giden yoldan saptıkça artacaktır bu intikam alma hırsı. Ancak dışarıdaki “gerçek” dünyanın ikiyüzlülüğüne katlanamadığı için kendi iç dünyasında kalmaya çalışacaktır. Fakat çoğunlukla kurbanlardan nefret ederiz. İçimizde büyük bir huzursuzluk yaratırlar, kendi içimizdeki kurbandan nefret ettigimiz için duygudaşlık göstermekten utanç duyarız. Nefret, bir zamanlar boyun eğerek kendimizi kurban durumuna sokmuş olmaktan duyduğumuz utancın sonucudur. Bu sebepten dolayı Edip intikam almak isteyecektir. Ancak aşk ve sevgi temelli bir intikam olmalı...

    Benzer yollardan geçmiş, aynı acıları yaşamış olmak ne derece etkili insanları konumlandırdığımız yerlerde sizce?

    - Ya da birini en iyi anlayan kişi, o kişi için doğru insan mıdır, Oya ve Edip üzerinden düşünürsek?
    Empati, insanlar arası ilişkilerdeki ilk ve temel yolumuzdur. Ama birini anlamak karşı taraf için doğru insan olma yeterliliğini sağlamaz bence. Edip ve Oya’nın yan yana olmaları bir emek ve bir iftiraya maruz kalmış iki kurban olmanın duygu ve kader özdeşliği. Belki bu Edip için böyle değil. Şimdilerde Edip’in her ne kadar aşık olduğunu düşünsek de, aslında o Oya’ya verdiği emeğin, bağlılığının ya da bağımlılığının esiri.