Sosyal ağların tartışıldığı toplantıda, çalışanların iş saatleri içinde bu ağlara bağlanmasının yasaklanması eleştirildi. Bu görüşe göre ticari kurumlar için çalışanların sosyal ağlarda kurumsal kimlikleriyle yer almalarının zarardan çok fayda getirebileceği ifade edildi.

New York, Paris, Londra, San Fransisco, Roma, Hong Kong, Toronto ve Sao Paulo ile aynı anda İstanbul’da McCann Erickson sponsorluğunda düzenlenen Social Media Week (Sosyal Medya Haftası’ etkinlikleri tüm hızıyla sürüyor.

Haftanın en ilgi çeken etkinliklerinden biri, Türk Usulü Sosyal Medya başlıklı tartışmaydı. SocialTrackers’tan Mert Alemdar ve Rabarba’nın kurucusu Oğuz Savaşan, Rabarba Mobil’den Fırat Ertem ile beraber yeni mecranın iş amaçlı kullanımını, Erdil Yaşaroğlu ise günlük kullanıcıya ulaşan detayları yansıttı.

“Şirketlere sosyal medyayı yasaklamak yerine çalışanlarını seeder olarak kullanmaları gerektiğini anlatmaya çalışıyoruz.” diyen Mert Alemdar, kendi sosyal medya algısını şöyle özetledi: “Eğer çalışanınızı denetleyecekseniz, cep telefonundan Facebook’a girilen bir zamanda bunu yasak koyarak yapamazsınız. Onun yerine onu arkadaş olarak ekleyin. Bakın o zaman iş sırasında ne kadar paylaşım yapabiliyor?”

Yaşaroğlu için sosyal medya, şirket patronlarının “çok güzel televizyonlar yaptık bu sene” diye tweet yapabilecekleri bir mecra tablosu çizerken, “iş” kısmına sıçrandığında bakış açısının oldukça değiştiğini gördük.

DİJİTAL TRENDLER SADECE TİCARİ DEĞİL
Sosyal Medya Haftası, Türkiye’nin başarılı reklamcılık ve pazarlama sitelerinden Bigumigu’nun kurucuları Aygül ve Yalçın Pembecioğlu’nun “Sosyal Medya Trendleri” etkinliği ile devam etti.

90’lı yılların internete bağlanma çilesine maruz kalanlar için tüyler ürpertici bir hatıra olan “Dial Up Bağlantı Sesi” ile başlayan Bigumigu sunumu, sosyal medyanın “Facebook ve Twitter” ile başladığını düşünenler için özellikle bilgilendiriciydi. IRC’den Sosyomat’a, ICQ’dan Yonja’ya kadar Türk internet alemi olarak “unuttuğumuz değerlerimizi” bize hatırlatan Bigumigu ekibi, dijital trendlerin “sosyal” ortamlarda sadece iş odaklı gelişmediğini gösterdi. Türkiye’den mimlere de yer verdikleri konuşmaları, oldukça keyifli bir şekilde noktalandı

Sonraki etkinlikte Dizüstü Edebiyatı’nın elebaşı Cem Mumcu ve Bigumigu çifti sosyal medyanın popüler kültüre olan etkisinden, sağlanan iletişim özgürlüğüyle bireyin kendi başına bir medya kanalı işlevi gördüğününden bahsettiler.

‘FİRMALAR FACEBOOK PROFİLLERİNE BAKIP ELEMAN ALSINLAR’
İyi bir sosyal medya takipçisinin aşina olduğu Cem Mumcu özetle şunları anlattı:
“Beğenilme isteği çok tehlikeli olabilir. İnsan çevreye vaad ettiği şeye dönüşmeyi isterse bu isteğin içinde kaybolabilir. Starlar bunu yaşarlar mesela. Ama sosyal medya bu isteğin sebebi değildir. Bu Taş Devri’nden beri olan bir istektir. Sosyal medya sadece bunun ayyuka çıkmasına yol açmıştır, o kadar. “

“Bir insanın Facebook profilini inceleyerek çok rahatlıkla onun nasıl bir insan olduğunu anlayabilirsiniz. Bir insanı tanımak için Facebook profilleri sonsuz miktarda kaynak sunar. Paylaştığı fotoğraflar, ilgi alanları, paylaştığı yazılar, vs. Belki insan olduğu gibi görünmez, bazı yönlerini ön plana çıkartır ama bu da aslında çok önemli bir ipucudur: Hangi yönünü ön plana çıkartmaya çalışıyor? Neyi öne sürüyor? Bunlara bakarak insanları kolaylıkla çözebiliriz. İnsan kaynakları şirketleri saçma sapan testlerle vakit kaybedeceklerine bu profillere bakarak eleman alımı yapsalar çok daha başarılı sonuçlara varırlar.”

Sosyal Medya Haftası’nın ilk günü Serdar Kuzuloğlu ve Yüce Zerey’in konuk oldukları Sosyal Medya ve Popüler Kültür etkinliğiyle son buldu.

Daha çok bir sohbet havasında geçen etkinlikte, Yüce Zerey “like” butonunu sosyal medyanın para birimine benzetti.

Kuzuloğlu ise, birçok kullanıcının sosyal medyada başka insanlar gibi davrandığını, ama bir yandan da politikacı ve gazeteci gibi algılarımızda basmakalıp imajlara sıkışıp kalan ünlülerin nasıl kendileri gibi davranmaya başladıkları da anlattı.