Bu Kaurismäki'ler kaçmaz!

Fin sinemasının en güçlü yönetmenlerinden Aki Kaurismäki’nin oyuncu Kati Outinen ile birlikte çalıştığı dokuz filmi İstanbul Modern'de.

29.11.2011 - 13:22

Bu Kaurismäki'ler kaçmaz!

İstanbul Modern Sinema, 3-18 Aralık tarihleri arasında “Aki ve Kati” başlıklı programla Aki Kaurismäki’nin oyuncu Kati Outinen ile birlikte çalıştığı dokuz filmini gösteriyor.

Ünlü yönetmen ve oyuncunun birlikteliği, 1986 yapımı Cennetteki Gölgeler’le başlayıp, 2003 Oscarı’na aday olan, Cannes’da Jüri Özel Ödülü’nü kazanan ve Kati Outinen’e “En İyi Kadın Oyuncu” ödülü getiren Geçmişi Olmayan Adam’la sürüyor ve yine bu yıl Cannes’da “Sinema Eleştirmenleri Birliği Ödülü”nü kazanan ve Finlandiya'nın 2012 Oscar adayı olan Umut Limanı’na kadar geliyor. Kati Outinen, 3 Aralık Cumartesi günü programın açılışına katılarak, Umut Limanı filminin saat 15.00’teki gösteriminde İstanbul Modern Sinema’da izleyiciyle buluşacak.

Bir Shakespeare uyarlamasından proletarya portrelerine uzanan film seçkisi, Kaurismäki sinemasının derinlerine iniyor; Amerikan kara filmine, Fransız Yeni Dalgası’na duyduğu sevgiyi gözler önüne sererken, nihilist duruşunu, “ucuz kafetaryaların melankolisi”ni, masalsı tonlarını, kaybeden ve olgunlaşmamış kahramanlarını yakından gösteriyor.

Aki Kaurismäki’nin proletarya üçlemesinin ilk filmi Cennetteki Gölgeler Helsinki’nin işçi sınıfı mahallesinde geçen bir aşk öyküsü. Shakespeare’in Hamlet’i, Hamlet İş Dünyasında filminde Helsinki’nin sanayi bölgesine taşınıyor. Proletarya üçlemesinin son filmi Kibritçi Kız, Kaurismäki’nin komediyle sosyal sömürü ve adaletsizliği yansıttığı en çarpıcı filmlerinden biri.

Yönetmenin Finlandiya üçlemesinin ilk filmi Sürüklenen Bulutlar, kapitalizmin hızlı çarklarına takılan evli bir çiftin hüzünlü öyküsünü anlatıyor. Üçlemenin ikinci filmi Geçmişi Olmayan Adam Kaurismäki’nin şiirsel harikalar dünyasında gezinerek, hem dokunaklı hem de mizahi biçimde hiç yaşanmamış ve hiç yaşanmayacak olan bir döneme dair bir kesit sunuyor. Üçlemenin son filmi Alacakaranlıkta Işıklar, 1950’lerin kara filmine gönderme yapıyor. Toplumun kıyısında yaşayan kahramanlarına kendine özgü bir mizah anlayışıyla yaklaşırken, trajik ile absürt arasında şaşırtıcı bir denge kuran yönetmen, filminin Finlandiya’nın Oscar adayı olmasını boykot etmişti.

Edebiyattaki novellanın sinemasal karşılığı olan eğlenceli yol filmi Eşarbına İyi Bak, Tatiana!’da Kaurismäki, Fin kültürünü taşlarken psikolojik mekan yaratma konusundaki ustalığını ve siyah beyaz sinemaya olan sevgisini gözler önüne seriyor.

Kaurismäki, Fin yazar Juhani Aho’nun 1911 tarihli romanından uyarladığı Juha’da, Finlandiya’nın zengin kentleri ile fakir kırsal bölgeleri arasındaki sınırda yaşayan insanları hassas bir gözle izleyerek, yeni bir sessiz film türü ortaya koyuyor. Bu kez ara başlıklar, melodramatik ifadeler ve büyüleyici bir soundtrack eşliğinde, masumiyetin çürüdüğünü anlatıyor.

Kaurismäki’nin liman kentlerinde yaşam üzerine yapacağı üçlemenin ilk bölümü olan Umut Limanı ise Cannes’da “Sinema Eleştirmenleri Birliği Ödülü”nü kazandı ve Finlandiya'nın 2012 Oscar adayı seçildi.

Programda ayrıca “Kuzeyin Kovboyları” başlığı altında Aki Kaurismäki’nin sekiz kısa filmi de gösterime sunulacak. Film gösterimleri müze ziyaretçilerine ücretsizdir.



Cennetteki Gölgeler (Varjoja paratiisissa), 1986
Kaurismäki’nin proletarya üçlemesinin ilk filmi, Helsinki’nin işçi sınıfı mahallesinde geçiyor. Bir çöp kamyonu şoförü ile markette çalışan bir kızın aşk hikayesini anlatan film, tipik bir “kaybeden” karakter üzerinden zor ekonomik şartlarda dürüst biçimde para kazananların trajedisini yansıtıyor. Ancak bu modern toplum eleştirisi sırasında ironik bakışını da kaybetmiyor. Gerçekçi öyküsü, duygusal etki yaratan kendine ait temposu ve renkleriyle Cennetteki Gölgeler çok dokunaklı bir aşk öyküsü.

Hamlet İş Dünyasında (Hamlet liikemaailmassa), 1987
Hamlet İş Dünyasında, Shakespeare’in Hamlet’ini, Helsinki sanayi bölgesine taşıyor. Karakterlerin bir şirket iktidarı için giriştikleri savaşı anlatan film alaycı bir satranç oyunu gibi ilerliyor. Kaurismäki, Hamlet oyununa kendi yorumunu katarken işin içine biraz absürtlük ve en önemlisi rock’n roll ekliyor. Timo Salminen’in siyah-beyaz kamerası da karışıma biraz kara film katıyor. Filmin oyundan bir diğer farkı da Hamlet’in bir kader tutsağı değil, şirket savaşında üvey babasına karşı savaşan aktif bir hissedar olarak boy göstermesi.

Kibritçi Kız (Tulitikkutehtaan tyttö), 1990
Proletarya üçlemesine dahil olan Kibritçi Kız, minimal komedisiyle en çarpıcı Kaurismäki filmlerinden biri. Filmde Kati Outinen, aşk ve dostluk arayışı ailesi ya da açgözlü kötü erkekler tarafından engellenen sarışın, donuk yüzlü ve mağdur durumdaki bir fabrika işçisi olan Iiris’i canlandırıyor. Iiris günün birinde devrim yapmaya karar vererek fare zehirini aldığı gibi intikam yolculuğuna çıkıyor. Kibritçi Kız, ifadesiz oyunculuğu, hareketsiz kamerası ve geometrik sahneleriyle Kaurismäki’nin sevdiği bir alttür olan, sosyal sömürünün ve adaletsizliğin yol açtığı suç filmlerine iyi bir örnek.

Sürüklenen Bulutlar (Kauas Pilvet Karkaavat), 1996
Kaurismäki’nin Finlandiya üçlemesinin ilk filmi olan Sürüklenen Bulutlar, kapitalizmin hızlı çarklarına takılan Ilona ve Lauri isimli evli bir çiftin hüzünlü hikayesini anlatıyor. Tramvay şoförü olan Lauri işini kaybeder, çünkü insanlar artık daha çok araba kullanıyordur. Ilona ise şef garson olarak yıllardır çalıştığı restoranın büyük bir restoran zincirine satılmasıyla işinden kovulur. Kaurismäki filmlerinin “kişisel olan politiktir” tezi, bu filmde birliktelik özlemine ve soğuk fonksiyonel binalarıyla tüketimi besleyen modern kente küskünlüğe yaslanıyor.

Eşarbına İyi Bak, Tatiana! (Pidä huivista kiinni, Tatjana), 1994
Edebiyattaki novellanın sinemasal karşılığı olan bu eğlenceli yol filminde Valto ve Reino hayatlarındaki en büyük değer olan votka ve kahvenin peşinden yola çıkarlar. Ancak hayalleri otostop çeken Rus Klaudia ve Estonyalı Tatiana yüzünden suya düşer. Bu iki kadın ana karakterlerimizle ilgilense de iki kafadar konuşmak yerine votka şişelerine bakmayı tercih ederler. Bu komedide dört kişi bir arabada sessizce seyahat edecek ve bir otelde masum bir gece geçireceklerdir. Kaurismäki, Fin kültürünü taşlarken psikolojik mekan yaratma konusundaki ustalığını ve siyah beyaz sinemaya olan sevgisini gözler önüne seriyor.

Juha,1999
Finli yazar Juhani Aho’nun 1911 tarihli romanından uyarlanan film, şehirli bir adam uğruna duyarsız bir çiftçi olan kocası Juha’dan kaçan ancak şehirli adam tarafından bir geneleve hapsedilen bir kadının hikayesini anlatıyor. Finlandiya’nın zengin kentleri ile fakir kırsal bölgeleri arasındaki sınırda yaşayan insanları hassas bir gözle izleyen film, yeni bir sessiz film türü ortaya koyuyor: 20. Yüzyılın bu son sessiz filminde, sessiz sinema adeta bir evrim geçiriyor. Kaurismäki bu kez ara başlıklar, melodramatik ifadeler ve büyüleyici bir soundtrack eşliğinde, masumiyetin çürüdüğünü anlatıyor.

Geçmişi Olmayan Adam (Mies Vailla Menneisyyttä), 2002
Finlandiya üçlemesinin ikinci filminde, Kaurismäki’nin karizmatik oyuncularından Markku Peltola’yı başrolde izliyoruz. Oscar’a aday olan ve Cannes’da Jüri Büyük Ödülü’nü kazanan Geçmişi Olmayan Adam, Kati Outinen’e de “En İyi Kadın Oyuncu” ödülü getirmişti. Saldırı sonucu belleğini yitiren bir adamın evsizler tarafından tekrar hayata döndürülmesini işleyen film, limanda yaşayan evsizlerin kurdukları renkli mikrodünyada geçiyor. Kaurismäki’nin şiirsel harikalar dünyasında gezinen film hiç yaşanmamış ve hiç yaşanmayacak olan bir döneme dair bir kesit sunuyor. Sefilleri oynayan kahramanları, az diyaloglu ve muzip mizahıyla dokunaklı olduğu kadar eğlenceli bir film!

Alacakaranlıktaki Işıklar (Laitakaupungin Valot), 2006
Finlandiya üçlemesinin son filmi 1950’lerin kara filmine gönderme yapıyor. Film, hayalet şehir gibi gözüken Helsinki’de adı sürekli unutulan güvenlik görevlisi Koistinen karakterinin etrafında gelişiyor. Adamımız, mimiksiz yüzü ve her an büyük bir felaketi bekler haliyle tek başına takılırken karşısına bir femme fatale çıkınca kendini bir soygun tezgahının içinde buluyor. Toplumun kıyısında yaşayan kahramanlarına kendine özgü bir mizah anlayışıyla yaklaşırken trajik ile absürt arasında şaşırtıcı bir denge kuran yönetmen, filminin Finlandiya’nın Oscar adayı olmasını boykot etmişti.

Umut Limanı (Le Havre), 2011
Eski yazar ve tanınmış bohem Marcel Marx, kendini emekliye ayırmış, liman kenti Le Havre'da ayakkabı boyacılığı yaparak halka hizmet etmektedir. Edebi bir başyapıt yaratma hevesini geride bırakmış, en sevdiği bar, işi ve eşi Arletty ile mutlu mesut hayatını sürdürürken kader karşısına Afrika'dan, daha reşit bile olmamış bir kaçak göçmeni çıkartır. Eşi Arletty de hastalanıp yataklara düşünce Marcel, insanların duyarsızlığına karşı iyimserlik silahını kullanmaya yeltenir, fakat "Batı Devleti" tüm mekanizmalarıyla kaçak oğlanın peşindedir. Marcel'e düşen, ayakkabılarını parlatıp dişlerini göstermektir. Kaurismäki’nin liman kentlerinde yaşam üzerine yapacağı üçlemenin ilk bölümü olan Umut Limanı, Cannes’da “Sinema Eleştirmenleri Birliği Ödülü”nü kazandı ve Finlandiya'nın 2012 Oscar adayı seçildi.

Kuzeyin Kovboyları: Aki Kaurismäki Kısaları
Rocky VI, 1986
Özgür dünyayı savunan Rocky, Sibiryalı boksör Igor’a karşı dövüşür ve kaybeder.

Tellerin Arasında (Thru the Wire), 1987
Nicky, Alabama ve Utah arasında bir yerde, gelecek bir zamanda, hapishaneden kaçar. Barlarda ve otellerde dolaşarak kız arkadaşını aramaya başlar. Yeni özgürlüğü süresince gözlemlediği tek şey, insanlık kültürünün geleceğinin kimsenin umurunda olmadığıdır.

Zengin Küçük Kaltak (Rich Little Bitch), 1987
Hamlet İş Dünyasında’nın çekimleri sırasında Melrose, “Rich Little Bitch” adlı şarkıyı seslendirir.

Ne Güzel Günlerdi (Those Were the Days), 1991
Leningrad Cowboys, Paris’te ünlü bir şarkıyı seslendirmektedir: Bir eşekle dolaşan yalnız adam bir restoranın kapısından geri çevrilir. Bunun üzerine eşeğiyle beraber “La Maison du Vin”e doğru ilerler. “Eşekler Giremez” levhasına rağmen içeri girer ve eşeği beslemeye başlar. Grubun kadın solisti adamın hayvana gösterdiği ilgiden etkilenir; ziyaretçi ve solist birbirlerine yakınlaşırlar. Peki ama, beraber ortadan kaybolurlarsa eşeğe kim bakacaktır?

Çizmeler (These Boots), 1992
Finlandiya’nın 1950-69 yılları arasındaki tarihi, rock grubu Leningrad Cowboys’un üyelerinden birinin gözünden aktarılıyor. Nancy Sinatra’nın “These Boots are Made for Walking” adlı şarkısının Leningrad Cowboys versiyonu.

Köpekler Cehenneme Gitmez (Dogs Have No Hell), 2002
Bir gece hapis yattıktan sonra salıverilen bir adamın öyküsünü mizahi bir dille anlatan 10 dakikalık bir kısa film. Adam, 10 dakika sonra kalkacak trene yetişmek zorundadır. Bu arada kız arkadaşına evlenme teklif eder, yüzüklerini alır ve Sibirya petrol yataklarına doğru giden trene yetişirler. Adam giderek karanlıklaşan manzarayı izlerken tren gecenin karanlığında kaybolur.

Dökümevi (Valimo-The Foundry), 2006
Dökümevi, Cannes Film Festivali için hazırlanan “Yönetmenlerin Sinemaları” adlı epizodik filmde yer alan kısa filmlerden biridir. Dünyanın en iyi 35 yönetmeninin sinema üzerine kısa filmler ile katıldıkları bu projede Kaurismäki, Finlandiya’nın Karkkila bölgesinde, gündüz ve gece vardiyasında çalışan döküm işçilerinin hikâyesini aktarıyor. İşçilerin öğle tatilinde gittikleri sinemada Lumière kardeşlerin 1895 yapımı, “Lyon’daki Lumiere Fabrikasından İşçilerin Çıkışı” filmi gösterilmektedir.

Bico, 2004
Portekiz’de çekilen bu lirik belgesel, tarihe yön veren değişimlerin sürdüğü bir dönemde, kendi halinde küçük bir dağ köyünün geçmişini, geçirdiği yapısal değişimleri ve erkeklerin taş kesme işi nedeniyle uzun süreliğine köyden ayrılmak zorunda kalışını konu ediniyor. Erkeklerin ayrılmasıyla kadınların egemenliğine geçen, karlar altındaki bu köyde kuzular ve sığırlar bir zamanlar yemyeşil olan çayırlarda otlarken, köpekler onları kurtlardan korumaktadır.

  • Etiketler :

Sayfa Yükleniyor...