Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Beştepe Millet Kültür ve Kongre Merkezi'nde gerçekleştirilen Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı Dünya Kadınlar Günü Programı'nda konuştu.

Tüm kadınların 8 Mart Dünya Kadınlar Günü'nü tebrik eden ve tüm kadınları selamlayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle devam etti:

"Suriye'de, Irak'ta, Libya'da, Myanmar'da, Türkistan'da, Filistin'de, dünyanın dört bir köşesinde mağdur, mazlum, muhtaç duruma düşmüş tüm kadınlarımıza Rabb’imden sabır ve ihsan niyaz ediyorum. Anneleri, babaları, eşleri, çocukları, yakınları gözleri önünde katledilen, ölümden beter muamelelere maruz bırakılan, istismar edilen tüm kadınların acılarını yürekten paylaşıyoruz. Tek bir mazlumun ahının dahi arşı titretmeye yeteceğine inanan insanlar olarak bu durum karşısında sessiz, tepkisiz kalmamız düşünülemez. Nitekim ülkemize sığınan ve çoğunluğu kadınlardan, çocuklardan, yaşlılardan oluşan 4 milyon mazluma, 7 yıldır kendi kardeşlerimizden ayrı tutmayacak şekilde sahip çıkıyoruz."

Cumhurbaşkanı Erdoğan, dünya çapında yürüttükleri insani yardım çalışmalarında öncelikle hedeflerinin hep kadınlar olduğunun altını çizerek, "Ülkemizde de sırf kendi zihninin vehmi olan üstünlük duygusu sebebiyle kadınlara kötü muamele eden, hatta canına kıyan anlayışlara karşı mücadelemizi de kesintisiz devam ettiriyoruz'' ifadesini kullandı.

Son 15 yılda aile hayatında, iş dünyasında, eğitim, öğretim, sağlık ve diğer tüm alanlarda kadınların statüsünü hak ve adalet eksenli bir anlayışla yükseltmek için çok önemli çalışmalar yaptıklarını vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle devam etti:

"Anayasamızdaki, kanunlarımızdaki ve diğer mevzuatımızdaki eksiklikleri tamamladık, varsa yanlışları düzelttik. Bitti mi? Hayır, çünkü bütün bu yasalar sürekli güncellenmesi gereken yasalardır. Hayat dinamiktir, gelişiyor, bu gelişmeler karşısında 'zaten yapmıştık' diyemezsiniz, güncellemeye mecbursunuz ve güncellemek suretiyle de yaşamı yeniden tanzim etmiş olursunuz. Tüm konuyla ilgili uluslararası sözleşmelere ilk taraf olan ülkeler arasında biz olduk, Türkiye oldu. Başarımızın en önemli kriterlerinden biri kadınlarımızın istihdamdaki yeridir. İş gücüne katılımlarını ve istihdamdaki yerlerini yaklaşık 9 puan artırdığımız kadınlarımız bugün hayatın her alanında geçmişle mukayese edilemeyecek bir yere sahiptir."

Cumhurbaşkanı Erdoğan, hem kendi işini kuran hem de iş gücüne katılan kadınlara çok önemli destekler verdiklerini, doğum izninden çocuk bakım hizmetlerine kadar her alanda kadınların aile hayatından da taviz vermeden çalışmalarına devam edebilmelerini sağlayacak düzenlemeler yaptıklarını bildirdi.

Eğitim-öğretimde fırsat eşitsizliğini ortadan kaldırmak için kız çocuklarının okula gönderilmesini teşvik edecek pek çok tedbiri hayata geçirdiklerini anımsatan Erdoğan, başbakanlığının ilk döneminde eşi Emine Erdoğan ile Şanlıurfa'dan "Haydi Kızlar Okula" kampanyasını başlatmak suretiyle okula gönderilmeyen kızların önünü açtıklarına değindi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, bu sayede ilk, orta ve lise düzeyinde erkek kız çocuklarının okullaşma oranının eşitlendiğine işaret ederek, üniversite düzeyinde ise kızların yüzde 44 ile yüzde 40 olan erkeklerin önüne geçtiğini söyledi.

Kadınların karar alma mekanizmalarına ve siyasete katılımında da tarihi ilerlemeler kaydettiklerine dikkati çeken Erdoğan, 2002'de parlamentoda 24 olan kadın milletvekili sayısının 2015 seçimlerinde 81'e yükseldiğini, aynı şekilde belediye başkanı ve belediye meclis üyesi sayısında da geçmişe göre ciddi ilerlemeler sağlandığını bildirdi.

Akademisyenler içinde kadınların oranının yüzde 44, yargı mensupları içinde yüzde 31, üst düzey bürokraside ise yüzde 12'yi bulduğunu belirten Erdoğan, bunların yanında daha pek çok alanda pek çok düzenlemeyi de hayata geçirdiklerini ifade etti.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, bu çerçevede attıkları adımları geleceğe taşımak için Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı tarafından 2018-2023 dönemini kapsayan Kadının Güçlenmesi Strateji Belgesi ve Eylem Planı hazırlandığını vurgulayarak, şu değerlendirmelerde bulundu:

"Ülkemizde ilk defa böylesine kapsamlı ve bütüncül bir strateji belgesi ortaya çıkmıştır. Kadınların ekonomik ve sosyal hayata katılımlarını daha da güçlendirmek için gereken tüm planlar, programlar bu belgede yer alıyor. Belgenin amaçlarından biri de bu konuda çalışan tüm kurumların, kuruluşların ve tarafların işbirliği içinde hareket etmelerini sağlamaktır. Böylece bu belge ile kadınların güçlendirilmesi konusunda yapılan ve yapılacak olan tüm çalışmaların dayandığı bir politika rehberi ortaya konmuştur. Asıl olan budur, yani bir yol haritanız ortaya çıkıyor ve siz de bu yol haritanıza göre bundan sonra bu düzeni kuracaksınız.''

"Ettekraru ahsen velevkane yüz seksen" şeklindeki atasözünü hatırlatan Erdoğan, "Yani yüz seksen kere de tekrar etsen tekrarda fayda vardır. Bu beş temel politika alanında yürütülecek faaliyetlerin kılavuzu niteliğindedir. Eğitim, sağlık, ekonomi, karar alma mekanizmalarına katılım ve medya başlıkları altındaki amaçlar, hedefler faaliyetlerin yer aldığı bu belgeyi gerçekten ben de çok ama çok önemli görüyorum" diye konuştu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, yaptığı konuşmada, "Eğitim öğretimde zaten önemli mesafe kat ettiğimiz kızlarımızın örgün ve yaygın eğitimdeki etkinliklerini geliştirmeyi amaçlıyoruz. Sağlıkta kadınların kendi özel durumlarına uygun şekilde sağlık hizmetlerinden en ileri düzeyde yararlanmalarını hedefliyoruz" ifadesini kullandı.

Ekonomide kadınların iş kurma ve emek bakımından çalışma hayatındaki yerlerini güçlendirme ve geliştirme gayreti içinde olacaklarını belirten Erdoğan, karar alma mekanizmalarına katılım hususunda siyasetten bürokrasiye, özel sektörden sivil topluma ve meslek kuruluşlarına kadar her alanda kadınların aktif temsilini yükseltmek için çalışacaklarını söyledi. 

Medyada içerik ve temsil bakımından kadınların yerlerini tahkimini ve iletişim araçlarının verimli kullanımının teşvikini öngördüklerini aktaran Erdoğan, "Her bir başlığın altında hedeflere ve stratejilere ayrıntılı şekilde yer verilerek, konu efradını cami ağyarını mani bir şekilde ortaya konuyor" ifadesini kullandı. 

Cumhurbaşkanı Erdoğan, emeği geçenleri kutlayarak, şöyle devam etti:

"Belirlenen hedeflerden geriye düşülmemesi için bu belgenin ve planın uygulamadaki her aşamasını bakanlığımızla birlikte takip edeceğimin de bilinmesini istiyorum. Eğitim ve öğretimin başlığının şahsen sadece okulla sınırlı görmüyorum. Çünkü kadın, tüm insanlığın ilk öğretmenidir. Çocuk doğumu öncesinden başlayarak hayata gözlerini açtığı andan itibaren uzunca bir süre her şeyi annesinden öğrenir. Doğumdan sonra başlamıyor eğitim öğretim, doğumdan önce başlıyor. İşin ilahi boyutu budur. Çocuk beslenmeyi nerede öğreniyor? Anne karnında öğreniyor. İlahi tecelli bu."

"KADINLAR, İNSANLIĞIN ÖĞRETMENİDİR"

"Benim gözümde kadınlar, insanlığın öğretmenidir" diyen Erdoğan, aile içinde kadının kimi zaman görünen, kimi zaman görünmeyen belirleyici rolünün öğretmenlik vasfından geldiğine işaret etti. 

Kadınlarda güçlü bir sezgi olduğunu vurgulayan Erdoğan, "Öğretmenlik yetenekleriyle birleştiğinde ortaya elleri ayakları öpülesi analar, ömür boyu sırtımızı yasladığımız eşlerimiz, gözümüzün nuru kızlarımız çıkıyor" dedi. 

"HATİCE VALİDEMİZ SEVGİLİ PEYGAMBERİMİZE O GÜCÜ, KUVVETİ VERDİ"

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Ankara'da dün gerçekleşen HAK-İŞ 7. Uluslararası Kadın Emeği buluşmasına yaklaşık 15 bin kişinin katıldığını hatırlatarak, şöyle devam etti:

"Orada da söyledim, 'Buradan ayrıldığınızda annenizin ayaklarının altını öpün' dedim. Çünkü cennet annelerin ayakları altında. 'Anneler nazlıdır. Siz öpmeye kalkarsınız, o ayağını çeker. Çektiği zaman da, 'Anneciğim sen bana cennetin kokusunu çok mu görüyorsun' deyin, onun nazına naz ilave edin.' dedim. Peygamber Efendimizin o hadisinde 'Babaların ayakları altındadır' demiyor, 'Annelerin ayakları altındadır' diyor. Bir başka işin önemli boyutu, erkek kadın. Bizim dinimiz, İslam. Sevgili Peygamberimiz o görevi üstlendiğinde, eve geldiğinde Hazreti Hatice validemiz onun tek dayanağıydı. Çünkü Sevgili Peygamberimiz, yetimdi, öksüzdü. Her şeyi Hatice validemizdi. Hazreti Hatice validemize dayandı. 'Beni örtün' dediğinde bir ürpertisi vardı. O anda, Hazreti Hatice validemiz sevgili Peygamberimize o gücü, kuvveti verdi."

Hazreti Hatice'nin aynı zamanda Mekke'nin en önemli zenginlerinden olduğunu anımsatan Erdoğan, "Sevgili Peygamberimize karşı en ufak bir, onun merhamette, şefkatte, 'ben zenginim, sen zengin değilsin', 'güçlü değilsin, fakirsin', böyle bir şeyi olmamış, tam aksine sahiplenmişti. O dayanışma, bütünleşme, Hazreti Hatice validemizin şahsında, bizim inancımızda kadını çok farklı yere doğru çıkarıyor" ifadesini kullandı. 

"AFRİN'E DE EN AZ 140-150 BİN, BELKİ 200 BİN KİŞİ GERİ DÖNECEK"

Erdoğan, bu dayanışmanın ve birlikteliğin sadece burada kalmayacağını vurgulayarak, "İşte bakın bugün Afrin'de, az önce perdede izledik, o kızlarımızın, polislerimizin, şehitlerimiz ve şu anda Afrin'de savaşanlarımız, nasıl yürekleri var, değil mi? Hangi yürekle oraya gidiyorlar değil mi? O yürektir ki bakın bugün Afrin'de, salona gelirken neticeyi aldım. 'Durum nedir' diye sordum. Hamdolsun netice şu anda etkisiz hale getirilen teröristlerin sayısı 3089" dedi. 

En önemli yerlerin tek tek düştüğüne dikkati çeken Erdoğan, "İnşallah Afrin de bitecek. Aynen Cerablus gibi. Orayı nasıl bitirip sahiplerine teslim ettiysek, 140 bin insan geri döndü, Afrin'e de en az 140-150 bin belki 200 bin kişi geri dönecek" değerlendirmesinde bulundu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, şu anda 800 kilometrekareye yakın bir alanın Türkiye'nin kontrolü altında olduğuna işaret ederek, şunları kaydetti:

"Cerablus, 2 bin kilometrekareydi, kontrolümüze aldık. Burası da yaklaşık 2 bin kilometrekare. Bunun tamamını da inşallah kontrolümüz altına aldığımızda, Afrinli kardeşlerimiz gelip yerleşecek. Biz, işgal için girmedik. Biz, sadece teröristlerden buraları temizlemek için oradayız. İşimiz bittiği andan itibaren gerçek sahiplerine orayı teslim ederek, asıl görev alanımıza döneceğiz."

Ailede kadın iyi bir öğretmense, babanın, okulun ve toplumun eksiğini giderebildiğini belirten Erdoğan, "Her bir kanalı ayrı bir sorun, ayrı bir adeta kanalizasyon haline dönüşmüş olan medyanın şerrinden evlatlarımızı, ailelerimizi ve milletimizi koruyacak olan ilk ve güçlü kalkan yine kadınlar, yine annelerdir" ifadelerini kullandı. 

Erdoğan, anneleri varsa çocukların kurtulacağını, annenin bıraktığı boşluğu dolduracak alternatifin olmadığını söyledi. Bunun için öksüz, yani annesiz büyüyen çocukların durumunun, yetim yani babasız büyüyen çocuklardan çok daha "vahim" dolduğunu değerlendiren Erdoğan, annelerin şartlar ne olursa olsun evlatlarına göz kulak olup, sahip çıktığının altını çizdi.

Annelerin yerinin önemini dile getiren Erdoğan, "Annesiz yaşamak kolay değil. İnanın baba ölür gider bir gün, iki gün ağlarsın ama anne ölüp gittiği zaman bir gün, iki günle bitmiyor, o çok daha farklı. Babanın hayatın çetin şartları içinde bu konuda anne kadar başarılı olması şüphesiz ki daha zordur ama anne bu mücadeleyi ayrı veriyor" diye konuştu. 

Cumhurbaşkanı Erdoğan, bu nedenle kadının anne ve öğretmen olarak, aile ve toplum hayatındaki yerini çok önemli gördüklerini vurgulayarak, "Zaman zaman, kadın meselesi konuşulurken anne vurgusu yapmamızdan rahatsız olanların bulunduğunu biliyorum. Bunlarla karşı karşıya çok geldim. Halbuki Allah'ın kadınlara verdiği en büyük ayrıcalık, işte bu annelik vasfıdır" değerlendirmesini yaptı. 

Şair Mehmet Akif Ersoy'un "Ne hisli validelerdir bizim kadınlarımız/Yazık ki anlatacak yok da yanlış anladınız/Yazık ki onları tasvir eder birer umacı/Beş on romancı, sıkılmaz beş on maksadcı" dizelerini okuyan Erdoğan, "Akif'in sıralamasını tamamlamak gerekirse bunlara 5-10 televizyon dizisini, 5-10 medya maydanozunu da eklemek gerekir. Gerçekten de birileri ısrarla bizim validelerimizi, kadınlarımızı yanlış anlatmaya, yanlış göstermeye çalışıyor. Kadını annelik vasfından ayırmak demek, onun en büyük ayrıcalığını elinden almak, aynı zamanda tabii sıfatı olan öğretmenliğini de yok saymak demektir'' diye konuştu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye'de kadınların hakları, hukukları, sorunları konusunda kendisi kadar duyarlı, somut politikalar üretmiş ve icraat ortaya koymuş bir başka siyasetçi ve cumhurbaşkanı olup olmadığını bilmediğini, bu konuyu çok önemsediğini vurguladı. 

"BU MİLLETE DÜŞMAN OLDUKLARI İÇİN RAHATSIZ OLUYORLAR"

Zaman zaman "en az üç çocuk" söyleminde bulunduğunu hatırlatan Erdoğan, "Birileri rahatsız oluyor. Rahatsız olanlar niye rahatsız oluyor, biliyor musunuz? Bu millete düşman oldukları için rahatsız oluyorlar çünkü bir milleti millet yapan nedir? Ailedir" şeklinde konuştu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, milletin güçlü kılınması, genç nüfusun artırılması halinde Batı'nın bu yükseliş karşısında kaçacak delik arayacağını, güçlenmek için nüfusun çok önemli olduğunu söyledi. 

Kendisinin ekonomi üzerine eğitim gördüğünü anımsatan Erdoğan, ekonomide başarının sırrının, "insan, emek, sermaye ve üretim" olarak anlatıldığını ancak bunu kabul etmediğini, başarının sırrının sadece insan olduğunu belirtti.

Sermaye, emek, tüketim ve üretimin ancak insan varsa, var olduğunu aktaran Erdoğan, bu nedenle nüfusun artırılması gerektiğine dikkati çekti. Erdoğan,"Bu konuda slogandan öteye geçen hiçbir çalışması ve gayreti olduğunu duymadığımız, görmediğimiz kişilerin bizi eleştirmesini de hiç önemsemiyoruz zaten, biz işimize bakacağız" diye konuştu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, göreve bulundukları 15 yılda ülkenin geldiği durumun rakamlarla ortada olduğunu söyleyerek, yurt dışından gelen bütün liderlerin ülkenin yeni haline ilişkin "Tanıyamadık" yorumunda bulunduklarını aktardı. 

Eğitimde, sağlıkta gelinen yerin ortada olduğunu belirten Erdoğan, "Şehir hastaneleri devreye girdiği andan itibaren ki 3-4 tanesi girdi. Türkiye'de şehir hastaneleriyle birlikte artık millet Cleveland'a gitmeyecek, Türkiye'ye gelecek. Onun için tıp fakültelerine ağırlık verdik" dedi.

Erdoğan, yaptığı konuşmada, varoluş gayesi sadece istismar olan, milletin ve İslam'ın değerleriyle hesaplaşmaktan başka hiçbir hedefi bulunmayan marjinalleri asla dikkate almayacaklarını söyledi.

Son günlerde kadınla ilgili çok farklı açıklamalarda bulunan, İslam'da kesinlikle yeri olmayan, kendine göre bazı içtihatta bulunan kişilerin din adamı olarak ortaya çıktığını belirten Erdoğan, şunları kaydetti:

"Anlamak mümkün değil. Yani bunlar ya bu asırda yaşamıyorlar, çok farklı bir dünyada, farklı bir asırda, zamanda yaşıyorlar. Çünkü İslam'ın güncellenmesinin gerektiğini bilmeyecek kadar da aciz bunlar. İslam'ın hükümlerinin güncellenmesi vardır. Siz İslam'ı, 14-15 asır hükümleriyle kalkıp da bugün uygulayamazsınız, böyle bir şey yok. Onun için de bugün İslam'ın uygulanması, yer, zaman, koşullar her şeyiyle, o da ne yapıyor, değişiyor. İslam'ın güzelliği de burada zaten, önemi burada. Şimdi birçok hoca efendi beni tefe koyup çalacak o ayrı mesele. Rabb'im bizi tefe koymasın, mesele orada."

Erdoğan, istisnaları genelleştirmenin, tarihin belli bir döneminde toplumların kendi özel şartlarına dayalı uygulamalarını ve geleneksel davranışlarını günümüze taşımaya çalışmanın sadece meseleyi sulandırmaya yaradığını söyledi. Ortada bir sorun olduğunu gördüklerini ve bunu çözmeye çalıştıklarını, eksikliklerin olabileceğini, kimi durumlarda yanlış da yapılabileceğini ifade eden Erdoğan, bunların iyi niyetle ve yapıcı bir tutumla ortaya konması halinde derhal düzeltilmesinin mümkün olduğunu söyledi.

"KUR'AN'A TERS DEĞİLSE MESELE BİTMİŞTİR"

Reklamın iyisi kötüsü olmadığı anlayışıyla dikkati çekmek, popüler olmak, isbatı vücud yapmak için söylenen sözleri asla kabul edemeyeceklerini vurgulayan Erdoğan, şöyle devam etti:

"Bu tartışmayı dinimizin kavramlarıyla yürütmek sadece kadınlara değil inanın inancımıza da dinimize de haksızlıktır. Tıpkı diğer alanlarda olduğu gibi dini hususların tartışılmasında da seviyeler var. Kur'an'a, sünnete, icma ve kıyasa vakıf olmayan insanlara misal kabilinden bile olsa birtakım uygulamaları anlatmaya kalktığımızda züccaciye dükkanına giren fil misali bir sürü başka şeyi kırıp dökmeniz kaçınılmaz hale geliyor. Bakıyorsun birisi sünneti, öbürü icmayı tartışıyor. Bırak bu işleri. Aslolan nedir? Bizi mukaddes kitabımız Kur'an'dır. Kur'an'a ters değilse mesele bitmiştir. Eskiler, kudema, 'Vusulsüzlüğümüz, usulsüzlüğümüzdendir' derdi. Yani 'Bir neticeye kavuşmak ancak doğru usullerle mümkün' derdi" diye konuştu.

Erdoğan, amacın hasıl olması için amaca giden yolun doğru ve düzgün olmasının şart olduğunu ifade etti.

"SÖYLEDİK, SÖYLEDİK, SONUNDA BİR ŞURA YAPTIRDIK"

Farazi tartışmaları günümüz hayatının bir parçası gibi anlatmanın kimseye fayda sağlamayacağını vurgulayan Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Bu konularda söz söyleyen, görüş beyan eden herkesi dikkatli olmaya, kendileri ile birlikte değerlere zarar vermemeye, kadınlarımızı da rencide etmemeye davet ediyorum. Bilhassa da ilim erbabının bu konuda azami hassasiyet göstermesi gerektiğini düşünüyorum. Geçenlerde Diyanetten sorumlu olan Başbakan Yardımcıma da söyledim. Bizim Diyanet teşkilatımızın Din İşleri Yüksek Kurulu var. Bu kurulda çok çok vasıflı, bütün ilim dallarında yetki sahibi olan hocalarımız var. Tefsirde, hadiste, fıkıhta. Bu hocalarımız ne iş yapıyorlar, niye sessiz kalıyorlar? Sessiz kalıp bu alanı niçin bu adamlara kaptırıyorlar? FETÖ konusu da böyle oldu. Söyledik, söyledik, sonunda bir şura yaptırdık. Asıl konuşması gereken konuşmayınca meydan Feto'ya kaldı, Feto'nun arkasından gelen tiplere kaldı. Onların da zaten vasıfları ortada. Feto'nun kalitesi, vasfı ortada. Arkasından gidenler, ne yazık ki ona tabi olduklarına göre onlar, onlardan daha geri."

Erdoğan, kadınlara ülkenin ve milletin içinden geçtiği kritik dönemde gösterdikleri sağlam duruş nedeniyle de müteşekkir olduklarını dile getirdi. 

Şehit annelerinin, şehit eşleri ve evlatlarının metanetlerini gördüklerinde geleceğe olan güvenlerinin güçlendiğini anlatan Erdoğan, dün Çanakkale'de vatan uğruna evlatlarını kurban ettiklerinin işareti olarak saçlarına kına yakıp, cepheye gönderen annelerin bugün de aynı bilinçle ve inançla evlatlarını mücadeleye, savaşa uğurladığını dile getirdi.

15 Temmuz'da olduğu gibi askerin bu inançla, aşkla, çekinmeden, dağ, taş demeden yürüdüğünü vurgulayan Erdoğan, "Eşler, kız kardeşler, evlatlar, şehit olan asker ve polis yakınlarının elbiselerini giyerek katıldıkları cenaze törenlerinde aynı vakur duruşu sergiliyor. Böyle bir milletin ferdi, böyle annelerin evladı, böyle kadınların kardeşi olduğum için Rabb'ime binlerce kez hamdediyorum" ifadelerini kullandı.

"BİZ ŞEHADETE KOŞUYORUZ"

Dün Fırat Kalkanı bölgesinde, bugün Zeytin Dalı Harekatı'nın yürütüldüğü Afrin'de, terör örgütlerinden temizledikleri yerlerde ocakları tüttürecek ve kesintiye uğrayan hayatları yeniden kuracakların kadınlar olduğunu vurgulayan Erdoğan, şunları kaydetti:

"Türkiye olarak Suriye topraklarında yürüyen bu operasyonun hedefleri bizce belli. Durmayacağız. Şu ne der, bu ne der, bunların hiçbiri bizi ilgilendirmiyor. Biz adaletin tesisi için ne gerekiyorsa bunu yapacağız. Amerika, Batı, tamam da sizin burada ne işiniz var? Bizim 911 kilometre sınırımız var. Biz devamlı tacize uğruyoruz. Sizin ne işiniz var burada? 20 tane üs kurmuşsun Kuzey Suriye'de. Ne işin var? 5 bin tır silah getiriyorsun, 2 bin kargo uçağıyla silah, mühimmat getiriyorsun. Kime karşı? 'DEAŞ'ı temizledik' diyorsun. Madem ki DEAŞ'tan burayı temizledin, şimdi bu silahlar burada niye, neden? Yoksa bizim için mi bunları getiriyorsun? 'Bak' dedim, şunu bilin; biz bir ölürüz, bin diriliriz ve bu yolda böyle gideceğiz. Zira bizi bu tür teknoloji şu, bu, bütün bunlar korkutmaz. Bizim bu noktadaki hedefimiz başkadır. Onların füzeleri, nükleer füzeleri, ne bileyim insansız hava araçları, her şeyi olabilir. Bunlar bize vermiyorlardı bunları. Biz de üretmeye başladık. Artık bunlar bizde de var. Diğerleri de, olmayanlar da olacak ama bunların ötesinde bizim Allah'ımız var. Bu bizim için çok büyük bir zenginlik. Çünkü biz şehadete koşuyoruz, onlar nereye koşuyor bilemem. Arada böyle bir fark var." 

"DEVLET OLARAK ELBETTE BOYNUMUZUN BORCUDUR"

Suriyeli kadınların kendileri ve aileleri için yeni bir gelecek kurma mücadelelerinde yanlarında olmayı sürdüreceklerini belirten Erdoğan, şunları kaydetti:

"Dünyada kadın hakları diye ortalığı ayağa kaldıranlardan tek birinin dahi dönüp bakmadığı, derdini sormadığı, sıkıntısına ortak olmadığı bu hanım kardeşlerimiz için elimizden geleni yapacağız. Biz hiçbir zaman güya eşitlik adına, kadınların sırtına en ağır yükleri sararak, onları metalaştıranlar gibi olmayacağız, öyle davranmayacağız. Nisa olan, insan olan kadına gerçek anlamda insan gibi muamele edilmesini sağlarken onun tüm haklarını korumak, toplum ve devlet olarak elbette boynumuzun borcudur. Bu borcu ifa etmek için çıktığımız yolda bugüne kadar hep kadınlarımızla birlikte yürüdük, bundan sonra da mücadeleyi yine onlarla birlikte vereceğiz." 

8 Mart Dünya Kadınlar Günü'nü kutlayan Erdoğan, "Bizim için sadece bir gün değil, her an, her gün Dünya Kadınlar Günü'dür" diyerek konuşmasını tamamladı.