Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, Bolu'da, Karaçayır Spor Salonu'nda düzenlenen AK Parti 6. Olağan İl Kongresi'nde konuştu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan yaptığı konuşmada, kongrenin Bolu, ülke, millet ve demokrasi için hayırlara vesile olmasını diledi. Bolu'nun 16 Nisan halk oylamasında yüzde 62'lik "evet" oy oranıyla Türkiye ortalamasının üzerinde bir sonuç elde ettiğini, Cumhurbaşkanlığı Seçimi'nde yüzde 66 ile yanlarında yer aldığını ifade eden Erdoğan, güvenleri, teveccüh ve destekleri dolayısıyla Bolululara teşekkür etti.

Erdoğan, Bolu'dan beklentilerinin yüksek olduğunu, 2019'daki yerel seçim ve hükümet sistemi seçimlerinde kenti çok daha üst sıralarda görmek istediklerini belirtti.

Salondakilerden, Bolu Dağı'nda araç kullanan kamyoncular ile Bolu Tüneli'nden geçen otobüs şöförlerine de ses vermelerini isteyen Erdoğan, "Öyle bir ses verin ki yuvaları Bolu'da olan ama şu an Afrin'de operasyon yürüten komandolarımız dahi duysun. İşte mavi bereliler burada. Mavi berelileri de aman ha yalnız komayın" diye konuştu.

Erdoğan, partinin ana kademe, kadın kolları ve gençlik kolları üyelerinden 2019 seçimleri öncesinde kapı kapı dolaşmaları, her gönüle dokunmaları ve herkesin elini sıkmaları yönünde söz aldı.

"AK PARTİ BU VATANA AŞIK"

Ülkeyi gelecek yıl hem yeni yönetim sistemine geçireceklerini hem de 2023 hedeflerine bir adım daha yaklaştıracaklarını anlatan Erdoğan, sözlerine şöyle devam etti:

"Bugün Bolu'yu gerçekten daha farklı gördüm. Fakat inanın, şu anda ülkemin her yanı aynen böyle. Dün Mersin'deydim böyle, Antalya'daydım böyle. Biraz sonra Sakarya'da da olacağım. Biliyorum ki orası da öyle. AK Parti, milletimize aşık, AK Parti, bu vatana aşık. Sizin aşkınız bizi deli divane etti. Aşkınan yürüyen yorulur mu? Onun için yorulmadık. Onun için gece gündüz demedik. 'Uzun ince bir yoldayız, gidiyoruz gündüz gece' dedik, bekliyoruz. Bu aşkla, bu heyecanla biz bu yollarda Ferhat olduk, milletimiz Şirin. Dağları deldik. Dağları delerek Şirin'e ulaştık. Bolu Dağı'nı kimse delemiyordu ama biz deldik. Onlar, 'Burayı patates deposu mu yapsak, yoksa buraya doğalgaz mı pompalasak?' diyorlardı. Patates deposunu her yerde bulursun. Doğalgaz? Onun da depoları var. Bolu Dağı'ndaki trafik kazalarını unutmuyoruz. Buralardaki trafik kazalarıyla nice canlar gitti. Onun için 'Biz bu dağı deleriz' dedik ve deldik. Şimdi bir ucundan girip bir ucundan geçiyor ve öbür tarafta Şirin'e ulaşıyoruz."

Erdoğan, göreve geldikleri günden bu yana Türkiye'nin genelinde açmadıkları tünelin kalmadığını, deniz üzerine köprüler yaptıklarını dile getirdi.

Mithat Cemal Kuntay'ın, "Bayrakları bayrak yapan üstündeki kandır / Toprak, eğer uğrunda ölen varsa vatandır" dizelerini okuyan Erdoğan, al bayrağı başörtüsü yapan kadınları kutladı.

Erdoğan, "Sadece köprü yetmez" diyerek Marmaray'ı yaptıklarını anımsatarak, "Şu ana kadar milyonlar denizin altından geçti. Yetmedi, 'Biz bir de araçların da denizin altından geçmesi için tünel yapalım' dedik ve Avrasya Tüneli'ni yaptık. Şimdi denizin altından araçlar da geçiyor. Bize bu yakışır da onun için" ifadelerini kullandı.

"SEFER GÖREV EMRİ"

Erdoğan, "Reis bizi Afrin'e götür" sloganları üzerine, şunları kaydetti:

"Ben her gün komuta kademesine ve Genelkurmay Başkanıma 'İhtiyaç var mı?' diye soruyorum. Verdiği cevap, 'Sayın Cumhurbaşkanım, olsa ben size zaten bunu söylerim.' Ordumuz şu anda yolunda kaim, daim devam ediyor. Herhangi bir sıkıntı olduğu zaman sefer görev emrini ilan ederiz. Önce ben yola çıkarım, ardından da beraber yürürüz."

Erdoğan, yaptığı konuşmada, AK Parti'nin milletin kurduğu ve bugüne kadar milletle birlikte yürüyen bir parti olduğunu belirtti.

Bunun için vesayetçilerden darbecilere, terör örgütlerinden dış güçlere kadar ülkeyi ve milleti hedef alan ne kadar şer odağı varsa, hepsinin hedefinin AK Parti olduğunu söyleyen Erdoğan, bunun böyle bilinmesi gerektiğini vurguladı.

"Türkiye'yi yolundan, rotasından, rayından çıkarmak isteyen, hedeflerinden uzaklaştırmaya niyetlenen herkes önce bizim üzerimize yürümüştür" diyen Erdoğan, "Partimizi kapatmaya gayret etmediler mi, ettiler. Ne oldu? Olmadı. Çünkü, onlar bir şeyi bilmiyordu. Onlar zannediyordu ki 'Biz hesabı yaptık, tezgahı kurduk, tuzağı hazırladık ve hemen AK Parti'yi kapattık, bu iş bitti" ifadesini kullandı.

Anayasa'yı değiştirecek güce sahip bir partiye kapatma tezgahı kurulduğuna dikkati çeken Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Ama hesap tutmadı. Çünkü hesapların üstünde bir hesap vardı. Kaderin üstünde bir kader vardı ve Allah bu hesapları da bozdu. En büyük hesap, Allah'ın hesabıdır.

Karşılaştığımız onca kumpasın, maruz kaldığımız onca provokasyonun, uğradığımız onca haksızlığın ve hatta yer yer hukuksuzluğun üstesinden milletimizin desteği sayesinde çıktık. Ülkemize ve milletimize borcumuzu da çalışarak, hizmet ederek, proje üreterek, yatırım yaparak, eser inşa ederek ödemenin gayreti içinde oluk."

Erdoğan, Bolu'ya 15 yılda 11 katrilyon yatırım yaptıklarını, eğitim ve öğretimde 800'e yakın yeni derslik ve 6 binin üzerinde yatak kapasitesine sahip yüksek öğretim yurtlarını hizmete soktuklarını aktardı. Erdoğan, bu yıl merkezde 2 bin 800 kişilik, gelecek yıl da Gerede'de 300 kişilik yeni yurtları hizmete sokacaklarını bildirdi.

İnşa edilen 13 spor tesisiyle gençlerin rahat ve düzenli şekilde spor yapabilmesine olanak verildiğini dile getiren Erdoğan, sağlıkta 5'i hastane olmak üzere 16 tesisi tamamladıklarını belirtti. Erdoğan, hala Gerede Devlet Hastanesi ile birlikte 13 tesisin inşasının sürdüğünü anlattı.

Toplu konutta 5 bin 441 konutla şehrin çehresinin değiştirildiğini ifade eden Erdoğan, Bolu'nun bölünmüş yol uzunluğunun 300 kilometreye çıkarıldığını söyledi. Erdoğan, yapılan 3 baraj ve bir gölete ilave olarak 155 bin dekar alanı sulayacak Tekke Barajı ile birlikte 3 barajın inşasının da devam ettiğine dikkati çekti. Dedeler ve Hasanlar barajlarının inşasına da yakında başlanacağını dile getiren Erdoğan, durmadan yola devam edileceğinin altını çizdi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, şehir merkezinde içme suyu ihtiyacının karşılanabilmesi için Gölköy Barajı'ndan bu yana terfi hattı inşa ettiklerini ve hizmete açtıklarını bildirdi.

Bolu'nun ormanlara, milli parklara ve tabiat güzelliklerine sahip bir şehir olduğuna işaret eden Erdoğan, gençelere seslenerek bunun kıymetinin bilinmesi gerektiğini söyledi. Erdoğan, "Allah'ın bu nimeti karşısında ne kadar hamd etsek azdır" dedi.

Yedigöller Milli Parkı, Abant Gölü Tabiat Parkı ve Gölcük Tabiat Parkı başta olmak üzere Bolu'nun sahip olduğu güzellikleri tüm ülkenin hizmetine sunmayı hedeflediklerini ifade eden Erdoğan, bunun için hem bu alanları koruyacak hem de turizm açısından cazip hale getirecek çalışmalar yürüttüklerini dile getirdi.

Hem İstanbul'a hem Ankara'ya mevcut yakınlığı dolayısıyla Bolu'nun imkanlarının değerlendirilmesini kolaylaştırdıklarını aktaran Erdoğan, "Artık bu güzellikleri günübirlik turizmin ötesine taşımamız gerekiyor. Yılın 365 ve haftanın 7 gününe yayılmış bir turizm hareketliliği için hep birlikte üzerimize düşeni yapmalıyız. Halen haftada sadece 2 günlük konaklama ortalamasıyla dahi bir milyona yaklaşan turisti ağırlayan Bolu'nun gerçek potansiyelini harekete geçirmek için atılacak her adımın yanında olduğumuzu belirtmek istiyorum" diye konuştu.

"İSTİKLALİMİZE VE İSTİKBALİMİZE YÖNELEN TEHDİTLERLE MÜCADELE ETTİK"

Cumhurbaşkanı Erdoğan, yatırımların devam edeceğini belirterek, "Biz bir yandan ülkemizin 81 vilayetini, işte bu şekilde eserlerle, hizmetlerle, yatırımlarla donatırken diğer yandan da istiklalimize ve istikbalimize yönelen tehditlerle mücadele ettik. Afrin mücadelesinde bugünkü rakam ne oldu? 3 bin 300 teröristi etkisiz hale getirdik. 3 bin 300. Mücadele devam ediyor, kararlılıkla devam ediyor" değerlendirmesinde bulundu.

Bolulu Aşık Dertli'nin "Şahinim var, bazlarım var. / Ördeğim var, kazlarım var. / Yare tenha sözlerim var. / Diyemem agyara karşı" mısralarını okuyan Erdoğan, şunları kaydetti:

"Biz de kimini söyleyebildiğimiz, kimini söyleyemediğimiz pek çok şey yaşadık. Önümüze hangi engellerin çıkartıldığını, ayağımıza hangi çelmelerin takıldığını, çevremize hangi tuzakların kurulduğunu teker teker anlatmaya kalksak, derdimiz Bolu Dağı'nı aşar. Milletimiz, arka planda yaşananları görse de görmese de o engin sezgisiyle, ferasetiyle, dirayetiyle hep Hakk'ın yanında, haklının yanında yer almıştır.

15 yıllık iktidarımızı, başka şeylere değil, milletimizle birlikte Hakk'ın ve haklının yanında saf tutmamıza borçluyuz. Bununla birlikte özellikle son 4-5 yıl hepimiz için gerçekten çok zor, çok yoğun geçti. Terör örgütleri kimi zaman nöbetleşe, kimi zaman topyekun saldırıya geçtiler. Gabar'da geçtiler, Cudi'de geçtiler, Tendürek'te geçtiler, Bestler Deresi'nde geçtiler, Kandil'den idare ettiler. Dedik ki, 'İnlerine gireceğiz.' Ne oldu, girdik. Kaçacak delik arar hale geldiler.

İşte birileri Pensilvanya'ya kaçtı, kimileri onun oradaki devasa çiftliğinde, kimileri Avrupa'nın değişik ülkelerine kaçtı. Onlar kaçacak, biz kovalayacağız. Yurt dışından ülkemize yönelik tacizler de zirveye çıktı. Sokakların terörize edilmesinden, mahallelerin çukurlarla kesilip işgaline kadar emsali görülmemiş yöntemlerle karşılaştık. Devletimizin tüm kritik kurumlarına yerleştirilmiş FETÖ ihanet çetesi mensuplarının ardı ardına giriştikleri darbe teşebbüsleri bizi gerçekten havsalamızı aşan durumlarla karşı karşıya bıraktı. Hiç kimsenin bir yandan ibadetle diğer yandan eğitimle, hayırla, hizmetle meşgul olur görünürken diğer yandan böylesine bir ihanetin içine düşebileceğine asla ihtimal vermedik. Rabbimizin, 'Sizin hayır bildiklerinize şer, şer bildiklerinizde hayır olabilir.' emri mucizesi burada da kendini gösterdi."

Erdoğan, yaptığı konuşmada, Türkiye'nin 17-25 Aralık ve 15 Temmuz süreçlerinde tarihinin en büyük tehdidini daha fazla büyümeden, tehlikeli hale gelmeden bertaraf etmeyi başardığını belirtti.

Türkiye'yi ve milleti esir etmek, ezanı susturmak, bayrağı indirmek için başlatılan bu saldırılar boşa çıkartılınca bir başka tehdidin daha musallat edildiğine dikkati çeken Erdoğan, Türkiye'nin Suriye ve Irak sınırları boyunca bir terör koridoru oluşturmak isteyenlerin yüzlerindeki maskeyi indirip niyetlerini ifşa ettiğini söyledi.

NATO'YA TEPKİ

Erdoğan, Türkiye'nin bunun üzerine kararlı şekilde harekete geçtiğini ve kimsenin ummadığı, ihtimal vermediği operasyonları başlattığını vurgulayarak, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Ülkemizin de içinde bulunduğu bölgede uygulanmaya çalışılan plan, bizi iş birliği yaptığımız güçleri gözden geçirmeye mecbur bıraktı. 'Müttefikimiz', hatta 'dostumuz' dediğimiz güçlere bakışımızı, bize söylenen sözlere değil sahadaki eylemlere göre yeniden belirledik. İçinde bulunduğumuz NATO, biz bu NATO'nun en güçlü üyesiyiz. Herhangi bir yerde bir sıkıntı olduğu zaman NATO'dan bize bir görev terettüp ettiğinde, yeri geldi Somali'de, Afganistan'da, Balkanlar'da olduk. Peki bütün buralarda biz yer alırken, şu anda Suriye'de bu olaylar yaşanırken, ey NATO sen ne zaman olacak da gelip bizim yanımızda yer alacaksın? 911 kilometre burada bizim sınırımız var, sürekli terör örgütleri oradan bizi taciz ediyor, Suriye rejimi aynı şekilde bu yollara başvuruyor. Peki sen ne zaman ortaya çıkacaksın, devamlı ben bunları mı söyleyeceğim? Ama maalesef şu ana kadar hala olumlu bir ses, söz yok."

"BİN KİLOMETREKAREYE YAKLAŞIYORUZ"

Diğer birtakım hususlarda çıkarların çatıştığı kimi başka güçlerle de bölgedeki fiili durum çerçevesinde Türkiye'nin ortak hareket etme yollarını aradığını, bu çabalar sırasında ciddi sıkıntılarla, engellerle karşılaşıldığını dile getiren Erdoğan, milletin 15 Temmuz'da ortaya koyduğu güçlü iradeyle kimsenin bu kıyam karşısında direnme şansının kalmadığını belirtti.

Erdoğan, Fırat Kalkanı Harekatı'yla terör koridorunun bağrına hançer saplandığını, 3 bin DAEŞ'linin oralardan derdest edildiğini anımsattı.

Irak'ın kuzeyindeki gelişmelerde çok net ve tavizsiz bir tutum izlenerek oradaki oyunun da bozulduğunun altını çizen Erdoğan, şimdi ise Afrin'de Zeytin Dalı Harekatı'nın yürütüldüğünü ifade etti.

"Bölgede teröristlerden arındırdığımız alanın büyüklüğü, 900 kilometrekareyi aştı, bin kilometrekareye yaklaşıyoruz" diyen Erdoğan, bu mücadelenin bedelsiz olmadığını aktardı.

Erdoğan, terörle mücadelede, 15 Temmuz'da, sınır ötesi harekatlarda bedel ödendiğini belirterek, bin yıldır bu toprakların kanla sulanarak "vatan" haline getirildiğini, şimdi de aynı şekilde korunabileceğini vurguladı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Fitneye fesada uğratma bizi / Arşa kadar yücelt dirliğimizi / Bozdurma haine birliğimizi / Bu cennet vatanı böldürme Yarab / Yüzümüz ak olsun kara düşürme / Vatanımı koru zora düşürme / Ana yüreğini kora düşürme / Gülleri dalında soldurma Yarab" dizelerini okudu.

Bugünkü özgürlüğün, ecdadın Çanakkale'de, Sarıkamış'ta, Dumlupınar'da yaptığı fedakarlıklara borçlu olunduğunu hatırlatan Erdoğan, "Bugün de biz bu fedakarlığı yapacağız ki bizden sonrakilere güvenli, güçlü, huzurlu, müreffeh bir Türkiye, gelecek bırakalım. Rabbim istiklali ve istikbali için gerektiğinde canını ortaya koyan milletimizin her bir ferdinden razı olsun. Böyle bir milletin evladı olmakla ne kadar iftihar etsek azdır" diye konuştu.

"KİMİ MAALESEF GAFLETİNİN KURBANI OLDU"

Türkiye'nin gerek sınırları içerisinde gerekse sınırları ötesinde yaptığı operasyonların amacının ortada olduğuna değinen Erdoğan, Türkiye'nin haklıya hakkını, haine de cezasını verdiğini vurguladı.

Erdoğan, şu degerlendirmede bulundu:

"Bu ülkenin ve bu milletin canından aziz bildiği değerlerine yapılan saldırılar karşısında susup oturmak bize yakışır mı? Dirliğimizi, beraberliğimizi, vatanımızı, bayrağımızı savunmak bizim namus borcumuzdur. Asıl bunu yapmazsak milletimizden aldığımız emanete sahip çıkmamış oluruz. İşte o zaman ne burada olduğu gibi milletimizin karşısına başımız dik yüreğimiz ferah şekilde çıkabiliriz ne de yarın dünyada bunun hesabını verebiliriz.

Türkiye yıllarca, 'Aman ne ben kimseye dokunayım ne de kimse bana dokunsun.' diyen idare-i maslahatçılardan çok çekti. Ülkesine aşık milletini seven birileri çıktı fabrika kurdu, proje geliştirdi, uçak yaptı, silah yaptı, motor yaptı. Birileri çıktı mazisiyle atisi arasında köprü kuracak fikirler geliştirdi, eserler verdi gayret ortaya koydu sonra başka birileri çıktı bunların hepsini de adeta silindirle ezercesine yok etti. Kimi menfaat için bunu yaptı, kimi taammüden ihanet içinde olduğu için aynı yola başvurdu. Kimi maalesef gafletinin kurbanı oldu. Bu haksızlığa, adaletsizliğe karşı çıkması gereken siyasetçilerimiz, yöneticilerimiz sırf kendi ikbal ve beklentileri için hep seyirci kaldı. Geriye dönüp baktığımızda İkinci Dünya Savaşı sonrasında neredeyse benzer şartlarda yola çıktığımız nice ülkenin bugün fersah fersah önümüzde olmasının sebebinin bu olduğunu görüyoruz."

Türkiye topraklarının 780 bin kilometrekare olduğunu hatırlatan Erdoğan, buraya 18 milyon kilometrekareden gelindiğine, devamlı toprak kaybedildiğine işaret etti.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, salondakilere "Kimse o kaybedenlere hesap sordu mu? Nasıl bu toprakları kaybettik diye sordu mu?" diye seslendi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, kongre öncesi ise Karaçay Spor Salonu önündeki alanda kendisini bekleyen vatandaşlara hitap etti.

Alanda bulunan vatandaşların sloganları üzerine Erdoğan, bugüne kadar hiçbir beşer planında, gücün önünde eğitilmediklerini belirterek, sadece ve sadece Allah'ın huzurunda rükuda ve secdede eğildiklerini vurguladı. "Sizler gibi kardeşlerim yanımızda, arkamızda oldukça bize eğilmek asla yakışmaz" diyen Erdoğan, bu yolda böyle yürüdüklerini, böyle de yürüyeceklerini vurguladı.

Bolu programının ardından Sakarya il kongresine gideceğini aktaran Erdoğan, "Sakarya, saf çocuğu, masum Anadolu'nun / Divanesi ikimiz kaldık Allah yolunun" dizelerini okudu.

Bolu'ya uzun bir süre yoğunluk nedeniyle gelemediklerini ifade eden Erdoğan, çok hareketli bir dönemde Bolu kongresini yaptıklarını, Afrin'de Mehmetçiklerin terör örgütlerine karşı adeta bir savaş icra ettiklerini ve azimle, kararlılıkla hedefe doğru ilerlediklerini anlattı.

Erdoğan, Zeytin Dalı Harekatı'nda etkisiz hale getirilen terörist sayısına ilişkin, "Şu an itibarıyla buraya çıkarken 3300 teröristi etkisiz hale getirmişlerdir" bilgisini verdi. 

Yahya Kemal'in, "Şu kopan fırtına Türk ordusudur ya Rabbi / Senin uğrunda ölen ordu budur ya Rabbi / Ta ki yükselsin ezanlarla müeyyed namın / Galib et, çünkü bu son ordusudur İslam'ın" dizelerini okuyan Erdoğan, şimdi de Mehmetçik'in öyle yürüdüğünü, bıkmadan, usanmadan, kar, boran ve fırtına demeden, dağ taş demeden yürüdüğünü belirtti.

Şehitlerin de bulunduğuna işaret eden Erdoğan, "Bunu biliyorlar, Allah yolunda öldürülenlere 'ölüler' demeyiniz. Onlar diridirler. Ancak siz bilemezsiniz, siz anlamazsınız.' Bunu bildikleri için de şehadete yürüyorlar" dedi.

Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Özgür Suriye Ordusu ile birlikte yürüyorlar. Bu birliktelik, bu beraberlik, hamdolsun hiçbir inançta olmayan bu şehadet. 'Ey şehit oğlu şehit, isteme benden makber, sana ağuşunu açmış duruyor' diyen o şairin sevgili peygamberimize komşu olan o makama yürüyor bizim şehitlerimiz. Rabbim bizlere de nasip etsin inşallah. Ve böyle yürüyeceğiz. Zaten böyle yürüdüğümüz zaman hep büyümüşüz, yükselmişiz, yücelmişiz. Bu değerleri kaybedince de geri geri gitmişiz. Şimdi yeniden bir diriliş var. Bu diriliş, kendisini Afrin'de gösterdi, kendisini Cerablus'ta gösterdi, El Rai'de El Bab'da gösterdi. Orada 2 bin kilometrekarelik alan kontrolümüzde. Burada da şu an itibarıyla 950 kilometrekarelik alan yine kontrolümüzde.

Ne yapıyoruz biz buralarda, işgale mi gidiyoruz? Hayır, tam aksine biz teröristleri kovalıyoruz ve teröristleri oralardan çıkartarak o toprakların gerçek sahiplerine oraları teslim etmeye gidiyoruz. Cerablus'ta böyle olmadı mı? 140 bin o bölgenin halkı döndüler, şu anda topraklarında yaşıyorlar. İnşallah Afrin'de de yine o toprakların sahibi topraklarına dönmeye başladılar. Biz merhamet dininin mensuplarıyız. Merhamet dininin mensupları olarak bu yolda azimle, kararlılıkla yürüdük, yürüyoruz. Yine böyle yürüyeceğiz. Bu dinin mensupları olarak bizler, zerre kadar burada tavize yetkimiz yok."

"ŞURALARIYLA GEREKEN CEVABI BUNLARA VERMELİ"

Cumhurbaşkanı Erdoğan, son zamanlarda ortaya çıkıp bazı din adına ahkam kesenlerin bulunduğuna işaret ederek, "Bu noktada da şunu çok açık, net söylemem lazım. Din adına konuşmak bana belki yakışmayabilir, ama bir Müslüman olarak dinime zafiyet getirenlere karşı konuşmak da hakkımdır. Eğer biraz dini tedrisatım varsa buradan aldığım ilhamla konuşmam gerekir" diye konuştu. 

Mehmet Akif'in "Doğrudan doğruya Kur'an'dan alarak ilhamı asrın idrakine söyletmeliyiz İslam'ı" sözlerine atıfta bulunan Erdoğan, "Mesele bu olduktan sonra herhalde konuşacağımız bazı şeyler olabilir" dedi. 

Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Dolayısıyla da herkese diyoruz ki, ilahiyatçılarımız, başta Diyanet İşleri Başkanlığımız, Din İşleri Yüksek Kurulumuz, bütün ilahiyat fakültelerimiz bu konuda bir araya gelip istişareleriyle yaptıkları şuralarıyla gereken cevabı bunlara vermeli, meydanı da boş bırakmamalı. Her konuda dinin, itikadi anlamdaki konularından tutunuz, muamelata, ibadete varıncaya kadar, beşeri münasebetlerimize varıncaya kadar Müslüman'ın birbirleriyle olan bütün ilişkilerine varıncaya kadar bunları anlatmaları lazım. 

DEAŞ gibi bu insanlar ne diyorlar? 'İslam adına biz bunları yapıyoruz' diyor. Hadi oradan, ne İslam adına. Bizim dinimizde kalkıp da durup dururken siz bir insanı öldüremezsiniz. Çünkü bir insanının ölümüne neden olmak tüm insanlığın ölümüne neden olmak gibidir. Ama bir insanın hidayetine, ihyasına vesile olmak da tüm alemin ihyasına vesile olmak gibidir. Bizim dinimiz böyle bir din ve her gün beş vakit namazda okuduğumuz Fatiha suresinde Rabbimiz ne buyuruyor bize? Errahmanirrahim. Yani bizim Rabbimiz hem rahmandır hem rahimdir. Peki Rahman olarak Rabbimizin tecellisi kimedir, sadece Müslüman'a mı? Hayır, tüm insanlaradır. Tüm insanlara karşı Rabbimiz merhamet sahibidir. Ama rahim sadece Müslümanlara karşıdır. Bunların bir sebebi var. Bu noktada da bizler dinimizi iyi sahiplenecek ve dinimize karşı yapılan saldırılar, ümmeti bölmek isteyenler, FETÖ gibi, bölmeye çalışmadılar mı? O da kürsülerden din adına konuşuyordu. İblis, biliyorsunuz melaike-i kiram içerisinde ilmi en ileri olandı, ama sevgili Peygamberimize de öncelikle tabi Rabbimize isyan eden o olmadı mı, tanımadı mı? Tanımadı. 'Ben diğer meleklerden daha üstünüm' dedi ve 'diğer meleklerden daha üstünüm' diyerek orada isyanını ortaya koydu ve o isyanla birlikte de Allah ebediyen huzurundan kovdu. Bunları iyi yaşayacak, iyi bilecek, yolumuza öyle devam edeceğiz."

Cumhurbaşkanı Erdoğan, hiçbir zaman uzaklaştırıcı olmayacaklarını, kucaklayıcı olacaklarını kaydederek, "Hepiniz bu yoldaki dayanışmada Mart 2019'daki yerel seçimlerde, Kasım 2019'daki parlamentoda cumhurbaşkanlığı hükümet sistemi seçimlerinde bayrağı yine buraya dikeceğiz" ifadesini kullandı.

Erdoğan, yaptığı konuşmada, iktidara geldiklerinde attıkları her adımda, "Olmaz, yapamazsınız, başaramazsınız daha ileriye gidip haddinizi aşmayın" yönünde itirazlarla karşılaştıklarını hatırlattı. 

IMF ile masaya oturduklarını ifade eden Erdoğan, "IMF'in bize dediği laf, 'Olmaz.' Ne olmaz? Sen paranı alıyor musun? Paranı al. Ama bizi yönetmeye kalkma. Türkiye'yi yönetecek birisi varsa o da benim. Sen sadece paranı al. Bunu Davos'ta da yaptık. 2013'te, 23, 5 milyar dolar borcumuz varken IMF'ye, bunu tamamen bitirdik ve ondan sonra da IMF bizden borç istedi. 5 milyar dolar borç istedi. Arkadaşlar sordu, 'Verelim mi?', 'Verin' dedim. Bugün borç alan yarın da emir alır. Ecdadımız öyle söyledi. Bunlar zaten o mantıkla çalışıyor" diye konuştu. 

Merkez Bankası'nın döviz rezervinin 27,5 milyar dolardan 120 milyar dolara çıktığını, 36 milyar dolarlık ihracatın 160 milyar dolara ulaştığını anlatan Erdoğan, artık savunma sanayinde yüzde 60-65 yerli üretim yapıldığını anlattı. Erdoğan, şöyle konuştu: 

"Artık bizi kapılarında silahlı, silahsız insansız hava aracı almak için müracaat ettiğimizde süründürenler, şimdi biz kendimiz üretiyoruz. Bizim artık silahlı, silahsız, insansız hava aracımız var. Hepsini biz kendimiz üretir hale geldik. Hani 'Olmaz' diyordunuz. Bak oldu işte. Yanlış komşular elhamdülillah bizi mülk sahibi yaptılar. Daha neler olacak neler. 'Olmaz' dedikleri ne varsa hepsini de hayata geçirdik. 'Yapamazsınız' dedikleri ne varsa, hepsini gerçekleştirdik. 'Başaramazsınız' dedikleri ne kadar mücadele varsa, hepsinin de içine adeta gözü kapalı daldık. 'Haddinizi aşmayın' diyenlere, hadlerini bildire bildire bugünlere geldik. Mesela Türkiye Marmaray Projesi'ne başladığında pek çokları dudak bükmüştü, 'Yapamazlar, edemezler...' Ne oldu, yaptık."

Cumhurbaşkanı Erdoğan, salondaki sloganlar üzerine, gençlere seslenerek, üniversitedeki arkadaşlarına yapılanları anlatmalarını istedi. Erdoğan, "Lise son sınıflarda olanlar oy kullanacak, anlatmalısınız ki bazıları yanlış yola gitmesin" dedi.

"2023'TE BU 150 MİLYONA ÇIKACAK"

Planı, hazırlığı ve projesi olmayan hiçbir işi, kimseyi kandırmak için ortaya çıkarmadıklarını belirten Erdoğan, inşası için düğmesine basılan işin ne zaman bitip hizmete gireceği taahhüdünü de en başından millete verdiklerini kaydetti. Bu anlayış ve kararlılıkla Marmaray'ı, Bolu Tüneli'ni, Avrasya Tüneli'ni ve daha nice dev projeyi bitirdiklerini söyleyen Erdoğan, şöyle devam etti:

"��imdi bak, dünyanın bir numaralı, bilemediniz ilk üç içinde olan en büyük havalimanını yapıyoruz. Bu yıl ilk etabını inşallah açacağız. Yıllık yolcu kapasitesi 90 milyon, 2023'te bu 150 milyona çıkacak. Bununla da kalmıyoruz. İstanbul'da Kanal İstanbul'u açıyoruz, ihalesi yapılıyor. Kanal İstanbul ile dünyaya en ileri teknolojide bir kanal yapıyoruz. Yapacağız, bize de bu yakışır. Muasır medeniyetler seviyesinin üstüne çıkmak böyle olur, lafla olmaz. Hele terör estirerek, terörize ederek, terör dayatmasıyla parlamentoya girerek bir yere varamazsınız. Onlarla kol kola girenler de bir yere varamaz.

Dün bize dudak bükerek bakan birileri, bugün Türkiye'nin bu işleri nasıl başardığına şaşıyorlar. Ziyaretimize gelen bütün liderler, 'Ya' diyor, 'Ben 5 sene önce geldiğimde, İstanbul, Ankara daha farklıydı, şimdi daha farklı. Bu kadar kısa zamanda bunları nasıl yaptınız?' Bakıyorsunuz bir başkası geliyor, '10 sene önce geldiğimde İstanbul başkaydı, bugün başka.' diyor. Daha çok şaşıracaklar. Kendilerini dev aynasında görüp Türkiye'yi hiçe sayanların, 2023 hedeflerimize ulaştığımızda herhalde dudakları uçuklayacaktır. Son zamanlarda yaşadığımız bir çok hadise, bir gereği adeta şamar gibi yüzümüze çarpıyor. Eğer bölgenizde ve dünyada söz sahibi olmak istiyorsanız, hiçbir konuda kimseye muhtaç olmayacaksınız. 'Nasıl olsa filanca yerde bunun hazırı var, öyleyse bizim uğraşmamıza gerek yok' anlayışı, bizi hürriyetimizden mahrum etmeye götürecek kadar tehlikeli bir yaklaşımdır. Çünkü her şeyden önce elin oğlu sana, bire yaptığını zaten ona satar. Bununla da kalmaz en kritik anda musluğu keser, ortada öylece kalıverirsin."

"BİZE ASELSAN'I KAZANDIRDI"

Erdoğan, savunma sanayi gibi kritik alanlarda bu durumun maliyetinin çok daha ağır olacağına, bunun daha önce Kıbrıs'ta yaşandığına işaret etti. Erdoğan, şunları kaydetti:

"Bir anda telsizler sustu. Buna susturma harekatı derler, susunca askerimiz telsiz muhaberatını yapamadı. O bize ASELSAN'ı kazandırdı. Biz geldik bu sefer kendi tesislerimizi kurduk. İnsansız hava araçları konusu da böyle oldu. Türkiye olarak bu araçların en iyisini yapan ülkelere gittik, ürünlerine talip olduk, 'Yok' dediler, vermediler. En sonunda birisini razı ettik. Avuç dolusu para ödeyerek 10 tane satın aldık. Her biri 30 milyon dolar. Şimdi biz onun çok çok altında bunu üretiyoruz. Bir de tamir, bakım, bu noktada, parça falan da vermiyor. En kritik anda vermiyor. Şimdi bunlar artık yapılıyor ve arıza, şu, bu olduğunda sıkıntımız yok. Bunlar aşıldı artık. Şu anda bu işi yapanlar, o genç mühendislerimiz şimdi arazide şu anda askerimizle yan yana, el ele, birlikte. İsrail gelir de senin askerinle beraber, böyle zor günde yan yana durur mu? Onun için kendine yeteceksin. Şimdi kendimize yetiyoruz. Aynı yöntemi diğer savunma sanayi ürünlerinde de kullanıyoruz. Yüksek teknolojiye dayalı üretimler öyle akşamdan sabaha mümkün değil. Bunları da uzun zaman da olsa Allah'ın izniyle yapacağız. Ona da çalışıyoruz, sabırlıyız. Her konuda, tasarımdan, araştırma, geliştirmesine, yazılımdan, donanımına, testinden, fiilen kullanımına kadar işin alfabesinden başlayarak bu işleri de başaracağız. Bu konudaki kararlılık dağları bile aştırır. Bunu da yapacağız."

Türkiye'nin elde ettiği her başarının dostlarının da yüzünü güldürdüğünü, çünkü bu tür ürünlere sahip ülkelerin tekel kurarak hem maddi hem siyasi olarak adeta herkese kök söktürdüğünü anlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye'nin ise kullanım aşamasına getirilen her ürünü dostlarıyla paylaşıp, onların da hizmetine sunduğunu ifade etti. 

Erdoğan, "Böylece küresel sistemin adaletsizlikleri karşısındaki tavrımızı sözde bırakmıyor, fiilen de hayata geçiriyoruz. Bugün geldiğimiz yer, her şeyden önce milletimizin başarısının ifadesidir. İnşallah 2019 seçimleriyle hem yeni yönetim sistemimizde hem de tazeleyeceğimiz mücadele azmimizde ülkemizin önünde bambaşka bir dönem açacağız" diye konuştu.