Milli Savunma Bakanı Nurettin Canikli, Kayseri'de 12. Hava Ulaştırma Ana Üs Komutanlığı'nda düzenlenen "A 400M C Seviyesi Bakım Kabiliyeti Kazanım Töreni''nde yaptığı konuşmada, sınırlarımızdaki terör yapılanmalarının mutlaka bertaraf edileceğini belirtti.

Türk Silahlı Kuvvetleri ve Türk milletinin buna gücünün yeteceğini vurgulayan Canikli, şöyle devam etti:

"Buradaki sorun, dostlarımızın Türkiye'nin birlik, bütünlüğünü hedefleyen terör örgütleriyle birlikte görüntü vermesidir. Arazide onlarla birlikte ortaklık yapmasıdır. Esas problem budur ve bunun da sürdürülebilir olmadığını buradan bir kez daha ifade etmek istiyorum. Terör örgütünün kendisi olduğu bugün çok net bir şekilde ispat edilmiş olan bir yapı ile hangi amaç için olursa olsun siz ittifak edemezsiniz. Müttefikimiz olarak ittifak edemezsiniz, insan haklarını, evrensel değerleri savunan bir ülke olarak bunu yapamazsınız. Çünkü en temel insan haklarını, değerlerini bu şekilde bu yöntemle, bu yolla ihlal ediyorsunuz anlamına gelir. O yüzden beklentimiz, bütün dünyadan ve tabi öncelikle müttefiklerimizden, bugüne kadar terör örgütlerine verdikleri desteği sonlandırmaları, ortaklığı bitirmeleri, bugüne kadar onlara sağladıkları her türlü silah, mühimmatları da toplamalarıdır. Onun dışında başka hiçbir şekilde bu meselenin çözülmesi mümkün değildir."

Türkiye'nin ve Türk milletinin, kendi geleceği, toprak bütünlüğü için neye mal olursa olsun, bedeli ne olursa olsun güvenliğini tehdit eden terörist yapıların tamamını mutlaka bertaraf etmek zorunda olduğuna dikkati çeken Canikli, başka bir ülkenin de böyle bir tehditle karşı karşıya kalması durumunda aynı şeyi yapacağını söyledi.

Hiç kimsenin, bu milletin geleceğini büyük oranda tehdit eden yapıların ya da onları destekleyenlerin karşısında Türkiye'nin hareketsiz kalmasını beklememesi gerektiğinin altını çizen Nurettin Canikli, şu değerlendirmede bulundu:

"O terörist yapıları ortadan kaldırmak zorundayız. Türkiye için bir bağımsızlık mücadelesidir, bir var oluş mücadelesidir, ölüm kalım mücadelesidir. Bunu herkesin anlaması gerekir. Terör örgütleriyle iş tutanlar da aslında 80 milyon Türk milleti ve geleceğini, kaderini bu millete bağlamış yüz milyonlarca yakın coğrafyamız başta olmak üzere diğer mazlum milletleri karşısına almış olur. Bunun da hesabını herkesin çok iyi yapması gerekir.

Bugüne kadar yaptığımız çalışmalarla YPG-PYD örgütünün bir terör örgütü olduğunu bütün dünyaya anlattık. Bunun aksini hiç kimse bugün söyleyemiyor. Çok net delillerle, bilgi, belge, dokümanlarla bütün dünyaya bunu ispat ettik. Şimdi artık müttefiklerimizin bu terör örgütünden kurtulma sürecine girmesi gerekiyor. O konuda da Türkiye, üzerine ne düşüyorsa yapacaktır. Eğer oluşan bu ortaklık nedeniyle bazı hamlelerin yapılması zor geliyorsa, sıkıntı yaşanıyorsa biz o hamleleri kolaylaştıracak adımları atarız onu da buradan söylüyorum."

Türkiye'nin bir müttefikinin ya da müttefiklerinin, ülkenin bütünlüğünü tehdit eden terör örgütüyle herhangi bir şekilde hangi isim adı altında, hangi formatta olursa olsun bir araya gelemeyeceğine işaret eden Canikli, "Yani hem müttefiklik hem de teröre destek. O yüzden bu çağrı sadece müttefiklerimize değildir. Bütün dünya için geçerlidir ama özellikle komşularımız, şu anda birlikte arazide taktik, işbirliği içerisinde olduğumuz bütün ülkeler için de geçerlidir" diye konuştu.

''TERÖRİSTE DESTEK VEREN TERÖRİSTTİR''

Milli Savunma Bakanı Canikli, bu tehlikenin Allah’ın izni ile bertaraf edileceğini belirterek, şunları kaydetti:

"Şu veya bu şekilde, doğrudan veya dolaylı vekaleten ya da direkt olarak hiçbir ülkenin hiçbir şekilde terör örgütüne destek vermemesi gerekir. Verse dahi yine sonuç değişmeyecektir. Şu anda Suriye rejimi tarafından Afrin'e gönderildiği iddia edilen silahlı birliğin Afrin'de o bölgede yürüttüğümüz terörle mücadelenin sonucunu değiştirme kapasitesi hiçbir zaman yoktur ve olmayacaktır da. Terörün yanında kim olursa olsun o da bizim hedefimiz olacaktır. Eğer bir sorun ve sorumlu aranıyorsa böyle durumlarda 'senin, teröristin yanında ne işin var?' sorusunu sormamız gerekiyor. Biz öyle yapıyoruz zaten. Yani birisi terörle herhangi bir şekilde birlikte orada bulunursa bu, bizim terörle mücadelemizi ortadan kaldırmaz, bizi zayıflatmaz, bizi caydırmaz, bizi engellemez, sadece teröriste destek vermek için gelen gruplar da bizim hedefimiz haline gelir. Teröriste destek veren teröristtir. Çok açık ve net bir şekilde ifade ediyoruz."

Nurettin Canikli, bu kazanımın diğer takviye edici gerekli unsurlarla tamamlandığında askeri fabrikalarda çok daha ileri bir takım üretimlerin hatta tasarımların yapılmasının da önünü açacağını bildirdi.

Canikli, çok kısa sürede böyle teknik bir donanımın, kapasitenin, yeteneğin kazanılmış olmasının, Türkiye'nin ulaştığı altyapının aynı zamanda seviyesini gösterdiğine dikkati çekti.

Özellikle vatan topraklarının savunulması için kesinlikle en azından asgari seviyede ihtiyaç duyulan silah sistemleri ve mühimmatın mutlak suretle yerli ve milli imkanlarla üretilebilir olması gerektiğini vurgulayan Canikli, şöyle devam etti:

"Böyle bir yetenek, böyle bir imkan, böyle bir kapasite yoksa bu toprakların savunulması, ülkemizin hükümdarlığının devam ettirilmesi, egemenliğinin korunması kolay değildir. Çünkü Türkiye bunu sayısız kereler yaşadı ve karşı karşıya kaldı. En ihtiyacımızın olduğu zamanda dostlarımız dahi, aynı ittifak içerisinde birlikte yürüdüğümüz ülkeler dahi, ihtiyacımız olan sistemleri size peşin parayla dahi sağlamakta tereddüt edebiliyorlar. En hafif ifadeyle mütereddit yaklaşabiliyorlar, şuanda da esasında bunun birçok dost ve müttefikimiz açısından canlı örneğini yaşıyoruz. Resmi olarak değil ama bizim için hayati öneme haiz birçok silah sisteminin üretiminde kullanılan, daha önce rahatlıkla temin ettiğimiz yedek parçaların bu dönemde örtülü bir şekilde Türkiye'ye gönderilmesini zorlaştırdıklarını görüyor ve yaşıyoruz. Tabi elbette bunları kendileriyle de paylaşıyoruz."

Bakan Canikli, Zeytin Dalı Harekatı'nda kara ve hava kuvvetlerinin kullandığı mühimmatın yüzde 90'ından fazlasını yerli imkanlarla üretme kapasite ve imkanına sahip olduklarını belirterek, şu değerlendirmelerde bulundu:

"Bu son derece önemli. Eğer bu operasyonda kullandığımız mühimmatları milli olarak üretme kapasitemiz olmasaydı diğer silah sistemlerinin üretiminde kullandığımız yedek parçaların üretiminde karşı karşıya kaldığımız örtülü ambargonun benzerine çok büyük bir ihtimalle daha sert bir şekilde mühimmatta da karşılaşacaktık ve karşı karşıya kalacaktık. Böyle bir tabloda da bu tür önemli operasyonların realize edilmesi, gerçekleştirilmesi de mümkün değildi. Bu nedenle bu toprakların savunulabilmesi için ihtiyaç duyduğumuz bu altyapıya sahip olmamız, ötesine geçmemiz son derece önemli. Son 15 yılda Türkiye bu alanda gerçekten çok önemli adımlar attı, çok mesafeler kat etti. Bunu da görüyoruz, bunu da arazide görüyoruz, uygulamada görüyoruz ve bundan sonra da görmeye devam edeceğiz."

İNSANSIZ TANK ÜRETİMİ

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın insansız tank üretimi olarak talimatlandırdığı konunun aslında savunma sanayi sektörünün de en uç noktalarından biri olduğuna değinen Canikli, "Teknoloji olarak da bilgi birikimi olarak da en uç noktalarından bir tanesi ve şuanda oraya doğru hızlı bir evrilme söz konusu. Sayın Cumhurbaşkanımızın da bu talimatı, diğer daha önce benzer savunma ürünlerine verdiği talimat gibi en kısa sürede inşallah en iyi şekilde yerine getirilecektir. Bu milletin özgürlüğü ve bağımsızlığına da hizmet eder halde cazibe edilecektir" diye konuştu.

Bakan Canikli, Türkiye'nin içinde bulunduğu dönemin çok kritik olduğuna işaret ederek, şunları ifade etti:

"Nedeni ne olursa olsun, bu coğrafya siyasi olarak yeniden şekillendirilmeye çalışılıyor. Çok büyük bir ihtimalle daha kolay yönetilebilir hale getirilmeye çalışılıyor. Bu şekillendirmenin, bu operasyonun içerisinde maalesef Türkiye'den de ciddi bir toprağın kurulması düşünülen başka bir siyasi organizasyona aktarılması talep ediliyor. Bu gizlenmiyor aslında, ahlaksızca Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin topraklarının bir bölümü oluşturulacak başka bir siyasi yapıya aktarılmaya çalışılıyor. Bizim mücadelemiz bu mücadele. Bugün Zeytin Dalı Operasyonu olarak ortaya çıkan, ete kemiğe bürünen bu operasyonunda amacı esasında, bu ahlaksız operasyonu ortadan kaldırmak ve engellemek."

Zeytin Dalı Harekatı'nın amacının Türkiye'ye tehdit oluşturan terör örgütlerinin bertaraf edilmesi olduğunu aktaran Canikli, YPG ve PYD terör örgütlerinin, PKK'nın Suriye'deki uzantıları olduğunu dile getirdi.

Canikli, söz konusu terör yapılanmalarının bu bilgi ışında değerlendirilmesi gerektiğinin altını çizerek, bu terör örgütlerinin meşrulaştırılmasına yönelik bir çalışmanın beyhude olduğunu aktardı.

"BEYHUDE BİR ÇABADIR"

Çözümün müttefik devletlerin terör unsurlarıyla birlikte verdikleri görüntülerin ortadan kalkmasıyla mümkün olacağını vurgulayan Canikli, şu görüşlere yer verdi:

"Zeytin Dalı Harekatı'nda şu kesinleşmiştir. Türkiye üzerine planladıkları operasyonu yapamayacaklar. Bugün bunu biz, bütün dünya da anlamış bulunuyor. El-Bab operasyonu Türkiye'ye yönelik böyle bir operasyonda başarılı olamayacaklarının ilk somut örneği ve hayata geçirilmesiydi. Zeytin Dalı Harekatı da bunun tahkim edilmesi, güçlendirilmesi anlamına geliyor. Oradaki mücadele, bu operasyonu hayata geçirmeye çalışanların vekaleten kullandıkları terör örgütlerine karşı yapılan bir mücadeledir. Terör örgütlerinin Türkiye için oluşturdukları tehdidin bertaraf edilmeye çalışılmasıdır, başka bir mücadele değildir. O nedenle bugün Afrin'de, YPG, PYD adı altında, esasında PKK'nın Suriye milis gücünden olan, kolu olmaktan ibaret olan bir terör yapılanmasının bertaraf edilmesidir. Dolayısıyla kim olursa olsun, ister kurum, ister devlet, ister organizasyon, olayı bu şekilde değerlendirmesi gerekir. Orada, PYD ya da YPG'ye verecekleri desteği de terör örgütüne verilecek destek olarak algılamaları gerekir. Bu herkes için geçerlidir. Başta, aynı NATO ittifakı içinde birlikte yürüdüğümüz ve NATO'nun en güçlüsü olan ABD için de geçerli. PYD ve YPG bir terör örgütüdür, PKK'nın kendisidir, hiçbir şekilde bu örgütlerin birbirlerinden ayrılması gibi bir proje hayata geçirilemez bir projedir, böyle bir şey olmaz, bu eşyanın tabiatına aykırıdır. Buradan yola çıkarak YPG veya PYD'nin bir şekilde meşrulaştırılmaya çalışması beyhude bir çabadır, akılla ve mantıkla bağdaştırılması mümkün olamayan bir çabadır. Hiç kimse de buna inanmaz zaten."

Müttefiklerin terör örgütüyle birlikte verdikleri görüntünün ortadan kaldırılmasının dışında başka bir çözümün bulunmadığına dikkati çeken Canikli, "Sınırlarımızdaki terör yapılanmaları mutlaka bertaraf edilecektir ve ortadan kaldırılacaktır. Türk Silahlı Kuvvetlerinin ve Türk Milletinin gücü buna yeter. Hiçbir problemimiz yok o konuda. Buradaki sorun dostlarımızın Türkiye'nin birlik bütünlüğünü hedefleyen terör örgütleriyle birlikte görüntü vermesidir. Arazide onlarla birlikte ortaklık yapmasıdır. Esas problem budur ve bunun da sürdürülebilir olmadığını buradan bir kez daha ifade etmek istiyorum" dedi.

Bakan Nurettin Canikli, Türkiye'nin bu konudaki kararlılığına vurgu yaparak, bugün yapılan töreninin bu anlamda son derece önemli olduğunu belirtti.

''YETENEK KAZANDIRMA ÇALIŞMASINI DA TAMAMLAYACAĞIZ"

Bundan sonraki süreçte askeri fabrikalara bu konularda tasarım yeteneğini de kazandıracak alt yapıyı da kuracaklarını vurgulayan Canikli, "Bugüne kadar bu fabrikalarda çok sayıda uçak yapıldı, monte edildi, montajı yapıldı. Bazı parçalar üretildi ama bunun tasarım yeteneği ile taçlandırılması gerekir. Bu çok önemli. Onunla ilgili de çalışmalarımıza başladık. Bütün askeri fabrikalarımız için geçerli. Hem modernize edilmesi hem ful bakımını yaptıkları, onarımını yaptıkları sistem, araç, gereç, uçak, hepsi için geçerli. Onların da tasarımlarını yapabilir hale gelmeleri konusunda da önümüzdeki günlerde çok hızlı bir şekilde inşallah yetenek kazandırma çalışmasını da tamamlayacağız" diye konuştu.

Bakan Canikli, operasyon bölgesinde, çok güçlü askeri fabrikaların güçlü bir teknik alt yapısı olduğuna işaret ederek, sözlerini şöyle tamamladı:

"Şu anda operasyonda arızalanan, zarar gören araçlarımızı, zırhlı araçlarımızı ve diğer sistemlerimizi de askeri fabrikalarımızdan seyyar olarak organize ettiğimiz teknik ekiplerimiz, hemen çok kısa süre içerisinde orada büyük bölümünü onarıyorlar. Orada onarılması mümkün olmayanları askeri fabrikalara aktarıyoruz. Orada yerinde onarıyoruz ve tekrar görevlerine devam ediyorlar. Askeri fabrikalarımızın çok güçlü teknik alt yapısı var. Bunları biraz daha motive ederek biraz daha destekleyerek esasında çok daha büyük ürünleri, daha büyük yerlilik oranlarıyla üretmelerinin inşallah önünü açacağız. Bu potansiyel, bu kapasite var. Başta Gazi Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere vatanın bütünlüğü için toprağa düşmüş bütün şehitlerimizi rahmetle anıyorum. Afrin operasyonunda da önceki operasyonlarda da bu millet için can vermiş bütün şehitlerimizi rahmetle anıyoruz."

TSK İLK KEZ YAYINLADI: OPERASYON EMRİ GELDİĞİNDE YAŞANANLAR KAMERADA!