5. Reform Eylem Grubu Toplantısı sonrası açıklama

Bakanlar Mevlüt Çavuşoğlu, Abdulhamit Gül, Berat Albayrak ve Süleyman Soylu, 5. Reform Eylem Grubu Toplantısı'nın ardından açıklamalarda bulundu. Toplantının ardından yayımlanan ortak bildiride, "Gümrük Birliği'nin güncellenmesi müzakerelerinin bir an evvel başlaması hem Avrupa Birliği (AB) hem de Türkiye'nin yararına olacaktır" değerlendirmesi yapıldı.

Anadolu Ajansı 11.12.2018 - 13:15 | Son Güncelleme : 11.12.2018 - 17:49

5. Reform Eylem Grubu Toplantısı sonrası açıklama

5. Reform Eylem Grubu (REG) Toplantısı, Adalet Bakanı Abdulhamit Gül'ün ev sahipliğinde, Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak ile İçişleri Bakanı Süleyman Soylu'nun katılımıyla Ankara'da yapıldı.

Toplantı sonrası 4 bakan düzenlenen basın toplantısında açıklamalarda bulundu.

BERAT ALBAYRAK

Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak burada yaptığı konuşmada, Türkiye'nin en büyük ticari partneri AB ile işbirliğini, bundan sonraki süreçte daha da güçlendirerek ileri aşamaya taşımaya gayret ettiklerine işaret etti. Albayrak, söz konusu işbirliğinin güçlü olmasının, dünya ekonomisi açısından da olumlu bir süreci ortaya koyacağını aktardı.

Dün açıklanan büyüme rakamlarına da değinen Albayrak, "Yaşanan tarihi kur saldırısı, küresel piyasalardaki sert düşüşler ve sıkıntılı iklime, bir önceki yılın 3. çeyreğindeki çok büyük ve yüksek büyüme rakamına, AB ülkelerindeki yavaş büyüme rakamlarına rağmen Türkiye pozitif büyümeyle 3. çeyrekte de çok önemli performans sergiledi" değerlendirmesinde bulundu.

Albayrak, Euro Bölgesi'ndeki gelişmelere de dikkati çekerek, Türkiye ve AB'nin ekonomik işbirliğine her zamankinden daha fazla ihtiyacı olduğunu vurguladı. Türkiye'nin bu çerçevede pozitif ve yapıcı adımlarını kararlı şekilde atmaya devam edeceğini aktaran Albayrak, şunları kaydetti:

"Türkiye ile AB arasında ekonomi alanında bugüne kadar iki defa gerçekleştirilen Yüksek Düzeyli Ekonomik Diyalog Toplantısı'nın birincisi 2016'da ülkemizde, ikincisi 2017'de Brüksel'de gerçekleştirilmişti. Bu toplantıların üçüncüsünü şubat ayında gerçekleştirme noktasında mutabık kaldık. Her ne kadar mayıs ayında Avrupa Parlamentosu seçimleri olsa da öncesinde bu kararlılığı sergilemede mutabık kaldık. Sadece bakanlar değil, iş çevrelerinin de bir araya getirilmesiyle atılacak adımlarda önemli fikir teatileri gerçekleştirilecek."

En önemli konulardan birinin de Gümrük Birliği'nin güncellenmesi olduğunu anımsatan Albayrak, bu konuda, yoğun diplomasi yürütmeye devam ettiklerini anlattı. Albayrak, dünyada artan ekonomik korumacılık adımlarını da anımsatarak, "Türkiye, sadece Gümrük Birliği'nin güncellenmesi özelinde değil, bu ekonomik işbirliğinin gelişmesi noktasında da yeni küresel sisteme önemli mesaj verecek. Bu güncellenme süreci, ekonomik manadaki gelişimde kaldıraç görevi görecek" dedi.

"ÇOK DAHA İYİ PERFORMANS SERGİLEYECEĞİZ"

Albayrak, bugün açıklanan ödemeler dengesi istatistiklerine de işaret ederek, şu değerlendirmelerde bulundu:

"Ekim ayında geçtiğimiz iki aydan daha güçlü rakamlarla, 2,77 milyar dolarlık cari fazlayla tüm zamanların rekorunu kırdık. Bu durum, dengelenme sürecinin ne kadar güçlü ve sağlam ilerlediğinin altını çiziyor. Bugün dünden, yarın da bugünden iyi olacak. Bu süreç, Türkiye'yi her geçen gün daha da iyi ve olumlu ayrıştırmaya devam edecek. Kasım ve aralık öncü rakamları, bu dengelenme sürecinin, kasım ve aralık aylarında da çok daha güçlü neticelere gebe olduğunu, dengelenme sürecinin daha iyi noktaya gittiğine işaret ediyor. Yeni Ekonomi Programı'nda (YEP) cari açıkta koyduğumuz hedeften çok daha iyi performans sergileyeceğimiz kuvvetle muhtemel. Yıl sonunda 30 milyar doların altında rakamla çok daha pozitif netice ortaya koyacağımızın sinyallerini almaya başladık. Firmalar ve bankalar, dış borç yenilemede her geçen gün daha başarılı neticeler alıyor, Hazine tarafındaki başarılı ihraçlar, net döviz rezervinde artışın güçlü seyrettiğini ortaya koyuyor. Cari denge gelişmeleri olumlu sonuçları ortaya koyuyor. Tüm bu noktada, çok daha güzel gelişmelere gebe bir sürecin ortaya çıkacağını görebiliriz."

Meclis Genel Kurulu'nda başlayan bütçe maratonuna da işaret eden Albayrak, 2019 yılı bütçesinin, tasarruf, verimlilik ve dengeli büyümeyle değişim ve dönüşüm ruhunun ilk adımı olacağını bildirdi. Albayrak, "İnşallah aralık ayında da gösterilecek olumlu performansla, 2018 yılı sonu itibarıyla ortaya koyduğumuz enflasyon, cari denge ve büyümede, konulan YEP hedeflerinden çok daha pozitif neticeler ortaya koyacağız. Gerek para politikası gerek mali disiplinde 2018'i böyle kaparken, 2019'da aynı kararlı ve güçlü duruşla, daha pozitif adımların atılacağı bir yıla gireceğiz" ifadelerini kullandı.

Albayrak, 6. Reform Eylem Grubu Toplantısı'na Hazine ve Maliye Bakanlığı'nın ev sahipliği yapacağını da söyledi.

"TÜRKİYE'Yİ, DAHA İLERİ TAŞIMAK İÇİN ÇALIŞMAYA DEVAM EDECEĞİZ"

AB ile gerçekleştirilecek Yüksek Düzeyli Ekonomik Diyalog Toplantısı'nın 28 Şubat'ta yapılacağını belirten Albayrak, şunları kaydetti:

"Geçen yıl aralık ayı itibarıyla Türkiye-AB ilişkilerindeki iklim ile bugünkü iklim aynı noktada değil, ilişkiler değişebiliyor. Dünyada yeni ticaret düzenine dayalı ticari işbirlikleri konusunda çok daha farklı bir döneme giriyoruz. Türkiye, genç nüfusu ve yetişmiş insan gücü özelinde, AB için daha geniş fırsat yelpazesi ortaya konuyor. Gümrük Birliği, geçtiğimiz yıla göre Türkiye-AB ilişkileri açısından çok daha ümit vadeden müzakere sürecini ortaya koyuyor. Bu noktadaki taleplerimizi karşılıklı kazan kazan çerçevesi içinde 28 Şubat'taki toplantıda çok daha güçlü dile getireceğiz. Türkiye, çeyrek asırdır AB ilişkilerine çok büyük katkı yaptı. Bunun altını daha güçlü çizmeye devam edeceğiz. Mayıs ayındaki parlamento seçimlerinin oluşturduğu ekonomik ve siyasi iklim, önümüzdeki sürecin handikapları olarak yer alıyor. Biz tam saha markaja, prese devam edeceğiz. Sonuna kadar Türkiye'yi, ekonomisini, toplumumuzun refah düzeyini daha ileri taşımak için çalışmaya devam edeceğiz."

MEVLÜT ÇAVUŞOĞLU

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın liderliğinde Türkiye'nin reform sürecine bağlılığını gösterdiğini aktaran Dışişleri Bakanı Çavuşoğlu ise, bu toplantıda bir önceki REG Toplantısı'nda alınan kararların uygulanması noktasında görüş alışverişinde bulunduklarını söyledi.

Çavuşoğlu, reformların yanı sıra Avrupa Birliği (AB) ile yürütülen süreçlerle ilgili değerlendirmelerde bulunduklarına işaret ederek, AB'den beklentilerini masaya yatırdıklarını dile getirdi.

Bu kapsamda vize serbestisi, terörle mücadele, Gümrük Birliği'nin güncellenmesi gibi AB ile atılabilecek adımları ele aldıkları bilgisini paylaşan Çavuşoğlu, Avrupa Konseyi Parlamenter Meclisi'nde denetimden tekrar çıkmak için atmaları gereken adımları da değerlendirdiklerini belirtti.

Çavuşoğlu, 11 sene Avrupa Konseyi Parlamenter Meclisi'nde görev yaptığını, 2 sene başkanlık yaptığını hatırlatarak, şöyle konuştu:

"Biz bunu hak etmiyoruz. Oradaki tabloyu da görüyoruz. Maalesef ideolojilere kurban edilmiş bir meclis var. Avrupa'nın ortak değerlerini aşındırmaya başlayan bir kurum olmaya başladı. 2014'te denetimden çıktık. Reformlarla çıktık. Önümüzdeki süreçte de yine denetimden çıkacağımıza inanıyorum."

Adalet Bakanlığı'nın yargı reformu sürecini kapsayıcı bir şekilde sürdüğüne değinen Çavuşoğlu, bu strateji belirlendikten sonra AB kurumları ve Avrupa Konseyi ile gelişmeleri paylaşacakları bilgini verdi.

Çavuşoğlu, vize serbestisiyle ilgili şunları söyledi:

"Bizim vatandaşlarımız Avrupa'ya vizesiz seyahat etmeyi hak ediyor. Bu haksız uygulamanın kaldırılmasıyla ilgili çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Daha önce yedi kriterin altı kritere düştüğünü söylemiştik. Yeni pasaportların AB tarafından da tanınması sonucu altıya düştü. AB resmen de bunu bize bildirdi. Türkiye için kişisel verilen korunması, Türkiye Büyük Millet Meclisi etik kanunu gibi konularda ortak çalışma gruplarımız ikişer kere toplandı. Bu kararlı çalışmalarımızı sürdürerek, vize serbestisini elde edeceğiz."

18 Mart Göç Mutabakatı ile ilgili Türkiye'nin üzerine düşeni yapmasına rağmen AB'den istediği karşılığı bulamadığına vurgu yapan Çavuşoğlu, özellikle katılım müzakerelerin devam etmesi, gönüllü yerleşim ve vize serbestisi konusunda AB'nin gerekli adımları atmadığını kaydetti.

Çavuşoğlu, ABD'ye bu sorunları giderme çağrısını yaparak, şunları kaydetti:

"AB'nin Suriyeli göçmenlere aktarması gereken parada da ciddi gecikme ve aksama var. Bunların giderilmesini istiyoruz. Avrupa Parlamentosunun kararlarıyla Katılım Öncesi Mali Yardım Aracı (IPA) kesintiye gittiler. Esasen şunu bir kere daha açıklıkla söylemek isterim. Bu tür kesintiler bizi iflasa götürmez. Bu küçük kesintilerle bizim ekonomimiz etkilenmez. Özellikle bizi eleştirdikleri alanlarda kesintiye gitmesi, her zaman söylediğimiz gibi AB'nin başka bir çelişkisidir. Bu tür küçük düşüncelerden AB'nin arındırılması gerekiyor. Türkiye'yi cezalandırdıklarını düşünüyorlarsa yanılıyorlar."

Fransa'daki protestolara da değinen Çavuşoğlu, "Vandalizme karşıyız ama aşırı güç kullanımına da karşıyız. Türkiye'de olduğu zaman bu gösterilere destek verenlerin, Fransa'da ve diğer ülkelerdeki olaylara tam tersi tutum sergilemesini çifte standart olarak görüyoruz" diye konuştu.

Çavuşoğlu, Avrupa'nın güvenliği ve istikrarının kendileri için önemli olduğunu ifade ederek, bu olayların en kısa sürede sona ermesini arzu ettiklerini söyledi.

CEMAL KAŞIKÇI CİNAYETİ

Suudi gazeteci Cemal Kaşıkçı cinayetinin aydınlatılması için uluslararası soruşturma başlatılması konusunda bir girişim olup olmadığı yönündeki bir soru üzerine Bakan Çavuşoğlu, Türkiye'nin bu cinayetle ilgili şeffaf bir süreç yürüttüğünün altını çizdi.

Türkiye'nin elindeki bilgi, belge ve delilleri Suudi Arabistan ile paylaştığına dikkati çeken Çavuşoğlu, şöyle devam etti:

"Suudi Arabistan'ın Başsavcısı İstanbul'u ziyaret etti. Suudi Arabistan ile de bu konuda işbirliği yapma arzusunda olduk başından bu yana. Ortak komisyon ve diğer temaslarda da bunlar gündeme geldi. Fakat Suudi Arabistan'dan bu cinayetin aydınlatılmasıyla ilgili bir işbirliği göremedik. Bizim Suudi Arabistan ile bir problemimiz yok, ilişkilerimize de önem veriyoruz ama bu cinayetin aydınlatılması sadece Türk kamuoyunun değil, tüm dünya kamuoyunun da bir beklentisidir. En son bazı taleplerimize de olumsuz cevap verdiler. Başsavcı şimdiye kadar hiçbir belge, bilgi getirmedi kendisiyle. Bu sorumluların Türk kanunlarına göre soruşturulması ve yargılanması gerekiyor. Ama bizim talebimize karşı Suudi Arabistan'ın ret cevabı geldi. Neden bu insanların Türkiye'de yargılanmasını istemiyorsunuz? Acaba bu cinayetin işlenmesi için talimatı verenlerin ortaya çıkacağından mı korkuyorsunuz?"

Henüz Kaşıkçı'nın cansız bedeninin ortaya çıkmadığını, var olduğu iddia edilen yerel işbirlikçiyle ilgili bir bilginin olmadığını belirten Çavuşoğlu, "Tüm bu tıkanma sürecinde tabii uluslararası kamuoyunda da uluslararası bir soruşturma yapılması konusunda talepler gelmeye başladı. Sadece ülkelerden, mevkidaşlarımızdan ya da devlet başkanlarından değil, Birleşmiş Milletler'in (BM) kendi içinde de talepler gelmeye başladı" dedi.

İki raportör, bir komisyon başkanı ve insan hakları komiserinin bu konuda BM soruşturması başlatılması çağrısını hatırlatan Çavuşoğlu, "Bu konuyu BM Genel Sekreteri ile ve diğer mevkidaşlarımızla görüştük, görüşmeye devam ediyoruz" dedi.

BM Genel Sekreteri'ne resmi bir talep gelmesi halinde bu konunun Güvenlik Konseyi'nden geçirilmesi gerektiğini söyleyen Çavuşoğlu, "Ama gerçeklerin aydınlatılmasıyla ilgili bir BM komisyonunun kurulması Genel Sekreter'in ya da İnsan Hakları Komiseri'nin yetkisindedir, bunlar resen de yapılabilir" diye konuştu.

Komisyon başkanlarının ve raportörlerinin yazılı talebi üzerine ülkeler olarak neler yapabileceğini değerlendirdiklerini söyleyen Çavuşoğlu, şöyle devam etti:

"En son G20 marjında Kanada Dışişleri Bakanı dahil birçok mevkidaşımızla, bazı ülkelerden gelen talepler üzerine de ortak bir başvuru yapma konusunda da bir irade ortaya koyduk. Bizim beklentimiz esasen, Suudi Arabistan'ın gerçekten bizimle çok iyi bir şekilde işbirliği yapması, bu cinayetin aydınlatılması, sorumluların ortaya çıkarılması."

"ABD'NİN KASTI YPG'Yİ EĞİTMEKSE BİZ BUNA GÖZ YUMMAYIZ"

Bakan Çavuşoğlu, bir gazetecinin "ABD Genelkurmay Başkanı Orgeneral Joseph Dunford'un, '40 bin YPG'liyi eğiteceğiz' diye bazı açıklamaları vardı. Bir yandan sınırda gözlem noktaları kuruluyor. Türkiye, aksiyoner olmak adına nasıl bir plan işletecektir? Nasıl bir adım atılacak?" şeklindeki sorusuna, Suriye'nin kuzey bölgesinin ve özellikle Fırat'ın doğusunun istikrara kavuşturulmasının bir tek yöntemi olduğu yanıtını verdi.

Çavuşoğlu, "Münbiç üzerinde mutabık kaldığımız, şu anda uygulamasında gecikme olsa da ortak çalıştığımız bu yol haritasının Münbiç’ten sonra Fırat'ın doğusuna da uygulanmaya başlamasıdır" ifadelerini kullandı.

Bakan Çavuşoğlu, yol haritasının içeriğinde YPG/PKK'lıların çıkarılması, yerel halkın eğitilmesi, güvenlik birimlerinin oluşturulması ve yol haritası yer alan bölgeleri yönetecek insanların belirlenmesi ve eğitilmesinin bulunduğunu anımsattı.

Yol haritasındaki uygulamaları Türkiye ve ABD'nin beraber yapacağını kaydeden Çavuşoğlu, şöyle konuştu:

"Bunu kim yapacak? Türkiye ve ABD birlikte yapacak. Bunun dışındaki hiçbir çalışma burada yer tutmaz. Artık Birinci Dünya Savaşı sonrasındaki bu bölgeyi bölmek için o gün atılan adımlar, planların bugün Suriye'de tutmadığını gördük. Biz Türkiye olarak buna müsaade etmeyiz. Eğer ABD'nin kastı YPG'yi eğitmekse bu son derece yanlıştır ve bölgeye yapılan bir ihanettir. Türkiye olarak biz buna göz yumamayız. Ama Münbiç yol haritasını burada uygularsak bu en gerçekçi ve kalıcı bir çözümdür."

SÜLEYMAN SOYLU

İçişleri Bakanı Süleyman Soylu yaptığı açıklamada, AB'nin taahhüt ettiği vize serbestisindeki 7 kritere ilişkin "Yeni nesil pasaportlar konusunda 2 Nisan'da başladığımız süreçte 1 milyon 200 bin yeni nesil pasaportu vatandaşlarımızla buluşturduk ve hızlı bir şekilde de bunu devam ettiriyoruz. Bu konudaki kriter sayısı da böylece 6'ya düşmüş oldu" dedi.

Europol ile operasyonel işbirliğinin Türkiye ve Avrupa için önemli olduğuna işaret eden Soylu, burada ortak bir değerlendirmeyi ve iradeyi ortaya koymak gerektiğini, ancak bundan sonra bu adımın birlik ve eş anlı atabilmesinin mümkün olduğunu söyledi.

Soylu, geri kabul konusunun da vize serbestisiyle ortaya çıkacağını belirterek, bu konuda herhangi bir sorun olmadığını kaydetti.

"AVRUPA SORUMLULUĞUNU YERİNE GETİRMEK ZORUNDADIR''

Türkiye'nin 18 Mart mutabakatı konusunda bütün şartlara harfiyen uyduğunu vurgulayan Soylu, şunları söyledi:

"18 Mart mutabakatını birlikte imzaladığımız, kararlaştırdığımız muhataplarımız konusunda bu kadar iyimser olamayacağımızı ifade etmek isterim. Sadece 2015'ten bugüne kadar yüzde 97 karşı tarafa düzensiz göç azalmıştır. Bu Türkiye'nin başarısıdır. Türkiye bu başarıyı ortaya koymuştur. İnanıyorum ki 18 Mart mutabakatı konusunda Türkiye nasıl sorumluluğunu yerine getirmişse Avrupa Birliği de, Avrupa tarafı da sorumluluğunu yerine getirmek zorundadır. Çünkü biz sadece göçle değil, aynı zamanda terörde, aynı zamanda uyuşturucuda Avrupa açısından önleyici bir ülkeyiz. Avrupa açısından Türkiye, bu konuda vazgeçilmez bir ülkedir. Şunu kamuoyumuza da milletimize de söyleyebilirim ki Avrupa'nın bu konuda Türkiye'ye karşı eli kuvvetli değildir."

Avrupa'nın gönüllü insani yardım programı sözünü yerine getirmesi gerektiğinin altını çizen Soylu, dünyada düzensiz göçün engellenemeyecek bir duruma geldiğine dikkati çekti.

GÖNÜLLÜ İNSANİ YARDIM PROGRAMI

Soylu, "Eğer Gönüllü İnsani Yardım Programı düzensiz göç yapılan ülkelerden gerçekleştirilmez ve eşit, adil bir paylaşım ortaya konulmazsa bugün Avrupa'da yaşanan hükümet krizleri, diğer birtakım kaoslar, kaotik yollar önümüzdeki günlerde artarak devam eder. Çünkü bu, bir taraftan yabancı düşmanlığını körüklemekte, ırkçılığı yükseltmekte, diğer taraftan da makulü ve esas itibarıyla siyaseti devre dışı bırakmaya yönelik sonuçlar oluşturmaktadır. Bu da bugün Avrupa'da net bir şekilde görülmektedir" dedi.

Milli göç politikası konusunda Göç Kurulunun bugüne kadar 5 kez toplandığını, ilerleyen günlerde bu toplantıların 6'ncısını düzenleyeceklerini belirten Soylu, geçen kasım ayında yaptıkları toplantıda milli göç politikası konusundaki çerçeveyi oluşturduklarını ifade etti.

Soylu, Milli Göç Strateji Belgesi'nin, 2019'un ilk yarısında bir sonraki Reform Eylem Grubu toplantısına kadar hazır hale getirileceğini bildirdi.

2019-2021 Organize Suçlarla Mücadele Eylem Planı'nı ocak ayında onaylayacaklarını kaydeden Soylu, böylece bu konudaki sorumluluklarını da yerine getireceklerini belirtti.

Soylu, ASELSAN'ın sınır güvenliği konusunda fiziki ve dijital entegrasyonu sağlayacak çok önemli bir çalışmayı başlattığını dile getirerek, fiziki sınır güvenliği sistemlerinin de devam ettiğini, bu konuda komşu ülkelerle önemli işbirlikleri geliştirdiklerini anlattı.

''TÜRKİYE BURADA ÖNLEYİCİ"

Avrupa Birliği'nin vize serbestisi konusunda Terörle Mücadele Kanunu'nda yapılmasını istediği değişikliğe ilişkin soruya Soylu şu cevabı verdi:

"Türkiye, terörle mücadele konusunda büyük bir tecrübeye sahip. Terör, düzensiz göç, uyuşturucu ve sınır aşan suçlar veya organize suçlar bu konuda Türkiye, Avrupa Birliği için şunu ifade ediyor, Türkiye burada önleyici bir coğrafyada, önleyici bir görevde. İngiltere'yi, Almanya'yı, Fransa'yı ve Avrupa'yı hepimiz izliyoruz ve uzun zamandır şikayet ettiğimiz nasıl kendilerini de yorduğunu hep beraber görüyoruz. İngiltere ve Almanya şu anda özellikle PKK konusunda bizimle hemen hemen belirgin bir çizgiye yaklaşma eğiliminde. Çünkü içlerindeki bütün karışıklıklarda tüm çıbanbaşılığını ortaya çıkaran bunlar. Her türlü meseleyi başka bir noktaya terörize etme, taşıma iradesi gösteren yine bunlar."

Türkiye'nin sınırlarında terör tehlikesinin bulunduğuna, Avrupa ülkelerinin sınırlarında ise böyle bir tehlikenin olmadığına işaret eden Soylu, terörle mücadelenin Türkiye'nin vazgeçilmezi olduğunu kaydetti.

İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, Türkiye'nin terörle mücadelede önemli kazanımlar elde ettiğini vurgulayarak, söz konusu kanunun tek düşünülmemesi gerektiğini, Avrupa'nın iyiliğini istediklerini anlattı.

ABDULHAMİT GÜL

Adalet Bakanı Gül, yaptığı açıklamada, toplantıda gündemde yer alan konuların müzakere edildiğini belirtti.

Reform Eylem Grubu Toplantısının dördüncüsünün 29 Ağustos'ta yapıldığını hatırlatan Gül, bugünkü toplantıda gelinen noktanın değerlendirildiğini, hedef ve planların gözden geçirildiğini aktardı.

Gül, reform iradesinin teyit edildiğine dikkati çekerek, "Gündemimizde 23. ve 24. fasıllar, yani 'Yargı ve Temel Haklar Faslı' ile 'Adalet, Özgürlük ve Güvenlik Faslı' kapsamındaki konular ağırlıklı olarak yer tutmaktadır" bilgisini paylaştı.

Vize serbestisi sürecinin, Avrupa Birliği, Avrupa Konseyi ile ilişkilerin de ele alınan konular arasında olduğunu dile getiren Gül, bu konularda atılacak tüm adımların değerlendirildiğini bildirdi.

Avrupa ile ilişkilerde inişler ve çıkışlar olduğunu ifade eden Gül, zorluklara rağmen ilişkilerin karşılıklı güven, anlayış ve işbirliğine dayalı olarak gelişmesinden memnuniyet duyacaklarını vurguladı.

"İLERLEME ARZUMUZ NETTİR"

Gül, Avrupa Birliğine üyelik sürecine ilişkin, "Siyasi nedenlerle kesintiye uğrayan, müzakere sürecinin kalbinde yer alan 23. ve 24. fasıllardaki ilerleme arzumuz gayet açık ve nettir." değerlendirmesinde bulundu.

Reform sürecini canlandırma yönündeki dikkati, katılım süreciyle ilişkili siyasi beklentilerin ötesinde, temelde vatandaşların memnuniyeti üzerinde yoğunlaştırdıklarını ifade eden Gül, hükümetlerinin, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın liderliğinde reformcu bakış açısını ortaya koyduğunu aktardı.

Gül, vatandaşların hayatını kolaylaştıran, devletin demokratik vasfını daha da güçlendiren, hukuk devleti vasfını tahkim eden anlayışı, reformu ısrarla takip edeceklerini belirtti.

Yargı Reformu Strateji Belgesinin güncellenmesi çalışmalarında önemli mesafe alındığını aktaran Gül, "İlk çeyrekte bunu kamuoyuna, uluslararası topluma açıklamayı hedefliyoruz." dedi.

Temel yaklaşımın güven veren adaleti tesis etmek olduğunu belirten Gül, bu kapsamda toplumun her kesimini sürece dahil ettiklerini, Avrupa Konseyi yetkilileriyle de temasların olduğunu, önümüzdeki günlerde Brüksel ve Strasburg'ta temasların artırılacağını söyledi.

"YARGININ HIZLANMASI KONUSUNDA ÖNEMLİ ADIM"

Yargıda gerçekleştirilenleri anlatan Gül, Yargıda Hedef Süre uygulamasının başladığını, istinaf mahkemeleri sayısının artırıldığını hatırlattı.

Ticari davalarda arabuluculuk uygulamasına geçilmesinin yargının hızlanması konusunda önemli bir adım olduğuna dikkati çeken Gül, elektronik tebligatın da 1 Ocak'tan itibaren uygulanacağını belirtti.

Gül, yargı mensuplarının niteliklerinin artırılması yönünde de çalışmalar yapıldığını dile getirdi.

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nin (AİHM) ihlal kararlarından yola çıkarak hazırlanan İnsan Hakları Eylem Planının güncellenmesinin gündemde olduğunu ifade eden Gül, İnsan Hakları Tazminat Komisyonunun çalışma kapsamının da genişletilmesinin önemli aşama olduğunu kaydetti.

Gül, bundan sonraki toplantının Hazine ve Maliye Bakanlığı'nın ev sahipliğinde 2019'un ilk yarısında gerçekleştirileceğini bildirdi.

Bir gazetecinin, Yargı Reformu Strateji Belgesinin ne zaman açıklanacağını sorması üzerine Gül, Yargı Reformu Strateji Belgesinin hükümetin yol haritası olduğunu anlatarak, şöyle devam etti:

"Yargı Reformu Strateji Belgemizi, 2019'un başlarında, hedefimiz ocak ayında kamuoyuna açıklamak. Tüm paydaşlarla konuştuktan sonra, belgemiz ortaya çıksın istiyoruz. Çünkü 5 yıl boyunca yargı reformumuzun yol haritası olacak. Bu yol haritasına göre hem teoriyi hem mevzuatı hem uygulamayı geliştireceğiz. Çok gecikmeden bunu kamuoyuna açıklayacağız."

"GÜVEN VEREN ADALETİ TESİS ETMEYİ HEDEFLİYORUZ"

Hakim, savcı ve personel sayılarının artırıldığını anımsatan Adalet Bakanı Gül, yeni dönemde niteliği artıracak faaliyetlere yoğunlaşılacağını söyledi.

Hakim, savcı adayları ile hukuk fakültelerinin eğitim sürecinin kalitesinin artırılmasının hedeflendiğini anlatan Gül, meslek sınavı getirilmesinin de planlandığını bildirdi.

Adalet Bakanı Gül, şunları kaydetti:

"Meslek öncesi staj süresinin uzatılması, etkinliğinin artırılması, meslekte bulunan yargı mensuplarının ihtisaslaşmasını sağlamak, coğrafi teminatlarını sağlayarak hakimlerin bu anlamda bağımsız ve tarafsızlığını güçlendirici, sağlamlaştırıcı adımları atmayı planlıyoruz. Tüm bunların ayrıntılarını belgemizde ortaya koyacağız. Mevzuatta çok önemli gelişmeler katettik. Tutuklamanın istisna olması, yargılamaların hızlı olması hususunda hükümetimizin çok önemli yasal reformları oldu ama uygulamada eksiklikler, uzayan soruşturmalar, halen davası açılmayan soruşturmalar gibi uygulamadan kaynaklı bu sorunları da önümüzdeki dönemde ortadan kaldırmayı hedefliyoruz.

Elbette yargı bağımsız, tarafsız ama hükümet ve Meclis bu yasal kapasiteleri artırma hususunda eksiklikleri giderecek adımları atacaktır. Önümüzdeki dönem güven verici adaleti tesis etmek ve yargıya güveni artırmak hususunda çalışmalarımızı, kendimizi de test edecek şekilde, anketler, kamuoyu araştırmaları yaparak yargıya güveni kendimizin ölçüp bir önceki yıla, döneme göre kendimizi çek edeceğimiz bir sistemi hep beraber kuracağız. Binalar, teknolojik imkanlar var ama adaleti muhakemesiyle, aklıyla, vicdanıyla yapan yargıçlar elbette adaleti tam tesis edecektir. Bu konuda önemli mesafeler katettik, özellikle FETÖ'yle mücadele anlamında. Şimdi inşa dönemini hep beraber gerçekleştireceğiz. Vatandaşımıza güven veren adaleti tesis etmeyi hedefliyoruz."

ORTAK BİLDİRİ YAYIMLANDI

Toplantının ardından yayımlanan ortak bildiride, "18 Mart Türkiye-AB Mutabakatı çerçevesinde, AB'ye katılım müzakerelerinin tekrar canlandırılması, vize serbestisi diyaloğunun hızlandırılması, Gönüllü İnsani Kabul Programı'nın uygulanması, ülkemizde geçici koruma altında bulunan Suriyelilere mali yardımın hızlandırılması ve Gümrük Birliği'nin güncellenmesi için müzakerelere başlanması konusunda AB’nin de taahhütlerini yerine getirmesini bekliyoruz. Gümrük Birliği’nin güncellenmesi müzakerelerinin bir an evvel başlaması hem AB hem de Türkiye'nin yararına olacaktır" ifadelerine yer verildi.

Göç yönetiminin salt güvenlik anlayışıyla değil insani boyutuyla da ele alınması gerektiği vurgulanan bildiride, Marakeş'te hükümetler arası konferansta kabul edilen Küresel Göç Mutabakatı'na, göçün tüm boyutlarını bütüncül ve kapsamlı bir şekilde ele alması ve uluslararası alanda daha etkin bir işbirliğinin geliştirilmesi bakımından önem atfedildiği belirtildi.

Bildiride, şu değerlendirmelerde bulunuldu:

"Dünyada en fazla mülteciye ev sahipliği yapan ülke olarak, 17 Aralık 2018 tarihinde Birleşmiş Milletler Genel Kurulu'na sunulacak olan Mülteciler Konulu Küresel Mutabakatı'nı da mülteciler konusunda yük ve sorumluluk paylaşımı bağlamında somut adımlar atılması için önemli bir referans belge olarak görüyoruz ve bu açıdan tam olarak uygulanmasını yakından takip edeceğiz."

REG Toplantısı bildirisinde ayrıca 30 Kasım 2018'de Brüksel'de yapılan Sığınmacı Mali İmkanı Yönlendirme Komitesi toplantısı ile 3 milyar euro tutarındaki ikinci dilimin sektörlere dağılımı konusunda AB tarafı ile ön mutabakat sağlandığı kaydedilerek "İkinci dilimin en kısa zamanda hızlı bir şekilde harcanmaya başlanmasını bekliyoruz" ifadesi kullanıldı.

Ortak bildirgede, toplantıya Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) Adalet Komisyonu Başkanvekili Yılmaz Tunç, TBMM İçişleri Komisyonu Başkanı Celalettin Güvenç, TBMM Dışişleri Komisyonu Başkanı Volkan Bozkır, TBMM AB Uyum Komisyonu Başkanı Mehmet Kasım Gülpınar, Türkiye-AB Karma Parlamento Komisyonu Başkanı İsmail Emrah Karayel, Avrupa Konseyi Parlamenter Meclisi (AKPM) Türk Grubu Başkanı Akif Çağatay Kılıç, Kamu Başdenetçisi Şeref Malkoç, Türkiye İnsan Hakları ve Eşitlik Kurumu Başkanı Süleyman Arslan, Kişisel Verileri Koruma Kurumu Başkanı Faruk Bilir ve Cumhurbaşkanlığı Olağanüstü Hal İşlemleri İnceleme Komisyonu Başkanı Salih Tanrıkulu'nun katıldığı belirtildi.

"TÜRKİYE ÇALIŞMALARINI KARARLILIKLA SÜRDÜRECEK"

Türkiye'nin AB üyeliğini hedeflediği ve bu kapsamda çalışmalarına kararlılıkla devam ettiği vurgulanan bildiride, bu toplantıda konuyla ilgili değerlendirmelerin yer aldığı aktarıldı.

Bildiride, "Katılım müzakere sürecimiz her ne kadar siyasi olarak engellense de Türkiye, AB standartlarına uyum için çalışmalarını kararlılıkla sürdürecektir. Reform sürecimizdeki bir diğer önceliğimiz Avrupa Konseyi Parlamenter Meclisinin denetim sürecinden çıkmaktır" değerlendirmesi yapıldı.

Adalet Bakanlığı'nın yargı alanında yol haritasını teşkil edecek Yargı Reformu Stratejisi'nin güncellenmesi sürecinde son aşamaya geldiğine işaret edilen bildiride, "Katılımcı bir yaklaşımla sürdürülen çalışmalarda yargıyla ilgili tüm paydaşların görüş ve önerileri alınmış olup ayrıca Avrupa Konseyi ve AB ile ayrıntılı çalışmalar yapılacaktır" ifadesi kullanıldı.

Bildiride, yargının etkinliğinin ve verimliliğinin artırılması önceliği hatırlatılarak şunlar kaydedildi:

"4. REG toplantımızı takiben, istinaf mahkemelerinin sayısı 9’dan 11’e çıkarılmış ve yargıda hedef süre uygulamasına geçilmiştir. Ocak 2019 itibarıyla her bir soruşturma ve dava için öngörülen hedef süre taraflara tebliğ edilmeye başlanacaktır. Türkiye Adalet Akademisinin reforme edilerek yeniden yapılandırılmasına ilişkin çalışmalar yürütülmektedir. Adalet Bakanlığımız, önümüzdeki dönemde hakim/savcı sayısını Avrupa Konseyi Adaletin Etkinliği Komisyonu (CEPEJ) tarafından kabul gören standartlar doğrultusunda artırmayı hedeflemektedir."

HUKUK EĞİTİMİ VE AB ÖRNEĞİ

Adalet Bakanlığı'nın, 2023 yılına kadar, hakim, savcı adaylarının alımları konusunda gerekli planlamaları yaptığı belirtilen bildiride, 2019 yılında bin adli yargı hakim ve savcı adayı, 500 avukatlık mesleğinden hakim ve savcı adayı, 100 idari yargı hakim adayının belirlenmesi için 29 Aralık 2018 tarihinde Ölçme Seçme ve Yerleştirme Merkezi (ÖSYM) tarafından yazılı merkezi sınav gerçekleştirileceği bilgisi paylaşıldı.

Bildiride, şunlara yer verildi:

"Halihazırda, eğitim almakta olan 2 bin 874 hakim, savcı adayı bulunmaktadır. Adalet Bakanlığımız, hakim ve savcı adaylarının gerekli kişisel, mesleki ve iletişim becerileri ile donatılarak, mesleğe kazandırılması konusunda en uygun modelin belirlenmesi için hukuk fakülteleri, Yükseköğretim Kurumu, Hakim ve Savcılar Kurulu ve Türkiye Barolar Birliği başta olmak üzere ilgili tüm paydaşların katılımı ile toplantılar yapmakta; AB iyi uygulama örneklerini araştırmaktadır."

Temel hakların korunmasını güçlendirmek üzere uygulama süresi Mart 2019’da dolacak olan Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi İhlallerinin Önlenmesine İlişkin Eylem Planı'nı 2019'un ilk çeyreğinde güncelleme kararı alındığının altı çizilen bildiride, "Planın güncellenmesi sürecinde, Avrupa Konseyi ve Avrupa Komisyonu dahil tüm paydaşların görüş ve önerileri alınacaktır. Temel hakların ve özgürlüklerin evrensel ölçüt ve uygulamalar ışığında geliştirilmesi bağlamında Türkiye İnsan Hakları ve Eşitlik Kurumu'nu daha etkin ve işlevsel kılmaya yönelik politika ve tedbirlere '2019 Yılı Cumhurbaşkanlığı Yıllık Programı' kapsamında yer verilmiştir. Bu bağlamda kurumun personel, mali, teknik ve fiziki altyapısının güçlendirilmesi amaçlanmaktadır" ifadesi yer aldı.

ROMAN VATANDAŞLAR

Bildiride, Roman vatandaşların yaşam koşullarının iyileştirilmesi kapsamında yürütülen çalışmalara hızla devam ediliği, bu kapsamda, Türkiye-AB Roman Semineri'ne 2019 yılı içerisinde Türkiye'nin ev sahipliği yapacağı kaydedildi.

REG bildirisinde, "4. REG kararı doğrultusunda, kalan yükümlülükler kapsamında çalışmalarımızı son dönemde yoğunlaştırdık ve her bir yükümlülük için çalışma grubu oluşturduk. Çalışma gruplarımız, ikinci tur toplantılarını tamamladılar. Son REG toplantımızdan bu yana, 'çipte parmak izi bilgisi içeren uluslararası biyometrik pasaportlara geçiş' yükümlülüğümüzün karşılandığı Avrupa Komisyonu tarafından teyit edilmiştir. Kalan altı yükümlülüğümüz çerçevesinde çalışmalarımız devam edecektir" ifadesi kullanıldı.

VİZE SERBESTİSİ

Vize Serbestisi Diyaloğu kapsamında önemli bir adım daha atıldığına dikkati çekilen bildiride, ağır suçlar ve terörizmle mücadele konusunda Europol ile yetkili Türk makamları arasında Kişisel Verilerin Değişimine Dair Türkiye-AB Anlaşması'nın akdedilmesine ilişkin müzakerelere 30 Kasım'da Brüksel'de başlandığı hatırlatıldı.

"Bu sayede hem Vize Serbestisi Diyaloğu'nda bir yükümlülüğü daha yerine getireceğiz hem de terörle ve organize suçlarla mücadelede AB’yle işbirliğimizi artırmış olacağız" vurgusu yapılan bildiride, eş zamanlı olarak, Kişisel Verilerin Korunması Kanunu kapsamında çalışmaların teknik seviyede devam ettiği kaydedildi.

Bildiride, kalan yükümlülükler kapsamında geçen dönemde kadük olan TBMM Üyeliği Etik Kanun Teklifi'nin TBMM'de yeniden gündeme alınması konusunun da toplantıda gündeme geldiği belirtilerek, söz konusu teklifin canlandırılması konusunda en kısa zamanda TBMM'nin desteğinin beklendiği vurgulandı.

"Çalışmalarımızı yoğunlaştırdığımız bu süreçte, önemli işbirliği alanlarımızda AB ve Avrupa Konseyi ile temaslarımız en yüksek seviyede devam etmektedir" ifadesi kullanılan bildiride, 22 Kasım'da AB ile gerçekleştirilen Üst Düzey Siyasi Diyalog toplantısında, siyasi reform sürecindeki son gelişmeler, göç, vize serbestisi ve terörle mücadele dahil olmak üzere önemli konuların ele alındığı hatırlatıldı.

Bildiride, şu değerlendirmelere yer verildi:

"REG'in yeniden toplanmaya başlaması, muhataplarımızca memnuniyet ile karşılanmış ve ülkemizin hukukun üstünlüğü ve temel haklar alanlarında reformları hızlı bir şekilde hayata geçirme hususunda sergilediği tutumun altı çizilmiştir. AB tarafı, Avrupa Konseyi ile ülkemiz arasında, Gayriresmi Çalışma Grubu toplantıları dahil olmak üzere, işbirliğinin devam ettirilmesinden duyduğu memnuniyeti dile getirmiştir."

YARGI REFORMU STRATEJİSİ

Avrupa Konseyi yetkilileri ile Adalet Bakanlığı arasında 4-5 Ekim'de Ankara'da düzenlenen Gayriresmi Çalışma Grubu toplantısında Yargı Reformu Stratejisi'nin güncellenmesinden OHAL sürecinde alınan tedbirlere kadar çeşitli konuların ele alındığı belirtilen bildiride, Avrupa Konseyi İnsan Hakları Tazminat Komisyonunun yetki alanının genişletilmesiyle dostane çözüm ve tek taraflı deklarasyon sonucu verilen AİHM kararı sonrasında yeniden yargılama ve soruşturma açılması imkanlarının genişletilmesine yönelik atılan adımların memnuniyetle karşılandığı ifade edildi.

Bildiride, "25 Temmuz 2018 tarihinde 7145 sayılı Kanunla Tazminat Komisyonunun yetkisinin genişletilmesinin ardından, Anayasa Mahkemesi, bu yolu tüketilmesi gereken olağan başvuru yolu kabul etmiş ve kabul edilemezlik kararları vermiştir. Tazminat Komisyonu da başvuruları almaya başlamıştır" açıklaması yapıldı.

OHAL İşlemleri İnceleme Komisyonu'nun Avrupa Konseyi nezdinde temaslarda ve bilgilendirmede bulunmak üzere 29 Kasım 2018'de Strazburg'a bir çalışma ziyareti gerçekleştirdiği kaydedilen bildiride ayrıca Türkiye-AB arasında 28 Kasım'da Brüksel'de Ortaklık Komitesinin düzenlediği ve ilişkilerin birçok boyutunun ele alındığı belirtildi.

Bildiride, Ortaklık Konseyinin de gelecek aylarda toplanmasının beklendiği bilgisi yer aldı.

EUROJUST İLE DİYALOG SÜRECİ

REG bildirisinde, Türkiye-AB Terörizmle Mücadele İstişareleri kapsamında hazırlanan Eylem Listesi doğrultusunda Adalet Bakanlığı ile Eurojust arasında diyaloğun güçlendirildiği ve karşılıklı ziyaretlerin planlandığı kaydedildi.

Bu kapsamda Adalet Bakanlığı temsilcilerinin 16 Kasım'da Eurojust'ı ziyaret ettiği ve 10 Aralık'ta da Eurojust temsilcilerinin Türkiye'ye çalışma ziyareti gerçekleştirildiği bilgisi yer alan bildiride, 1 Aralık'ta Avrupa genelinde radikalleşmeyle mücadele alanında rol oynayan uzmanlar ve kurumları bir araya getiren "Radikalleşme Farkındalık Ağı-RAN" ile Ankara'da bir çalıştay düzenlendiği hatırlatıldı.

Bildiride, Emniyet Genel Müdürlüğü tarafından Europol ve AB üyesi ülkelerin temsilcilerinin katılımıyla 17-18 Ekim'de bir çalıştay düzenlenerek Türkiye ve AB ülkelerinde faaliyet gösteren terör örgütleri ve organize suç şebekeleri hakkında bilgi paylaşımında bulunulduğu belirtildi.

ADALET, ÖZGÜRLÜK VE GÜVENLİK FASLINDA İLERLEMELER

REG bildirisinde Avrupa Komisyonunun Türkiye'nin iyi düzeyde ilerleme kaydettiği belirtilen Adalet, Özgürlük ve Güvenlik faslı olan 24. fasılda da çalışmaların sürdürüldüğüne dikkat çekilerek şunlar kaydedildi:

"Yabancılarla ilgili göç stratejilerini belirlemek, koordinasyonunu ve uygulamasını takip etmekle görevli Göç Kurulunun ilk toplantısı, 21 Kasım 2018 tarihinde gerçekleştirilmiş ve Milli Göç Strateji Belgesinin hazırlıkları başlamıştır. Bir önceki REG toplantımızda mutabık kaldığımız üzere, 2019-2021 yıllarını kapsayacak Organize Suçlarla Mücadele Eylem Planı'nın 2019 yılı Ocak ayında onaylanması hedeflenmektedir."

IPA KESİNTİSİ

Bildiride, Türkiye-AB Katılım öncesi mali yardımlar (IPA) çerçevesinde bugüne kadar yargı, temel haklar, göç ve sınır yönetimi alanında önemli projelerin hayata geçirildiğinin altı çizildi.

"Katılım müzakereleri siyasi nedenlerle engellenmekteyken, mali yardımlar AB'ye uyum sürecimizde önemli bir enstrüman olmaya devam etmiştir." denilen bildiride, reform ve AB'ye uyum adımlarının canlandırıldığı bu süreçte, IPA fonlarında kesintiye gidilmesi kararıyla, AB'nin Türkiye’deki görünürlüğünün azalacağı ve özellikle öğrenciler, yereldeki paydaşlar ile sivil toplum örgütlerinin AB'deki muadilleri ile etkileşimlerinin kısıtlanacağına dikkati çekildi.

Bildiride, "Önümüzdeki süreçte, AB’nin bu yaklaşımından vazgeçmesini, aksine çabalarımızı teşvik edici şekilde siyasi, mali ve teknik desteğini artırmasını bekliyoruz" ifadesi kullanıldı.

REG bildirisinde 18 Aralık'ta enerji, 15 Ocak'ta ulaştırma, 28 Şubat'ta da ekonomi alanında Türkiye-AB Yüksek Düzeyli Diyalog toplantılarının ve 18-20 Aralık'ta Türkiye-AB Karma Parlamento Komisyonu toplantısının yapılacak olmasından duyulan memnuniyet kaydedildi.

İngiltere'nin AB'den ayrılması sürecindeki gelişmelerin yakından takip edildiği belirtilen bildiride, "Brexit'in ülkemize olabilecek etkilerini ele almak ve bu bağlamda çıkarlarımızı en iyi şekilde korumak amacıyla İngiltere tarafı ile çalışma grupları oluşturulmuş, keza Üst Düzey Brexit Diyaloğu tesis edilmiştir" değerlendirmesi yapıldı.

Bildiride, bir sonraki REG toplantısının Hazine ve Maliye Bakanlığı'nın ev sahipliğinde 2019'un ilk yarısında gerçekleştirilmesi kararlaştırıldığı bilgisine yer verildi.

Sayfa Yükleniyor...