Diyarbakır’ın Nevruz Parkı’nda yine yüz binlerce kişi toplandı. Kalabalık geçen yıldan daha fazlaydı. Ancak bu yıl erken başlayıp erken bitirdiler.

Yüzbinlerce kişi, çoluk çocuk, kadın erkek nevruz ateşinin yanmasına kadar alanı terk etmedi. Demokratik Toplum Kongresi eş başkanları Ahmet Türk ve Aysel Tuğluk, Belediye Başkanı Osman Baydemir kürtçe konuştular. BDP eş Başkanı Gülten Kışanak Kürtçe ve Kürtçe konuşan tek kişiydi. Nevruz’da konuşmaların çoğunu anlamadık. Aramızdaki espiri ise :

“ İleride ya Kürtçe öğrenmemiz gerekecek ya da tercüman kullanacağız” oldu. Onlar da “türkçe konuştuk kimse anlamadı şimdi bari kürtçe konuşalım” diyordu şakayla karışık.

Diyarbakdaki nevruz kutlamaları kentin ve Kürt siyasetinin dinamiği açısından çok önemlidir. Bu yıl sanatçı profili çok düşük tutulmuş olsa bile kutlamalara katılanların sloganları, pankartları bölge ile batı arasındaki yelpazenin giderek açıldığını gösteriyor.

Dev barkovizyonda önce savaşı çağırıştıran görüntüler vardı. Ardından Abdullah Öcalan’ın eski konuşmalarının bazıları yayınlandı. Eski konuşmalar sanki bugünü andırır sanki bugüne mesaj gönderir gibiydi. Öcalan’ın konuşması “barış olmasa savaşırız” mealindeki sözleriyle bitti. Öcalan’ın haziran’a kadar tek taraflı ateşkes ilanı, İmrali’den yolladığı mesajlar paralelindeki eski sözleri sanki bugün için de geçerliymiş gibi alanda yankılandı. İnsanlar üzerindeki etkisi alanda kendisini hissettiriyordu.

BDP Eşbaşkanı Kışanak ise kısa ve net konuştu. Alandaki kalabalğın 12 HaZiran’daki seçimler için gösterge oluduğunu söyledi.

Kışanak yeni anayasada 3 talebin karşılanmadığı sürece “biz yokuz” dedi. Ve talepleri sıraladı: Kürt kimliğinin tanınması, Kürt dili önündeki yasakların kalkması ve demokratik özerkliğin hayata geçmesi, öz yönetim hakkı tanınması. Son talebin tercümesi özerk kürt bölgesi.

Bu kimse “demokratik açılım” “Kürt açılımı”ndan söz etmedi. Açılım rafa kaldırımış gibi hissediyorlar ve giderek inancımızı yitiriyoru diyenler vardı. Güvensizlik söz konusuydu. Verilen sözler tutulmadı diyenler çoğunluktaydı. Geçen yıl açılım politikasının yumuşattığı havadan eser yoktu. Daha sert ve daha “kopuşa yakın” bir ruh hali hissediliyordu.

Bu ruh hali seçimlere kadar böyle devam ederse seçim sath-ı maili mesajlar anlamında sert geçebilir. Ama Kürtler taleplerinde ısrarcı ve neden hala batı empati yapılamadığı sorguluyorlar. 12 Haziran’a giderken bölgede ciddi bir sandık “savaşı”nın yaşanacağı bu seneki nevruzdan belli oldu.