ABD Başkanı Barack Obama, başkanlığının ilk döneminin henüz başlarında, 'eğer bir şey yapmayı denerlerse gözünü robotlardan ayırmayacağına’ yönelik espri yapmıştı. Obama’nın başkanlığında, IBM’in Watson adlı yapay zekalı bilgisayarı en çevik zekaları bile alt edebileceğini gösterdi, insansız hava araçları ABD’nin tercih ettiği silah oldu, sürücüsüz otomobil gerçeğe dönüştü ve ‘app’ kelimesi orijinalinden koptu. Artık bilim kurgunun sınırlarında olmaktan çıkan robotlar, Obama döneminin ekonomik ikileminde merkeze yerleşti.

ABD ekonomisi, her ay daha da otomatik hale geliyor. ABD, Ocak ayında üretim sektörüne 4 bin iş ekledi ancak Temmuz ayından bu yana net artış sıfır oldu. Üretim faaliyeti, Ocak ayında, Nisan 2012’den bu yana en hızlı artışı gösterdi. Bu fark, giderek daha fazla sızlanma artıran bir ikilem doğurdu: Robotlar arttıkça, toplam büyüme de artıyor ancak orta sınıf için işler kötüleşiyor. ABD’de ortalama gelirin son beş yılda istikrarlı olarak düşmesi bunun bir işareti.

Değişim kaçınılmaz olduğu gibi iyice hız kazanıyor. Üretim alanında işe alımlar küresel alanda azalıyor. Çin, Almanya ve Japonya’nın başını çektiği sanayi robotiğinde hızla güçleniyor. Apple’ın tedarikçisi olarak bilinen montaj şirketi Foxconn, geçtiğimiz yıl yaptığı açıklamada, gelecek üç yıl içinde elle montaj yapan personelin yerini doldurması için 1 milyon robot satın alınacağını açıkladı. Öte yandan, Çin'in kuzeyineki Harbin kentindeki bir restoran, tamamen robot garsonların çalıştığı ilk işletme oldu. Çin ayrıca, geçtiğimiz ay 3D yazıcılara ait dünyanın ilk müzesini açtı.

İNSANLAR BORÇLANIYOR
Robotik alanındaki potansiyel inanılmaz. Ancak gelişmiş dünyada, faydaların dağıtılması sürdürülemez boyutta. ABD’de 2009’un ortalarından bu yana yaşanan istihdam artışı, yerel hizmetler ve gıda hazırlanması gibi düşük yetenek gerektiren alanlarda oldu. İstihdam artışı ikinci olarak üst-uç himetlerde yaşandı. Orta sınıf işler azaldı. Verilere göre, düşük ücretli işler ekonomik gerileme sürecinde yaşanan iş kaybının yüzde 22’sini oluşturdu. Ancak ekonomik toparlanmada istihdam edilenlerin yüzde 58’i yine düşük ücretlilerdi. Kısaca, orta gelirli meslekler için tekrarlanmıi bir tablo oluştu.

Şarşırtıcı olmayan bir gelişme, insanların oyunda kalabilmek için borçlanmaya başlamaları oldu. Finansal danışmanlık şirketi Hero Wallet, geçtiğimiz hafta her 4 ABD’li çalışandan bir tanesinin harcamalarını karşılamak için emeklilik fonlarına başvurduğunu gösterdi. Bu oran Obama’nın koltuğa oturduğu günden bu yana yüzde 9 azalmasına rağmen, ekonomik büyüme arttıkça nasıl bir tablo belireceği kesin değil.

‘TEKNOLOJİ KAZANIYOR’
Teknolojinin etkileri, ABD ekonomisinin en çok iş yoğunluğu bulunan ve üretkenlik durgunluğu yaşayan eğitim ile sağlık alanında daha yeni etkilerini göstermeye başladı. İnternet üzerinden eğitim yaygınlaşmaya başlarken, direnişle karşılaştı. Online eğitimin ABD’deki öncülerinden Marginal Revolution Üniversitesi’nin kurucusu Tyler Cowen, “Zamanla fakültelerdeki gericiler devre dışı kalacak... Orta seviyeli özel üniversiteler başlarına ne geleceğinden tamamen habersiz” ifadesin kullandı.

Birçok sektör işten çıkarmalara tanık olurken istihdamı artıran sağlık sektörü bile artık tersini yapacak gibi görünüyor. ABD Gıda ve İlaç İdaresi, geçtiğimiz hafta RP-Vita adı verilen, ‘ilk insan etkileşimli otomatik robotu’ sundu...

Birçokları için teknoloji büyük faydalar getirecek. En yenilikçi öğretmenler derslerini internet üzerinden iletecek, çocukların sorunlarına spesifik çözümler sunacak. En iyi doktorlar, standart teşhislerin ötesinde hastalarına özel ilgi gösterecek.

‘AMERİKALILAR HAZIR DEĞİL’
Robotların iş dünyasında ayrışması, ABD’de giderek büyüyen bir iş gücü yığını oluşturacak. Buna çok az Amerikalı hazır. Erik Brynjolfsson ve Andrew McAfee, ‘Race Against The Machine’, Makineye Karşı Yarış adlı kitaplarında, ‘eğitime karşı yarışında teknolojinin kazandığını’ belirtti...

Çok az Amerikalı yaşanacak değişime hazır. Birçokları da hiçbir zaman hazır olamayacak. Marginal Revolution Üniversitesi’nin kurucusu Cowen, ‘nihai kaybedenler için ABD hükümetinin belli bir maaş ödemesi gerektiğine’ inanıyor.

Obama ise daha iyimser. Başkanlığının ilk döneminde, her ABD’linin 2020 itibariyle üniversite ve yüksekokul mezunu olması hedefi koydu. Bu hedef tutsa da, her derde deva olmayacak. Üniversite mezunlarının geliri de 2000 yılından itibaren azalışa geçti. Sağlıklı bir ekonomi de azınlık çalışanları tarafından devam ettirilemez.

Bir noktada, politikacılar sezgisel olarak kaçınılmaz olarak beliren durumla boğuşmaya başlayacak: Artan ekonomik büyüme, azalan orta sınıf geliriyle ters orantılı. Brynjolfsson ve McAfee, kitaplarında, Henry Ford ile sendika başkanı Walter Reuther’ın arasında geçen bir diyaloğa değiniyor. Ford, yeni robotları işaret ederek, “Bunlardan sendikalı işçi nasıl elde edeceksiniz?” diye soruyor. Reuther cevaplıyor, “Onların arabalarınızı almasını nasıl sağlayacaksınız?”

*Matt Kenyon imzalı bu makale, “Technology will leave a large chunk of the US labour force in the lurch” başlığıyla Financial Times’da yayımlanmıştır.